Mevcut mekanı verimli kullanmak isteriz.Chceme využívat prostor efektivně.
Mevcut mekanı verimli kullanmak isteriz.Chúng ta muốn không gian hiệu quả.
Mevcut mekanı verimli kullanmak isteriz.Dorim o eficiență a spațiului.
Mevcut mekanı verimli kullanmak isteriz.Haluamme tilan käytön tehokkuutta
Mevcut mekanı verimli kullanmak isteriz.Hatékony térkihasználást akarunk.
Mevcut mekanı verimli kullanmak isteriz.Hočemo učinkovit prostor.
Mevcut mekanı verimli kullanmak isteriz.Kita ingin efisiensi ruangan.
Mevcut mekanı verimli kullanmak isteriz.우리는 공간 효율성을 원합니다.
Mevcut mekanı verimli kullanmak isteriz.Nous cherchons l'efficacité de l'espace.
Mevcut mekanı verimli kullanmak isteriz.Queremos eficiência do espaço.
Mevcut mekanı verimli kullanmak isteriz.Queremos espacios eficientes.
Mevcut mekanı verimli kullanmak isteriz.Trzeba wykorzystać w pełni powierzchnię.
Mevcut mekanı verimli kullanmak isteriz.Vi vil have pladseffektivitet.
Mevcut mekanı verimli kullanmak isteriz.Vi vill utnyttja utrymmet effektivt.
Mevcut mekanı verimli kullanmak isteriz.We willen ruimtelijke efficiëntie.
Mevcut mekanı verimli kullanmak isteriz.Wir wollen Raumeffizienz.
Mevcut mekanı verimli kullanmak isteriz.Θέλουμε αποτελεσματικότητα στους χώρους.
Mevcut mekanı verimli kullanmak isteriz.Искаме пространствена ефективност.
Mevcut mekanı verimli kullanmak isteriz.Ми хочемо економії простору.
Mevcut mekanı verimli kullanmak isteriz.Мы хотим эффективности от пространства.
Mevcut mekanı verimli kullanmak isteriz.אנחנו רוצים יעילות בחלל.
Mevcut mekanı verimli kullanmak isteriz.علينا استغلال المساحة
Mevcut mekanı verimli kullanmak isteriz.たまにしか使わないものではなく
Mevcut mekanı verimli kullanmak isteriz.我哋要實用嘅空間。
Mutlak değeri yalnız bırakmak isteriz. Bu sorularda bu çözüm yolunu düşünebilirsiniz.이것을 배제하고 나서 거기서 부터
Mutlak değeri yalnız bırakmak isteriz. Bu sorularda bu çözüm yolunu düşünebilirsiniz.فأننا نتجاهل هذه العلامه
Mutlak değeri yalnız bırakmak isteriz. Bu sorularda bu çözüm yolunu düşünebilirsiniz.その時点で、解き方を考えます。
Mutluluğun peşinden koşmaya programlanmışız, yalnızca ondan faylanmak değil daha fazlasını isteriz.Chúng ta buộc phải theo đuổi hạnh phúc không chỉ để hưởng thụ, mà còn mong muốn có được hạnh phúc nhiều hơn.
Mutluluğun peşinden koşmaya programlanmışız, yalnızca ondan faylanmak değil daha fazlasını isteriz.Estamos programados para buscar la felicidad, no sólo para disfrutarla, sino para querer más de ella.
Mutluluğun peşinden koşmaya programlanmışız, yalnızca ondan faylanmak değil daha fazlasını isteriz.Jesteśmy zaprogramowani, by dążyć do szczęścia, nie tylko by się nim cieszyć, ale by pragnąć go coraz więcej.
Mutluluğun peşinden koşmaya programlanmışız, yalnızca ondan faylanmak değil daha fazlasını isteriz.우리는 행복을 추구하도록 되어있습니다 행복을 즐기는것 뿐만 아니라, 그것을 더욱 더 원하게 되어 있어요
Mutluluğun peşinden koşmaya programlanmışız, yalnızca ondan faylanmak değil daha fazlasını isteriz.Siamo programmati per cercare la felicità, non solo per godercela, ma per volerne sempre di più.
Mutluluğun peşinden koşmaya programlanmışız, yalnızca ondan faylanmak değil daha fazlasını isteriz.Suntem plămădiţi să căutăm fericirea, nu doar să ne bucurăm de ea, ci să o dorim tot mai mult.
Mutluluğun peşinden koşmaya programlanmışız, yalnızca ondan faylanmak değil daha fazlasını isteriz.Wir sind auf das Streben nach Glück gepolt, nicht nur zum Genuss, auch wollen wir immer mehr davon.
Mutluluğun peşinden koşmaya programlanmışız, yalnızca ondan faylanmak değil daha fazlasını isteriz.Вградено ни е да търсим щастие, не само да му се наслаждаваме, но да искаме все повече от него.
Mutluluğun peşinden koşmaya programlanmışız, yalnızca ondan faylanmak değil daha fazlasını isteriz.Ми запрограмовані прагнути щастя, і не тільки насолоджуватись ним, але й хотіти ще і ще більше.
Mutluluğun peşinden koşmaya programlanmışız, yalnızca ondan faylanmak değil daha fazlasını isteriz.אנו מחווטים לרדוף אחר האושר. לא רק ליהנות ממנו, אלא לרצות עוד ועוד אושר.
Mutluluğun peşinden koşmaya programlanmışız, yalnızca ondan faylanmak değil daha fazlasını isteriz.نحن بطبيعتنا نسعى وراء السعادة لا لنستمتع بها فقط ، إنما لنسعى وراء المزيد والمزيد منها
Mutluluğun peşinden koşmaya programlanmışız, yalnızca ondan faylanmak değil daha fazlasını isteriz.幸せになっても それ以上を求めるものです それが本当だとすると
Nadiren değil de sıklıkla kullanılmak üzere tasarlanmış şeyler isteriz.Chceme věci navržené tak, jak se budou používat drtivou většinu času, ne jednou za uherský rok.
Nadiren değil de sıklıkla kullanılmak üzere tasarlanmış şeyler isteriz.Chúng ta muốn những thứ được thiết kế sao cho chúng có thể được sử dụng nhiều, không chỉ là một vài lần.
Nadiren değil de sıklıkla kullanılmak üzere tasarlanmış şeyler isteriz.Dorim lucruri proiectate pentru uzanța lor în majoritatea timpului, nu doar pentru un eveniment rar.
Nadiren değil de sıklıkla kullanılmak üzere tasarlanmış şeyler isteriz.Hočemo stvari, ki so oblikovane za tisto, za kar jih uporabljamo večino časa, ne za redke priložnosti.
Nadiren değil de sıklıkla kullanılmak üzere tasarlanmış şeyler isteriz.Kita ingin barang yang dirancang untuk sering digunakan bukan hanya dalam waktu-waktu tertentu.
Nadiren değil de sıklıkla kullanılmak üzere tasarlanmış şeyler isteriz.우리는 물건들이 드물게 이용 되는 것보다 평상시에 이용되도록 디자인 된 것을 원합니다.
Nadiren değil de sıklıkla kullanılmak üzere tasarlanmış şeyler isteriz.Vi vil have ting, der er designede til det, de bliver brugt til størstedelen af tiden, ikke den sjældne gang.
Nadiren değil de sıklıkla kullanılmak üzere tasarlanmış şeyler isteriz.Vi vill ha saker som är designade efter hur de är använda för det mesta, inte bara då och då.
Nadiren değil de sıklıkla kullanılmak üzere tasarlanmış şeyler isteriz.Zaprojektować rzeczy tak, aby służyły nam na co dzień, nie od święta.
Nadiren değil de sıklıkla kullanılmak üzere tasarlanmış şeyler isteriz.Ми хочемо речі, що призначені для того, як вони використовуються більшість часу, - не для рідкісних подій.
Nadiren değil de sıklıkla kullanılmak üzere tasarlanmış şeyler isteriz.אנחנו רוצים דברים שמתוכננים לצורה בה משתמשים בהם רוב הזמן, לא למקרים הנדירים.
Nadiren değil de sıklıkla kullanılmak üzere tasarlanmış şeyler isteriz.وامتلاك الأمتعة المصممة لاستخدامها معظم الوقت لا في مناسبات محددة فقط
Nadiren değil de sıklıkla kullanılmak üzere tasarlanmış şeyler isteriz.年がら年中使用するようなものは 必ず要りますよね コンロを3つも使わないなら
Nadiren değil de sıklıkla kullanılmak üzere tasarlanmış şeyler isteriz.我哋要嘅嘢係設計為 長期使用, 唔係只係偶然需要。
Neden bir şey verdiğimizde, hep karşılığını almak isteriz ki?Czy ktoś zawsze musi otrzymać po dawaniu?
Neden bir şey verdiğimizde, hep karşılığını almak isteriz ki?Dupã ce dai, întotdeauna trebuie sã primeºti?
Neden bir şey verdiğimizde, hep karşılığını almak isteriz ki?Même dans le ping-pong, on n'est pas obligé de recevoir.
Neden bir şey verdiğimizde, hep karşılığını almak isteriz ki?Muss man immer nehmen, was einem gegeben wird?
Neden bir şey verdiğimizde, hep karşılığını almak isteriz ki?Πρέπει κάποιος να λαμβάνει πάντα όταν δίνει;
Ne zaman antika bir şey görsek hemen onu almak isteriz.자기가 원하는 골동품을 보면,
Ne zaman antika bir şey görsek hemen onu almak isteriz.כשהסתכלנו על פריט עתיק שרצינו,