M.Ö. 162'de, Ptolemy VI, Seleukos krallığını istikrarsızlaştırmak için bir plana dahil oldu.In 162 BC, Ptolemy VI was also involved in a scheme to destabilise the Seleucid kingdom.
Hareket, Prusya hükümetinin istikrarsız durumu ile kolaylaştı.The move was facilitated by the unstable situation of the Prussian government.
Bağımsızlığın ilk yıllarına siyasi istikrarsızlık damgasını vurdu.The early years of independence were marked by political instability.
1959 istikrarsızlığı1959 instability
Bu sistem, ayrılıkçı rejimin istikrarsızlığının kaynağıydı.This system was the source for the instability of the secessionist regime.
Ulusal hükümet restore edildi, ancak bu kez yurtdışından gelen istikrarsızlıkla karşı karşıya kaldı.The national government was restored, but again to face instability, this time from abroad.
İstifasını takiben, birkaç yıl süren istikrarsızlık ve Fransız askeri yönetimi izledi.Following his resignation, several years of instability and French military rule followed.
Askerî istikrarsızlıkMilitary instability
Gauss-Ostrogradsky teoremi Green teoremi Ostrogradsky istikrarsızlığıGauss-Ostrogradsky theorem Green's theorem Ostrogradsky instability
İstikrarsız konusunda Orwell şovenizmin çeşitli şekillerde ironik hale gelebileceğini düşünür.Regarding instability, Orwell reasons that nationalism can become ironical in various ways.
1961'deki darbenin ardından gelen istikrarsızlık 8 Mart 1963'teki Baas Darbesi'yle doruğa ulaştı.The ensuing instability following the 1961 coup culminated in the 8 March 1963 Ba'athist coup.
Hükümetin istikrarsızlığı 2011'den günümüzeGovernment instability 2011–present
Bağımsızlık sonrası dönem ekonomik ve siyasi istikrarsızlıklarla geçti.Mit der Unabhängigkeit kamen noch Korruption und politische Instabilität hinzu.
Durum çok istikrarsız idi.Die Situation blieb allerdings äußerst instabil.
Siyasal istikrarsızlığın artması.Période d’instabilité gouvernementale.
Durum çok istikrarsız idi.Mais elle est très instable.
Monetaristlere göre, ekonomideki istikrarsızlıkların birçoğu parasal kökenlidir.Pour beaucoup de ces migrants, les raisons du départ sont économiques.
Sezar'ın MÖ 44'te öldürülmesi tüm Roma Cumhuriyetinde istikrarsız bir atmosfere yol açmıştı.El asesinato de César en 44 a. C. provocó una atmósfera de inestabilidad por toda la República romana.
Bu arada Mısır büyük bir istikrarsızlığa düşmüştü.Entre tanto, Egipto estaba en un periodo de inestabilidad.
Böylece istikrarsızlık ve şiddet dönemi bitmiş oldu.Se inició un período de violencia e inestabilidad.
Bu da şehrin havasının istikrarsız olmasına neden olur.El aire se dice que está inestable.
Yehuda ordusu istikrarsızdı ve başkenti baskı altındaydı.El gobierno de Dávila fue relativamente ordenado y estable, manteniéndose la paz interna.
Durum çok istikrarsız idi.Pero su posición era muy inestable.
Siyasal istikrarsızlığın artması.Hay una situación continua de inestabilidad política.
Bağımsızlığın ardından istikrarsızlık baş gösterdi.In seguito l'inflazione si stabilizzò.
Durum çok istikrarsız idi.Tale trattato era instabile.
Siyasal istikrarsızlığın artması.Политическая нестабильность.
Durum çok istikrarsız idi.Мир оказался крайне не прочным.
Bu dahili istikrarsızlık dönemi uzun yıllar boyunca sürmüştür.Всё это делало породу нерентабельной долгие годы.
Bu ayaklanmalar başkenti istikrarsız bir sürece soktu.Оставила Восстание на неопределённый срок.
Siyasal istikrarsızlığın artması.عدم استقرار الأمن.
Bu arada Mısır büyük bir istikrarsızlığa düşmüştü.وأهل مصر إذ ذاك في شدة عظيمة.
Sezar'ın MÖ 44'te öldürülmesi tüm Roma Cumhuriyetinde istikrarsız bir atmosfere yol açmıştı.O assassinato de Júlio César, em 44 a.C., criou uma atmosfera de instabilidade por toda a República Romana.
Durum çok istikrarsız idi.“O tempo era muito instável.”
Bu arada Mısır büyük bir istikrarsızlığa düşmüştü.Egypte was ondertussen sterk verzwakt.
Durum çok istikrarsız idi.Deze toestand is onstabiel.
Ama siyasi istikrarsızlık tüzüğün İspanya hükümeti tarafından tasdik edilmesini geciktirmiştir.Brak środków finansowych sparaliżował rząd hiszpański.
İstikrarsızlık sürekli yeni ittifaklar ve ihanetler yaratıyordu.Plemiona celtyckie często wywoływały bunty i powstania.
Abenomikler şimdiye kadar Japonya ekonomisini düşük ve istikrarsız büyüme oranına ulaştırdı.Inwestorzy postrzegali Rosję jako kraj coraz mniej stabilny ekonomicznie.
Yunanistan, büyük bir siyasi istikrarsızlık dönemine girdi ve yeni seçimler yapıldı (Yunan seçimleri, 1936).Resultatet blev en ny ekonomisk framgång, Abbasso la ricchezza! (1946).
Bu dahili istikrarsızlık dönemi uzun yıllar boyunca sürmüştür.Instabilitet plågade därför regionen under långa tider.
Bu da şehrin havasının istikrarsız olmasına neden olur.Detta medförde att flygplanet blev instabilt.
Siyasal istikrarsızlığın artması.Наростання політичної нестабільності.
Böylece istikrarsızlık ve şiddet dönemi bitmiş oldu.Тероризм і насильство повинні припинитися.
Gazeteciler onu "tehlikeli bir şekilde psikolojik istikrarsız ve ruh halinde" olduğunu nitelendirdiler.Novináři jej vylíčili jako „psychicky labilního a nebezpečným způsobem nezkušeného“.
Durum çok istikrarsız idi.Přesto země stabilní nebyla.
Bağımsızlığın ardından istikrarsızlık baş gösterdi.Přesto ale krátce po vyhlášení nezávislosti došlo k nepokojům.
Gazeteciler onu "tehlikeli bir şekilde psikolojik istikrarsız ve ruh halinde" olduğunu nitelendirdiler.The Seattle Times l-a descris ca "reușit din punct de vedere tehnic, dar fără viață și stupid pe alocuri".
Durum çok istikrarsız idi.Az eddigi állapotok fenntarthatatlanok voltak.
Bağımsızlık sonrası dönem ekonomik ve siyasi istikrarsızlıklarla geçti.Ez az időszak politikai és gazdasági békétlenség időszaka volt.
Fakat bu bölgedeki istikrarsızlık ve savaşlar yüzünden şehir eski önemini kaybetti.Sisällissodan aiheuttaman heikentymisen seurauksena kaupunki menetti kuitenkin entisen asemansa.
İstikrarsızlık sürekli yeni ittifaklar ve ihanetler yaratıyordu.Vähitellen kehitys johti nykyaikaisten uunien ja takkojen syntymiseen.
Bu dahili istikrarsızlık dönemi uzun yıllar boyunca sürmüştür.Στάσιμη παρέμεινε η κατάσταση για όλα αυτά τα χρόνια .
Durum çok istikrarsız idi.Denne periode var meget ustabil.
Bağımsızlık sonrası dönem ekonomik ve siyasi istikrarsızlıklarla geçti.Tiden umiddelbart efter uafhængigheden var præget af økonomisk ulighed og politisk uro.
Birleşik Silla, siyasi istikrarsızlığına rağmen kültür ve sanatta gelişti.På trods af den politiske ustabilitet blomstrede kultur og kunst i det Forenede Silla.
Durum çok istikrarsız idi.Situasjonen var da helt uholdbar.
Bu dahili istikrarsızlık dönemi uzun yıllar boyunca sürmüştür.Trolig gjorde utbruddet området ubeboelig i flere år etterpå.
IV. Antiokhos Epiphanēs'in ölümünden sonra, Seleukos İmparatorluğu'nun istikrarsızlığı arttı.Setelah kematian Antiokhos IV Epiphanes, Kekaisaran Seleukia menjadi semakin tidak stabil.
Böylece istikrarsızlık ve şiddet dönemi bitmiş oldu.Periode kekacauan dan kekerasan dimulai.