Ücretler çok fazla yükselmiyordu ve fiyatlar istikrarlıydı.兩種方法都不理想,物價不穩。
Namibya 2,1 milyon nüfusa sahip, istikrarlı çok partili bir parlamenter demokrasidir.納米比亞擁有260萬人口(英语:Demographics of Namibia),擁有穩定的多黨議會民主制度。
İlk istikrarlı sürüm (OpenMandriva Lx 2013 "Oksijen") 2013 yılının sonlarında yayımlandı.최초의 안정판(OpenMandriva Lx 2013 "Oxygen")은 2013년 말에 출시되었다.
MSG, genel olarak düzenli gıda işleme koşulları altında istikrarlıdır.전반적으로 MSG는 정상적인 식품 공정에서 안정적이다.
Ayrıca Ukrayna, istikrarlı tarımsal kaynaklar sağlayacaktı.현은 또한 튼튼한 농업 경제 기반을 가지고 있다.
En kısa zamanda istikrarlı anayasal düzenin sağlanmasını diliyorum."“대한상의 "추경예산 편성 시의적절한 조치"”.
Ücretler çok fazla yükselmiyordu ve fiyatlar istikrarlıydı.번 재정은 여전히 좋지 않았지만 통치는 안정적이었다.
Nüfus artışı bu dönemde istikrarlı oldu.קצב גידול האוכלוסין היה יציב בתקופה זו.
Bu negatif geribesleme hücredeki ATP konsantrasyonunun istikrarlı kalmasını sağlar.בקרת משוב שלילי זו מסייעת בתחזוקת ריכוז יציב של ATP בתא.
Ayrıca Ukrayna, istikrarlı tarımsal kaynaklar sağlayacaktı.Украйна ще бъде надежден източник на земеделски продукти.
Ayrıca avcılık konusunda istikrarlıdırlar.Той е винаги на лов за червеи.
Nüfus artışı bu dönemde istikrarlı oldu.Staro domaće stanovništvo se drastično smanjilo u ovom razdoblju.
İlerlemiş yaşına rağmen istikrarlı futbolu ile son derece başarılı performans gösterdi.Tijekom razdoblja svog postojanja, reprezentacija je ostvarivala vrlo dobre nogometne rezultate.
İmparator neredeyse her yabancı taht için o tahta rakip istikrarlı bir düşman yaratmışlardır.Za banove je postavljao gotovo uvijek plemiće stranog podrijetla.
Grup Amerika'da gelmiş geçmiş en istikrarlı ve başarılı gruplardandır.Je ena najstabilnejših in uspešnejših pokomunističnih držav.
Hem radyoaktif ve istikrarlı izotoplar vardır.Obstajajo aktivni in pasivni ionski kanalčki.
Thorn Barış istikrarlı olamadı.Katarina ne najde več miru.
Cephe bu kesimde, 1944 yılının Ağustos ayına kadar istikrarlı kaldı.Tam so se uspešno skrivali do leta 1944, natančneje do 4. avgusta 1944.
Türkiye’de Elektrik Piyasası Kanunu istikrarlı bir elektrik piyasasının oluşturulmasını amaçlar.Turėdama savo tinklą Baltijos šalyse, kompanija pasiryžo sukurti mažmeninės prekybos tinklą Rusijoje.
Bu negatif geribesleme hücredeki ATP konsantrasyonunun istikrarlı kalmasını sağlar.See negatiivse tagasiside kontroll aitab säilitada ATP stabiilset taset rakus.
SNES 32-bit boyunca istikrarlı bir şekilde satmaya devam etti.SNES suutis müüa ennast läbi terve 32-bitiliste konsoolide ajastu.
Ligde istikrarlı bir performans gösteremedi.Teater ei viljelenud mingit kindlat stiili.
1998'de şartnameler istikrarlı bir hale geldi.1998. aastal tundus aeg olevat küps.
Bu çemberin istikrarlı bir özelliğidir.Det ligner et mønster.
Bu çemberin istikrarlı bir özelliğidir.Det var ju en trevlig egenskap hos cirklar
Bu çemberin istikrarlı bir özelliğidir.Dobrze, zgrabnie ująłem właściwości koła.
Bu çemberin istikrarlı bir özelliğidir.이건 꽤나 깔끔한 원의 성질이군요
Bu çemberin istikrarlı bir özelliğidir.Oké, dit is een mooie eigenschap van cirkels.
Bu çemberin istikrarlı bir özelliğidir.Ok, esta es una pura propiedad de los circulos.
Bu çemberin istikrarlı bir özelliğidir.Ok, é uma propriedade legal dos círculos.
Bu çemberin istikrarlı bir özelliğidir.Ok, questa e' una proprieta' carina del cerchio.
Bu çemberin istikrarlı bir özelliğidir.To je celkem pěkná vlastnost.
Bu çemberin istikrarlı bir özelliğidir.To je celkom pekná vlastnosť.
Bu çemberin istikrarlı bir özelliğidir.Що ж, це акуратна властивість кола.
Bu çemberin istikrarlı bir özelliğidir.אוקיי, זו תכונה מעניינת של עיגולים.
Bu çemberin istikrarlı bir özelliğidir.حسناً، ان خاصية الدائرة هذه تعتبر متقنة
Bu çemberin istikrarlı bir özelliğidir.多分直径への円周の比率は
Bu logaritma ölçeğinde, yani istikrarlı büyüme gibi görünen şey aslında gerçek anlamda bir ivmelenme.E la scară mare, ce pare a fi creștere susținută e, de fapt, o accelerare în termeni reali.
Bu logaritma ölçeğinde, yani istikrarlı büyüme gibi görünen şey aslında gerçek anlamda bir ivmelenme.Ez logaritmikus skála, tehát ami egyenletes növekedésnek tűnik, az a valóságban gyorsulás.
Bu logaritma ölçeğinde, yani istikrarlı büyüme gibi görünen şey aslında gerçek anlamda bir ivmelenme.Je to logaritmická stupnice, takže to, co vypadá jako souvislý růst, je ve skutečnosti zrychlováním.
Bu logaritma ölçeğinde, yani istikrarlı büyüme gibi görünen şey aslında gerçek anlamda bir ivmelenme.로그 축척이기 때문에 꾸준한 성장처럼 보이는 이 추세는 사실 가속 성장입니다.
Bu logaritma ölçeğinde, yani istikrarlı büyüme gibi görünen şey aslında gerçek anlamda bir ivmelenme.To skala logarytmiczna, dlatego to, co wygląda jak stały wzrost, to zwiększenie w rzeczywistych warunkach.
Bu logaritma ölçeğinde, yani istikrarlı büyüme gibi görünen şey aslında gerçek anlamda bir ivmelenme.Αυτή είναι λογαριθμική κλίμακα, αυτό που φαίνεται σαν σταθερή αύξηση, είναι στην πραγματικότητα επιτάχυνση.
Bu logaritma ölçeğinde, yani istikrarlı büyüme gibi görünen şey aslında gerçek anlamda bir ivmelenme.זהו קנה מידה לוגריתמי, אז מה שנראה כגדילה יציבה היא בעצם האצה במונחים ריאליים.
Bu logaritma ölçeğinde, yani istikrarlı büyüme gibi görünen şey aslında gerçek anlamda bir ivmelenme.وهذا مقياس طويل، هكذا ما يبدو وكأنه النمو المطرد هو في الحقيقة تسارع كمصطلح حقيقيي.
Bu logaritma ölçeğinde, yani istikrarlı büyüme gibi görünen şey aslında gerçek anlamda bir ivmelenme.実際の数値では成長が加速しています こちらは生産性を示したものです
Buradaki durum, ve bu istikrarlı bir durum.Ten tutaj, i jest to stan stabilny.
Bu yüzden daha istikrarlı bir devlet olacak.Então ele estará em um estado mais estável.
Bu yüzden daha istikrarlı bir devlet olacak.그래서 칼륨은 더 안정되 상태가 됩니다.
Bu yüzden daha istikrarlı bir devlet olacak.Por lo tanto va a ser un estado más estable.
Bu yüzden daha istikrarlı bir devlet olacak.So wird es ein stabiler Zustand.
Bu yüzden daha istikrarlı bir devlet olacak.Takže by to byl stabilnější stav.
Bu yüzden daha istikrarlı bir devlet olacak.Więc to będzie najbardziej stabilny stan.
Bu yüzden daha istikrarlı bir devlet olacak.Отже, отримаємо більш стійкий стан.
Çok çok daha fazla dikebilirdik, ama istemedik; çünkü istihdamı istikrarlı tutmak istedik.Am fi putut sa plantam mult mai multi, dar nu am vrut pentru ca am vrut sa pastram numarul de joburi constant.
Çok çok daha fazla dikebilirdik, ama istemedik; çünkü istihdamı istikrarlı tutmak istedik.더 많이 심을 수야 있었지만 그렇지 않았습니다 그래야 일자리수를 유지할 수 있었기 때문입니다
Çok çok daha fazla dikebilirdik, ama istemedik; çünkü istihdamı istikrarlı tutmak istedik.Nie sadziliśmy więcej, aby utrzymać stałą liczbę miejsc pracy.
Çok çok daha fazla dikebilirdik, ama istemedik; çünkü istihdamı istikrarlı tutmak istedik.Sokkal többet is lehetett volna, de stabilizálni akartuk a munkahelyek számát.
Çok çok daha fazla dikebilirdik, ama istemedik; çünkü istihdamı istikrarlı tutmak istedik.יכולנו לשתול הרבה, הרבה יותר, אבל לא רצינו,
Çok çok daha fazla dikebilirdik, ama istemedik; çünkü istihdamı istikrarlı tutmak istedik.كان يمكننا أن نزرع المزيد، والمزيد أكثر ، ولكننا لم نرغب لأننا كنا بحاجة للحفاظ على عدد من الوظائف مستقرة.