Ana içeriğe geç
Sözlük

istiyorlar ile cümle

istiyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Bu teoremi kullanarak, verilen fonksiyonun nerede artan, nerede azalan olduğunu incelememizi istiyorlar. -اذاً المطلوب منا ان نستخدم هذه النظرية لايجاد مكان ازدياد الاقتران المعطى، ومتى يتناقص
Bütün ekonomik sistemi ve değerlerimizi gözden geçirmemizi istiyorlar.Χρειάζεται επανασχεδιασμός της οικονομίας και των αξιών μας.
Bu yolla tohumların genetiği ile oynayıp teliflerin almak istiyorlarبهدف أن تجني هذه الشركات الأرباح من خلال التعديل الوراثي للبذور
Bu yolla tohumların genetiği ile oynayıp teliflerin almak istiyorlarそのため、皆さんに種子の解放と食の自由運動に参加していただけるようお願いしているのです。
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Așa că voiau să-i dea cel mai umil, modest, patetic titlu la care se puteau gândi.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Así pues, quisieron darle el título más modesto, más insignificante y más lamentable que se les ocurrió.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Chcieli mu nadać najskromniejszy, marginalny, najbardziej żałosny tytuł, jaki byli w stanie wymyślić.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Chtěli mu dát nejskromnější, nejprostší, nejubožejší titul, jaký jen lze.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.E quindi volevano dargli il titolo più umile, più misero, più patetico che si potesse pensare.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Így hát a legszerényebb, legalacsonyabb, legszánalmasabb titulust adták neki.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.그래서 생각해낼 수 있는 한, 가장 보잘 것 없고, 빈약해 보이면서도 동정받을 만한 칭호를 주고 싶었던거죠.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Por isso, eles queriam atribuir-lhe o título mais humilde, indesejado e patético que pudessem imaginar.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Så de ville give ham den mest ydmyge, tarvelige, mest ynkelige titel de kunne komme på.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Sie wollten ihm den demütigsten, ärmlichsten, jämmerlichsten Titel geben, der ihnen einfiel.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Ze wilden hem de nederigste, magerste, meest pathetisch denkbare titel geven.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Поэтому они предложили присвоить ему самый простой, скромный и жалкий титул.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Така че те искали да му дадат най-скромната, най-безлична, най-жалка титла, която може да се измисли.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Таким чином, вони хотіли дати йому скромний, убогий, найжалюгідніший титул, який вони тільки могли придумати.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.אז הם רצו לתת לו את התואר הכי צנוע, קטן, פתטי שהם יכלו לחשוב עליו.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.لذا أرادوا أن يعطوه أكثر لقب ضئيل، متواضع، ومثير للشفقة أمكنهم التفكير فيه.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.付けたいと思いました それが "大統領" です
Bu yüzden ona güveniyorlar ve onunla anlaşmak istiyorlar.Donc, ils ont confiance en elle et ils veulent négocier avec elle.
Bu yüzden ona güveniyorlar ve onunla anlaşmak istiyorlar.Ezért megbíznak benne és vele akarnak tárgyalni.
Bu yüzden ona güveniyorlar ve onunla anlaşmak istiyorlar.Γι' αυτό και την εμπιστεύονται... και θέλουν να διαπραγματεύονται άμεσα μαζί της.
Bu yüzden ona güveniyorlar ve onunla anlaşmak istiyorlar.ويريدون التعامل مباشرة معها
Calismak istiyorlar. devasa bir birikim var insanlar islerini istiyorlar.Gente volenterosa che vuole lavorare. C'è una massa enorme di gente che vuole un lavoro.
Calismak istiyorlar. devasa bir birikim var insanlar islerini istiyorlar.Ils veulent travailler. Ils ont une réserve impressionnante de gens à la recherche de ce genre d'emploi.
Calismak istiyorlar. devasa bir birikim var insanlar islerini istiyorlar.시골 노동자들은 아주 기꺼이 노동을 합니다. 그들은 일하고 싶어합니다. 그들의 일자리를 원하는 사람은 얼마든지 있으니까요.
Calismak istiyorlar. devasa bir birikim var insanlar islerini istiyorlar.Olbrzymia liczba ludzi czeka w kolejce na ich pracę.
Calismak istiyorlar. devasa bir birikim var insanlar islerini istiyorlar.Oni chtějí pracovat. Mají dlouhý seznam lidí nedočkavě čekajících na práci.
Calismak istiyorlar. devasa bir birikim var insanlar islerini istiyorlar.Querem trabalhar. Há uma multidão de pessoas que querem emprego.
Calismak istiyorlar. devasa bir birikim var insanlar islerini istiyorlar.Quieren trabajar. Y hay una reserva masiva de obreros que quieren sus trabajos.
Calismak istiyorlar. devasa bir birikim var insanlar islerini istiyorlar.Sie wollen arbeiten. Es gibt eine riesige Menge von Leuten, die ihre Jobs wollen.
Calismak istiyorlar. devasa bir birikim var insanlar islerini istiyorlar.Vor să muncească. Există o mulțime de oameni care-și doresc slujbele lor.
