Ana içeriğe geç
Sözlük

iyileştirme ile cümle

iyileştirme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Normal hayatları iyileştirmenin ne demek olduğunu unuttuk.あまり困っていない人々をより幸せで より充実して より生産的にすることを忘れ
O annenin çocuklarını iyileştirmek için tüm barış anlaşmalarından daha çok şansı var.Acea mamă are mai multe șanse să își vindece copiii decât orice alt acord de pace.
O annenin çocuklarını iyileştirmek için tüm barış anlaşmalarından daha çok şansı var.Aquela mãe tem uma hipótese melhor de curar os filhos que qualquer acordo de paz.
O annenin çocuklarını iyileştirmek için tüm barış anlaşmalarından daha çok şansı var.Cette mère a une meilleure chance de guérir ses enfants que n'importe quel accord de paix.
O annenin çocuklarını iyileştirmek için tüm barış anlaşmalarından daha çok şansı var.Deze moeder heeft meer kans om haar kinderen te laten helen dan welk vredesverdrag ook.
O annenin çocuklarını iyileştirmek için tüm barış anlaşmalarından daha çok şansı var.Diese Mutter hat eine größere Chance ihre Kinder zu heilen, als jedes Friedensabkommen es könnte.
O annenin çocuklarını iyileştirmek için tüm barış anlaşmalarından daha çok şansı var.Ennek az anyának jobb esélye van a gyermekeit meggyógyítani, mint bármilyen békemegállapodásnak.
O annenin çocuklarını iyileştirmek için tüm barış anlaşmalarından daha çok şansı var.어머니는 어떤 평화 협약이 할 수 있는 것보다 더 낫게 그 자녀들을 치유할 기회를 가집니다.
O annenin çocuklarını iyileştirmek için tüm barış anlaşmalarından daha çok şansı var.La madre tiene más oportunidades de sanar a sus hijos que cualquier tratado de paz.
O annenin çocuklarını iyileştirmek için tüm barış anlaşmalarından daha çok şansı var.Người mẹ có cơ hội tốt hơn để chữa lành cho con cái mình hơn bất kỳ bản hiệp ước hòa bình nào.
O annenin çocuklarını iyileştirmek için tüm barış anlaşmalarından daha çok şansı var.Quella madre ha opportunità migliori di guarire i propri figli di qualsiasi accordo di pace.
O annenin çocuklarını iyileştirmek için tüm barış anlaşmalarından daha çok şansı var.Tá matka má oveľa väčšiu šancu vyliečiť svoje deti než akákoľvek mierová dohoda.
O annenin çocuklarını iyileştirmek için tüm barış anlaşmalarından daha çok şansı var.Ta matka miała lepszą szansę wyleczenia dzieci niż każdy traktakt pokojowy.
O annenin çocuklarını iyileştirmek için tüm barış anlaşmalarından daha çok şansı var.Tato matka má lepší šanci vyléčit své děti, než jakákoliv mírová dohoda.
O annenin çocuklarını iyileştirmek için tüm barış anlaşmalarından daha çok şansı var.Αυτή η μητέρα έχει μεγαλύτερη πιθανότητα να γιατρέψει τα παιδιά της από κάθε συμφωνία ειρήνης.
O annenin çocuklarını iyileştirmek için tüm barış anlaşmalarından daha çok şansı var.Мати здатна сцілити своїх дітей так, як ніяка угода про мир не зможе.
O annenin çocuklarını iyileştirmek için tüm barış anlaşmalarından daha çok şansı var.Мать способна исцелить своих детей так, как никакое соглашение о мире не сможет.
O annenin çocuklarını iyileştirmek için tüm barış anlaşmalarından daha çok şansı var.Тази майка има по-добър шанс да излекува децата си, отколкото което и да е споразумение за мир.
O annenin çocuklarını iyileştirmek için tüm barış anlaşmalarından daha çok şansı var.לאמא הזאת סיכוי יותר טוב לרפא את ילדיה מאשר כל הסכם שלום.
O annenin çocuklarını iyileştirmek için tüm barış anlaşmalarından daha çok şansı var.هذه الأم لها فرصة أفضل فى شفاء أطفالها أكثر من أي أمل فى إتفاقية سلام .
O annenin çocuklarını iyileştirmek için tüm barış anlaşmalarından daha çok şansı var.自らの子どもたちを癒せるでしょう 前向きになれる事柄はたくさんあります
O da dünyada olup bitenleri izlemek ve bu otoriteyi durumu iyileştirmek için kullanmak.세상에서 어떤 일이 일어 나고 있는지 알려고 하는 것입니다 그리고 좀 더 나은 세상을 위해 모마의 힘을 사용하는 것이고요
O da dünyada olup bitenleri izlemek ve bu otoriteyi durumu iyileştirmek için kullanmak.וזה לנסות ולראות מה קורה בעולם ולנסות להשתמש בסמכותיות הזו כדי לעשות דברים טובים יותר.
O da dünyada olup bitenleri izlemek ve bu otoriteyi durumu iyileştirmek için kullanmak.هو تجربة ومشاهدة ما يحدث في العالم و محاولة استخدام تلك الصلاحيات لجعل الأمور بشكل أفضل.
O da dünyada olup bitenleri izlemek ve bu otoriteyi durumu iyileştirmek için kullanmak.世の中を良くするために MoMAのパワーを使うことです たくさんのエピソードが生まれています
Öğretmenleri iyileştirmeye derinden bağlılar.Eles estão muito empenhados em melhorar o ensino.
Öğretmenleri iyileştirmeye derinden bağlılar.Están comprometidos a mejorar el proceso de enseñanza.
Öğretmenleri iyileştirmeye derinden bağlılar.Họ cam kết hết sức trong việc giúp các giáo viên tốt hơn.
Öğretmenleri iyileştirmeye derinden bağlılar.Ils sont profondément engagés dans l'amélioration de l'enseignement.
Öğretmenleri iyileştirmeye derinden bağlılar.Jsou hluboce zaujati zkvalitňováním svých učitelů.
Öğretmenleri iyileştirmeye derinden bağlılar.선생님들은 강의의 질을 높이는데 더 열중하게 됩니다.
Öğretmenleri iyileştirmeye derinden bağlılar.Mélyen el vannak kötelezve a tanítás színvonalának emelése iránt.
Öğretmenleri iyileştirmeye derinden bağlılar.Mereka sangat terlibat dalam menjadikan guru lebih baik.
Öğretmenleri iyileştirmeye derinden bağlılar.Są one głęboko zaangażowane w usprawnianie nauczania.
Öğretmenleri iyileştirmeye derinden bağlılar.Sie sind zutiefst damit beschäftigt, Lehre zu verbessern.
Öğretmenleri iyileştirmeye derinden bağlılar.Si impegnano a fondo nel migliorare l'insegnamento.
Öğretmenleri iyileştirmeye derinden bağlılar.Sú hlboko zaujatí skvalitňovaním svojich učiteľov.
Öğretmenleri iyileştirmeye derinden bağlılar.Sunt profund angajati in imbunatatirea predarii.
Öğretmenleri iyileştirmeye derinden bağlılar.Ze zijn zeer toegewijd tot het verbeteren van het onderwijs.
Öğretmenleri iyileştirmeye derinden bağlılar.Ασχολούνται σοβαρά με την βελτίωση του δάσκαλου.
Öğretmenleri iyileştirmeye derinden bağlılar.Они глубоко вовлечены в улучшение преподавания.
Öğretmenleri iyileştirmeye derinden bağlılar.Те са дълбоко ангажирани с подобряването на преподаването.
Öğretmenleri iyileştirmeye derinden bağlılar.הם עוסקים באופן מעמיק בשיפור ההוראה.
Öğretmenleri iyileştirmeye derinden bağlılar.وهم منغمسين بشدة في جعل التعليم أفضل.
Öğretmenleri iyileştirmeye derinden bağlılar.実際、その学校の授業を参観した時
Okulları temizledik. Evleri çamurdan arındırdık ve temizleyip yenileme ve iyileştirmeye hazır hale getirdik.Scholen en huizen werden leeg- en schoongemaakt, voor renovatie en herbewoning.
Okulları temizledik. Evleri çamurdan arındırdık ve temizleyip yenileme ve iyileştirmeye hazır hale getirdik.Sprzątaliśmy szkoły, wybieraliśmy błoto z domów przygotowując je do renowacji.
Okulları temizledik. Evleri çamurdan arındırdık ve temizleyip yenileme ve iyileştirmeye hazır hale getirdik.Vyprázdňovali sme domy a zbavovali sme ich bahna, aby sa mohli začať renovovať.
Okulları temizledik. Evleri çamurdan arındırdık ve temizleyip yenileme ve iyileştirmeye hazır hale getirdik.Zbavovali jsme domy bahna a vyprazdňovali jsme je, aby byly připravené pro renovaci.
Okulları temizledik. Evleri çamurdan arındırdık ve temizleyip yenileme ve iyileştirmeye hazır hale getirdik.Ми розчищали школи, очищали доми від бруду і непотребу та готували їх до відновлення.
Onlar için ev süregelen bir çalışma. Sürekli iyileştirme, geliştirme ve düzeltmeler yaptıkları bir proje gibi.Koti on heille kuin keskeneräinen projekti, johon he lisäävät jatkuvasti uusia parannuksia ja korjauksia.
Onlar için ev süregelen bir çalışma. Sürekli iyileştirme, geliştirme ve düzeltmeler yaptıkları bir proje gibi.Są w trakcie tworzenia własnego domu, który przypomina ciągle ulepszany i udoskonalany projekt.
Onların yaşadığı yerlerde çalışır ve bu iş onların sağlığını iyileştirmek için yapılır.Działa tam, gdzie mieszkają, a jej cel to poprawa stanu zdrowia.
Onların yaşadığı yerlerde çalışır ve bu iş onların sağlığını iyileştirmek için yapılır.Funguje v miestach, kde žijú a cieľom je zlepšenie ich zdravia.
Onların yaşadığı yerlerde çalışır ve bu iş onların sağlığını iyileştirmek için yapılır.Hiệu quả nơi họ sống, có tác dụng cải thiện sức khỏe.
Onların yaşadığı yerlerde çalışır ve bu iş onların sağlığını iyileştirmek için yapılır.그들이 살고 있는 곳에서 일하고 그들의 건강을 증진시키기 위해 일합니다.
Onların yaşadığı yerlerde çalışır ve bu iş onların sağlığını iyileştirmek için yapılır.Le projet est mené sur leur lieu de vie, afin d'améliorer leur état de santé.
Onların yaşadığı yerlerde çalışır ve bu iş onların sağlığını iyileştirmek için yapılır.Opera nei posti dove vivono e il lavoro viene fatto per migliorare la loro salute.
Onların yaşadığı yerlerde çalışır ve bu iş onların sağlığını iyileştirmek için yapılır.Trabaja en los lugares donde viven y el trabajo se hace para mejorar su salud.
Onların yaşadığı yerlerde çalışır ve bu iş onların sağlığını iyileştirmek için yapılır.Vi arbetar på de ställen där de bor och arbetet utförs för att förbättra deras hälsa.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod