Sonra, çim üzerinde hafifçe koştu yavaş eski kapıyı itti ve süzüldü ile sarmaşık altında.ואז היא רצה בקלילות על פני הדשא, פתחה את הדלת הישנה איטית והחליק דרך אותו תחת קיסוס.
Sonra, çim üzerinde hafifçe koştu yavaş eski kapıyı itti ve süzüldü ile sarmaşık altında.ثم ركض انها طفيفة عبر العشب ، ودفعت فتح الباب القديم وتراجع بطيء من خلال ذلك في إطار اللبلاب.
Sonra, çim üzerinde hafifçe koştu yavaş eski kapıyı itti ve süzüldü ile sarmaşık altında.ツタの下にそれを介して。 彼女はそのような赤い頬とそのような明るい目を持っていたとマーサがあったというような夕食を食べた
Sonuç olarak kutuyu ittiğim kuvvetle alınan yolun çarpımı 5D jouledür.І тому сила, з якою я штовхаю тут, помножити на відстань, має також дорівнювати 5D джоулів.
Sonuç olarak kutuyu ittiğim kuvvetle alınan yolun çarpımı 5D jouledür.הכוח בו אני דוחף כאן, כפול המרחק, צריך להיות שווה ל- 5D ג'אול.
Tabii ben ona yaklaştığımda, bodyguard'ları öne doğru atıldılar ama o, onları ittirdi.Als ich ihn erreichte stellten sich Personenschutz in den Weg und er schiebt sie an die Seite.
Tabii ben ona yaklaştığımda, bodyguard'ları öne doğru atıldılar ama o, onları ittirdi.내가 그에 게 있어 경호원, 그, 그리고 걸어 알다시피, 앞에 이동 하 고 그는 멀리 그들을 밀어.
Tabii ben ona yaklaştığımda, bodyguard'ları öne doğru atıldılar ama o, onları ittirdi.مشيت إليه، و بالتأكيد ذهبت إليه قامت الحراسة الشخصية تعرف،بالتحرك للأمام، لكنه أبعد تلك الحراسة عنه.
Tom irkildi ve; "Softly usulca, arkadaş çatırdama ve birbirine girme sana yok," Phineas dedi. elini itti."Mjukt, mjukt, inte dig nafsa och morra, vän," sade Phineas, som Tom ryckte till och sköt bort hans hand.
Tom irkildi ve; "Softly usulca, arkadaş çatırdama ve birbirine girme sana yok," Phineas dedi. elini itti."Rustig, rustig, niet snap en grauw u, vriend, 'zei Phineas, als Tom kromp ineen en duwde zijn hand weg.
Tom irkildi ve; "Softly usulca, arkadaş çatırdama ve birbirine girme sana yok," Phineas dedi. elini itti."Sagte, sagte, ikke dig snap og snerren, ven," sagde Phineas, som Tom krympede sig og skubbede hans hånd væk.
Tom irkildi ve; "Softly usulca, arkadaş çatırdama ve birbirine girme sana yok," Phineas dedi. elini itti."Softly, nežno, ne ti snap in renčanju, prijatelj," je dejal Phineas, kot Tom in trznil potisnil roko proč.
Tom irkildi ve; "Softly usulca, arkadaş çatırdama ve birbirine girme sana yok," Phineas dedi. elini itti."Ticho, ticho, nie teba snap a vrčanie, priateľovi," povedal Phineas, ako sebou trhol a Tom strčil ruku.
Tom irkildi ve; "Softly usulca, arkadaş çatırdama ve birbirine girme sana yok," Phineas dedi. elini itti."Tiše, tiše, ne tebe snap a vrčení, příteli," řekl Phineas, jak sebou trhl a Tom strčil ruku.
Tom irkildi ve; "Softly usulca, arkadaş çatırdama ve birbirine girme sana yok," Phineas dedi. elini itti.톰 winced하고, "부드럽게, 부드럽게, 친구 스냅과 혼란을 그대에게하지 않는다"Phineas는 말했다
Tom irkildi ve; "Softly usulca, arkadaş çatırdama ve birbirine girme sana yok," Phineas dedi. elini itti."Мягко, тихо, не тебе оснастки и рычание, друг", сказал Финеас, как Том вздрогнул и оттолкнула его руку.
Tom irkildi ve; "Softly usulca, arkadaş çatırdama ve birbirine girme sana yok," Phineas dedi. elini itti."М'яко, тихо, не тобі оснащення і гарчання, друг", сказав Фінеас, як Том здригнувся і відштовхнула його руку.
Tom irkildi ve; "Softly usulca, arkadaş çatırdama ve birbirine girme sana yok," Phineas dedi. elini itti."Тихо, тихо, не ти модула и ръмжене, приятел", каза Финиъс, като Том трепна и бутна ръката му.
Tom irkildi ve; "Softly usulca, arkadaş çatırdama ve birbirine girme sana yok," Phineas dedi. elini itti."بهدوء ، بهدوء ، لا اليك المفاجئة وزمجر ، والصديق" ، وقال فينس ، وتوم وwinced
Tom irkildi ve; "Softly usulca, arkadaş çatırdama ve birbirine girme sana yok," Phineas dedi. elini itti.離れて彼の手をプッシュ。私は停止しない限り、"汝は、機会がありません
Uçak çizme eylemi beni, okulda da bir ders seçme imkanım olduğu zaman, hava mühendisliğine yazılmaya itti.비행기를 그리다 보니 결국 학부 수업을 선택하는
Uçak çizme eylemi beni, okulda da bir ders seçme imkanım olduğu zaman, hava mühendisliğine yazılmaya itti.המהלך של שרטוט מטוסים הוביל אותי, כשהייתה לי ההזדמנות לבחור
Uçak çizme eylemi beni, okulda da bir ders seçme imkanım olduğu zaman, hava mühendisliğine yazılmaya itti.شغفي برسم الطائرات قادني الى, عندما كان لدي الفرصة لاختيار
Uçak çizme eylemi beni, okulda da bir ders seçme imkanım olduğu zaman, hava mühendisliğine yazılmaya itti.学校の選択授業では 航空エンジニアのクラスに 出席することに
"Vaay, tuğlayı beş metre ittim.""와우, 제가 벽돌을 5미터 움직였네요."
