Meğerse bu iyi niyetli değilmiş.故意ではなかった。
BSO 2009 yılından beri UNICEF iyi niyet elçisidir.1996年からはユニセフ親善大使を務めている。
Ak büyü, iyi niyetle bir canlının iyiliği için yapılan büyüdür.白魔術(しろまじゅつ)とは、 好ましい目的に使われる魔術、魔法。
1.↑ Türkçe: Cehenneme giden yol iyi niyetlerle döşelidir.「地獄への道は善意が敷き詰められている。
2010'da Birleşmiş Milletler Çevre Programı'na iyi niyet elçisi olarak atanmıştır.2010年には国際連合開発計画の親善大使に任命された。
Penny çok iyi niyetlidir herkese yardım eder.レイジに好意を持っており、事あるごとに彼の手助けをする。
2012 yılında, The New York Times ona "Çin'in ilk iyi niyetli süpermodeli" demiştir.2012年,《紐約時報》稱讚她是“中國第一個超模”。
Lange aynı zamanda UNESCO'nun iyi niyet elçileri arasındadır.门楚是联合国教科文组织的亲善大使。
2004 yılında UNICEF tarafından iyi niyet elçisi olarak atandı birçok hayır işini organize etti.2004年,她被任命為聯合國兒童基金會親善大使,自那時起舉行了多次的慈善活動。
Doğal, iyi niyetli, karizmatik ve çalışkan bir adam olan Galip, hep hayırlı bir evlat olmuştur.与一个如此有才华、有趣又善良的人一起,这是一个愉快的工作。
Tüm iyi niyeti ile insanlara yardımcı olmaya, onlarla sohbet edip onları dinlemeye çalışmaktadır.家境貧寒,然好助人,人稱“好施與”。
Başkalarına karşı iyi niyetlidir.擅長和其他人交涉。
1.↑ Türkçe: Cehenneme giden yol iyi niyetlerle döşelidir.동부로 : 경상남도 진주시에 있는 도로이다.
Başkalarına karşı iyi niyetlidir.מציק לאחרים באופן מכוון.
İncelikli, samimi, iyi niyetli.Тя е разумна, послушна, богобоязлива.
Başkalarına karşı iyi niyetlidir.Недоверчив е към други хора.
Aslında bu aşamada, “tazminat yoluyla anlaşmak için gösterilen iyi niyettir.”По-скоро ги призовава да водят преговори „в дух на добра воля“."
Çünkü en iyi niyete sahip olabilirsiniz ama yeterli bilginiz olmayabilir ve çok büyük hatalar yapabilirsiniz."Možda ćete se radi toga osjećati bolje, ali vas ne čini ništa mudrijim."
2000 ve 2001 yılında da UNESCO'un iyi niyet elçisi olarak görev yaptı.1996 sa stala veľvyslankyňou dobrej vôle UNESCO.
Halkı çalışkan, iyi niyetli, misafirperver, dürüst ve saygılıdır.Ľudia sú sympatickí, dobrí, pohostinní a otvorení.
Josh ise iyi niyetli ve çalışkan bir gençtir.Skandan je bil priden in zelo delaven mladenič.
Alexander imparator olduğunda, genç, sevimli, iyi niyetli ve tamamıyla annesinin yönetimi altındaydı.Kai Aleksandras tapo imperatoriumi, jis buvo jaunas, draugiškas, gerų norų ir visiškai po motinos padu.
2000 ve 2001 yılında da UNESCO'un iyi niyet elçisi olarak görev yaptı.2013 m. Tan Dunui suteiktas UNESCO Geros valios ambasadoriaus vardas.
Unicef iyi niyet elçiliği yapmıştır.UNICEF geros valios ambasadorė..
Lange aynı zamanda UNESCO'nun iyi niyet elçileri arasındadır.Praegu on Finnbogadóttir UNESCO Hea Tahte Saadik.