Calismak istiyorlar. devasa bir birikim var insanlar islerini istiyorlar.Искат да работят. Има огромен запас от хора, които желаят работата си.
Calismak istiyorlar. devasa bir birikim var insanlar islerini istiyorlar.Они хотят работать. В стране огромное количество людей, которым нужны рабочие места.
Calismak istiyorlar. devasa bir birikim var insanlar islerini istiyorlar.העובדים במדינה חפצים מאוד לעבוד. הם רוצים לעבוד. יש צבר גדול של אנשים שמחפשים עבודה.
Calismak istiyorlar. devasa bir birikim var insanlar islerini istiyorlar.العمال الريفيين يريدون العمل بشغف هناك حشد كبير من الاشخاص يريد العمل
Calismak istiyorlar. devasa bir birikim var insanlar islerini istiyorlar.このような仕事を探している人も大勢います これから10年、15年はこのような状態のままでしょう
Cam ve ahşabın tamamını, pencerenin toplam alanını ifade eden bir polinom yazmamızı istiyorlar. -이제 유리와 나무 틀을 모두 포함한 창문의 면적을 다항식으로 표현해보도록 하겠습니다
Cam ve ahşabın tamamını, pencerenin toplam alanını ifade eden bir polinom yazmamızı istiyorlar. - -My máme teď napsat mnohočlenný výraz, který vyjadřuje celkový obsah okna, včetně skla a dřeva.
Cam ve ahşabın tamamını, pencerenin toplam alanını ifade eden bir polinom yazmamızı istiyorlar. -الآن، ما هو مطلوب منا هوان نكتب عبارة متعددة الحدود تمثل مساحة النافذة الكلية
Charles Lindbergh'le ilgili bir oyun olacak, ve içeri gerçek bir uçak sokmak istiyorlar.찰스 린드버그에 관한 공연입니다. 아마도 공연용으로 실제 비행기를 하나 들여오고 싶어할 것입니다.
Charles Lindbergh'le ilgili bir oyun olacak, ve içeri gerçek bir uçak sokmak istiyorlar.І вони хочуть привезти справжній літак.
Charles Lindbergh'le ilgili bir oyun olacak, ve içeri gerçek bir uçak sokmak istiyorlar.תהיה מחזה על צ'רלס לינדברג, והם ירצו להכניס מטוס אמיתי.
Charles Lindbergh'le ilgili bir oyun olacak, ve içeri gerçek bir uçak sokmak istiyorlar.وسيتم عرض مسرحية حول يندبيرغ تشارلز، وسيودون جلب طائرات حقيقية
Çin de bu sayede endüstriyel üretimde sağlam bir baz oluşturabilsin istiyorlar. .Takže Čína bude moct budovat svoji průmyslovou základnu.
Çin ve Hindistan, şuradaki fareleri yakalamak istiyorlar, biliyorsunuz.China e India, esperando cazar a los ratones aquí, ¿saben?
Çin ve Hindistan, şuradaki fareleri yakalamak istiyorlar, biliyorsunuz.China en India, die de muizen hier willen vangen, weetjewel.
Çin ve Hindistan, şuradaki fareleri yakalamak istiyorlar, biliyorsunuz.China şi India, încercând să prindă şoarecii de acolo.
Çin ve Hindistan, şuradaki fareleri yakalamak istiyorlar, biliyorsunuz.China und Indien, welche die Mäuse dort drüben fangen wollten.
Çin ve Hindistan, şuradaki fareleri yakalamak istiyorlar, biliyorsunuz.Chiny i Indie, chcące wyłapywać myszy tam.
Çin ve Hindistan, şuradaki fareleri yakalamak istiyorlar, biliyorsunuz.Cina dan India, ingin menangkap tikus-tikus disana, anda tahu.
Çin ve Hindistan, şuradaki fareleri yakalamak istiyorlar, biliyorsunuz.Cina e India, che cercano di acchiappare i topi là sopra.
Çin ve Hindistan, şuradaki fareleri yakalamak istiyorlar, biliyorsunuz.Čínu a Indii, snažící se tady chytat myši.
Çin ve Hindistan, şuradaki fareleri yakalamak istiyorlar, biliyorsunuz.Čínu a Indiu, ako naháňajú tamtie myši.
Çin ve Hindistan, şuradaki fareleri yakalamak istiyorlar, biliyorsunuz.Kiina ja Intia, halukkaina pyydystämään nuo hiiret tuolla, tietenkin.
Çin ve Hindistan, şuradaki fareleri yakalamak istiyorlar, biliyorsunuz.Kina och Indien, vill fånga mössen här borta, ni vet.
Çin ve Hindistan, şuradaki fareleri yakalamak istiyorlar, biliyorsunuz.Kina og Indien, der vil fange musene derovre.
Çin ve Hindistan, şuradaki fareleri yakalamak istiyorlar, biliyorsunuz.Kínát és Indiát, tudják, ahogy megpróbálnak ott egeret fogni.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod