Ana içeriğe geç
Sözlük

ithal ile cümle

ithal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Her yıl, Afrika, yiyecek ithalatına 20 milyar dolar harcıyor.Jedes Jahr gibt Afrika 20 Milliarden Dollar für Nahrungsmittelimporte aus.
Her yıl, Afrika, yiyecek ithalatına 20 milyar dolar harcıyor.Ogni anno, l'Africa spende 20 miliardi di dollari per importare cibo.
Her yıl, Afrika, yiyecek ithalatına 20 milyar dolar harcıyor.Κάθε χρόνο η Αφρική δίνει $20 δις για εισαγωγές τροφίμων.
Her yıl, Afrika, yiyecek ithalatına 20 milyar dolar harcıyor.Всяка година, Африка харчи 20 милиарда долара годишно, за да вкарва храна.
Her yıl, Afrika, yiyecek ithalatına 20 milyar dolar harcıyor.Каждый год Африка тратит 20 миллиардов долларов на импорт еды.
Her yıl, Afrika, yiyecek ithalatına 20 milyar dolar harcıyor.בכל שנה, אפריקה משקיעה 20 מיליארד דולר על יבוא מזון.
Her yıl, Afrika, yiyecek ithalatına 20 milyar dolar harcıyor.في كل عام ، تنفق إفريقيا 20 مليار دولار لاستيراد المواد الغذائية.
Her yıl, Afrika, yiyecek ithalatına 20 milyar dolar harcıyor.合計して下さい これら全てが「漏れ」です
Kanada dışındaki insanlarn bu yıl Amerika'nın bir numaralı ithal petrol kaynağı olması hesaplananan전 캐나다 밖에 사는 사람들이 얼마나 무지한지에 대해 항상 놀라곤 해요 앨버타주의 타르 샌드에 대해서 말이죠
Kanada dışındaki insanlarn bu yıl Amerika'nın bir numaralı ithal petrol kaynağı olması hesaplanananVždy mě překvapí jak málo
Kanada dışındaki insanlarn bu yıl Amerika'nın bir numaralı ithal petrol kaynağı olması hesaplanananתמיד הפתיע אותי כמה מעט אנשים מחוץ לקנדה יודעים אודות חולות הזפת של אלברטה.
Kanada dışındaki insanlarn bu yıl Amerika'nın bir numaralı ithal petrol kaynağı olması hesaplanananوانا متفاجئة جداً كيف ان القليل فحسب من خارج كندا يعرفون عن رمال ولاية ألبرتا النفطية
Kanada dışındaki insanlarn bu yıl Amerika'nın bir numaralı ithal petrol kaynağı olması hesaplanananオイルサンドを知る人がほとんどいないことに 私はいつも驚かされます オイルサンドは今年
Mektup güzel, ama sevgili ithalat Of ücretten dolu değildi; ve ihmalA carta não foi bom, mas cheio de carga de importação caros, e os negligenciá-lo
Mektup güzel, ama sevgili ithalat Of ücretten dolu değildi; ve ihmalA levél nem volt szép, de tele felelős drága import, és az elhanyagolása is
Mektup güzel, ama sevgili ithalat Of ücretten dolu değildi; ve ihmalBrevet var ikke rart, men fuld af ansvaret for kære import, og de forsømmer det
Mektup güzel, ama sevgili ithalat Of ücretten dolu değildi; ve ihmalBrevet var inte trevligt, men full av ansvarig kära import, och försumma det
Mektup güzel, ama sevgili ithalat Of ücretten dolu değildi; ve ihmalBức thư không phải là tốt đẹp, nhưng đầy đủ phí của nhập khẩu thân yêu và bỏ qua nó
Mektup güzel, ama sevgili ithalat Of ücretten dolu değildi; ve ihmalDe brief was niet leuk, maar vol met lading van Dear import, en de verwaarlozing van het
Mektup güzel, ama sevgili ithalat Of ücretten dolu değildi; ve ihmalDer Brief war nicht schön, aber voller Ladung lieber importieren, und das zu vernachlässigen
Mektup güzel, ama sevgili ithalat Of ücretten dolu değildi; ve ihmalKirjettä ei ole mukavaa, mutta täynnä vastaa rakas tuonti, ja unohtamatta sitä
Mektup güzel, ama sevgili ithalat Of ücretten dolu değildi; ve ihmal편지는 잘하지만, 사랑하는 수입 담당 가득 아니었하며 그것을 무시
Mektup güzel, ama sevgili ithalat Of ücretten dolu değildi; ve ihmalLa carta no fue agradable, pero llena de carga de importación queridos, y el que descuidar
Mektup güzel, ama sevgili ithalat Of ücretten dolu değildi; ve ihmalLa lettera non era bello, ma pieno di carica di importazione cara, e la si trascura
Mektup güzel, ama sevgili ithalat Of ücretten dolu değildi; ve ihmalLa lettre n'était pas agréable, mais plein de charge de l'importation chers, et l'on néglige
Mektup güzel, ama sevgili ithalat Of ücretten dolu değildi; ve ihmalList był nie miły, ale pełna za drogi import, a zaniedbując to
Mektup güzel, ama sevgili ithalat Of ücretten dolu değildi; ve ihmalPismo ni bilo lepo, vendar polno odgovorni za drage uvoz, in jo zanemarja
Mektup güzel, ama sevgili ithalat Of ücretten dolu değildi; ve ihmalScrisoarea nu a fost frumos, dar plin de încărcare a de import dragi, şi-l neglija
Mektup güzel, ama sevgili ithalat Of ücretten dolu değildi; ve ihmalSurat itu tidak baik, tapi penuh muatan impor Tentu sayang, dan mengabaikan hal itu
Mektup güzel, ama sevgili ithalat Of ücretten dolu değildi; ve ihmalV dopise nebylo hezké, ale plné nabití Vážení import a zanedbání se
Mektup güzel, ama sevgili ithalat Of ücretten dolu değildi; ve ihmalV liste nebolo pekné, ale plné nabitie Vážení import a zanedbanie sa
Mektup güzel, ama sevgili ithalat Of ücretten dolu değildi; ve ihmalΗ επιστολή δεν ήταν ωραία, αλλά την πλήρη χρέωση του αγαπητού εισαγωγή? Και το ότι παραμελεί
Mektup güzel, ama sevgili ithalat Of ücretten dolu değildi; ve ihmalВ писмото не е хубаво, но пълна такса на скъпия внос, и то пренебрегва
Mektup güzel, ama sevgili ithalat Of ücretten dolu değildi; ve ihmalПисьмо было не приятно, но полный заряд дорогой импорт, и пренебрегая
Mektup güzel, ama sevgili ithalat Of ücretten dolu değildi; ve ihmalהמכתב היה לא נחמד, אבל מלא של הממונה על הייבוא יקר, ואת מזניחה אותו
Mektup güzel, ama sevgili ithalat Of ücretten dolu değildi; ve ihmalوهذه الرسالة ليس لطيفا ، ولكن كامل من المسؤول عن استيراد العزيز ، وذلك بتجاهل
Mektup güzel, ama sevgili ithalat Of ücretten dolu değildi; ve ihmal多くの危険をするかもしれません。修道士ジョンは、それ故に行く;私に鉄のカラスを取得し、それをまっすぐに持って来る
Örneğin, Avrupa et ve süt ürünleri üretimi için yem ve tahıl ithalatçısıdır.Bostäder, vatten, elektricitet,
Örneğin, Avrupa et ve süt ürünleri üretimi için yem ve tahıl ithalatçısıdır.Bytové vybavenie, domáce a banských výrobkov.
Örneğin, Avrupa et ve süt ürünleri üretimi için yem ve tahıl ithalatçısıdır.Eurooppa on esimerkiksi eurooppalaisen lihan ja maidon tuotannossa käytettävän rehun ja viljan nettotuoja.
Örneğin, Avrupa et ve süt ürünleri üretimi için yem ve tahıl ithalatçısıdır.Europa este, de exemplu, un importator net de furaje şi cereale pentru carne europeană şi producţia de lapte.
Örneğin, Avrupa et ve süt ürünleri üretimi için yem ve tahıl ithalatçısıdır.Europa jest na przykład importerem netto pasz i zbóż dla produkcji europejskiego mięsa i produktów mlecznych.
Örneğin, Avrupa et ve süt ürünleri üretimi için yem ve tahıl ithalatçısıdır.Evropa je neto uvoznica krme in žit za evropsko mesno in mlečno proizvodnjo.
Örneğin, Avrupa et ve süt ürünleri üretimi için yem ve tahıl ithalatçısıdır.Por ejemplo, Europa es un importador neto de pienso y cereales para la producción cárnica y láctea europea.
Örneğin, Avrupa et ve süt ürünleri üretimi için yem ve tahıl ithalatçısıdır.Tabakwaren und Suchtmitte und laufende Anschaffungen bei Brennstoffen und Bergbauprodukten zum Tragen.
Örneğin, Avrupa et ve süt ürünleri üretimi için yem ve tahıl ithalatçısıdır.Zo is Europa een netto-importeur van veevoer en granen voor de Europese vlees- en melkproductie.
Örneğin, Avrupa et ve süt ürünleri üretimi için yem ve tahıl ithalatçısıdır.Εκpiομpiές ουσιών piου piροκαλούν οξίνιση
Örneğin, Avrupa et ve süt ürünleri üretimi için yem ve tahıl ithalatçısıdır.Европа, например е краен вносител на фуражи зърнени култури за производство на месо и млечни продукти в ЕС.
Roma aslında bir zamanlar Britanya'dan istridye ithal etmişti. Bence bu olağanüstü bir şey.Řím dovážel ústřice z Británie v jednom období.
Roma aslında bir zamanlar Britanya'dan istridye ithal etmişti. Bence bu olağanüstü bir şey.Roma, infatti, smise di importare le ostriche dalla Gran Bretagna ad un certo punto.
Roma aslında bir zamanlar Britanya'dan istridye ithal etmişti. Bence bu olağanüstü bir şey.Rome importeerde op een gegeven moment oesters uit Groot-Brittannië.
Roma aslında bir zamanlar Britanya'dan istridye ithal etmişti.En un momento, Roma importó ostras de Gran Bretaña.
Roma aslında bir zamanlar Britanya'dan istridye ithal etmişti.로마는 사실 한 때 [영국에서 굴을 수입했습니다.]
Roma aslında bir zamanlar Britanya'dan istridye ithal etmişti.Roma, de facto chegou a importar ostras de Londres. Acho que isso é extraordinário.
Roma aslında bir zamanlar Britanya'dan istridye ithal etmişti.Roma de fapt [importa scoici din Marea Britanie], la un moment dat.
Roma aslında bir zamanlar Britanya'dan istridye ithal etmişti.Róma valójában kagylókat importált Britanniából egy időben.
Roma aslında bir zamanlar Britanya'dan istridye ithal etmişti.Rome, en fait, a importé des huitres de Londres, à un moment donné.
Roma aslında bir zamanlar Britanya'dan istridye ithal etmişti.Rom importerede østers fra England på et tidspunkt.
Roma aslında bir zamanlar Britanya'dan istridye ithal etmişti.Rzym [importował ostrygi z Brytanii] w tamtym okresie.
Roma aslında bir zamanlar Britanya'dan istridye ithal etmişti.Sebenarnya Roma [mengimpor tiram dari Inggris], di suatu ketika.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod