Çok dürüst ve iyi niyetli biri.Es muy inocente y bien intencionado.
Çok iyi niyetli olmasına rağmen sürekli dalga geçilir ve aşağılanır.Aunque es valiente y siempre tiene buenas intenciones, es muy impulsiva e inocente.
Şu halde tüm iyi niyet ve düşüncelere rağmen, insanlar hatasız olamayacaktır.Después con el compromiso y la profesionalidad de todos no tendremos problemas.
Başkalarına karşı iyi niyetlidir.Sii gentile con gli altri.
2000 ve 2001 yılında da UNESCO'un iyi niyet elçisi olarak görev yaptı.Nel 2000 e nel 2001 è stato goodwill ambassador per l'UNESCO.
2001'de UNESCO nezdinde gençlik temsilcisi ve iyi niyet elçisi olarak atanmıştır.Nel luglio 2001 è stata nominata Ambasciatrice di buona volontà dell'UNESCO.
Smith; her iki ülkede iyi niyet elçisi olarak tanındı.Entrambi sono accreditati come artisti onorari dell'Armenia.
Meğerse bu iyi niyetli değilmiş.Alice: No, non credo sia una buona idea.
Shrek iyi niyetle krala durumu anlatmaya çalışır fakat kral onu öldürme emri verir.Merlino cerca di dissuaderlo, ma il re sembra aver preso la sua decisione.
2004 yılında UNICEF tarafından iyi niyet elçisi olarak atandı birçok hayır işini organize etti.Nel 2004 è stata nominata Ambasciatrice di buona volontà dall'UNICEF.
Türkiye Unicef iyi niyet elçisi ve Küresel Vatandaşlık Forumu elçisidir.Шакира — Посол доброй Воли ЮНИСЕФ и одна из мировых представителей.
Başkalarına karşı iyi niyetlidir.С другими ведёт себя уверенно.
Çok iyimser, iyi niyetli ve uysaldır.Это хорошее самочувствие, оптимизм, осуществимые планы.
Marge, Simpson ailesinin iyi niyetli ve aşırı sabırlı annesidir.مارج هي نظام أمومي جيد للغاية وصبورة جدا في عائلة سيمبسون.
2005 yılında Birleşmiş Milletler mülteciler yüksek komiserliği tarafından iyi niyet elçisi unvanını aldı.وفي عام 2005 فقد حصلت على لقب سفيرة النوايا الحسنة، والذى سلمه لها مفوض الأمم المتحدة السامى لشؤون الاجئين.
Dexter sağ, becerlikli, şanslı, iyi niyetli anlamlarında Latince bir sıfattır.ديكستر (Dexter)، كلمة تعبيرية لاتينية وتعني " الجهة اليمنى، البارع، محظوظ، مؤيد، مناسب، ملائم ".
2000 ve 2001 yılında da UNESCO'un iyi niyet elçisi olarak görev yaptı.في عام 2002، عين سفيرا للنوايا الحسنة لمفوضية الأمم المتحدة لشؤون اللاجئين.
Başkalarına karşı iyi niyetlidir.الواجب نحو الآخرين.
Çünkü en iyi niyete sahip olabilirsiniz ama yeterli bilginiz olmayabilir ve çok büyük hatalar yapabilirsiniz."Porque você pode ter as melhores intenções, mas não ter informação suficiente e cometer grandes erros".
Bu kuralın bağlayıcı niteliği, iyi niyet ilkesine dayanmaktadır.Este tipo de dever é resultado do princípio da Boa-fé.
2012 yılında, The New York Times ona "Çin'in ilk iyi niyetli süpermodeli" demiştir.O New York Times chamou este evento como o "Grande Travamento de Tráfego Chinês de 2010."
1.↑ Türkçe: Cehenneme giden yol iyi niyetlerle döşelidir.De weg naar de hel is geplaveid met goede voornemens.
2000 ve 2001 yılında da UNESCO'un iyi niyet elçisi olarak görev yaptı.Van 1992 tot 1999 maakte hij zich voor de UNESCO dienstbaar als Goodwill Ambassador.
Meğerse bu iyi niyetli değilmiş.Dat was niet zonder reden.
2010'da Birleşmiş Milletler Çevre Programı'na iyi niyet elçisi olarak atanmıştır.Sinds 2011 is zij goodwill ambassadeur van die ziektes namens de Wereldgezondheidsorganisatie.
Başkalarına karşı iyi niyetlidir.Geven graag uiting aan positieve gevoelens ten opzichte van anderen.
Başkalarına karşı iyi niyetlidir.Jest uprzejmy wobec innych.
2010'da Birleşmiş Milletler Çevre Programı'na iyi niyet elçisi olarak atanmıştır.W 2001 roku została Ambasadorem Dobrej Woli ONZ.
18 Mart 2008'de dört Afrika ülkesine bir iyi niyet gezisi başlattı.24 marca 2008 r. sentymentalną podróż odbyli nim miłośnicy ze Stanów Zjednoczonych.
Bu kuralın bağlayıcı niteliği, iyi niyet ilkesine dayanmaktadır.Skarga ta była powództwem opartym na dobrej wierze.
Josh ise iyi niyetli ve çalışkan bir gençtir.Josh to bardzo impulsywny i inteligentny nastolatek.
Çiftliğin de çok iyi niyetli bir çiftlik ağası varmış.Djurgården hade nu ett riktigt bra lag.
Türkiye Unicef iyi niyet elçisi ve Küresel Vatandaşlık Forumu elçisidir.Є послом доброї волі ЮНФПА і громадським діячем.
Meğerse bu iyi niyetli değilmiş.To nebyl dobrý nápad.
Çok dürüst ve iyi niyetli biri.Velmi čestný a dobře vychovaný muž.
Lange aynı zamanda UNESCO'nun iyi niyet elçileri arasındadır.UNFPA je také reprezentována vyslanci dobré vůle.
Lange aynı zamanda UNESCO'nun iyi niyet elçileri arasındadır.A obținut și titlul de Ambasador al Bunăvoinței UNESCO.
Lakabı El Nano'dur Alonso, UNICEF adına iyi niyet elçisi olarak görev yapmaktadır.Farrow este cunoscută pentru activitatea sa în calitate de Ambasador al Bunăvoinței pentru UNICEF.
Türkiye Unicef iyi niyet elçisi ve Küresel Vatandaşlık Forumu elçisidir.Interpreta este un Ambasador UNICEF al Bunăvoinței și unul dintre reprezentanții organizației la nivel global.
Paragöz ve alkolik birisi gibi dursa da özünde gerçekten iyi niyetli ve sevecen bir insandır.În momentele intime, Bucătarul este defapt o persoană iubitoare și sensibilă.
Ancak uzay çalışmalarının geneli düşünüldüğünde, bir iyi niyet gösterisi olmaktan öteye gidemedi.Deși Endeavour se afla acum într-o stare bună, nu același lucru se putea spune despre echipajul său.
Smith; her iki ülkede iyi niyet elçisi olarak tanındı.Mindketten énekesként tettek szert nagy hírnévre.
Bir yardım merkezinde çalışan Grace son derece iyi niyetli ve yardımsever bir kızdır.Grace egy nagyon kedves és segítőkész lány.
Çapkınlığı bir kenara bırakıldığında ise saf, düşünceli ve iyi niyetli biridir.Ha őszintén hisz valamiben, akkor komoly, állhatatos és készséges ember.
2010'da Birleşmiş Milletler Çevre Programı'na iyi niyet elçisi olarak atanmıştır.Vuonna 2010 hänet nimitettiin Yhdistyneiden kansakuntien ympäristöohjelman (UNEP) hyväntahdon lähettilääksi.
1994'ten bu yana UNESCO iyi niyet elçisidir.Hän on ollut Unescon hyvän tahdon lähettiläänä vuodesta 1996.
Smith; her iki ülkede iyi niyet elçisi olarak tanındı.Mason oli arvostettu taiteilija kummassakin maassa.
Marge, Simpson ailesinin iyi niyetli ve aşırı sabırlı annesidir.Marge er den velmenende og yderst tålmodige moder i Simpson-familien.
İncelikli, samimi, iyi niyetli.Hjerteligt, følt, inderligt.
Meğerse bu iyi niyetli değilmiş.Det var nok ikke noget dårligt valg.
Beyaz bayrak iyi niyetin, beyaz bir sayfa da yeni başlangıçların ifadesidir.Det originale belgiske flags gule bånd er erstattet af et hvidt bånd, som symboliserer en ny begyndelse.
Bu iyi niyetini halk tarafından kötüye kullanılmasına da izin vermemiştir.Det hjalp ikke, at han også optrådte uheldigt i offentligheden.
Başkalarına karşı iyi niyetlidir.Et tydeligt tegn til andre.
BSO 2009 yılından beri UNICEF iyi niyet elçisidir.Hun har siden 2003 været UNICEF Goodwill Ambassador.
Exo-K'nın üyeleri Aralık 2012'de Güney Kore'nin Red Cross Youth'ın iyi niyet elçileri oldu.Para anggota dari EXO-K menjadi duta Palang Merah Remaja Korea Selatan pada bulan Desember 2012.
Tüm iyi niyeti ile insanlara yardımcı olmaya, onlarla sohbet edip onları dinlemeye çalışmaktadır.Ia juga baik dengan kaum hawa dan berlaku dermawan kepada bawahannya.
18 Mart 2008'de dört Afrika ülkesine bir iyi niyet gezisi başlattı.Ngày 18 tháng 3 năm 2008, ông từng thực hiện chuyến thăm thân thiện đến bốn quốc gia châu Phi.
1994'ten bu yana UNESCO iyi niyet elçisidir.Năm 1994, Pelé được bổ nhiệm làm Đại sứ thiện chí của UNESCO.
2012 yılında, The New York Times ona "Çin'in ilk iyi niyetli süpermodeli" demiştir.2012年、ニューヨーク・タイムズは彼女を「中国初の真のスーパーモデル」と命名した。
Başkalarına karşı iyi niyetlidir.他人にとってはどうでもよいことだ。