Bazı grafik rutinlerini iyileştirmekten ibaret değildi.لم يكن مجرد مسألة ضبط بعض تعليمات الرسوميات.
Bazı grafik rutinlerini iyileştirmekten ibaret değildi.グラフィックスルーチンもなければ マウスドライバもなかったのです
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli."Być może ona poprawić, jak ona dorasta," oficer żona powiedziała dobrej dobrodusznie.
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli."Có lẽ cô ấy sẽ cải thiện khi cô lớn lên", vợ của nhân viên cho biết naturedly.
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli."Ehkä hän paranee, kun hän vanhenee," upseerin vaimo sanoi hyvän- naturedly.
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli."Forse migliorerà come lei cresce," la moglie del funzionario ha detto good- umore.
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli."Kanske hon kommer att förbättras när hon blir äldre", officerens hustru sade god naturedly.
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli."Måske hun vil forbedre sig som hun bliver ældre," officer kone sagde farvel naturedly.
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli."Misschien is ze zal verbeteren als ze ouder wordt," de officier zei de vrouw van goede gemoedelijk.
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli."Morda se bo izboljšala, kot je ona raste starejših," je dejal častnik žena dobro- naturedly.
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli."Možná, že se zlepší, když stárne," řekl důstojník manželka dobrou dobromyslně.
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli."Možno, že sa zlepší, keď starne," povedal dôstojník manželka dobrú dobromyseľne.
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli."Mungkin dia akan meningkatkan saat ia tumbuh lebih tua," kata istri perwira baik- ramah.
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli."아마도 그녀가 나이가 성장함에 따라 개선,"경찰의 아내는 말했다 좋은가 naturedly.
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli."Peut-être qu'elle permettra d'améliorer comme elle grandit", l'épouse du policier dit au revoir bonhomie.
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli."Poate că ea se va îmbunătăţi ca ea creste mai mari", soţia ofiţerului a spus bun- naturedly.
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli."Talán javulni fog, ahogy nő az idősebb," a tiszt felesége szerint jó naturedly.
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli."Talvez ela vai melhorar à medida que ela envelhece," a esposa do policial disse boa- humorada.
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli."Tal vez mejorará a medida que crece", dijo la esposa del oficial de buena humor.
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli."Vielleicht wird sie zu verbessern, als sie älter wird," der Offizier sagte die Frau gut gutmütig.
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli."Ίσως θα βελτιωθεί καθώς αυτή μεγαλώνει," η σύζυγος του υπαλλήλου, δήλωσε ο καλός- naturedly.
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli."Може би тя ще се подобри, тъй като тя расте по-възрастните", каза съпругата на офицер добра усмивка.
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli."Може бути, вона покращиться, як вона стає старше," Дружина офіцера попрощався добродушно.
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli."Может быть, она улучшится, как она становится старше," Жена офицера простился добродушно.
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli."אולי היא תשפר כשהיא מתבגר," אשתו של הקצין אמר טוב ברוח.
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli."ربما أنها ستحسن كما انها تنمو في السن ،" وقالت زوجة الضابط حسن naturedly.
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli.快く。 "彼女はそう土色ではなかったとよりよい表現があった場合は、彼女の機能はかなり良いです。
Bildiğiniz üzere, kendi başına A almak bir şey, başkasının notunu da iyileştirmek ayrı bir şey.아시다시피, A학점을 받기 위한 방법 중 하나지요. 또 한편으로 다른 이들이 잘 할 수 있도록 돕는 일입니다.
Bildiğiniz üzere, kendi başına A almak bir şey, başkasının notunu da iyileştirmek ayrı bir şey.Co innego samemu dostać dobrą ocenę, a co innego pomóc komuś.
Bildiğiniz üzere, kendi başına A almak bir şey, başkasının notunu da iyileştirmek ayrı bir şey.Come sapete, prendere un 30 è una cosa, aiutare gli altri a ottenere un buon risultato è un'altra cosa.
Bildiğiniz üzere, kendi başına A almak bir şey, başkasının notunu da iyileştirmek ayrı bir şey.Como sabem, uma coisa é alguém merecer Excelente, outra coisa é ajudar alguém a conseguir bons resultados.
Bildiğiniz üzere, kendi başına A almak bir şey, başkasının notunu da iyileştirmek ayrı bir şey.Como saben, una cosa es ganarse una A uno mismo, y otra es ayudar a alguien a hacerlo.
Bildiğiniz üzere, kendi başına A almak bir şey, başkasının notunu da iyileştirmek ayrı bir şey.Een tien verdienen voor jezelf is prima, iemand anders helpen het goed te doen, is iets anders.
Bildiğiniz üzere, kendi başına A almak bir şey, başkasının notunu da iyileştirmek ayrı bir şey.És tudják, egy dolog ötöst szerezni magunknak, egy másik dolog segíteni másnak a jó eredmény elérésében.
Bildiğiniz üzere, kendi başına A almak bir şey, başkasının notunu da iyileştirmek ayrı bir şey.E una să obțină cineva un A, şi altceva să ajute pe altcineva să aibă succes.
Bildiğiniz üzere, kendi başına A almak bir şey, başkasının notunu da iyileştirmek ayrı bir şey.Như bạn biết, tự mình đạt điểm A thì nhạt lắm nhưng giúp người khác đạt điểm cao thì lại là một việc khác
Bildiğiniz üzere, kendi başına A almak bir şey, başkasının notunu da iyileştirmek ayrı bir şey.Можно заработать 5-ку самостоятельно, но это совершенно иное чувство, помочь получить 5-ку другому.
