Orayı tutmak istiyorlardı.Arbejderne søgte dertil.
Demek istediğim, öldürmek istiyorlardı."Det eneste, han ønskede, var at dø."
İstiyorlar" dedi.Jeg vil."
Hayatta kalmak istiyorlarsa karşı atağa geçmelidirler.Skal man gøre sin lykke, skal man være på stikkerne.
Canavara dönmeyi kendileri istiyorlardı.De tilintetgjør monsteret.
Siyasetçiler: Burhan Kuzu ("Eşcinseller de eşitlik istiyorlar, verecek miyiz?" şeklindeki sözlerinde ötürü.)Jessep), og er som følger: Oberst Jessep: You want answers?
Demek istediğim, öldürmek istiyorlardı."Derfor lar jeg disse menn drepe.»
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”Men det har lenge vore lite blant folk'.»
İstiyorlar diye verecek miyiz?Maukah engkau aku kasih?
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.Spanyol berkeinginan untuk menyebarluaskan Kekristenan di Jepang.
Fakat arkadaşları onun şarkı söylemesini istiyorlardı.Orang tuanya mendukungnya menyanyi.
Bu sefer Şubat ayında yola çıkarak yaz sıcağından sakınmak istiyorlardı.Kegiatan ini dipercaya dapat menghalau hawa panas saat musim panas.
"Seni radyodan atmak istiyorlar, ne dersin?" diye sorar."Akankah mereka mengusirku?" tanya Rasulullah.
Simdi ise diğer uluslar Almanlar ile eşitlik istiyorlardı.Sementara yang lain berkolaborasi dengan Jerman.
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.Người Tây Ban Nha muốn truyền bá Công giáo vào Nhật Bản.
Orayı tutmak istiyorlardı.Tánh đóng giữ nơi ấy.
Dışarı çıkmak istiyorlardı, böylece vizelerini almalarına izin verdim."Họ muốn thoát ra vì vậy tôi để cho họ có được thị thực."
Somerset ve Canterbury Başpiskoposu Thomas Cranmer İngiltere’yi protestan bir ülke yapmak istiyorlardı.Somerset và Thomas Cranmer muốn biến Anh Quốc trở thành một đất nước Kháng Cách.
Hollandalılar bağımsızlık istiyorlardı.Nhân dân Triều Tiên đều rất khát khao độc lập.
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”Ngài chỉ nên đợi thời mà hành động!”
Demek istediğim, öldürmek istiyorlardı."Là các người muốn ta chết mà thôi!".
Simdi ise diğer uluslar Almanlar ile eşitlik istiyorlardı.Người Đức cũng có thể định nghĩa là những người có quốc tịch Đức.
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”しばらくお待ち下さい」と表示するのみだった。
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.日本にキリスト教を広めようとする。
Gündem değiştirmek istiyorlar.日によって変動する。
Dışarı çıkmak istiyorlardı, böylece vizelerini almalarına izin verdim."彼らは国を出たいという、だから私はビザを出す。
Demek istediğim, öldürmek istiyorlardı."だから、私を殺して欲しい」と告げた。
Bunun yerine, "Türk kökenli-Türk milletinden" (Çincesi; Tujue zu) tanımının kullanılmasını istiyorlardı.彼らは代わりに「テュルク民族」(中国語:突厥族)を自分たちに用いる事を要求した。
"Seni radyodan atmak istiyorlar, ne dersin?" diye sorar.ラジオは消してくれ、断食中だ」と文句を言いに行った。
Canavara dönmeyi kendileri istiyorlardı.化け物の首を持ち帰りたい。
Hollandalılar bağımsızlık istiyorlardı.このころにオランダが独立した。
Issız bir yerde içkiye devam ederek geceyi geçirmek istiyorlarmış.泥酔の末、放浪の旅に出た。
Orayı tutmak istiyorlardı.を入れていた。
İstiyorlar" dedi.」と求める。
Onları da meta gibi alıp satmak istiyorlar.BTO品に組み込んで売ることもある。
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”他們說"想要一個準備時間"。
Tencere ve tabak getirmemizi istiyorlar.江淮一帶吃茯苓糕和炒麵。
Canavara dönmeyi kendileri istiyorlardı.想吃魔獸!
Orayı tutmak istiyorlardı.又稱站籠。
Sanırım o sözcüğe dikkat çekip önem artırmak istiyorlar.以突出語意重點,吸引注意。
Dışarı çıkmak istiyorlardı, böylece vizelerini almalarına izin verdim."他們想要離開,我就給他們需要的簽證。
Rusya ile Fransa, Yunanistan’a bağımsızlık verilmesini şiddetle istiyorlardı.当时英国、法国和俄罗斯均支持希腊独立。
Örgütü yaymak istiyorlardı ve paraların büyük bir kısmını yurt dışından temin ediyorlardı.他解散了自己的团伙,到国外隐居去了。
(İng.: Bizi tedavi etmek istiyorlar, ama ben diyorum ki, tedavi biziz!)匿名者宣稱「你们会被当做病毒对待,我们是治疗者」(You will be treated like a virus, and we are the cure)。
Tencere ve tabak getirmemizi istiyorlar.양고기와 밀가루를 넣어 만든다.
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”기다려준다면 금방 볼 수 있을 것"이라고 전했다.
İstiyorlar" dedi.하고 기원하셨다.'
Demek istediğim, öldürmek istiyorlardı."그들이 죽었을 것 같다"라고 말했다.
Orayı tutmak istiyorlardı.여기를 참고할 것.
"Seni radyodan atmak istiyorlar, ne dersin?" diye sorar.곡소리 나게 해준댔어요"라고 말했다.
Canavara dönmeyi kendileri istiyorlardı.그 후 괴물로 변신한다.
Sanırım o sözcüğe dikkat çekip önem artırmak istiyorlar.의음을 늘어놓는 것으로, 그 정도를 강조.
İstiyorlar diye verecek miyiz?일부러 두고 온 거지?
Demine devranına Hü diyelim Hü! diye gülbang çekiyorlar (dua ediyorlar) ve Pir'den himmet istiyorlardı.원제를 보필한 소망지와 대립하여, 소망지를 자결하게 하여 환관의 지배체제를 유지하였다.
Örgütü yaymak istiyorlardı ve paraların büyük bir kısmını yurt dışından temin ediyorlardı.독일은 연차적으로 분할지급하고 있었으나 자금의 대부분은 외국으로부터의 단기차입금으로 충당되었다.
Ayrılma sırasında Schädle'ı üzerinde taşımak istiyorlardı.조르바가 곧 떠날때 버질도 함께 떠날 것을 요청하였다.
Canavara dönmeyi kendileri istiyorlardı.נוטה לרדת על מפלצת.
Sanırım o sözcüğe dikkat çekip önem artırmak istiyorlar.בכך היא מחזקת ומעצימה את דבריה.
Hollandalılar bağımsızlık istiyorlardı.האמריקנים לא היו מוכנים להתפשר על העצמאות.
Orayı tutmak istiyorlardı.אני הייתי עומד שם?