Ona itimat edebilir miyiz?Can we trust him?
Bir genç GLF üyesi onların kim olduklarını ve onların itimatların neler olduklarını öğrenmek istedi.A young GLF member demanded to know who they were and what their credentials were.
Müttefiklere yönelik bu itimat Roma Cumhuriyeti'nin sonuna kadar devam etti.This reliance on allies continued to the end of the Roman Republic.
Bu itimatsızlık Callistus'un Caligula'ya sırtını dönmesine neden olmuş olabilir.This distrust by Caligula may have caused Callistus to turn on him.
Prosedürlere de itimat etmemiz gerekir.We have to trust a lot of procedures.
Biraz itimat duy olur mu?Let's have some faith, okay?
O sesi dinlersin Itimatin basitligini iceren bir ruh buHere is a soul which has got all the simplicity of confidence.
-- dediğim gibi, özellikle batı itimat bölgesi-- henüz oraların ait haritalarımız yok.like I say, particularly the western territorial trust, we don't have maps of them.
Venüs'ün haritaları elimizde var fakat batı itimat bölgesi için aynı şey geçerli değil.We have maps of Venus, but not of the western territorial trust.
İtimatnameleri Kosova'nın Washington Büyükelçisi Avsi Spahiu teslim alacak.Kosovo's Ambassador to Washington, Avni Spahiu, will receive those credentials.
Aynı zamanda padişahın itimatınıkazanmış bir devlet adamıydı.Damit war er auch offiziell Reichsfürst.
Bir genç GLF üyesi onların kim olduklarını ve onların itimatların neler olduklarını öğrenmek istedi.Un joven miembro de la GLF exigió saber quiénes eran y cuáles eran sus credenciales.
Aynı zamanda padişahın itimatınıkazanmış bir devlet adamıydı.También resultó elegido un republicano independiente.
Müttefiklere yönelik bu itimat Roma Cumhuriyeti'nin sonuna kadar devam etti.Questo affidamento agli alleati proseguì sino alla fine della Repubblica romana.
Bir genç GLF üyesi onların kim olduklarını ve onların itimatların neler olduklarını öğrenmek istedi.Молодой член Фронта потребовал от них сказать, кто они такие и что они здесь делают?
Müttefiklere yönelik bu itimat Roma Cumhuriyeti'nin sonuna kadar devam etti.هذا الاعتماد على الحلفاء واستمر حتى نهاية الجمهورية الرومانية.
İtimat bu noktada önemlidir.ويكون الموضع المَنصِفي هامًا في هذا التحديد.
Bir genç GLF üyesi onların kim olduklarını ve onların itimatların neler olduklarını öğrenmek istedi.Um jovem membro da FLG exigiu saber quem eram e quais eram suas credenciais.
İtimat bu noktada önemlidir.Hun emoties staan daarbij centraal.
Bu vazifedeyken padişahın itimat ve teveccühünü kazandı.I denna ställning vann han kungens synnerliga förtroende och vänskap.
Müttefiklere yönelik bu itimat Roma Cumhuriyeti'nin sonuna kadar devam etti.Така опора на союзників продовжувалася до кінця Римської республіки.
Bir genç GLF üyesi onların kim olduklarını ve onların itimatların neler olduklarını öğrenmek istedi.Nuori GLF:n jäsen vaati saada tietää keitä he olivat ja millaisia ansioita heillä oli.
İtimat bu noktada önemlidir.Το κεφάλι είναι ιδιαίτερα σημαντικό σε αυτό.
İtimat bu noktada önemlidir.Ketertarikannya dibidang ini.
Aynı zamanda padişahın itimatınıkazanmış bir devlet adamıydı.在国家队期间,他是绝对的灵魂人物。
Bir genç GLF üyesi onların kim olduklarını ve onların itimatların neler olduklarını öğrenmek istedi.새로운 동성애자 해방 전선의 멤버는 그들이 누구인지 그리고 그들의 신념이 무엇인지 인식하도록 요구했다.
Yalnız, rakip üretici de planlı eskimeye itimat ediyor olabilir.이것은 종업원들이 계획적인 퇴사를 유도할지도 모른다.
Müttefiklere yönelik bu itimat Roma Cumhuriyeti'nin sonuna kadar devam etti.הסתמכות זו על בעלי ברית המשיכה עד לסוף תקופת הרפובליקה.
İtimat bu noktada önemlidir.Zaupanje je pri tem poglavitnega pomena.
İtimat bu noktada önemlidir.Svarbiausias vaidmuo šiame etape atitenka sąrėmiams.
Ama siz mesajı aldınız. Bu şekilde, insanlar gerçekten kurumlara olan itimatlarını kaybetmeye başladılar.Ale myslím, že to chápete, lidé skutečně začali tak trochu ztrácet důvěru v instituce.
Ama siz mesajı aldınız. Bu şekilde, insanlar gerçekten kurumlara olan itimatlarını kaybetmeye başladılar.Ale widać, że ludzie zaczęli tracić zaufanie do tych instytucji.
Ama siz mesajı aldınız. Bu şekilde, insanlar gerçekten kurumlara olan itimatlarını kaybetmeye başladılar.Dar ați prins esența, lumea începe să-și piardă încrederea în instituții.
Ama siz mesajı aldınız. Bu şekilde, insanlar gerçekten kurumlara olan itimatlarını kaybetmeye başladılar.De értik a lényeget, az emberek tényleg kezdték elveszíteni az intézményekbe vetett hitüket.
Ama siz mesajı aldınız. Bu şekilde, insanlar gerçekten kurumlara olan itimatlarını kaybetmeye başladılar.Maar je snapt de teneur: mensen vertrouwen instituten niet meer.
Ama siz mesajı aldınız. Bu şekilde, insanlar gerçekten kurumlara olan itimatlarını kaybetmeye başladılar.Mais vous comprenez le sens général, les gens ont vraiment commencé à perdre confiance en les institutions.
Ama siz mesajı aldınız. Bu şekilde, insanlar gerçekten kurumlara olan itimatlarını kaybetmeye başladılar.Men I forstår essensen, så folk er virkeligt begyndt på en måde at miste tiltro til institutioner.
Ama siz mesajı aldınız. Bu şekilde, insanlar gerçekten kurumlara olan itimatlarını kaybetmeye başladılar.Nhưng bạn nắm được ý chính, do đó, người ta đã thực sự bắt đầu , đại loại là mất niềm tin vào các tổ chức.
Ama siz mesajı aldınız. Bu şekilde, insanlar gerçekten kurumlara olan itimatlarını kaybetmeye başladılar.Pero vean lo esencial, la gente realmente ha empezado a perder la fe en las instituciones.
Ama siz mesajı aldınız. Bu şekilde, insanlar gerçekten kurumlara olan itimatlarını kaybetmeye başladılar.Αλλά πιάνετε το νόημα, ο κόσμος έχει αρχίσει πραγματικά να χάνει την εμπιστοσύνη του στα ιδρύματα.
Ama siz mesajı aldınız. Bu şekilde, insanlar gerçekten kurumlara olan itimatlarını kaybetmeye başladılar.Але ви вловили суть - люди справді почали втрачати віру в установи.
Ama siz mesajı aldınız. Bu şekilde, insanlar gerçekten kurumlara olan itimatlarını kaybetmeye başladılar.Но суть ясна — люди действительно стали терять доверие к институтам.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Bien sûr, autrefois, l'Europe commandait le futur par sa confiance.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Digo, por supuesto, Europa una vez tuvo el dominio del futuro en sí misma.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Evropa samozřejmě v minulosti ovládala budoucnost díky své sebedůvěře.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Ich meine, Europa hat einst, natürlich, hat einst die Zukunft befehligt in seiner festen Überzeugung.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Jeg mener, Europa dominerede engang fremtiden i sin tiltro.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.유럽은 자신감으로 미래를 이끌어나간 적이 있었지요.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Maksud saya, Eropa pernah, tentu saja, pernah memerintahkan masa depan dengan rasa percaya dirinya.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Mislim, Evropa je nekoč, seveda, narekovala prihodnost, s svojo samozavestjo.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Oczywiście, kiedyś przyszłość leżała w rękach Europy i jej pewności siebie.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Ooit gaf Europa in zijn zelfverzekerdheid richting aan de toekomst.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Quero dizer, a Europa, claramente, já comandou o futuro na sua confiança.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Tietenkin Eurooppa aikanaan hallitsi tulevaisuutta itseensä luottaen.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Úgy értem, Európa valamikor, természetesen, egykor magabiztosan rendelkezett a jövőről.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Voglio dire, l'Europa una volta, certo, guidava il futuro basandosi sulla fiducia.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Ys tôi là châu Âu một thời đã ra lệnh cho tương lai trên sự tự tin của mình.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Εννοώ ότι η Ευρώπη κάποτε, φυσικά, και όριζε το μέλλον με την αυτοπεποίθησή της.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Европа однажды командовала будущим с большой уверенностью.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Искам да кажа, Европа навремето, разбира се, преди определяше бъдещето с нейната увереност.