Bildiğiniz üzere, kendi başına A almak bir şey, başkasının notunu da iyileştirmek ayrı bir şey.כמו שאתם יודעים, זהו דבר אחד לקבל ציון "A" בעצמך, ודבר שני לעזור לאחר לאדם אחר לקבל ציונים טובים.
Bildiğiniz üzere, kendi başına A almak bir şey, başkasının notunu da iyileştirmek ayrı bir şey.وكما تعلمون، أن تحصل على ممتاز بنفسك شيء، ولكن أن تساعد شخصاً اخر أن يعمل بشكل جيد هو أمر آخر.
Bildiğiniz üzere, kendi başına A almak bir şey, başkasının notunu da iyileştirmek ayrı bir şey.他人の「A」のために 力を貸すこととは異なります そのような責任感の有無が 世界を変えるのです
Bu kapitali de yaşama standartlarını iyileştirmek için kullanabilirsin.Możesz go wykorzystać, aby poprawić swój poziom życia.
Bu kapitali de yaşama standartlarını iyileştirmek için kullanabilirsin.Můžeš použít, že zvyšuje životní standardy.
Bu kapitali de yaşama standartlarını iyileştirmek için kullanabilirsin.Vous pouvez améliorer votre mode de vie
Bu kapitali de yaşama standartlarını iyileştirmek için kullanabilirsin.Μπορείς να αξιοποιήσεις αυτό το κεφάλαιο, για να βελτιώσεις τις συνθήκες διαβίωσής σου.
Bu kapitali de yaşama standartlarını iyileştirmek için kullanabilirsin.Ти можеш використати його, покращуючи рівень життя.
Bu parkın çevresinde yaşayanların hayatlarını iyileştirmek için son derece bütüncül yaklaşan bir yöntem.C'est une approche globale destinée à améliorer la vie des gens qui habitent les villages autour du parc.
Bu parkın çevresinde yaşayanların hayatlarını iyileştirmek için son derece bütüncül yaklaşan bir yöntem.E o formă foarte holistică de a îmbunătăți viețile oamenilor care locuiesc în satele din jurul parcului.
Bu parkın çevresinde yaşayanların hayatlarını iyileştirmek için son derece bütüncül yaklaşan bir yöntem.Es una manera muy holística de mejorar las vidas de las personas viviendo en las aldeas alrededor del parque.
Bu parkın çevresinde yaşayanların hayatlarını iyileştirmek için son derece bütüncül yaklaşan bir yöntem.É uma forma muito holística de melhorar a vida das pessoas que vivem nas povoações à voltas do parque.
Bu parkın çevresinde yaşayanların hayatlarını iyileştirmek için son derece bütüncül yaklaşan bir yöntem.Het is een holistische manier om de levens te verbeteren van de mensen in de dorpen rond het park.
Bu parkın çevresinde yaşayanların hayatlarını iyileştirmek için son derece bütüncül yaklaşan bir yöntem.Így átfogó módszert dolgozhatunk ki a park körüli falvakban élők életszínvonalának a javítására.
Bu parkın çevresinde yaşayanların hayatlarını iyileştirmek için son derece bütüncül yaklaşan bir yöntem.이것은 공원 주변 마을 사람들의 삶을 개선할 포괄적인 방안입니다.
Bu parkın çevresinde yaşayanların hayatlarını iyileştirmek için son derece bütüncül yaklaşan bir yöntem.Polega na całościowym podejściu do poprawy warunków życia mieszkańców wiosek otaczających park.
Bu parkın çevresinde yaşayanların hayatlarını iyileştirmek için son derece bütüncül yaklaşan bir yöntem.Πρόκειται για έναν ολιστικό τρόπο βελτίωσης των ζωών ανθρώπων που ζουν σε χωριά κοντά στο πάρκο.
Bu parkın çevresinde yaşayanların hayatlarını iyileştirmek için son derece bütüncül yaklaşan bir yöntem.Тя е много холистичен начин да се подобри живота на хората, които живеят в селата около парка.
Bu parkın çevresinde yaşayanların hayatlarını iyileştirmek için son derece bütüncül yaklaşan bir yöntem.Це досить комплексний підхід до покращення життя людей, які живуть за околицями парку.
Bu parkın çevresinde yaşayanların hayatlarını iyileştirmek için son derece bütüncül yaklaşan bir yöntem.Это довольно целостный подход к улучшению жизни людей, живущих в окрестностях парка.
Bu parkın çevresinde yaşayanların hayatlarını iyileştirmek için son derece bütüncül yaklaşan bir yöntem.זוהי דרך מאוד הולסטית לשיפור חייהם של האנשים שחיים בכפרים בשכנות לפארק.
Bu parkın çevresinde yaşayanların hayatlarını iyileştirmek için son derece bütüncül yaklaşan bir yöntem.إنه وسيلة متكاملة جدا لتحسين حياة السكان الذين يقطنون في القرى حول المنتزه.
Bu parkın çevresinde yaşayanların hayatlarını iyileştirmek için son derece bütüncül yaklaşan bir yöntem.国立公園周辺に暮らす人々のために 生活環境の向上を目指す 総合的なプログラムです 12の村で始め 今では24の村に広がりました