"Manal al-Sharif kendini kaybetti ve itiraf etti:"Η Μανάλ αλ-Σαρίφ σπάει και εξομολογείται:
"Manal al-Sharif kendini kaybetti ve itiraf etti:"Закордонні сили примусили мене".
"Manal al-Sharif kendini kaybetti ve itiraf etti:"Маналь аль-Шариф не выдержала и созналась:
"Manal al-Sharif kendini kaybetti ve itiraf etti:"מנאל אל-שריף נשברת ומודה:
"Manal al-Sharif kendini kaybetti ve itiraf etti:"منال الشريف تنهار وتعترف:
"Manal al-Sharif kendini kaybetti ve itiraf etti:"私は騙された 他国軍による陰謀"
Mükemmel bir yolla itiraf edeceğim.Aku akan mengungkapkan perasaanku dengan cara yang luar biasa.
Mükemmel bir yolla itiraf edeceğim.Be kell neki vallanom az érzéseim.
Mükemmel bir yolla itiraf edeceğim.Ich werde meine Liebe auf eine wunderbare Art gestehen.
Mükemmel bir yolla itiraf edeceğim.Ik zal opbiechten in een prachtige manier.
Mükemmel bir yolla itiraf edeceğim.Imi voi marturisi dragostea intr-un fel minunat!
Mükemmel bir yolla itiraf edeceğim.Izpovedala se bom na čudovit način.
Mükemmel bir yolla itiraf edeceğim.Jag ska berätta det på ett underbart sätt.
Mükemmel bir yolla itiraf edeceğim.Jeg vil fortælle ham om mine følelser på en vidunderlig måde
Mükemmel bir yolla itiraf edeceğim.Je vais me confesser d'une merveilleuse façon.
Mükemmel bir yolla itiraf edeceğim.멋지게 고백하는거다.
Mükemmel bir yolla itiraf edeceğim.Mi dichiarerò in una maniera meravigliosa!
Mükemmel bir yolla itiraf edeceğim.Mình sẽ đi nói với cậu ấy vào một ngày đẹp trời.
Mükemmel bir yolla itiraf edeceğim. -Nasıl yapsam acaba?Minä tunnustan hänelle ihanalla tavalla. mutta, mitä minun pitää tehdä?
Mükemmel bir yolla itiraf edeceğim.Vyznám sa nejakým nádherným spôsobom.
Mükemmel bir yolla itiraf edeceğim.Vyznám se nějakým nádherným způsobem.
Mükemmel bir yolla itiraf edeceğim.Wyznam mu w wspaniały sposób.
Mükemmel bir yolla itiraf edeceğim.Θα του ομολογήσω με θαυμάσιο τρόπο.
Mükemmel bir yolla itiraf edeceğim.Признаюсь замечательным способом.
Mükemmel bir yolla itiraf edeceğim.Ще си призная по един чудесен начин.
Mükemmel bir yolla itiraf edeceğim..אני אתוודה, בדרך נפלאה
Mükemmel bir yolla itiraf edeceğim.سأعترف بطريقة رائعة
Mükemmel bir yolla itiraf edeceğim.でも どうやって?
Muriel gibi olsa bile etmedi bunu itiraf.Aj keď nemal rád Muriel, že nebude priznať.
Muriel gibi olsa bile etmedi bunu itiraf.Anche se ha fatto come Muriel non avrebbe ammetterlo.
Muriel gibi olsa bile etmedi bunu itiraf.Även om han gillade Muriel han skulle inte erkänna det.
Muriel gibi olsa bile etmedi bunu itiraf.Bahkan jika dia seperti Muriel dia tidak akan mengakuinya.
Muriel gibi olsa bile etmedi bunu itiraf.Chiar dacă el a făcut ca el nu ar Muriel recunosc asta.
Muriel gibi olsa bile etmedi bunu itiraf.I když neměl rád Muriel, že nebude přiznat.
Muriel gibi olsa bile etmedi bunu itiraf. İşte o sıralama domuz kafalı bir adam.To rodzaj facet uparty jest.
Muriel gibi olsa bile etmedi bunu itiraf.Még ha ő, mint Muriel nem akart bevallani.
Muriel gibi olsa bile etmedi bunu itiraf.Même s'il n'a comme Muriel, il ne serait pas
Muriel gibi olsa bile etmedi bunu itiraf.Ngay cả khi ông đã làm như Muriel, ông sẽ không thừa nhận điều đó.
Muriel gibi olsa bile etmedi bunu itiraf.Selbst wenn er wie Muriel hat er nicht zugeben.
Muriel gibi olsa bile etmedi bunu itiraf.Selv om han syntes om Muriel, ville han ikke indrømme det.
Muriel gibi olsa bile etmedi bunu itiraf.Tudi če je to storil, kot Muriel mu ne bi priznam.
Muriel gibi olsa bile etmedi bunu itiraf.Vaikka hän kuten Muriel hän ei myönnän sen.
Muriel gibi olsa bile etmedi bunu itiraf.Zelfs als hij net als Muriel dat hij niet zou toegeven.
Muriel gibi olsa bile etmedi bunu itiraf.Ακόμα κι αν το έκανε, όπως Muriel αυτός δεν θα παραδέχονται αυτό.
Muriel gibi olsa bile etmedi bunu itiraf.Даже если бы он сделал, как Мюриэл он не будет признаться в этом.
Muriel gibi olsa bile etmedi bunu itiraf.Дори и ако той ми хареса Muriel той не би
Muriel gibi olsa bile etmedi bunu itiraf.Навіть якщо б він зробив, як Мюріел він не буде зізнатися в цьому.
Müthiş bir tiksinti hissetsem de onları anladığımı itiraf etmeliyim.Ceea ce a trebuit să îmi recunosc cu multă repulsie, a fost că am înteles.
Müthiş bir tiksinti hissetsem de onları anladığımı itiraf etmeliyim.Ce que j'ai bien du admettre à ma grande horreur. c'est que je comprends ces actes.
Müthiş bir tiksinti hissetsem de onları anladığımı itiraf etmeliyim.Elborzadva kellett beismernem, hogy már értem.
Müthiş bir tiksinti hissetsem de onları anladığımı itiraf etmeliyim.큰 거부감에도 불구하고 제 자신이 인정해야 했던 것은 이를 이해할 수 있다는 것이었습니다.
Müthiş bir tiksinti hissetsem de onları anladığımı itiraf etmeliyim.La cosa che ho dovuto ammettere, con enorme fatica e disgusto, è che io li capisco.
Müthiş bir tiksinti hissetsem de onları anladığımı itiraf etmeliyim.Lo que tuve que admitir para mí misma, con gran repulsión, es que lo entiendo.
Müthiş bir tiksinti hissetsem de onları anladığımı itiraf etmeliyim.Masalahnya saya harus mengakui sendiri, meski sangat enggan, bahwa saya memahaminya.
Müthiş bir tiksinti hissetsem de onları anladığımı itiraf etmeliyim.Một điều mà tôi đã phải thú nhận với chính mình, với sự ghê tởm kinh hoàng, là tôi đã hiều rồi.
Müthiş bir tiksinti hissetsem de onları anladığımı itiraf etmeliyim.Rzeczą, do której musiałam przyznać się przed sobą, z wielkim oporem, było, że też to miałam.
Müthiş bir tiksinti hissetsem de onları anladığımı itiraf etmeliyim.Věc, kterou jsem si musela přiznat s velkým odporem byla, že jsem to zvládla.
Müthiş bir tiksinti hissetsem de onları anladığımı itiraf etmeliyim.Was ich selbst mit grosser Abscheu zugeben musste, war, dass ich es verstehe.
Müthiş bir tiksinti hissetsem de onları anladığımı itiraf etmeliyim.Wat ik tegenover mezelf moest toegeven, met grote weerzin, was dat ik het begreep.
Müthiş bir tiksinti hissetsem de onları anladığımı itiraf etmeliyim.Αυτό που έπρεπε να παραδεχτώ στον εαυτό μου, με μεγάλη απέχθεια, ήταν ότι το καταλαβαίνω.