"Vaay, tuğlayı beş metre ittim.""Chà, mình đã di chuyển cục gạch đi 5 mét."
"Vaay, tuğlayı beş metre ittim."J'ai bougé la brique de 5 mètres. J'ai bougé la brique de 5 mètres.
"Vaay, tuğlayı beş metre ittim."Jeg har flyttet murstenen 5m Jeg har flyttet mustenen 5m
"Vaay, tuğlayı beş metre ittim.""Nahát, elmozdítottam a téglát 5 méterrel."
"Vaay, tuğlayı beş metre ittim.""Oj, jag har flyttat tegelstenen fem meter."
"Vaay, tuğlayı beş metre ittim.""Vau, siirsin tiiltä viisi metriä."
"Vaay, tuğlayı beş metre ittim.""Výborně, přesunul jsem cihlu o pět metrů."
"Vaay, tuğlayı beş metre ittim.""Wow, ich habe den Klotz 5 Meter bewegt."
"Vaay, tuğlayı beş metre ittim.""Wow, ik heb de baksteen vijf meter verplaatst."
"Vaay, tuğlayı beş metre ittim.""Wow!!! moví el ladrillo 5 metros"
"Vaay, tuğlayı beş metre ittim.""Wow, przesunąłem cegłę pięć metrów"
"Vaay, tuğlayı beş metre ittim.""Λοιπόν, κούνησα το τούβλο πέντε (5) μέτρα."
"Vaay, tuğlayı beş metre ittim.""Я передвинул кирпич на пять метров"
"Vaay, tuğlayı beş metre ittim.""וואו, אני הזזתי את הלבנה 5 מטרים".
"Vaay, tuğlayı beş metre ittim."واو , قد حركت الطوبة خمسة أمتار
"Vaay, tuğlayı beş metre ittim."さてここで問題だ。測った結果の「5メートル」は
Ve aynı anda buzu bu köşeden aynı kuvvetle ittiriseniz?E você estiver empurrando o gelo naquele lado com a mesma quantidade de força?
Ve aynı anda buzu bu köşeden aynı kuvvetle ittiriseniz?I ty będziesz pchał lód z tej strony z taką samą siłą?
Ve aynı anda buzu bu köşeden aynı kuvvetle ittiriseniz?여러분이 반대편을 똑같은 양의 힘으로 밀고 있으면 어떻게 될까요?
Ve aynı anda buzu bu köşeden aynı kuvvetle ittiriseniz?Og du skubber på den anden side, med samme kraft?
Ve aynı anda buzu bu köşeden aynı kuvvetle ittiriseniz?А вие натискате леда от другата страна със същото количество сила?
Ve aynı anda buzu bu köşeden aynı kuvvetle ittiriseniz?ובאם נדחוף את הקרח באותה עוצמה של כוח גם מהצד הזה?
Ve aynı anda buzu bu köşeden aynı kuvvetle ittiriseniz?و دفعت أنت الثلج بنفس مقدار القوة من الجانب الآخر؟
Ve aynı anda buzu bu köşeden aynı kuvvetle ittiriseniz?氷は、動かないね。
Ve aynı yüklerin birbirlerini ittiklerini, zıt yüklerin ise birbirlerini çektiklerini de biliyoruz. -우리는 같은 종류의 전하끼리 밀어내고, 반대 종류 혹은 서로 다른 종류의 전하끼리 끌어당긴다는 것을 알고있습니다.
Ve aynı yüklerin birbirlerini ittiklerini, zıt yüklerin ise birbirlerini çektiklerini de biliyoruz. -Og vi ved at ens ladninge frastøder og modsatte ladninge tiltrækkes, eller ulige ladninge tiltrækkes, ik'?
Ve aynı yüklerin birbirlerini ittiklerini, zıt yüklerin ise birbirlerini çektiklerini de biliyoruz. -Und wir wissen, dass sich gleiche Ladungen abstoßen und entgegengesetzte Ladungen anziehen
Ve aynı yüklerin birbirlerini ittiklerini, zıt yüklerin ise birbirlerini çektiklerini de biliyoruz. -Víme, že stejné náboje se odpuzují a opačné přitahují. Co s tím můžeme dělat?
Ve aynı yüklerin birbirlerini ittiklerini, zıt yüklerin ise birbirlerini çektiklerini de biliyoruz. -Wiemy też, że te same ładunki się odpychają, a przeciwne przyciągają, lub różne przyciągają, racja?
Ve aynı yüklerin birbirlerini ittiklerini, zıt yüklerin ise birbirlerini çektiklerini de biliyoruz. -שקראנו להם באופן שרירותי חיובי ושלילי. ואנחנו יודעים שמטענים זהים נדחים ומטענים מנוגדים נמשכים
Ve bu, beni daha fazla keşif yapmaya itti.A díky tomu jsem chtěla objevovat dál.
Ve bu, beni daha fazla keşif yapmaya itti.Ça m'a donné envie d'explorer encore plus.
Ve bu, beni daha fazla keşif yapmaya itti.Dan itu membuat saya ingin lebih banyak bertualang.
Ve bu, beni daha fazla keşif yapmaya itti.E fez-me querer explorar mais.
Ve bu, beni daha fazla keşif yapmaya itti.Ez arra késztetett, hogy tovább kutassak.