1994'ten bu yana UNESCO iyi niyet elçisidir.1994 nimetati ta UNESCO Hea Tahte saadikuks.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Hulluja pilkkaa vikauhri, mutta oikeamielisten kesken on mielisuosio.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.A bolondokat megcsúfolja a bûnért való áldozat; az igazak között pedig jóakarat van.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.A culpa zomba dos insensatos; mas os retos têm o favor de Deus.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Blázen přikrývá hřích, ale mezi upřímými dobrá vůle.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Bláznom sa posmieva obeť za hriech; ale medzi úprimnými je záľuba.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Cei nesocotiţi glumesc cu păcatul, dar între cei fără prihană este bunăvoinţă. -
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Dårer spottes av sitt eget skyldoffer, men blandt de opriktige råder Guds velbehag.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.De oförnuftiga bespottas av sitt eget skuldoffer, men bland de redliga råder gott behag.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Die Narren treiben das Gespött mit der Sünde; aber die Frommen haben Lust an den Frommen.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Fra gli stolti risiede la colpa, fra gli uomini retti la benevolenza
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Każdy głupi nakrywa grzech, a między uprzejmymi mieszka przyjaźó.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Kẻ ngu dại bỉ báng tội lỗi; Nhưng người ngay thẳng có được ơn của Ðức Chúa Trời.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Kẻ ngu_dại bỉ_báng tội_lỗi ; Nhưng người ngay_thẳng có được ơn của Ðức_Chúa_Trời .
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.미련한 자는 죄를 심상히 여겨도 정직한 자 중에는 은혜가 있느니라
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Les insensés se font un jeu du péché, Mais parmi les hommes droits se trouve la bienveillance.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Los insensatos se mofan de la culpabilidad, pero entre los rectos hay buena voluntad
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Med Dårer driver Skyldofret Spot, men Velvilje råder iblandt retsindige.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Neumni se smejejo krivdi, odkritosrčni pa so si dobrohotni.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Orang bodoh tidak peduli apakah dosanya diampuni atau tidak; orang baik ingin diampuni dosanya
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Οι αφρονες γελωσιν εις την ανομιαν εν μεσω δε των ευθεων ειναι χαρις.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Глупые смеются над грехом, а посреди праведных - благоволение.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Приносът за грях се присмива на безумните, А между праведните има Божие благоволение.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.אולים יליץ אשם ובין ישרים רצון׃
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.الجهال يستهزئون بالاثم. وبين المستقيمين رضى.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.愚 妄 人 犯 罪 、 以 為 戲 耍 . 〔 或 作 贖 愆 祭 愚 弄 愚 妄 人 〕 正 直 人 互 相 喜 悅
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.愚妄 人 犯罪 、 以 為戲耍 . 〔 或 作贖 愆祭 愚弄 愚妄人 〕 正直 人 互相 喜悅
Bay Dominic iyi niyetinden dolayı sana bu bacakları verdi.Dominic gav dig benene af godhed.
Bay Dominic iyi niyetinden dolayı sana bu bacakları verdi.El Sr. Dominic te dio esas piernas de buena voluntad.
Bay Dominic iyi niyetinden dolayı sana bu bacakları verdi.Herra Dominic antoi sinulle nämä jalat hyvää hyvyyttään.
Bay Dominic iyi niyetinden dolayı sana bu bacakları verdi.Il signor Dominic ti ha donato queste gambe per generosità.
Bay Dominic iyi niyetinden dolayı sana bu bacakları verdi.Mr Dominic gav dig benen av godhet.
Bay Dominic iyi niyetinden dolayı sana bu bacakları verdi.O Sr. Dominic deu-te essas pernas por pura bondade.
Bay Dominic iyi niyetinden dolayı sana bu bacakları verdi.Pan Dominic dał ci te nogi z dobrego serca.
Bay Dominic iyi niyetinden dolayı sana bu bacakları verdi.Ο κ. Ντομινίκ σου έδωσε αυτά τα πόδια από την καλοσύνη του.