iyileşti ile cümle

iyileşti kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Kesin iyileştirme amacıyla ameliyat hastaların sadece %20'sinde mümkündür.A cirurgia com a intenção de cura só é possível em cerca de 20% dos novos casos.
Ninhursag tarafından Enki'nin vücudunu iyileştirmek için yaratılan sekiz tanrıçadan biridir.Ela também é uma das oito crianças criadas para curar uma das oito feridas que Enki sofreu.
Hastanede iyileştikten sonra savaşın geri kalan bölümünü beden eğitimi öğretmeni olarak geçirdi.E, após recuperar-se no hospital, ele viu o resíduo da guerra como instrutor de treinamento físico.
Orada Lilly, Vali'ye yaptıkları için teşekkür eder ve Vali'nin kafasına aldığı bir yarayı iyileştirir.Lilly agradece por ele ter se arriscado por sua família, e limpa um ferimento que ele recebeu na cabeça.
General olarak imparator, kendi savaş becerilerini iyileştiren yeteneklere sahip olur.Felizmente, o Imperador conclui seu refinamento no meio desta batalha.
Thorndyke'ın yükseklik korkusunu iyileştirmeye çalışır.Ele é consultor do hospício e tenta curar a "Alta Ansiedade" de Thorndyke através da terapia.
Toplamda performans iyileştirmesi yaklaşık %3'tür.Melhoria de desempenho total, em média, é de cerca de 3%.
Oyun sistemi büyük ölçüde aynı olmakla beraber, birtakım yenilikler ve iyileştirmeler getirmiştir.Apesar de parecer basicamente o mesmo videogame, ele traz muitas diferenças e melhorias.
İyileştiklerinde ise cezalarını tamamlamak için tekrar hapishaneye gönderildiler.Na sua libertação da prisão, eles voltaram para a casa de detenção.
Ancak,kısa sürede iyileşti.Ela rapidamente se recuperou.
Hiçbir iyileştirme çabaları sonuç vermedi.Nenhuma tentativa de cura foi eficaz.
Aynı zamanda sistemin yer kesimi iyileştirmelerine geçmesi sağlanmıştır.Ele também lhe diz que o tempo vai curar tudo.
Messi, iyileştikten sonra sahalara Mallorca karşısında 1-1 biten maçta gol atarak döndü.Após a sua recuperação, retornou em outubro marcando no empate por 1–1 contra o Mallorca.
Setsuna'nın artık kendini iyileştirebilme gücü yoktur.Safeno não tem uma saúde muito forte.
Zırhlı araç tamir ederek, takım arkadaşları iyileştirilerek ve mühimmat sağlayarak puan kazanılabilmektedir.Podem consertar veículos, robôs, e recarregar a vida e munição dos aliados.
Pil iyileştirmeleri Pili şarj etmeye gerek kalmadan bir saate kadar ek süre.É melhor perder 5 minutos aquecendo do que meses de reabilitação.
İyileşti ancak talihsizlik kendisini bu sefer idman sahasında yakaladı ve aynı ayağı yeniden kırıldı.Mas nesta mesma partida, sofreu nova lesão, desta vez na coxa direita, e novamente, foi afastado.
İyileştirme gücüne sahiptir.Ele tem também o poder de curar.
Çalışanın, şirketin büyümesine ve iyileştirilmesine yardım etmesini sağlar.Tem 'irmãos' que ajudam o grupo crescer, se fortalecer.
O sırada sahilde Jack'in iyileştirmeye çalıştığı polis kendine gelmiştir ve Jack'e "O nerede?" diye sorar.Op het strand komt de agent bij, en vraagt Jack: 'Waar is ze?'.
İyileştikten sonra tekrar hapishaneye dönecekti).De eigenaar kan dan het goed revindiceren (terugeisen).
Ancak,kısa sürede iyileşti.Hij was in korte tijd genezen.
Nathan'ın karısını iyileştirmiştir.De stem van Natalia is helemaal genezen.
Hastanede iyileştikten sonra savaşın geri kalan bölümünü beden eğitimi öğretmeni olarak geçirdi.Nadat hij was bijgekomen in het ziekenhuis zat hij de rest van de oorlog uit als trainingsinstructeur.
Kaizen(Sürekli İyileştirme), sonuçlardan ziyade süreçlere yöneliktir.De buitenste gedeelten zijn daarom het meest geschikt om te herplanten.
Kanban, bir üretim sisteminin bütün olarak çalışmasını ve iyileştirmeyi teşvik etmek için doğru bir araçtır.Kanban werd een effectief middel ter ondersteuning van het beheer van een productiesysteem als geheel.
İyileştiklerinde ise cezalarını tamamlamak için tekrar hapishaneye gönderildiler.Later mochten ze thuis herstellen waarna ze teruggebracht werden naar de gevangenis.
Anne sağlığının iyileştirilmesi.Wordt mijn zieke moeder beter?
Bu hasarları iyileştirir ve satılabilir.Angels kunnen genezen en schade toebrengen.
Gittiği yerlerde hastaları iyileştiriyordu.Dit was de plaats waar de zieken heen gingen om genezen te worden.
Bu insanların şans getirdiğine ve iyileştirici güçleri olduğuna inanılmıştır.De mensen denken dat de baby hierdoor genezende krachten heeft.
İnce Memed iyileştikten sonra eşkıyalığı bıraktığını Hürü Ana'ya söyler.Belle overtuigt het Beest de vogel te laten gaan zodra zijn vleugel is genezen.
Öncelikle yaşlıların yaşam koşullarını iyileştirme hedefi takip edilmektedir.Daarbij moet het welzijn van de slachtoffers voorop staan.
Katniss, ciddi bir şekilde yaralanmış olan Peeta'yı bulur ve onu iyileştirmeye çalışır.Peeta denkt goede bessen gevonden te hebben en gaat ze verzamelen.
Tıpta; yara iyileştirmede ve göz bozukluklarını tedavide kullanılır.Ze wassen hem en verzorgen zijn schouderwond.
Anka Fawkes ağlar ve gözyaşları Harry'nin yaralarını iyileştirir.De fenix van Perkamentus komt terug, en laat een paar tranen op Harry's wond vallen.
Messi, iyileştikten sonra sahalara Mallorca karşısında 1-1 biten maçta gol atarak döndü.Toen Messi hersteld was, scoorde hij in een 1-1 gelijkspel tegen RCD Mallorca.
İngilizce telaffuzumu iyileştirmek isterdim.Ik zou willen mijn Engelse uitspraak verbeteren.
Nihayet kırık bacağı iyileşti.Eindelijk is zijn gebroken been genezen.
Doktorların yardımıyla iyileşti.Met de hulp van dokters is ze genezen.
EU Business School İspanya'da master tamamladıktan sonra ortalama maaş iyileştirmesi %138'dir.Średni wzrost wynagrodzenia po zdobyciu tytułu magistra w Europejskiej Szkole Biznesu w Hiszpanii wynosi 138%.
Robin'e ise onu iyileştirdiği için teşekkür eder.Dzięki temu Robin zdołał uleczyć żonę.
Priest: (Rahip) İyileştirici özellikle çok gelişmiş olan bir sınıftır.Kapłan (The Priest) jest klasą leczącą.
Ara vermeden düşünme (hansei) ve sürekli iyileştirme (kaizen) yoluyla bir öğrenme organizasyonu ol.Zostać organizacją uczącą się dzięki niestrudzonej refleksji (hansei) i ciągłej poprawie (Kaizen).
İyileştirme gücüne sahiptir.Posiada umiejętność uzdrawiania.
Ama zamanla iyileşti.Z czasem odzyskiwał zdrowie.
Amacı, dünyadaki tüm hastalıkları iyileştirebilen bir ilaç yapmaktır.Pragnie wynaleźć panaceum, które uleczy wszystkie choroby świata.
Yusuf onu iyileştirmek için gömleğini gönderir.Pan Jezus postanowił go uzdrowić.
Ocak 1944 itibaren bazı mekanik iyileştirmeler ile de GAZ-67B geliştirildi.Od stycznia 1944 roku produkowano ulepszoną wersję GAZ-67B (głównie ulepszenia mechaniczne).
Doktor: İnsanları iyileştirmek için evlerine gidin.Wędruje po wsiach uzdrawiając ludzi.
Kesin iyileştirme amacıyla ameliyat hastaların sadece %20'sinde mümkündür.Jednak taka operacja jest możliwa tylko u 20% chorych.
Hastaları iyileştirir.Leczy chorych.
İyileştikten sonra çalışmaya devam edeceğim.Po wyzdrowieniu kontynuował naukę.
Esas hedef görünümün iyileştirilmesidir.Finał Guarigione ilustruje wyzdrowienie.
Yoğun antrenmandan sonra iyileşti ve sonunda eğitim için The College of William and Mary'e gitti.Podstawowe wykształcenie odebrał od prywatnych nauczycieli, a następnie ukończył College of William & Mary.
Güvenlik iyileştirmeleri.Są uzdrowienia.
Abiyoleyy: Yaratığı iyileştirir.Ayahuaska: szkodzi czy uzdrawia?
Ancak,kısa sürede iyileşti.Szybko jednak wyzdrowiała.
Bu nokta en ideali 2 savaşan karakter ve 2 iyileştiriciden oluşan bir grup kurmak.To historia czterech złamanych serc i próby uleczenia dwóch z nich.
Ajan iyileştikten sonra son bir görev verilir.Po dojściu do zdrowia objął nowe obowiązki.

İlgili Sayfalar