O memnun olan biber iyice tadını çıkarabilirsiniz! 'Porque bien puede disfrutar de la pimienta cuando le plazca!
O memnun olan biber iyice tadını çıkarabilirsiniz! 'Pour qu'il puisse profiter à fond Le poivre quand il veut!
O memnun olan biber iyice tadını çıkarabilirsiniz! 'Sillä hän voi kunnolla nauttia pippuri kun hän tahtoo! "
O memnun olan biber iyice tadını çıkarabilirsiniz! 'Want hij kan optimaal genieten van de paprika als hij wil! '
O memnun olan biber iyice tadını çıkarabilirsiniz! 'Za on temeljito uživajo paprike, ko ga je volja! '
O memnun olan biber iyice tadını çıkarabilirsiniz! 'Γιατί να απολαύσετε διεξοδικά το πιπέρι, όταν θέλει!
O memnun olan biber iyice tadını çıkarabilirsiniz! 'Защото той може напълно да се насладите на пипер, когато той пожелае! "
O memnun olan biber iyice tadını çıkarabilirsiniz! 'Потому что он может полностью насладиться перец, когда ему заблагорассудится!
O memnun olan biber iyice tadını çıkarabilirsiniz! 'Тому що він може повністю насолодитися перець, коли йому заманеться!
O memnun olan biber iyice tadını çıkarabilirsiniz! 'כי הוא יכול ביסודיות ליהנות פלפל כשהוא משמח! "
O memnun olan biber iyice tadını çıkarabilirsiniz! 'لأنه يمكن أن أتمتع والفلفل عندما يشاء!
Ona sadece yerine iyice yerleştirdiğinden emin olmasını söylüyorum yüzümü etkilemesin diye -- patlama yani.Îi spuneam doar să se asigure că e bine poziţionată să nu îmi afecteze faţa -- explozia, ştiţi.
Ona sadece yerine iyice yerleştirdiğinden emin olmasını söylüyorum yüzümü etkilemesin diye -- patlama yani.Instruuję ją, by upewniła się, czy dobrze to mocuje, bym nie uszkodził sobie twarzy przez ten wybuch.
Ona sadece yerine iyice yerleştirdiğinden emin olmasını söylüyorum yüzümü etkilemesin diye -- patlama yani.KBI: Ik let op dat ze het goed vastmaakt zodat de explosie mijn gezicht niet raakt.
Ona sadece yerine iyice yerleştirdiğinden emin olmasını söylüyorum yüzümü etkilemesin diye -- patlama yani.전 그녀에게 테이프를 잘 붙여 달라고 했어요. 폭발로 제 얼굴이 안 다치게 말이죠.
Ona sadece yerine iyice yerleştirdiğinden emin olmasını söylüyorum yüzümü etkilemesin diye -- patlama yani.Sólo le estoy diciendo que se asegure de ponerlo bien. para que no me afecte la cara -- la explosión.
Ona sadece yerine iyice yerleştirdiğinden emin olmasını söylüyorum yüzümü etkilemesin diye -- patlama yani.Tôi chỉ đang bảo cô ấy chắc rằng cô ấy đặt nó đúng để nó không ảnh hưởng tới mặt mình -- vụ nổ, bạn biết đấy.
Ona sadece yerine iyice yerleştirdiğinden emin olmasını söylüyorum yüzümü etkilemesin diye -- patlama yani."Я просто сказал ей, чтобы она хорошо это сделала, чтобы взрывом не повредило моё лицо.
Ona sadece yerine iyice yerleştirdiğinden emin olmasını söylüyorum yüzümü etkilemesin diye -- patlama yani.קאוין בוקס איקדודא: אני רק מבקש ממנה שתוודא שהיא שמה את זה כמו שצריך. שהפיצוץ לא ייפגע בפנים שלי, אתה מבין?
Ona sadece yerine iyice yerleştirdiğinden emin olmasını söylüyorum yüzümü etkilemesin diye -- patlama yani.أنا فقط أخبرها أن تتأكد من تثبيته بصورة جيدة حتي لا أصاب في وجهي-- الإنفجار , كما تعلم.
Ona sadece yerine iyice yerleştirdiğinden emin olmasını söylüyorum yüzümü etkilemesin diye -- patlama yani.きちんと対策してくれるよう お願いしているんだ でも彼女もプロだから やり方は心得てるよ
"Önemli işler yapmaya kalkışmadan önce iyice düşünmek gerekir.""Diep nadenken doet er echt toe als je je afvraagt hoe je dingen moet aanpakken die er echt toe doen."
"Önemli işler yapmaya kalkışmadan önce iyice düşünmek gerekir.""Gândirea profundă contează când meditezi ce să faci în legătură cu lucruri care contează."
"Önemli işler yapmaya kalkışmadan önce iyice düşünmek gerekir.""Głębokie myślenie się liczy kiedy zastanawiasz się co zrobić z rzeczami, które się liczą."
"Önemli işler yapmaya kalkışmadan önce iyice düşünmek gerekir."중요한 문제에 대해 어떻게 행동할지 고민할 땐 깊은 사유가 중요합니다.
"Önemli işler yapmaya kalkışmadan önce iyice düşünmek gerekir.""Suy nghĩ sâu xa chỉ có ý nghĩa khi bạn cân nhắc cần làm việc gì cho những vấn đề có ý nghĩa."
"Önemli işler yapmaya kalkışmadan önce iyice düşünmek gerekir.""Tiefe Überlegungen sind wichtig, wenn du darüber grübelst, was du wegen der wichtigen Dinge tun kannst."
"Önemli işler yapmaya kalkışmadan önce iyice düşünmek gerekir.""Une réflexion profonde s'impose lorsque l'on veut s'attaquer aux choses qui importent le plus."
"Önemli işler yapmaya kalkışmadan önce iyice düşünmek gerekir.""Un pensiero approfondito conta quando si riflette su che cosa fare per le cose che contano."
"Önemli işler yapmaya kalkışmadan önce iyice düşünmek gerekir.""Η ουσιαστική σκέψη μετράει όταν αναλογίζεσαι τι θα κάνεις για πράγματα που έχουν σημασία."
"Önemli işler yapmaya kalkışmadan önce iyice düşünmek gerekir.""Глибокі думки мають значення, коли ти обмірковуєш, що треба зробити з речами, котрі мають значення."
"Önemli işler yapmaya kalkışmadan önce iyice düşünmek gerekir.""Дълбока мисъл означава, когато размишляваш какво да правиш за значими неща."
"Önemli işler yapmaya kalkışmadan önce iyice düşünmek gerekir.""החשיבה לעומק חשובה כשחושבים מה לעשות לגבי דברים חשובים."
"Önemli işler yapmaya kalkışmadan önce iyice düşünmek gerekir."مسائل التفكير العميق عندما كنت تفكر في ما يجب القيام به حول مسألة الأشياء.
"Önemli işler yapmaya kalkışmadan önce iyice düşünmek gerekir."何をすべきか熟考している時 深く考えることが大事」なのです このような行動志向の教育課程を
Onlar, arka kapıdan refastened incelenen mutfak, kiler ve iyice bulaşıkçı ve son kiler içine indi.주방, 찬장, 철저 방, 마지막에 지하실했다.
Onlar, arka kapıdan refastened incelenen mutfak, kiler ve iyice bulaşıkçı ve son kiler içine indi.Oni uzavřen zadní dveře, zkoumal kuchyň, spíž, černá kuchyně a důkladně, a konečně šel dolů do sklepa.
Onlar, arka kapıdan refastened incelenen mutfak, kiler ve iyice bulaşıkçı ve son kiler içine indi.Oni uzavretý zadné dvere, skúmal kuchyňa, špajza, čierna kuchyňa a dôkladne, a konečne šiel dole do pivnice.
Onlar, arka kapıdan refastened incelenen mutfak, kiler ve iyice bulaşıkçı ve son kiler içine indi.So zapre zadnja vrata, pregledal kuhinja, shramba in Pralnica posode temeljito, in na zadnji šel dol v klet.
Onlar, arka kapıdan refastened incelenen mutfak, kiler ve iyice bulaşıkçı ve son kiler içine indi.Вони refastened задні двері, оглянув кухня, комора, комори ретельно, і, нарешті, спустилися в підвал.
Onlar, arka kapıdan refastened incelenen mutfak, kiler ve iyice bulaşıkçı ve son kiler içine indi.Они refastened заднюю дверь, осмотрел кухня, кладовая, кладовые тщательно, и, наконец, спустились в подвал.
Onlar, arka kapıdan refastened incelenen mutfak, kiler ve iyice bulaşıkçı ve son kiler içine indi.Те запечатват отново през задната врата, разгледа кухня, килер, и миячка добре, и най-после слезе в мазето.
Onlar, arka kapıdan refastened incelenen mutfak, kiler ve iyice bulaşıkçı ve son kiler içine indi.المطبخ ومخزن وحجرة غسل الاطباق وافية ، وأخيرا سقطت في القبو.
Onlar, arka kapıdan refastened incelenen mutfak, kiler ve iyice bulaşıkçı ve son kiler içine indi.家で発見される魂、彼らは同じように検索がありませんでした。
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.A gdy im wiele plag zadali, wrzucili je do więzienia przykazawszy stróżowi więzienia, aby ich dobrze opatrzył.
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.A množství ran jim davše, vsadili je do žaláře, přikázavše strážnému žaláře, aby jich pilně ostříhal.
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.e dopo averli caricati di colpi, li gettarono in prigione e ordinarono al carceriere di far buona guardia
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.In ko so ju zelo pretepli, ju vržejo v ječo, naročivši ječarju, naj ju skrbno varuje.
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.많이 친 후에 옥에 가두고 간수에게 분부하여 든든히 지키라 하니
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.og da de hadde gitt dem mange slag, kastet de dem i fengsel, og bød fangevokteren å passe godt på dem.
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.Sau khi người ta đánh nhiều đòn rồi, thì bỏ vào ngục, dặn người đề lao phải canh giờ cho nghiêm nhặt.
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.Sau khi người_ta đánh nhiều đòn rồi , thì bỏ vào ngục , dặn người đề_lao phải canh giờ cho nghiêm_nhặt .
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.и, дав им много ударов, ввергли в темницу, приказав темничному стражу крепко стеречь их.
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.І завдавши їм багато ран, повкидали в темницю, звелївши темничнику пильно стерегти їх
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.Но по среднощ, когато Павел и Сила се молеха с химни на Бога, а затворниците ги слушаха,
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.ויהי אחרי הכות אתם מכה רבה וישליכום במשמר ויצוו את שומר האסורים לשמרם היטב׃
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.فوضعوا عليهما ضربات كثيرة والقوهما في السجن واوصوا حافظ السجن ان يحرسهما بضبط.
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.打 了 許 多 棍 、 便 將 他 們 下 在 監 裡 、 囑 咐 禁 卒 嚴 緊 看 守
Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar. Zindancıya, onları sıkı güvenlik altında tutmasını buyurdular.打了 許多棍 、 便將 他 們下 在 監裡 、 囑咐 禁 卒 嚴緊 看守
Onların ilişkisi, Elijah Mohammad'in sağlığının bozulmasıyla birlikte, iyice karışık bir hal almıştı.Die Beziehung wurde weiters von Elijah Muhammads schwindender Gesundheit verkompliziert.