Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Тобто, Європа одного дня, звичайно, розпоряджалась майбутнім на свій розсуд.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.אני מתכוון, היו ימים שאירופה, כמובן, ניווטה את העתיד בבטחונה.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.اعني ان اوروبا كانت في مرحلة ما تتحكم في المستقبل بكل ثقة
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.自信をもってです 19世紀がまさにそうでした
Biraz itimat duy olur mu?Faisons-lui confiance, OK ?
Biraz itimat duy olur mu?Hãy tin vào nó
Biraz itimat duy olur mu?Laten we wat geloof, oke?
Biraz itimat duy olur mu?Låt oss ha lite tro, okej?
Biraz itimat duy olur mu?Mari kita memiliki iman beberapa, oke?
Biraz itimat duy olur mu?Mari kita memiliki iman beberapa, oke?
Biraz itimat duy olur mu?Mějme trochu důvěru, ano?
Biraz itimat duy olur mu?Tengamos algo de fe, ¿si?
Biraz itimat duy olur mu?Vamos a tener un poco de fe, ¿de acuerdo?
Biraz itimat duy olur mu?Давай будем верить в лучшее, хорошо?
Biraz itimat duy olur mu?Нека имаме малко вяра.
Bu şekilde, insanlar gerçekten kurumlara olan itimatlarını kaybetmeye başladılar.As pessoas começaram a perder a fé nas instituições.
Bu şekilde, insanlar gerçekten kurumlara olan itimatlarını kaybetmeye başladılar.그래서 사람들은 기관에 신뢰를 잃기 시작했죠.
Bu şekilde, insanlar gerçekten kurumlara olan itimatlarını kaybetmeye başladılar.La gente ha davvero iniziato a perdere fiducia nelle istituzioni, in un certo senso.
Bu şekilde, insanlar gerçekten kurumlara olan itimatlarını kaybetmeye başladılar.langsam das Vertrauen in Institutionen.
Bu şekilde, insanlar gerçekten kurumlara olan itimatlarını kaybetmeye başladılar.איכשהו לאבד אמון במוסדות.
Bu şekilde, insanlar gerçekten kurumlara olan itimatlarını kaybetmeye başladılar.بدأو بفقد الثقة في المنظمات
Bu şekilde, insanlar gerçekten kurumlara olan itimatlarını kaybetmeye başladılar.エデルマンというPR会社が
-- dediğim gibi, özellikle batı itimat bölgesi-- henüz oraların ait haritalarımız yok.제가 말씀드리듯이, 특히 서부 신탁통치령 지역, 우리는 그곳의 지도를 가지고 있지 않습니다. 그곳의 지도가 없다구요.
-- dediğim gibi, özellikle batı itimat bölgesi-- henüz oraların ait haritalarımız yok.-särskilt när det gäller den västra sidan- -har vi inga kartor över det.
-- dediğim gibi, özellikle batı itimat bölgesi-- henüz oraların ait haritalarımız yok.Нямаме карти на тях.
-- dediğim gibi, özellikle batı itimat bölgesi-- henüz oraların ait haritalarımız yok.כפי שאמרתי, בייחוד אזורי הסכם הטריטוריה המערבית, אין לנו מפות שלו. אין לנו מפות של אותם אזורים.
-- dediğim gibi, özellikle batı itimat bölgesi-- henüz oraların ait haritalarımız yok.كما قلت, الوصاية الأقليمية الغربية! لا يوجد لدينا خرائط للمحيطات !
-- dediğim gibi, özellikle batı itimat bölgesi-- henüz oraların ait haritalarımız yok.まだ地図がありません まだないんです 金星の地図はあるのに、西側トラスのはないんです
Dolayısıyla sürecin bu aşamasında kişisel irtibat kurmak güven ve itimat oluşturmak için hayati önem taşır.En este sentido, el contacto personal para generar confianza es primordial en esta fase del proceso.
Dolayısıyla sürecin bu aşamasında kişisel irtibat kurmak güven ve itimat oluşturmak için hayati önem taşır.Источники информации и базы данных
Itimatin basitligini iceren bir ruh buAcesta e un suflet care are toată simplitatea încrederii.
Itimatin basitligini iceren bir ruh buC'est une âme qui a toute la simplicité de la confiance.
Itimatin basitligini iceren bir ruh bu Doktor, sen ne dersen, kabul ediyorumDoctor, lo que sea que usted diga, yo lo acepto.
Itimatin basitligini iceren bir ruh buEcco un'anima che ha tutta la semplicità della fiducia.
Itimatin basitligini iceren bir ruh buEins mit dieser Seele erfüllt von der Einfachheit der Zuversicht.
Itimatin basitligini iceren bir ruh buItt egy lélek, a maga egyszerűségében és határozottságában.
Itimatin basitligini iceren bir ruh bu여기 뭐든 순순히 믿어버리는 분이 있습니다.
Itimatin basitligini iceren bir ruh buOto dusza, która ma całą prostotę zaufania.
Itimatin basitligini iceren bir ruh buЕто една душа, която има цялата простота на доверието.
Itimatin basitligini iceren bir ruh buЭто душа, преисполненная простотой веры.
Itimatin basitligini iceren bir ruh buהנה נפש שיש לה פשטות של ביטחון.
Itimatin basitligini iceren bir ruh buهذه هي الروح التي حصلت على بساطة الثقة.
Itimatin basitligini iceren bir ruh bu"先生 私はあなたが言うことを全て受け入れます"
O sesi dinlersin Itimatin basitligini iceren bir ruh buHier is een wezen dat, in al haar eenvoud, vertrouwen heeft.
Prosedürlere de itimat etmemiz gerekir.Chúng ta phải tin tưởng rất nhiều thủ tục.
Prosedürlere de itimat etmemiz gerekir.[Detido depois de alegada fraude nas eleições] Temos de confiar em muitos procedimentos.
Prosedürlere de itimat etmemiz gerekir.Dobbiamo fidarci di molti procedimenti.
Prosedürlere de itimat etmemiz gerekir.Kita harus mempercayai banyak prosedur.
Prosedürlere de itimat etmemiz gerekir.우리는 많은 과정들에 대해 신뢰해야만 합니다.
Prosedürlere de itimat etmemiz gerekir.Meidän täytyy luottaa moniin proseduureihin.
Prosedürlere de itimat etmemiz gerekir.Musimy ufać wielu procedurom.
Prosedürlere de itimat etmemiz gerekir.Nous devons faire confiance à beaucoup de procédures.
Prosedürlere de itimat etmemiz gerekir.Sok folyamatban kell megbíznunk.
Prosedürlere de itimat etmemiz gerekir.Trebuie să avem încredere într-o mulţime de proceduri.
Prosedürlere de itimat etmemiz gerekir.Vi måste lita på en massa procedurer.
Prosedürlere de itimat etmemiz gerekir.We moeten een hoop procedures vertrouwen.
Prosedürlere de itimat etmemiz gerekir.Wir müssen vielen Abläufen vertrauen.
Prosedürlere de itimat etmemiz gerekir.Zaupati moramo številnim postopkom.
Prosedürlere de itimat etmemiz gerekir.Να εμπιστευθούμε πολλές διαδικασίες.
Prosedürlere de itimat etmemiz gerekir.Ми маємо довіряти цілій низці процедур.