Ana içeriğe geç
Sözlük

itme ile cümle

itme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Eğer itmeyi bırakırsam, yavaşlayıp duracacaktır.제가 계속해서 힘을 주면 됩니다 그리고 제가 힘을 주지 않으면 느려지는 것처럼 보입니다
Eğer itmeyi bırakırsam, yavaşlayıp duracacaktır.lijkt te zijn dat ik deze kracht blijf uitoefenen. En als ik daarmee stop, lijkt het te vertragen.
Eğer itmeyi bırakırsam, yavaşlayıp duracacaktır.І якщо припинити це, то він сповільниться.
Eğer itmeyi bırakırsam, yavaşlayıp duracacaktır.המשך הפעלת כוח הדחיפה. אם אפסיק אותה, נראה שהוא יאט.
Eğer itmeyi bırakırsam, yavaşlayıp duracacaktır.قوة الدفع عليه . وعند محاولة ايقافه , يبدو وكانه يبطأ حركته
Eğer yayı itmeseydim, bu aralıkta uzanırdı. -Тобто, якщо б я не натискав на пружину, вона б займала весь цей простір ось тут.
Eğer yayı itmeseydim, bu aralıkta uzanırdı. -אם לא הייתי דוחף את הקפיץ, הוא היה נמתח כל הדרך עד כאן.
Eğer yayı itmeseydim, bu aralıkta uzanırdı. -إذا لم أقم بضغطه سوف يتمدد ويعود لمكانه الطبيعي إلى هنا
Enerji yaratmak, hareket, itmeyi sağlamak ve推進力を克服するために、エネルギーと運動を作成するには、
Erkeklerin askerleri itmeye çalıştıklarını gördük, ama hiçbiri bunu yapamadı.Am văzut cum bărbaţii încercau să îi împingă pe soldaţi, dar nici unul din ei nu putea face asta.
Erkeklerin askerleri itmeye çalıştıklarını gördük, ama hiçbiri bunu yapamadı.Hemos visto a los hombres tratando de empujar a los soldados, pero ninguno ha podido hacerlo.
Erkeklerin askerleri itmeye çalıştıklarını gördük, ama hiçbiri bunu yapamadı.Kami melihat para pria berusaha mendorong para tentara, namun tidak ada yang dapat melakukannya.
Erkeklerin askerleri itmeye çalıştıklarını gördük, ama hiçbiri bunu yapamadı.밀어내려고 했지만 아무도 성공하지 못했어요.
Erkeklerin askerleri itmeye çalıştıklarını gördük, ama hiçbiri bunu yapamadı.Láttuk a férfiakat, amint megpróbálták arrébb lökni a katonákat, de egyiküknek sem sikerült.
Erkeklerin askerleri itmeye çalıştıklarını gördük, ama hiçbiri bunu yapamadı.Nous avons vu les hommes essayer de pousser les soldats, mais aucun d'eux ne pourrait le faire.
Erkeklerin askerleri itmeye çalıştıklarını gördük, ama hiçbiri bunu yapamadı.Viděli jsme muže, jak se snaží odtlačit vojáky, ale nikomu se to nepodařilo.
Erkeklerin askerleri itmeye çalıştıklarını gördük, ama hiçbiri bunu yapamadı.Vimos os homens tentar empurrar os soldados, mas nenhum deles podia fazer isso.
Erkeklerin askerleri itmeye çalıştıklarını gördük, ama hiçbiri bunu yapamadı.We zagen de mannen proberen om de soldaten te duwen, maar geen van hen slaagde daarin.
Erkeklerin askerleri itmeye çalıştıklarını gördük, ama hiçbiri bunu yapamadı.Widzieliśmy mężczyzn próbujących przepchnąć żołnierzy, ale żadnemu się to nie udało.
Erkeklerin askerleri itmeye çalıştıklarını gördük, ama hiçbiri bunu yapamadı.Είδαμε τους άντρες να προσπαθούν να σπρώξουν τους στρατιώτες, αλλά κανένας τους δεν μπορούσε να το κάνει αυτό.
Erkeklerin askerleri itmeye çalıştıklarını gördük, ama hiçbiri bunu yapamadı.Видяхме мъжете, опитващи се да изблъскат войниците, но никой от тях не можа да направи това.
Erkeklerin askerleri itmeye çalıştıklarını gördük, ama hiçbiri bunu yapamadı.Ми бачили чоловіків які намагалися штовхати солдатів, але ніхто з них не міг цього зробити.
Erkeklerin askerleri itmeye çalıştıklarını gördük, ama hiçbiri bunu yapamadı.Мы видели, как мужчины старались оттолкнуть солдат, но никому из них это не удалось.
Erkeklerin askerleri itmeye çalıştıklarını gördük, ama hiçbiri bunu yapamadı.שניסו לדחוף את החיילים, אך אף אחד מהם לא הצליח בכך.
Erkeklerin askerleri itmeye çalıştıklarını gördük, ama hiçbiri bunu yapamadı.في محاولة لدفع الجنود ، ولكن أيا منها لا يمكن ان يفعل ذلك.
Erkeklerin askerleri itmeye çalıştıklarını gördük, ama hiçbiri bunu yapamadı.押しのけようとしましたが 誰にもできませんでした でも女性たちにはできるかも
Geleneksel düşünenler bunun gereken itme gücü yüzündenConvenţional, acesta e considerat momentul potrivit pentru lansare. Forţa necesară...
Geleneksel düşünenler bunun gereken itme gücü yüzündenEl pensamiento convencional indica que este es el mejor momento para un lanzamiento a Marte.
Geleneksel düşünenler bunun gereken itme gücü yüzündenPodle tradičního uvaľování má být tohle ta nejvýhodnějąí doba na odlet k Marsu.
Geleneksel düşünenler bunun gereken itme gücü yüzündenZgodnie z podejściem tradycyjnym byłby to najlepszy moment na rozpoczęcie lotu.
Geleneksel düşünenler bunun gereken itme gücü yüzündenΗ συντηρητική σκέψη λέει πως τότε είναι η καλύτερη στιγμή... ...για εκτόξευση προς τον Άρη.
Geleneksel düşünenler bunun gereken itme gücü yüzündenПринято считать, что противостояние это лучшее время для старта полёта на Марс.
Geleneksel düşünenler bunun gereken itme gücü yüzündenこれが一番いいタイミングだと言います。 安全策は、、、
Geri itme uyguluyoum ve onu yavaşca aşağıya çekiyorum.Doy marcha atrás e intento ligeramente ir hacia abajo
Geri itme uyguluyoum ve onu yavaşca aşağıya çekiyorum.Ich drehe den Schub und versuche, langsam runterzugehen.
Geri itme uyguluyoum ve onu yavaşca aşağıya çekiyorum.In de achteruit probeer ik zachtjes omlaag te gaan.
Geri itme uyguluyoum ve onu yavaşca aşağıya çekiyorum.Je mets l'inversion de poussée et j'essaie de descendre doucement.
Geri itme uyguluyoum ve onu yavaşca aşağıya çekiyorum.전 역방향으로 추력을 넣고 조심스레 내려가려 하고 있습니다.
Geri itme uyguluyoum ve onu yavaşca aşağıya çekiyorum.Pun inversorul de presiune și încerc să trag în jos uşor.
Geri itme uyguluyoum ve onu yavaşca aşağıya çekiyorum.Saya mundur dan mencoba bergerak perlahan ke bawah.
Geri itme uyguluyoum ve onu yavaşca aşağıya çekiyorum.Tôi đặt chế độ đẩy ngược, và tôi cố kéo nhẹ nhàng xuống.
Geri itme uyguluyoum ve onu yavaşca aşağıya çekiyorum.Wrzucam wsteczny i próbuję powoli zejść niżej.
Geri itme uyguluyoum ve onu yavaşca aşağıya çekiyorum.Включвам на задна скорост и се опитвам да се изтегля леко надолу.
Geri itme uyguluyoum ve onu yavaşca aşağıya çekiyorum.Я включаю задний ход и пытаюсь мягко идти вниз.
Geri itme uyguluyoum ve onu yavaşca aşağıya çekiyorum.אני מפעיל מצערת אחורית ומנסה למשוך בעדינות למטה.
Geri itme uyguluyoum ve onu yavaşca aşağıya çekiyorum.وضعت دفعة للخلف وحاولت وسحبت بهدوء للأسفل.
Geri itme uyguluyoum ve onu yavaşca aşağıya çekiyorum.全ての動きは優しくと心がけています
"Hayır, hayır," Holmes o vardı hangi koltuğa onu geri itmek diye bağırdı yarım yükselmiştir."Ei, ei," huudahti Holmes, työntämään hänet takaisin siihen tuoliin, josta hän oli puoli noussut.
"Hayır, hayır," Holmes o vardı hangi koltuğa onu geri itmek diye bağırdı yarım yükselmiştir."Không, không," khóc Holmes, xô đẩy anh ta trở lại vào chiếc ghế mà ông đã một nửa tăng lên.
"Hayır, hayır," Holmes o vardı hangi koltuğa onu geri itmek diye bağırdı yarım yükselmiştir."아니, 아니,"홈즈는 그가 그것을 가지고있는 의자에 그를 다시 밀어, 울었 이분의 일 증가.
"Hayır, hayır," Holmes o vardı hangi koltuğa onu geri itmek diye bağırdı yarım yükselmiştir."Não, não", exclamou Holmes, empurrando-o de volta para a cadeira de que ele tinha uma meia ressuscitado.
"Hayır, hayır," Holmes o vardı hangi koltuğa onu geri itmek diye bağırdı yarım yükselmiştir."Nee, nee," riep Holmes, duwen hem terug in de stoel van waaruit hij had half gestegen.
"Hayır, hayır," Holmes o vardı hangi koltuğa onu geri itmek diye bağırdı yarım yükselmiştir."Nein, nein", rief Holmes, schob ihn in den Sessel zurück, aus denen er die Hälfte gestiegen.
"Hayır, hayır," Holmes o vardı hangi koltuğa onu geri itmek diye bağırdı yarım yükselmiştir."Nej, nej," råbte Holmes og skubbede ham tilbage i stolen, hvorfra han havde halvdelen steget.
"Hayır, hayır," Holmes o vardı hangi koltuğa onu geri itmek diye bağırdı yarım yükselmiştir."Nej, nej", ropade Holmes, knuffa honom tillbaka i stolen som han hade hälften stigit.
"Hayır, hayır," Holmes o vardı hangi koltuğa onu geri itmek diye bağırdı yarım yükselmiştir."Nem, nem," kiáltotta Holmes, tolta vissza a székbe, ahonnan már half emelkedett.
"Hayır, hayır," Holmes o vardı hangi koltuğa onu geri itmek diye bağırdı yarım yükselmiştir."Ne, ne," je zavpila Holmes, ga shoving nazaj v stol, iz katere je imel half povečala.
"Hayır, hayır," Holmes o vardı hangi koltuğa onu geri itmek diye bağırdı yarım yükselmiştir."Ne, ne," zvolal Holmes, strčí ho zpátky do křesla, ze kterého se ještě půl vzrostl.
"Hayır, hayır," Holmes o vardı hangi koltuğa onu geri itmek diye bağırdı yarım yükselmiştir."Nie, nie," zawołał Holmes, wtykając go z powrotem na krześle, z którego miał pół zmartwychwstał.
"Hayır, hayır," Holmes o vardı hangi koltuğa onu geri itmek diye bağırdı yarım yükselmiştir."Nie, nie," zvolal Holmes, strčí ho späť do kresla, z ktorého sa ešte pol vzrástol.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod