iyilik ile cümle
iyilik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Akılsız içinden, ‹‹Tanrı yok!›› der. İnsanlar bozuldu, iğrençlik aldı yürüdü, İyilik eden yok. sazlar››.Az éneklõmesternek a mahalathra, Dávid tanítása.
Akılsız içinden, ‹‹Tanrı yok!›› der. İnsanlar bozuldu, iğrençlik aldı yürüdü, İyilik eden yok. sazlar››.Een leerzaam gedicht van David voor de koordirigent. Als: Mahalath.
Akılsız içinden, ‹‹Tanrı yok!›› der. İnsanlar bozuldu, iğrençlik aldı yürüdü, İyilik eden yok. sazlar››.För sångmästaren, till Mahalát; en sång av David.
Akılsız içinden, ‹‹Tanrı yok!›› der. İnsanlar bozuldu, iğrençlik aldı yürüdü, İyilik eden yok. sazlar››.어리석은 자는 그 마음에 이르기를 하나님이 없다 하도다 저희는 부패하며 가증한 악을 행함이여 선을 행하는 자가 없도다
Akılsız içinden, ‹‹Tanrı yok!›› der. İnsanlar bozuldu, iğrençlik aldı yürüdü, İyilik eden yok. sazlar››.Náčelníkovi speváckeho sboru na nápev: Machlat čiže Tambura. Vyučujúci žalm Dávidov.
Akılsız içinden, ‹‹Tanrı yok!›› der. İnsanlar bozuldu, iğrençlik aldı yürüdü, İyilik eden yok. sazlar››.Přednímu z kantorů na machalat, vyučující žalm Davidův.
Akılsız içinden, ‹‹Tanrı yok!›› der. İnsanlar bozuldu, iğrençlik aldı yürüdü, İyilik eden yok. sazlar››.(Przedniejszemu śpiewakowi na Machalat pieśó Dawidowa nauczająca.)
Akılsız içinden, ‹‹Tanrı yok!›› der. İnsanlar bozuldu, iğrençlik aldı yürüdü, İyilik eden yok. sazlar››.Til sangmesteren; efter Mahalat*; en læresalme av David. / {* betydningen uviss.}
Akılsız içinden, ‹‹Tanrı yok!›› der. İnsanlar bozuldu, iğrençlik aldı yürüdü, İyilik eden yok. sazlar››.Veisuunjohtajalle; veisataan kuin: "Sairaus"; Daavidin mietevirsi.
Akılsız içinden, ‹‹Tanrı yok!›› der. İnsanlar bozuldu, iğrençlik aldı yürüdü, İyilik eden yok. sazlar››.למנצח על מחלת משכיל לדוד אמר נבל בלבו אין אלהים השחיתו והתעיבו עול אין עשה טוב׃
Akılsız içinden, ‹‹Tanrı yok!›› der. İnsanlar bozuldu, iğrençlik aldı yürüdü, İyilik eden yok. sazlar››.لامام المغنين على العود. قصيدة لداود قال الجاهل في قلبه ليس اله. فسدوا ورجسوا رجاسة. ليس من يعمل صلاحا.
Akılsız içinden, ‹‹Tanrı yok!›› der. İnsanlar bozuldu, iğrençlik aldı yürüdü, İyilik eden yok. sazlar››.〔 大 衛 的 訓 誨 詩 、 交 與 伶 長 、 調 用 麻 哈 拉 。 〕 愚 頑 人 心 裡 說 、 沒 有 神 。 他 們 都 是 邪 惡 、 行 了 可 憎 惡 的 罪 孽 . 沒 有 一 個 人 行 善
Akılsız içinden, ‹‹Tanrı yok!›› der. İnsanlar bozuldu, iğrençlik aldı yürüdü, İyilik eden yok. sazlar››.〔 大衛 的 訓誨詩 、 交與 伶長 、 調用 麻哈拉 。 〕 愚頑 人心 裡說 、 沒有神 。 他 們 都 是 邪惡 、 行了 可憎 惡 的 罪孽 . 沒有 一 個 人 行善
Akılsız içinden, ‹‹Tanrı yok!›› der. İnsanlar bozuldu, iğrençlik aldı yürüdü, İyilik eden yok.למנצח לדוד אמר נבל בלבו אין אלהים השחיתו התעיבו עלילה אין עשה טוב׃
Akılsız içinden, ‹‹Tanrı yok!›› der. İnsanlar bozuldu, iğrençlik aldı yürüdü, İyilik eden yok.لامام المغنين. لداود. قال الجاهل في قلبه ليس اله. فسدوا ورجسوا بافعالهم. ليس من يعمل صلاحا.
Akılsız içinden, ‹‹Tanrı yok!›› der. İnsanlar bozuldu, iğrençlik aldı yürüdü, İyilik eden yok.〔 大 衛 的 詩 、 交 與 伶 長 。 〕 愚 頑 人 心 裡 說 、 沒 有 神 。 他 們 都 是 邪 惡 、 行 了 可 憎 惡 的 事 . 沒 有 一 個 人 行 善
Akılsız içinden, ‹‹Tanrı yok!›› der. İnsanlar bozuldu, iğrençlik aldı yürüdü, İyilik eden yok.〔 大衛 的 詩 、 交與 伶長 。 〕 愚頑 人心 裡說 、 沒有神 。 他 們 都 是 邪惡 、 行了 可憎 惡 的 事 . 沒有 一 個 人 行善
Ama aynı nesneye, aynı kişiye aynı anda hem zarar vermek hem de iyilik yapmak isteyemezsiniz.Aber Sie können nicht zur gleichen Zeit auf beides zugehen, derselben Person schaden und Gutes tun.
Ama aynı nesneye, aynı kişiye aynı anda hem zarar vermek hem de iyilik yapmak isteyemezsiniz.De nem árthatunk és tehetünk jót egyszerre, ugyanazon tárggyal kapcsolatban, ugyanazon emberrel.
Ama aynı nesneye, aynı kişiye aynı anda hem zarar vermek hem de iyilik yapmak isteyemezsiniz.같은 대상이나 사람에게 해를 가하고 싶기도 하면서 동시에 도움이 되고 싶을 수는 없습니다.
Ama aynı nesneye, aynı kişiye aynı anda hem zarar vermek hem de iyilik yapmak isteyemezsiniz.Maar je kunt niet tegelijkertijd hetzelfde object, dezelfde persoon, kwaad willen doen en goed willen doen.
Ama aynı nesneye, aynı kişiye aynı anda hem zarar vermek hem de iyilik yapmak isteyemezsiniz.Mas não ao mesmo tempo e em relação ao mesmo objeto, nem à mesma pessoa que queremos magoar ou ajudar.
Ama aynı nesneye, aynı kişiye aynı anda hem zarar vermek hem de iyilik yapmak isteyemezsiniz.Men du kan inte, samtidigt, mot samma objekt, samma person, vilja skada och vilja göra gott.
Ama aynı nesneye, aynı kişiye aynı anda hem zarar vermek hem de iyilik yapmak isteyemezsiniz.Muttei voi samanaikaisesti haluta vahingoittaa ja tehdä hyvää samalle kohteelle, samalle henkilölle.
Ama aynı nesneye, aynı kişiye aynı anda hem zarar vermek hem de iyilik yapmak isteyemezsiniz.Не можете едновременно да изпитвате желание да навредите и да сторите добро на един и същ обект.
Ama aynı nesneye, aynı kişiye aynı anda hem zarar vermek hem de iyilik yapmak isteyemezsiniz.אבל אתה לא יכול, בו-זמנית, כלפי אותו דבר, אותו אדם, לרצות להרע ולרצות להיטיב.
Ama aynı nesneye, aynı kişiye aynı anda hem zarar vermek hem de iyilik yapmak isteyemezsiniz.لكن لا يمكنك ,فى نفس الوقت , لذات الشيء، نفس الشخص , أن تريد أن تضر وتفعل شيئاَ جيداً .
Ama aynı nesneye, aynı kişiye aynı anda hem zarar vermek hem de iyilik yapmak isteyemezsiniz.害悪を願いながら善を願うことはできません あなたは 握手しながら 殴ることはできません
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.Aku mengharapkan bahagia dan terang, tapi kesukaran dan kegelapanlah yang datang
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.Bizony jót reméltem és rossz következék, világosságot vártam és homály jöve.
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.Cuando esperaba el bien, me vino el mal; cuando aguardaba la luz, vino la oscuridad
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.Eppure aspettavo il bene ed è venuto il male, aspettavo la luce ed è venuto il buio
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.For jeg ventet godt, men det kom ondt; jeg håpet på lys, men det kom mørke.
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.Gdym dobrego oczekiwał, oto przyszło złe; a gdym się spodziewał światłości, przyszła ciemność.
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.Ich wartete des Guten, und es kommt das Böse; ich hoffte aufs Licht, und es kommt Finsternis.
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.J`attendais le bonheur, et le malheur est arrivé; J`espérais la lumière, et les ténèbres sont venues.
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.Jeg biede på Lykke, men Ulykke kom, jeg håbed på Lys, men Mørke kom;
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.Kajti čakal sem dobrega, a prišlo je hudo, nadejal sem se svetlobe, a prišla je tema.
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.Když jsem dobrého čekal, přišlo mi zlé; nadál jsem se světla, ale přišla mrákota.
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.내가 복을 바랐더니 화가 왔고 광명을 기다렸더니 흑암이 왔구나
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.Niin, minä odotin onnea, mutta tuli onnettomuus; minä vartosin valoa, mutta tuli pimeys.
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.Preto som s istotou očakával dobré, ale prišlo zlé; nadejal som sa na svetlo, a prišiel mrak.
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.Se, jag väntade mig lycka, men olycka kom; jag hoppades på ljus, men mörker kom.
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.Todavia aguardando eu o bem, eis que me veio o mal, e esperando eu a luz, veio a escuridão.
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.Tôi đợi chờ phước hạnh, tai họa bèn xảy đến; Tôi trông cậy ánh sáng, tăm tối lại tới cho.
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.Tôi đợi_chờ phước hạnh , tai_họa bèn xảy đến ; Tôi trông_cậy ánh_sáng , tăm_tối lại tới cho .
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.Ενω περιεμενον το καλον, τοτε ηλθε το κακον και ενω ανεμενον το φως, τοτε ηλθε το σκοτος.
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.Когато очаквах доброто, тогава дойде злото; И когато ожидах виделината, тогава дойде тъмнината.
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.Когда я чаял добра, пришло зло; когда ожидал света, пришла тьма.
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.כי טוב קויתי ויבא רע ואיחלה לאור ויבא אפל׃
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.حينما ترجيت الخير جاء الشر. وانتظرت النور فجاء الدجى.
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.我 仰 望 得 好 處 、 災 禍 就 到 了 . 我 等 待 光 明 、 黑 暗 便 來 了
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.我 仰望 得好處 、 災禍 就 到 了 . 我 等待 光明 、 黑暗 便 來了
Ama her şeyden önce, bana bir iyilik yapmanızı istiyorum.Aber zuerst möchte ich Sie um einen Gefallen bitten.
Ama her şeyden önce, bana bir iyilik yapmanızı istiyorum.Avšak najprv by ste mi mohli urobiť láskavosť.
Ama her şeyden önce, bana bir iyilik yapmanızı istiyorum.De először is, megtennének egy szívességet?
Ama her şeyden önce, bana bir iyilik yapmanızı istiyorum.Întâi de toate, vreau să-mi faceţi o favoare.
Ama her şeyden önce, bana bir iyilik yapmanızı istiyorum.그전에 먼저 부탁 하나 들어주세요.
Ama her şeyden önce, bana bir iyilik yapmanızı istiyorum.Mais tout d'abord, je veux vous demander de me faire une faveur.
Ama her şeyden önce, bana bir iyilik yapmanızı istiyorum.Ma prima di tutto, voglio che mi facciate un favore.