Gregor başını koltuğun kenarına sadece ileri itti vardı ve gözlemleme onu.Грегор сунул голову вперед только на край дивана и наблюдал ее.
Gregor başını koltuğun kenarına sadece ileri itti vardı ve gözlemleme onu.גרגור דחף את ראשו קדימה רק עד קצה הספה, התבונן שלה.
Gregor başını koltuğun kenarına sadece ileri itti vardı ve gözlemleme onu.وكان غريغور دفع رأسه إلى الأمام فقط إلى حافة الأريكة ومراقبة و لها.
Gregor başını koltuğun kenarına sadece ileri itti vardı ve gözlemleme onu.彼女の。 彼女は本当に彼がミルクの地位を去ったことに気づくでしょう、ではない実際には任意の不足から
Hangi şartlar seni tünellerde yaşamaya itti?Jakie okoliczności zmusiły cię do zamieszkania w tunelach? Uh...
Hangi şartlar seni tünellerde yaşamaya itti?Milyen körülmények miatt kényszerült az alagutakba? Télen melegen tartott minket a barátaimmal.
Hangi şartlar seni tünellerde yaşamaya itti?Mitkä olosuhteet veivät sinut asumaan tunneleihin?
Hangi şartlar seni tünellerde yaşamaya itti?Proč jste šel bydlet do tunelů?
Hangi şartlar seni tünellerde yaşamaya itti?Quais foram as circunstâncias que o levaram a viver nos túneis?
Hangi şartlar seni tünellerde yaşamaya itti?¿Qué circunstancias lo llevaron a vivir en los túneles?
Hangi şartlar seni tünellerde yaşamaya itti?¿Qué circunstancias lo llevaron a vivir en los túneles?
Hangi şartlar seni tünellerde yaşamaya itti?Welche Umstände haben dich dazu gebracht in den Tunneln zu leben? Ähm...
Hangi şartlar seni tünellerde yaşamaya itti?Welke omstandigheden brachten je ertoe om in de tunnels te gaan wonen?
Hangi şartlar seni tünellerde yaşamaya itti?Ποιές συνθήκες σε ανάγκασαν να ζεις στα τούνελ?
Hangi şartlar seni tünellerde yaşamaya itti?Какве околности су вас одвеле да живите у тунелима?
Hiçbir insan, hiçbir ittifak, hiçbir ulus, hiçbirimiz hep beraber düşünmemiz kadar zeki olamaz.1つである限り みんなで考えたことには勝てません ウィキペディアのビジョン・ステートメントは率直です
Hiçbir insan, hiçbir ittifak, hiçbir ulus, hiçbirimiz hep beraber düşünmemiz kadar zeki olamaz.어떤 개인도, 동맹도, 국가도 우리 중 그 누구도 우리 모두가 함께할 때보다 똑똑할 수 없습니다.
Hiçbir insan, hiçbir ittifak, hiçbir ulus, hiçbirimiz hep beraber düşünmemiz kadar zeki olamaz.Niemand, geen verbond, geen natie, niemand van ons is zo slim als wij allemaal samen.
Hiçbir insan, hiçbir ittifak, hiçbir ulus, hiçbirimiz hep beraber düşünmemiz kadar zeki olamaz.Ninguna persona o alianza o nación, ninguno de nosotros es tan inteligente como cuando todos pensamos juntos.
Hiçbir insan, hiçbir ittifak, hiçbir ulus, hiçbirimiz hep beraber düşünmemiz kadar zeki olamaz.Żadna osoba, żaden sojusz, żaden kraj, nikt nie jest tak mądry jak my wszyscy myślący razem.
Hiçbir insan, hiçbir ittifak, hiçbir ulus, hiçbirimiz hep beraber düşünmemiz kadar zeki olamaz.Жодна людина, жоден союз, жоден народ, ніхто з нас не може бути таким розумним, як ми всі разом.
Hiçbir insan, hiçbir ittifak, hiçbir ulus, hiçbirimiz hep beraber düşünmemiz kadar zeki olamaz.Ни один человек, или сообщество, или нация, никто не сравнится с силой ума всех нас вместе взятых.
Hiçbir insan, hiçbir ittifak, hiçbir ulus, hiçbirimiz hep beraber düşünmemiz kadar zeki olamaz.שום איש אחד, שום ברית אחת, שום אומה אחת, אף אחד מאיתנו אינו חכם כמו כולנו יחדיו חושבים ביחד.
Hiçbir insan, hiçbir ittifak, hiçbir ulus, hiçbirimiz hep beraber düşünmemiz kadar zeki olamaz.ولا أي شخص، ولا أي تحالف، ولا أي أمة، لا أحد منا بذكاء أن نفكر جميعنا سوياً.
Hiçbir zaman unutmayacağım, Mahmut ve oğlunun beraber yürüdüğünü ve boş tekerlekli sandalyeyi ittiklerini.A já nikdy nezapomenu, jak spolu Mahmoud a jeho syn šli a tlačili prázný vozíček.
