Ana içeriğe geç
Sözlük

itiraf etmek ile cümle

itiraf etmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Bu arada Barney, Robin'e aşık olmuştur, ama kendine bile itiraf etmekten korkmaktadır.Той е влюбен в Самър Робъртс, но му трябват доста години, за да и го признае.
Bunu Anne itiraf etmekte zorlanır.Manoma, kad tai įvyko su motinos pritarimu.
Al için optimal seçenek itiraf etmektir.la scelta ottimale per Al, tenendo conto delle scelte di Bill, è confessare
Al için optimal seçenek itiraf etmektir.مرةً أخرى، الخيار الأمثل لـ(آل)، بأخذ خيار (بيل) في الحسبان، وهو الإعتراف.
Ama bunu itiraf etmek istemedin değil mi?Aber du wolltest das nicht zugeben, stimmts?
Ama bunu itiraf etmek istemedin değil mi?Ale nie chciałeś się do tego przyznać, prawda?
Ama bunu itiraf etmek istemedin değil mi?Dar nu vrei sa admiti asta, corect?
Ama bunu itiraf etmek istemedin değil mi?근데 그걸 인정한 게 힗어했지
Ama bunu itiraf etmek istemedin değil mi?Maar je wilde dat niet toegeven, toch?
Ama bunu itiraf etmek istemedin değil mi?Mais tu ne voulais pas l'admettre, n'est-ce pas ?
Ama bunu itiraf etmek istemedin değil mi?Ma tu non volevi ammetterlo, giusto?
Ama bunu itiraf etmek istemedin değil mi?Men du ville inte erkänna det, eller hur?
Ama bunu itiraf etmek istemedin değil mi?Nhưng cậu không muốn thừa nhận điều đó đúng không?
Ama bunu itiraf etmek istemedin değil mi?Tapi kau tidak ingin mengakuinya, betulkan?
Ama bunu itiraf etmek istemedin değil mi?Vendar tega nisi hotel priznati, kajne?
Ama bunu itiraf etmek istemedin değil mi?Αλλά δεν ήθελες να το παραδεχτείς, σωστά;
Ama bunu itiraf etmek istemedin değil mi?Но ты не хотел этого признавать, да?
Ama bunu itiraf etmek istemedin değil mi?אבל לא רצית להודות בכך, נכון?
Ama bunu itiraf etmek istemedin değil mi?لكن لم ترد ان تقر بذلك..صحيح؟
Ama bunu itiraf etmek istemedin değil mi?どれだけ頑張っても 解けない問題を ペク・スンジョが抱えてるなんて...
Bugün, bir ulus olarak nasıl yanlış seçimler yapıp yanlış kararlar verdiğimizi itiraf etmek için buradayım.Antes estou aqui para confessar que nós, enquanto nação, fizemos a escolha errada, tomámos a decisão errada.
Bugün, bir ulus olarak nasıl yanlış seçimler yapıp yanlış kararlar verdiğimizi itiraf etmek için buradayım.Azért vagyok itt, hogy bevalljam, hogy mi, mint egy állam, rossz döntést hoztunk.
Bugün, bir ulus olarak nasıl yanlış seçimler yapıp yanlış kararlar verdiğimizi itiraf etmek için buradayım.Jestem tu dzisiaj by wyznać, że jako naród podjęliśmy złą decyzję.
Bugün, bir ulus olarak nasıl yanlış seçimler yapıp yanlış kararlar verdiğimizi itiraf etmek için buradayım.Jsem tu spíše kvůli přiznání, že jsme jako národ zvolili špatnou volbu, udělali nesprávné rozhodnutí.
Bugün, bir ulus olarak nasıl yanlış seçimler yapıp yanlış kararlar verdiğimizi itiraf etmek için buradayım.저는 오히려 오늘, 우리는 한 국가로서 잘못된 결정과 잘못된 선택을 했음을 고백하고자 합니다
Bugün, bir ulus olarak nasıl yanlış seçimler yapıp yanlış kararlar verdiğimizi itiraf etmek için buradayım.Mà tôi đến đây để thú nhận rằng chúng tôi - toàn bộ đất nước đã lựa chọn sai lầm, đã quyết định sai lầm.
Bugün, bir ulus olarak nasıl yanlış seçimler yapıp yanlış kararlar verdiğimizi itiraf etmek için buradayım.Sunt aici astăzi să vă mărturisesc că noi, ca naţiune, am ales greşit, am decis greşit-
Bugün, bir ulus olarak nasıl yanlış seçimler yapıp yanlış kararlar verdiğimizi itiraf etmek için buradayım.Βρίσκομαι εδώ για να ομολογήσω ότι εμείς, ως έθνος, κάναμε λάθος επιλογές, πήραμε λάθος αποφάσεις.
Bugün, bir ulus olarak nasıl yanlış seçimler yapıp yanlış kararlar verdiğimizi itiraf etmek için buradayım.По-скоро съм тук, за да призная, че като нация ние направихме грешното решение, избрахме грешният отговор.
Bugün, bir ulus olarak nasıl yanlış seçimler yapıp yanlış kararlar verdiğimizi itiraf etmek için buradayım.Я здесь сегодня для того, чтобы признать, что мы как нация выбрали неверный путь и приняли неверное решение.
Bugün, bir ulus olarak nasıl yanlış seçimler yapıp yanlış kararlar verdiğimizi itiraf etmek için buradayım.אני כאן היום כדי להתוודות שאנחנו כעם עשינו את הבחירה הלא נכונה, קיבלנו את ההחלטה הלא נכונה.
Bugün, bir ulus olarak nasıl yanlış seçimler yapıp yanlış kararlar verdiğimizi itiraf etmek için buradayım.ولكني هنا لأعترف نحن كأمة اتخذنا خيار خاطئ وصنعنا قرار خاطئ.
Bugün, bir ulus olarak nasıl yanlış seçimler yapıp yanlış kararlar verdiğimizi itiraf etmek için buradayım.私たちは国家として 間違った選択肢を選んでしまいました 正しく優先順位を付けられなかったのです
Bunu itiraf etmek istemezdim.Ale len sa k tomu nechcem priznať.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Also sollte ich das vielleicht nicht zugeben.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Aunque quizás prefiera no confesarlo.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Donc peut-être que je ferais mieux de ne pas en parler.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Egentligen vill jag nog inte erkänna det.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Forse allora sarebbe meglio non ammetterlo.
Bunu itiraf etmek istemezdim.K čemuž se možná nechci přiznat.
Bunu itiraf etmek istemezdim.아마도 저는 그걸 인정하고 싶지는 않아요.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Lehet, hogy ezt nem kellene bevallani.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Måske vil jeg ikke erkende det.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Misschien kan ik dat maar beter niet toegeven.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Może nie powinienem się do tego przyznawać.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Poate nu vreau să recunosc asta.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Talvez não deva admitir isto.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Vậy có lẽ tôi không muốn thừa nhận điều đó
Bunu itiraf etmek istemezdim.Ίσως δεν θα έπρεπε να το παραδεχτώ αυτό.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Пожалуй, мне не хочется это признавать.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Така че може би не трябва да признавам това.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Хоча, мені не хочеться це визнавати.
Bunu itiraf etmek istemezdim.אז אולי אני לא רוצה להודות בזה.
Bunu itiraf etmek istemezdim.これはスイスの CERNにいる僕です
Bu örnekte benim en iyi, gerçekleri itiraf etmek zorunda eşsiz bir inanç. "A jelen esetben kénytelen vagyok elismerni, hogy a tények, a legjobb meggyőződés, egyedülálló. "
Bu örnekte benim en iyi, gerçekleri itiraf etmek zorunda eşsiz bir inanç. "Dans le cas présent, je suis forcé d'admettre que les faits sont, au meilleur de ma croyance, unique. "
Bu örnekte benim en iyi, gerçekleri itiraf etmek zorunda eşsiz bir inanç. "En el presente caso, me veo obligado a admitir que los hechos son, a lo mejor de mi creencia, único. "
Bu örnekte benim en iyi, gerçekleri itiraf etmek zorunda eşsiz bir inanç. "I det aktuella fallet är jag tvungen att erkänna att fakta är, så vitt jag övertygelse, unik. "
Bu örnekte benim en iyi, gerçekleri itiraf etmek zorunda eşsiz bir inanç. "În speţă eu sunt forţate să recunoască că faptele sunt, la cele mai bune dintre mele convingeri, unic. "
Bu örnekte benim en iyi, gerçekleri itiraf etmek zorunda eşsiz bir inanç. "현재 인스턴스에서 저는 최고의 위해 사실이 인정하도록 강요 오전 독특한 믿음. "
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod