istikrar ile cümle
istikrar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Tadiç: Siyasi İstikrar İçin Avrupa-Atlantik Entegrasyonu ŞartTadic: Euro-Atlantic Integration Required for Political Stabilisation
Dış yatırımcılar Türkiye'nin AB üyelik hedefini güven ve istikrar kaynağı olarak görüyorlar. [AFP]Foreign investors saw Turkey's EU bid as a source of confidence and stability. [AFP]
Balkan liderleri bölgenin bir istikrarsızlık bölgesi olmadığını göstermeye çalışıyorlar.Balkan leaders want to show that the region is not a zone of instability.
Bu misyon doğrudan istikrar sağlama amacına yönelik olarak mı çalışıyor?Does it contribute directly to maintaining stability?
Terziç: AB Üyeliği BH'de İstikrar İçin ŞartTerzic Says EU Integration Key to BiH Stability
Ordumuz, sadece Balkanlar'da olmamak üzere büyük ölçüde bir istikrar unsuru olarak görülüyor.Our army is largely seen as a factor of stability, not only in the Balkans.
Makedonya'daki AB Komutanı: Öncelikler İstikrar, Yasa ve Düzen ve EkonomiEU Commander in Macedonia: Stability, Law and Order, Economy Are Priorities
Fakat bunun ana şartlarından biri de yaygın yolsuzlukla istikrarlı bir mücadeleyi sürdürmek.However, a major requirement is to maintain a steady fight against widespread corruption.
Türk lider Gül: Birleşik bir BH Balkanlar'da istikrarın anahtarıdırTurkey's Gul: united BiH key to stability in Balkans
Locher: Bence en büyük avantajı BH'de istikrarın artması oldu.Locher: I think the greatest benefit is improved security in BiH.
Tüm bunların istikrar ve güvenliği önemli ölçüde iyileştirdiğini düşünüyorum.I think this tremendously improves stability and security.
IMF, önümüzdeki dönemde ekonomik istikrarsızlık konusunda uyardıIMF warns of economic instability ahead
Bu örgüt Makedonya'yı istikrarsızlığa sürükleyebilir mi?Is this an organisation that can destabilise Macedonia?
SETimes: Batı Balkanlar'da birlik ve istikrar ortamı nasıl kurulabilir?SETimes: How can an atmosphere of unity and stability be established in the Western Balkans?
AKP, hem enflasyonun hem de faiz oranlarının düşmesiyle istikrarlı ekonomi avantajına sahip.The AKP has the advantage of a stabilised economy, with inflation and interest rates both falling.
Sırbistan Kosova’yı elinde tutmaya çalışamaz; en fazla istikrara kavuşmasını engelleyebilir.Serbia cannot hold onto Kosovo; the most it can do is block it from achieving stability.
AB için en büyük öncelik, bölgesel istikrara yönelik her türlü tehdidi bertaraf edilmesi.For the EU, the top priority is to fend off any threat to regional stability.
Ahmeti, "Bu gibi vaatler Kosova'nın itibarını ve mali istikrarını tehdit ediyor." dedi."Such promises threaten the credibility of Kosovo and its financial stability," he said.
Ankara, siyasi istikrar sağlanması halinde Sancak'a yatırım yapmakla ilgilendiğini belirtmişti.Ankara has shown interest in investing in Sandzak, but only if there is political stability there.
Maliye bakanı, Kosova ekonomisinin yeni yıla istikrarlı bir giriş yaptığını belirtiyor.The finance minister says Kosovo's economic situation is stable as the New Year begins.
SETimes: Şu anda Kosova'nın mali durumu ne ölçüde istikrarlı?SETimes: How stable is the financial situation in Kosovo?
Bedri Hamza: İstikrarlı durumda -- mali sektöre ilişkin başlıca tüm göstergeler olumlu.Bedri Hamza: It is stable -- all leading indicators of the financial sector are positive.
Sizce bu bütçe, mali açıdan ne kadar istikrarlı?How stable is this budget financially?
Yazı İşleri Müdürünün Öldürülmesi, Özgürlük ve İstikrara Yönelik Bir Saldırı Olarak NitelendirildiSlaying of Editor Condemned as Attack on Freedom, Stability
Dahası, bu amaca ulaşma yönündeki çabalar bölgesel istikrar açısından önemli adımlardır.Moreover, the efforts towards achieving this objective are significant steps for regional stability.
Türkiye, siyasi açıdan nispeten istikrarlı bir ülke.Politically, Turkey is a relatively stable country.
Ancak yaşanan karışıklıklar, Türkiye'nin ekonomik istikrarını şimdiden olumsuz yönde etkiliyor.However, Turkey's economic stability has already been affected by the unrest.
Yaşanan istikrarsızlığın olumlu bir sonucu da var.There may also be a positive consequence.
Başbakan, Sırbistan'ın üyeliğinin bölgesel istikrarı artıracağını da sözlerine ekledi.He added that Serbian membership would help boost regional stability.
İstikrar bakımından bölgeye örnek olacak," şeklinde konuştu.It will be model in the region, with regard to stability," Blum said.
Jacev: İstikrarlı Bir Yolsuzlukla Mücadele Sisteminin Aşamalı Olarak Uygulanması GerekiyorJacev: A Stable Anticorruption System Requires Gradual Implementation
Terör Uzmanları İstikrarsız Ülkelerin Teröristleri Çektiğini SöylüyorTerrorism Expert Says Unstable Countries Attract Terrorists
SE Times: Şu an Balkanlar'da istikrara yönelik en büyük tehdit nedir?SE Times: What is the greatest threat to stability in the Balkans at this time?
Sizce bu durum Kosova'da istikrarsızlık yaratıyor mu?Do you think this creates lack of stability in Kosovo?
Yetkili, bunu "Batı Balkanlar'da barış ve istikrar yolunda" bir hamle olarak nitelendirdi.He called it a move towards "peace and stability in the Western Balkans".
Üretimde esneklik, istikrarlı ekonominin olmazsa olmazlarından. [USAID]Flexibility in production is a must for stable economies. [USAID]
Ancak lider, bunun en az istikrarlı seçenek olduğunu da belirtti.However, it is also the least stable option, he said.
SETimes'a konuşan Tegeltija, "SC'nin toplam dış ve iç borcu SC'nin istikrarına zarar veremez."The level of total external and domestic debt of RS can't harm RS stability.
Sarachini: Makroekonomik istikrarı korumamız çok önemli.Sarachini: It is very important that we maintain macroeconomic stability.
Üst düzey askeri liderlerden Balkanlar'da istikrar için işbirliği sözüTop military leaders pledge cooperation for Balkan stability
Sizce bölgede bir istikrar dönemi yaşanacak mı?Do you think there will be a period of stabilisation in the region?
Seçimler, istikrar ve demokrasi açısından önemli bir test olarak görülüyor.The vote is viewed as a major test of stability and democracy.
Eğer ayaklanmalar durur da ülke istikrara kavuşursa, işler de büyür.""If the revolutions stop and the country became more stable, business will grow."
Ülkedeki istikrarsızlık ortamına rağmen, Alpaslan da Eker de Bişkek de kalmayı planlıyor.Despite the unstable nature, both Alpaslan and Eker plan to stay in Bishkek.
Analistler, ülkenin istikrarsız imajının turistlerin gelmesini engelleyebileceğini söylüyor.Analysts say visitors could be deterred if they see the country as unstable.
Radojiciç, bunun Srebrenica'daki durumu istikrara kavuşturmasını umduğunu da belirtti.He also voiced hope it would stabilise the situation in Srebrenica.
ICG: Makedonya-Yunanistan isim anlaşmazlığı bölgesel istikrara yönelik tehdit oluşturuyorICG: Macedonian-Greek name dispute poses threat to regional stability
Steinmeier, belirsizliğin devamının Balkanlar'da istikrarsızlığa yol açabileceği yönünde de uyardı.He also warned that lasting uncertainty could sow instability in the Balkans.
Merkez Bankası bu yıl başlıca mali hedefi olarak fiyat istikrarına odaklanacak.The National Bank will focus on price stability as its primary monetary goal this year.
Ayrıca servislerimi de iyileştirerek daha istikrarlı bir hale getirmek istiyoruz.We also want to improve my serve, so that it is more consistent.
Analist, "Ankara Sırbistan'ı Balkanlar'da barış ve istikrarın kilit ülkesi olarak görüyor."Ankara considers Serbia as the key country for peace and stability in the Balkans.
Bu olaya rağmen, genel görüş Makedonya'nın istikrar gösterdiği yönünde.Despite this incident, there is a general consensus that Macedonia is stable.
En başından beri yüksek olan destek oranı, son 13 yılda istikrarlı bir artış gösterdi.Support, which was high to begin with, has shown a steady increase over the past 13 years.
Büyümenin sürdürülebilmesi için istikrarlı politikalar uygulanması gerektiği artık sır değil.It is an open secret that policy consistency is critical for sustainable growth.
Balkanlar'daki mevcut durumun bugünkü tercümesi istikrarsızlık.The current status quo means lack of integration in the Balkans.
Sanırım herkes en önemli şeyin makroekonomik istikrar olduğunu anladı.I think that everyone realises that the most important thing is macroeconomic stability.
Siyasi istikrar da bunda rol oynadı.Political stability has also played a role.
Sırbistan AB ile İstikrar ve Ortaklık Anlaşması (SAA) müzakerelerine Ekim 2005'te başladı.Serbia began talks on a Stabilisation and Association Agreement (SAA) with the EU in October 2005.
Bölgesel istikrarı korumak, Türkiye'nin başlıca dış politika önceliği.Maintaining regional stability is Turkey's primary foreign policy priority.
Karadağ, AB ile İstikrar ve Ortaklık Anlaşması müzakerelerini sürdürdü.Montenegro resumed talks on a Stabilisation and Association Agreement with the EU.