Hiçbir zaman unutmayacağım, Mahmut ve oğlunun beraber yürüdüğünü ve boş tekerlekli sandalyeyi ittiklerini.Ik zal nooit vergeten hoe Mahmoud en zijn zoon samen de lege rolstoel voortduwden.
Hiçbir zaman unutmayacağım, Mahmut ve oğlunun beraber yürüdüğünü ve boş tekerlekli sandalyeyi ittiklerini.Nikdy nezabudnem, ako si Mahmúd a jeho syn spolu vykračovali tlačiac prázdny vozíček.
Hiçbir zaman unutmayacağım, Mahmut ve oğlunun beraber yürüdüğünü ve boş tekerlekli sandalyeyi ittiklerini.Nu voi uita niciodată cum Mahmoud și fiul său mergeau împreună, împingând scaunul cu rotile gol.
Hiçbir zaman unutmayacağım, Mahmut ve oğlunun beraber yürüdüğünü ve boş tekerlekli sandalyeyi ittiklerini.Y nunca olvidaré a Mahmoud y a su hijo caminando juntos, empujando la silla de ruedas vacía.
Hiçbir zaman unutmayacağım, Mahmut ve oğlunun beraber yürüdüğünü ve boş tekerlekli sandalyeyi ittiklerini.Και δεν θα ξεχάσω ποτέ τον Μαχμούτ και το γιο του να περπατούν μαζί και να σπρώχνουν την άδεια καρέκλα.
Hiçbir zaman unutmayacağım, Mahmut ve oğlunun beraber yürüdüğünü ve boş tekerlekli sandalyeyi ittiklerini.И я никогда не забуду как Махмуд с сыном шли вместе и катили пустое инвалидное кресло.
İşte bu istek bizi Dr. Who macera oyunlarını tasarlamaya itti.Questo è il motivo che ci ha spinto a creare i giochi di Doctor Who.
Kimse sizi ayıplamıyor, kimse suya ittiğiniz sıçanlar gibi sıraya dizilmiyor.Почему они не видят тоже, что я? Почему они не могут услышат ложь?
Kırılganlık itti, ben geri ittim.A sebezhetőség ütött egyet, én meg visszaütöttem.
Kırılganlık itti, ben geri ittim.A vulnerabilidade aproximava-se, eu afastava-a.
Kırılganlık itti, ben geri ittim.Haavoittuvuus tyrkki, minä tyrkin takaisin.
Kırılganlık itti, ben geri ittim.Kerapuhan menyerang, saya balas.
Kırılganlık itti, ben geri ittim.어떤 때는 취약성이 이기고 어떤 때는 제가 이겼죠.
Kırılganlık itti, ben geri ittim.Kwetsbaarheid duwde, ik duwde terug.
Kırılganlık itti, ben geri ittim.La vulnerabilidad avanzaba, yo la hacía retroceder.
Kırılganlık itti, ben geri ittim.La vulnerabilità faceva pressione, ed io la respingevo.
Kırılganlık itti, ben geri ittim.La vulnérabilité gagnait du terrain, je le regagnais à nouveau.
Kırılganlık itti, ben geri ittim.Ranljivost je pritisnila, jaz sem pritisnila nazaj.
Kırılganlık itti, ben geri ittim.Sårbarheden skubbede, jeg skubbede tilbage.
Kırılganlık itti, ben geri ittim.Sårbarheten slog och jag slog tillbaka.
Kırılganlık itti, ben geri ittim.Sự tổn thương đẩy một cái, tôi đẩy lại
Kırılganlık itti, ben geri ittim.Verletzlichkeit schubste, ich schubste zurück.
Kırılganlık itti, ben geri ittim.Vulnerabilitatea ataca, atacam şi eu.
Kırılganlık itti, ben geri ittim.Wrażliwość naciskała, ja odpierałam.
Kırılganlık itti, ben geri ittim.Zranitelnost do mě vrazila, já vrazila do ní.
Kırılganlık itti, ben geri ittim.Zraniteľnosť mi dala úder, ja som ho vrátila.
Kırılganlık itti, ben geri ittim.Η ευπάθεια έσπρωχνε, την έσπρωχνα κι εγώ.
Kırılganlık itti, ben geri ittim.Вразливість наносила удар, і я била у відповідь.
Kırılganlık itti, ben geri ittim.Уязвимостта ме притиска, аз я отблъсквам обратно.
Kırılganlık itti, ben geri ittim.Уязвимость нападала, я нападала в ответ.
Kırılganlık itti, ben geri ittim.הפגיעות דחפה, אני דחפתי חזרה.
Kırılganlık itti, ben geri ittim.الحساسية المفرطة تدفعنى ، أنا أقاوم بالمقابل .
Kırılganlık itti, ben geri ittim.戦いには負けました
Korkularımız da bizi kemer sıkma politikasının kör kuyusuna itti.A strach nás voviedol k slepej viere v úsporné opatrenia.
Korkularımız da bizi kemer sıkma politikasının kör kuyusuna itti.Dan ketakutan menuntun kita pada keyakinan buta dalam kekolotan penghematan.