Geleceğe bakmak isterler.Θέλουν να κοιτάξουν προς το μέλλον.
Geleceğe bakmak isterler.Искат да гледат към бъдещето.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.De gör inte själva jobbet, så de måste se till att alla andra gör jobbet, genom att störa.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.Eles não fazem nenhum trabalho, mas têm de garantir que alguém o está a fazer, o que é uma interrupção.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.En realidad, no hacen el trabajo por eso tienen que asegurarse que otro lo haga, y eso es una interrupción.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.그들은 일은 하지 않고, 다른 직원들이 일을 하고 있는지 확인하는 방해를 해야 합니다.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.Nem igazán a munkával foglalkoznak, ezért meg kell bizonyosodniuk róla, hogy más igen, ez pedig a megszakítás.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.Non sono loro che lavorano, perciò devono assicurarsi che lo facciano gli altri, causando interruzioni.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.Tak naprawdę nic nie robią, więc muszą sprawdzać czy każdy inny pracuje - co jest zakłóceniem.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.Ve skutečnosti vlastně nepracují, takže kontrolují, jestli pracují ostatní, a tím je ruší.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.V resnici ne delajo, zato morajo poskrbeti, da delajo drugi, to pa je motnja.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.V skutočnosti vlastne nepracujú, takže kontrolujú, či tí ostatní pracujú, a tým ich vyrušujú.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.Ze doen niet zelf het werk, dus moeten ze zeker weten de anderen het werk doen, wat een verstoring is.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.Вони самі нічого не роблять, їх справа — слідкувати за тим, щоб інші виконували свою роботу, що і є завадою.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.Не вършат конкретна работа, затова трябва да се уверят, че всички останали го правят, което е прекъсване.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.הם לא באמת עושים את העבודה, אז הם חייבים לוודא שכל האחרים עושים את העבודה, שזה למעשה להפריע להם.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.هم لا يقومون بعمل حقيقي لذلك يتوجب عليهم التأكد من ان الآخرين قاموا بالعمل , وهو المقاطعه
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.他の仕事を確認しに来ます。これが妨害となります 世界中にはたくさんのマネージャーがいます
Girişimciler isterlerse kendileri için işyeri sağlık hizmetleri düzenleyebilirler.El empresario podrá organizar su propio servicio de asistencia sanitaria laboral, si así lo desea.
Girişimciler isterlerse kendileri için işyeri sağlık hizmetleri düzenleyebilirler.Företagare kan ordna sin egen företagshälsovård om de vill.
Girişimciler isterlerse kendileri için işyeri sağlık hizmetleri düzenleyebilirler.Yrittäjä voi järjestää itselleen työterveyshuollon, jos haluaa.
Girişimciler isterlerse kendileri için işyeri sağlık hizmetleri düzenleyebilirler.Предприниматель может при желании самостоятельно организовать для себя услуги здравоохранения.
Girişimciler isterlerse kendileri için işyeri sağlık hizmetleri düzenleyebilirler.ممارس العمل بإمكانه أن ينظم لنفسه رعاية صحية في مكان العمل إذا رغب في ذلك.
Girişimciler isterlerse kendileri için işyeri sağlık hizmetleri düzenleyebilirler.创业人员及自由工作者可根据意愿,为自己安排职业健康保健,这并非硬性要求。然而,创业人员必须为雇用员工提供职业健康保健服务。
Gittiklerinde özlenmek isterler.Chcą, by ktoś tęsknił, gdy odejdą.
Gittiklerinde özlenmek isterler.Chcú, aby niekomu chýbali, keď zmiznú.
Gittiklerinde özlenmek isterler.Chtějí někomu chybět, když nás opustí.
Gittiklerinde özlenmek isterler.De vill vara saknade den dag de är borta.
Gittiklerinde özlenmek isterler.Hogy hiányolják őket, amikor elmennek.
Gittiklerinde özlenmek isterler.Họ muốn được nhớ đến khi họ đã ra đi.
Gittiklerinde özlenmek isterler.Ils veulent manquer quand ils sont ailleurs.
Gittiklerinde özlenmek isterler.Ingin dirindukan saat mereka pergi.
Gittiklerinde özlenmek isterler.없어지면 보고싶어 해 주길 원합니다.
Gittiklerinde özlenmek isterler.Quieren que se les extrañe cuando no estén.
Gittiklerinde özlenmek isterler.Să le fie simţită lipsa când sunt plecaţi.
Gittiklerinde özlenmek isterler.Sapere che mancheranno agli altri quando non ci saranno. Quando saranno andate via.
Gittiklerinde özlenmek isterler.Sie wollen vermisst werden, wenn sie weg sind.
Gittiklerinde özlenmek isterler.Ze willen gemist worden als ze weg zijn.
Gittiklerinde özlenmek isterler.Θέλουν να λείψουν σε κάποιους όταν φύγουν.
Gittiklerinde özlenmek isterler.Вони хочуть, щоб за ними сумували, коли вони пішли.
Gittiklerinde özlenmek isterler.Искат да липсват на хората, когато си отидат.
Gittiklerinde özlenmek isterler.Они хотят, чтобы по ним скучали, когда они уходят.
Gittiklerinde özlenmek isterler.הם רוצים להרגיש שהם חסרים כשהם לא שם.
Gittiklerinde özlenmek isterler.يريد احد ان يفتقدهم في اليوم الذي يرحلون فيه عن العالم
Gittiklerinde özlenmek isterler.部族のリーダーはそれができます
Gücü olan insanlar büyük pahalı şeyler yapmak isterler.사실상 힘을 가진 사람들은 크고 비싼 일을 하기를 원합니다.
Gücü olan insanlar büyük pahalı şeyler yapmak isterler.Ludzie posiadający władzę chcą robić wielkie, kosztowne rzeczy.
Gücü olan insanlar büyük pahalı şeyler yapmak isterler.Protože existuje zásadní rozpor, jak jsem již řekl, v tom, že lidé s mocí chtějí dělat velké a drahé věci.
Gücü olan insanlar büyük pahalı şeyler yapmak isterler.Want er is een scheve situatie, zoals ik al zei, waarbij de mensen met de macht dure dingen willen doen.
Gücü olan insanlar büyük pahalı şeyler yapmak isterler.קצת יותר מוצדק לעומת אם אתה למעשה מכיר בכך שדי הרבה מההצלחה של החברה נזקף לזכות
Gücü olan insanlar büyük pahalı şeyler yapmak isterler.حيث أن في الواقع الناس ذوي النفوذ يريدون فعل الأشياء الغالية.
Gücü olan insanlar büyük pahalı şeyler yapmak isterler.大きくて、お金のかかったことがやりたい また、大した根拠のない説が
Hala birbirlerini çekmek isterler, ama aynı zamanda suyun diğer uçlarına da çekilmek isterler. . . .반드시 그들이 원하는 것이 아니라, 아직도 그들은 원하며 그들은 아직도 서로 끌어당겨지지만 물의 다른 쪽에도 끌어당겨져
Her konu hakkında da söz sahibi olmak isterler.E la gente di Antwerp vuole influire su tutto.
Her konu hakkında da söz sahibi olmak isterler.I chcą mieć wpływ na wszystko.
Her konu hakkında da söz sahibi olmak isterler.그리고 이들은 모든 것에 영향력을 행사하고 싶어합니다.
Her konu hakkında da söz sahibi olmak isterler.Y la gente de Amberes quiere tener influencia en todo.
İnsanlar başka şeyler de yaparlar-- eğlenmek veya birisiyle çıkmak isterler.인간의 행동에 있어서는, 즉 '즐기고 싶다' '데이트를 하고 싶다' 같은
İnsanlar başka şeyler de yaparlar-- eğlenmek veya birisiyle çıkmak isterler.Są jednak inne sytuacje, np. gdy chcę się rozerwać albo chcę iść na randkę.
İnsanlar başka şeyler de yaparlar-- eğlenmek veya birisiyle çıkmak isterler.لكن هناك أمور أخرى يفعلها البشر. مثل الترفيه أو المواعدة