Ana içeriğe geç
Sözlük

itiraf ile cümle

itiraf kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bugün, bir ulus olarak nasıl yanlış seçimler yapıp yanlış kararlar verdiğimizi itiraf etmek için buradayım.ولكني هنا لأعترف نحن كأمة اتخذنا خيار خاطئ وصنعنا قرار خاطئ.
Bugün, bir ulus olarak nasıl yanlış seçimler yapıp yanlış kararlar verdiğimizi itiraf etmek için buradayım.私たちは国家として 間違った選択肢を選んでしまいました 正しく優先順位を付けられなかったのです
Bunları yapmamamın nedeni başarısızlıktan korkmamdı. ya da reddedilmekten korktuğum için itiraf etmedim.Aku tidak melakukannya sama sekali karena aku takut gagal. Atau takut ditolak, jadi aku tidak mengaku.
Bunları yapmamamın nedeni başarısızlıktan korkmamdı. ya da reddedilmekten korktuğum için itiraf etmedim.Anh đã không làm gì vì anh sợ thất bại. Hay sợ bị từ chối vì thế anh đã không ngỏ lời.
Bunları yapmamamın nedeni başarısızlıktan korkmamdı. ya da reddedilmekten korktuğum için itiraf etmedim.Ik heb het niet gedaan, omdat ik bang was om te falen. Of bang om geweigerd te worden dus heb ik niet bekend.
Bunları yapmamamın nedeni başarısızlıktan korkmamdı. ya da reddedilmekten korktuğum için itiraf etmedim.Jag gjorde det inte alls för att jag var rädd å misslyckas. Eller var rädd å bli nekad så jag bekännde inte.
Bunları yapmamamın nedeni başarısızlıktan korkmamdı. ya da reddedilmekten korktuğum için itiraf etmedim.실패할까봐 아예 안하고 거절당할까봐 겁나서 고백 못하고.
Bunları yapmamamın nedeni başarısızlıktan korkmamdı. ya da reddedilmekten korktuğum için itiraf etmedim.Nie robiłem tego, ponieważ bałem się porażki. Lub bycia odrzuconym, więc się nie zwierzyłem.
Bunları yapmamamın nedeni başarısızlıktan korkmamdı. ya da reddedilmekten korktuğum için itiraf etmedim.Я этого не делал, потому что боялся неудачи. Или боялся быть отвергнутым и поэтому не признавался.
Bunları yapmamamın nedeni başarısızlıktan korkmamdı. ya da reddedilmekten korktuğum için itiraf etmedim.أنا لم أفعل كل ذلك لأنني كنت خائفا من الفشل أو خوفا من الرفض لذا لم أعترف بحبي
Bunları yapmamamın nedeni başarısızlıktan korkmamdı. ya da reddedilmekten korktuğum için itiraf etmedim.拒絶されるんじゃないかって 告白もできなくて... ずっとそうやって来たけど
Bunu bile. Başka bir itiraf:심지어 그렇기는 해도. 다른 고백은:
Bunu bile. Başka bir itiraf:Y más aún, otra confesión.
Bunu bile. Başka bir itiraf:Хотя даже и...Другое признание.
Bunu bile. Başka bir itiraf:אפילו במצב כזה. ועוד וידוי:
Bunu bile. Başka bir itiraf:حتى أنه على الرغم من اعتراف آخر
Bunu itiraf etmek istemezdim.Ale len sa k tomu nechcem priznať.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Also sollte ich das vielleicht nicht zugeben.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Aunque quizás prefiera no confesarlo.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Donc peut-être que je ferais mieux de ne pas en parler.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Egentligen vill jag nog inte erkänna det.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Forse allora sarebbe meglio non ammetterlo.
Bunu itiraf etmek istemezdim.K čemuž se možná nechci přiznat.
Bunu itiraf etmek istemezdim.아마도 저는 그걸 인정하고 싶지는 않아요.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Lehet, hogy ezt nem kellene bevallani.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Måske vil jeg ikke erkende det.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Misschien kan ik dat maar beter niet toegeven.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Może nie powinienem się do tego przyznawać.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Poate nu vreau să recunosc asta.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Talvez não deva admitir isto.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Vậy có lẽ tôi không muốn thừa nhận điều đó
Bunu itiraf etmek istemezdim.Ίσως δεν θα έπρεπε να το παραδεχτώ αυτό.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Пожалуй, мне не хочется это признавать.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Така че може би не трябва да признавам това.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Хоча, мені не хочеться це визнавати.
Bunu itiraf etmek istemezdim.אז אולי אני לא רוצה להודות בזה.
Bunu itiraf etmek istemezdim.これはスイスの CERNにいる僕です
bunu kullanırım. Ara sıra da bununla bir telefon görüşmesi yaptığımı itiraf ediyorum.De vez em quando, admito que faço uma chamada nele ocasionalmente.
Bunu savunmayı bırak ve işin boyunu aştığını itiraf et.Przyznaj, że po prostu siedzisz w tym po uszy.
Bunu savunmayı bırak ve işin boyunu aştığını itiraf et. Sen şu an kimle konuşuyorsun?Y patea a ese bastardo en los dientes lo más fuerte que puedas.
Bu o, bu o kız. Hani Baek Seung Jo'ya olan aşkını itiraf ettikten sonra reddedilmiş olan.Cô ấy đây, người đã tỏ tình với Baek Seung Jo và bị từ chối
Bu o, bu o kız. Hani Baek Seung Jo'ya olan aşkını itiraf ettikten sonra reddedilmiş olan.쟤야, 쟤. 백승조한테 고백했다 차인 애.
Bu o, bu o kız. Hani Baek Seung Jo'ya olan aşkını itiraf ettikten sonra reddedilmiş olan.Ona je, ona!Punca, Ki se je izpovedala Seung Joju in bila zavrnjena.
Bu o, bu o kız. Hani Baek Seung Jo'ya olan aşkını itiraf ettikten sonra reddedilmiş olan.To ta co wyznała swe uczucia Baek Seung Jo i została odrzucona
Bu o, bu o kız. Hani Baek Seung Jo'ya olan aşkını itiraf ettikten sonra reddedilmiş olan.Това е тя, тази която си призна на Бек Сънг Джо и беше отхвърлена.
Bu o, bu o kız. Hani Baek Seung Jo'ya olan aşkını itiraf ettikten sonra reddedilmiş olan..זו היא, זו היא. זאת שהתוודתה בפני בק סונג ג'ו ונדחתה
Bu o, bu o kız. Hani Baek Seung Jo'ya olan aşkını itiraf ettikten sonra reddedilmiş olan.أنها هي , أنها هي . الشخص الذي اعترف بايك سونغ جو وتم رفضه
Bu o, bu o kız. Hani Baek Seung Jo'ya olan aşkını itiraf ettikten sonra reddedilmiş olan.恥をかいたんだって あんまり可愛くもないのに
Bu örnekte benim en iyi, gerçekleri itiraf etmek zorunda eşsiz bir inanç. "A jelen esetben kénytelen vagyok elismerni, hogy a tények, a legjobb meggyőződés, egyedülálló. "
Bu örnekte benim en iyi, gerçekleri itiraf etmek zorunda eşsiz bir inanç. "Dans le cas présent, je suis forcé d'admettre que les faits sont, au meilleur de ma croyance, unique. "
Bu örnekte benim en iyi, gerçekleri itiraf etmek zorunda eşsiz bir inanç. "En el presente caso, me veo obligado a admitir que los hechos son, a lo mejor de mi creencia, único. "
Bu örnekte benim en iyi, gerçekleri itiraf etmek zorunda eşsiz bir inanç. "I det aktuella fallet är jag tvungen att erkänna att fakta är, så vitt jag övertygelse, unik. "
Bu örnekte benim en iyi, gerçekleri itiraf etmek zorunda eşsiz bir inanç. "În speţă eu sunt forţate să recunoască că faptele sunt, la cele mai bune dintre mele convingeri, unic. "
Bu örnekte benim en iyi, gerçekleri itiraf etmek zorunda eşsiz bir inanç. "현재 인스턴스에서 저는 최고의 위해 사실이 인정하도록 강요 오전 독특한 믿음. "
Bu örnekte benim en iyi, gerçekleri itiraf etmek zorunda eşsiz bir inanç. "Nel caso di specie sono costretto ad ammettere che i fatti sono, al meglio delle mie credo, unica. "
Bu örnekte benim en iyi, gerçekleri itiraf etmek zorunda eşsiz bir inanç. "No presente caso, sou forçado a admitir que os fatos são, para o melhor da minha crença, único. "
Bu örnekte benim en iyi, gerçekleri itiraf etmek zorunda eşsiz bir inanç. "Trong ví dụ này, tôi buộc phải thừa nhận rằng các sự kiện, tốt nhất của tôi niềm tin, độc đáo. "
Bu örnekte benim en iyi, gerçekleri itiraf etmek zorunda eşsiz bir inanç. "V obravnavani zadevi sem prisiljen priznati, da so dejstva, na moji najboljši prepričanja, edinstvena. "
Bu örnekte benim en iyi, gerçekleri itiraf etmek zorunda eşsiz bir inanç. "V projednávaném případě jsem nucen přiznat, že fakta, k tomu nejlepšímu z mé víře, jedinečnou. "
Bu örnekte benim en iyi, gerçekleri itiraf etmek zorunda eşsiz bir inanç. "V tomto prípade som nútený priznať, že fakty, k tomu najlepšiemu z mojej viere, jedinečnou. "
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod