it ile cümle

it kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
O, gönüllü bir itfaiyeci.He's a volunteer fireman.
Bu ayakkabılar İtalya'da yapılmıştır.These shoes were made in Italy.
İtalyalı ve İrlandalı bir sürü göçmen vardı.There were lots of immigrants from Italy and Ireland.
Tek başıma gitmeye korktuğumu itiraf ediyorum.I confess I'm afraid to go by myself.
Onun haklı olduğunu itiraf ettim.I admitted that she was right.
Benim onun için hiç itirazım yok.I don't have any objection to that.
Nereden ithal peynir alacağımı bilmiyorum.I don't know where to buy imported cheese.
Neden İtalyanca çalışıyorsun?Why are you studying Italian?
Neden İtalyanca öğreniyorsun?Why are you studying Italian?
İtalya'da reform ihtiyacı çok büyüktür.The need for reform in Italy is enormous.
İtaakatkâr bir kişiliği var.She has a submissive personality.
Bir sürü İtalyan Avustralya'ya gitti.Lots of Italians went to Australia.
Yapacak bir itirafım var.I have a confession to make.
Bir itirafım var.I have a confession.
Sadece ithal şarap sunmaya karar verdim.I've decided to serve only imported wine.
Yalnızca ithal şarap sunmaya karar verdim.I've decided to serve only imported wine.
Bunu beğendiğimi itiraf etmek zorundayım.I have to admit I enjoyed it.
Ben o emirlere itaat etmek niyetindeyim.I intend to obey those orders.
İtibarım umurumda değil.I don't care about my reputation.
İtilmekten hoşlanmıyorum.I don't like to be pushed.
Bunu beklemediğimi itiraf etmeliyim.I must admit I wasn't expecting this.
Tom'a itaat etmeliyim.I must obey Tom.
Bu plana itiraz etmeliyim.I must object to this plan.
Biz İtalyan pizzacısına gittik.We went to an Italian pizzeria.
İtfaiyeciler bir balta ile kapıyı yıktı.The firemen broke down the door with an ax.
Hâlâ itibarım var.I still have my dignity.
Sanırım Tom itiraf ettiğinden daha çok şey biliyor.I think Tom knows more than he's admitting.
Onun geldiği andan itibaren her şey değişti.From the moment he arrived, everything changed.
Ona itaat etmeye söz verdim.I promised to obey him.
İtiraz devam ettirildi.Objection sustained.
İtiraz kabul edilmiştir.Objection sustained.
İtiraz ediyorum, sayın yargıç!Objection, your honor!
Kör itin öldüğü yerde kaybolduk.We are lost in the middle of nowhere.
Kim korkaklığını itiraf ederse, cesaret gösterir.Whoever admits to his cowardice shows courage.
İtalyan Amerikalılar İtalyanca konuşmadıkları için ünlüler. Gerçekten utanç verici!Italian Americans are famous for not being able to speak Italian. It's really a shame!
Etna İtalya'da bir yanar dağdır.Etna is a volcano in Italy.
O bir itfaiyeciyle evli.She married a fireman.
Senin haklı olduğunu itiraf etmek zorundayım.I have to admit that you're right.
Onu öldürdüğümü itiraf ediyorum.I admit that I killed it.
İtfaiye çağrılmalı.The fire department has to be called out.
Onlar onu bir kenara itti.They pushed her aside.
Onu henüz okumadığımı itiraf etmeliyim.I must confess I haven't read it yet.
Suçlu itiraf etti.The criminal confessed.
İtmeyin. Boğuluyorum.Don't push. I'm suffocating.
Tom gönüllü bir itfaiyecidir.Tom is a volunteer fireman.
Şu andan itibaren üç yıl boyunca nerede yaşamayı istersin?Where would you like to be living three years from now?
Neden bizim binanın önünde itfaiyeler var?Why are there fire trucks in front of our building?
Yarından itibaren, akşam 9.00'a kadar açık kalacağız.Starting tomorrow, we'll stay open until 9:00 p.m.
Tom çatalını yere koydu ve sandalyesini geri itti.Tom put down his fork and pushed his chair back.
Tom'un kaldırımdan aşağı bir bebek arabası ittiğini gördüm.I saw Tom pushing a stroller down the sidewalk.
Etraftaki herkes tarafından itilmekten usandım.I'm sick of being pushed around by everybody.
Ben sadece senin itibarını düşünüyorum.I'm just thinking about your reputation.
Onu itiraf etmeni beklemiyordum.I wouldn't expect you to admit it.
Tom Mary'yi duvara doğru itti.Tom shoved Mary against the wall.
Biz Tom'un imzalanmış itirafına sahibiz.We have Tom's signed confession.
Tom Mary'yi tekneden itti.Tom pushed Mary out of the boat.
Tom Mary'yi onun dirseğiyle itti.Tom jabbed Mary with his elbow.
Tom Mary'yi havuza itti.Tom shoved Mary into the pool.
Sizin itibarınız önde gelir.Your reputation precedes you.
Tom Mary'yi kapıdan dışarı itti.Tom shoved Mary out the door.

İlgili Sayfalar