Yavaş ve istikrarlı yarışı kazanır.Slow and steady wins the race.
İstikrarlı bir iş bulmak zorundasın.You've got to get a steady job.
Jack ve Betty bir aydır istikrarlı olarak gitmektedirler.Jack and Betty have been going steady for a month.
Fiyatlar bu günlerde istikrarlıdır.Prices are stable these days.
Fiyatlar son üç yıldır istikrarlı olmuştur.Prices have been stable for the past three years.
Size istikrarlı bir taban maaş artı satış komisyonu ödenecektir.You will be paid a stable base salary plus commissions on sale.
İstikrarlı bir ekonomi her hükümetin amacıdır.A stable economy is the aim of every government.
Mevcut siyasi durum çok istikrarlı değil.The current political situation is not very stable.
İş istikrarlı bir şekilde ilerliyor.The work is progressing steadily.
Yavaş ama istikrarlı yarışı kazanır.Slow but steady wins the race.
Japon yeni istikrarlı bir para birimidir.The Japanese yen is a stable currency.
Japon ekonomisi hâlâ istikrarlı.The economy of Japan is still stable.
O,İngilizceyi istikrarlı bir Alman aksanıyla konuşur.He speaks English with a strong German accent.
İstikrarlı ekonomik gelişme vardı.There was steady economic improvement.
Eğer sistem istikrarlı değilse, son değer teoremi uygulanmaz.The final value theorem does not apply if the system is not stable.
Tom Mary ile istikrarlı gidecek.Tom is going steady with Mary.
David'in hiç istikrarlı bir işi olmadı fakat her zaman geçimini sağlayabildi.David has never had a steady job, but he's always managed to make ends meet.
Tom istikrarlı değil.Tom isn't stable.
Onun istikrarlı bir kız arkadaşı var.He's got a steady girlfriend.
Şirketimiz istikrarlı ücretler için karar verdi.Our company decided for consistent fees.
Tom oldukça istikrarlı bir kişi.Tom is a pretty stable person.
Tom'un istikrarlı bir kız arkadaşı var.Tom has a steady girlfriend.
Tom'un istikrarlı bir kız arkadaşı yok.Tom doesn't have a steady girlfriend.
Tom komada ama o istikrarlı.Tom is in a coma, but he's stable.
Yavaş ama istikrarlı ilerleme her zaman kazanır.Slow but steady progress always wins.
İstikrarlı bir erkek arkadaşın var mı?Do you have a steady boyfriend?
Tasarruf tahvilleri istikrarlı bir yatırımdır.Savings bonds are a stable investment.
Bizim ilişkimiz istikrarlı.Our relationship is stable.
Tom istikrarlı bir durumdadır.Tom is in a stable condition.
O şimdilik istikrarlı.She's stabilized for the time being.
İstikrarlı bir hızda sür.Drive at a steady speed.
İstikrarlı bir şekilde ilerliyoruz.We're steadily moving forward.
Durum istikrarlıdır.The situation is stable.
Anne sıkı ve istikrarlı bir şekilde çalıştı.Anne worked hard and steadily.
Fadıl'ın hiç istikrarlı bir işi olmadı.Fadil never had a steady job.
Tom'un asla istikrarlı bir işi olmadı.Tom has never had a steady job.
İstikrarlı bir kız arkadaşım var.I have a steady girlfriend.
Sami, çocukları için istikrarlı bir ortam sağlamak için çok sıkı çalıştı.Sami worked very hard to provide a stable environment for his children.
Ülke huzurlu ve istikrarlıydı.The country was peaceful and stable.
Mart ayında stratejik durum istikrarlı idi.During March the strategic situation remained stable.
Maynard'ın tatlıları istikrarlı bir şekilde büyüdü ve 1896'da bir şirket olarak piyasaya çıktı.Maynard's sweets grew steadily and was launched as a company in 1896.
İlk istikrarlı sürüm (OpenMandriva Lx 2013 "Oksijen") 2013 yılının sonlarında yayımlandı.The first stable version (OpenMandriva Lx 2013 "Oxygen") was released in late 2013.
Reform, genel olarak istikrarlı ve öngörülebilir bir maddi teşvik sistemi yaratamadı.Overall, the wage reform failed to create a stable and predictable incentives system.
Bir dizi para devalüasyonunu takiben, krona, ABD Doları karşısında istikrârlı kalmıştır.Following a series of currency devaluations, the crown has remained stable in relation to the US$.
Bu dönemde Müslümanlar ve devletin Hıristiyanları arasındaki ilişkiler istikrarlı idi.The relations between the Muslims and the Christians in the state were stable in this time.
Thorn Barış istikrarlı olamadı.The Peace of Thorn was not stable.
Algımız daha seçici olur ve hedefin daha istikrarlı bir resmini çizeriz.Our perception becomes more selective and we finally paint a consistent picture of the target.
Nüfus artışı bu dönemde istikrarlı oldu.Population growth was steady during this period.
27 Haziran 2012'de Android için Google Chrome beta sürümden çıktı ve istikrarlı hale geldi.On June 27, 2012 Google Chrome for Android exited beta and became stable.
Hem radyoaktif ve istikrarlı izotoplar vardır.There are both radioactive and stable cosmogenic isotopes.
Diğer tarafta, Sasaniler de istikrarlı bir hükümet kurmaya çabaladılar.For their part, the Sasanians struggled to establish a stable government.
Bu negatif geribesleme hücredeki ATP konsantrasyonunun istikrarlı kalmasını sağlar.This negative feedback control helps maintain a steady concentration of ATP in the cell.
MVP koçluğu ile Thompson'un dereceleri istikrarlı bir şekilde gelişmeye başladı.With MVP coaching, Thompson's times started improving steadily.
Bu tip jiroskoplar aşırı derecede doğru ve istikrarlıdır.Gyroscopes of this type can be extremely accurate and stable.
Popülasyon istikrarlıdır ve 100.000-200.000 çift arasındadır.The population is stable and is likely to be in the order of 100,000 to 200,000 pairs.
1998'de şartnameler istikrarlı bir hale geldi.In 1998 the specifications became stable.
İmparator neredeyse her yabancı taht için o tahta rakip istikrarlı bir düşman yaratmışlardır.The emperor maintained a stable of pretenders to almost every foreign throne.
MSG, genel olarak düzenli gıda işleme koşulları altında istikrarlıdır.It is generally stable under food-processing conditions.
Geliştiriciler, bunun yeni yayınlanan yazılım sürümünü daha istikrarlı hale getireceğini belirtti.Developers stated that this makes the newly released version of the software more stable.
Ücretler çok fazla yükselmiyordu ve fiyatlar istikrarlıydı.Enrolments were static and costs were soaring.