Onunla bir tartışmaya girmek istemiyorum o hala da bir arkadaş.’No puedo recordar haber tenido una discusión con él - ¡nunca!"
Paydada X olmasını istemiyorum, o yüzden denklemin iki tarafını da x ile çarpıyoruz. -I don't like having this x in the denominator, so let's multiply both sides of this equation by x.
Satır vektörleri için de iç çarpım alabilirim, ama yeni bir tanım yazmak istemiyorum. -I could do it maybe for row vectors, but we don't need to make a new definition.
Kızımın, benim gibi ev yüzü görmeyen biriyle evlenmesini istemiyorum.- That's true. I'll be damned if I worked all these years so my little girl can marry a roughneck.
Şanzumanın patlamasını istemiyorum.I don't wanna blow this transmission.
Eğer size durumu tarif edebildiysem, daha fazla uzatmak istemiyorum.So if I gave you that picture, I don't want to go too long on that.
Neyse, sizi mistisizme boğmak istemiyorum, ama matematikte mistisizm görürseniz, çok sevinirim. -But anyway, I don't want to get all mystical on you.
Eniştelerim bu insanlar sorundu. Kitaplarımı işaretleyen, altını çizen başka kimse istemiyorum.I don't want anybody else to mark my books, underline in my books,
Senin hapiste olmanı istemiyorumI don't want you in jail.
Bunu ezberlemenizi istemiyorumI don't want you to memorize it.
Bunu kaybetmek istemiyorum ve buraya yazacağım.I don't want to lose it, so I'll write it right there.
Bu evde kalmak istemiyorum bu yüzden ayrılıyorumI did not want to stay in this house, that's why I left.
Cesaretinin kýrýlmasýný istemiyorum.I don't want you to get frustrated.
Pes etmeni istemiyorum.I don't want you to give up.
Onları istemiyorum. Görüşürüz !I don't love these.
Ben de istemiyorum amaI really don't want to do this, but I don't know whether I'll be back again.
Vektör çarpımıyla karıştırmanızı istemiyorum.If I write in the abstract.
Neyse matematiğinde çok derine dalmak istemiyorum. -All right, there we go.
Para istemiyorum.I don't want money.
Seni daha görmek istemiyorum.I don't want to see you anymore.
Aklinizi karistirmak istemiyorum.If I have one dime and you gave me another dime
"Çünkü bir sonraki deneyi beklemek istemiyorum, yıllar sürecektir.Because I don't want to wait for the next trial, it's going to be years.
Çıkmak istemiyorum.I don't feel like it.
Dikkatsizlik hatası yapmak istemiyorum.I don't want to make a careless mistake.
Bir dakikalığına sahip olacağımız şeyin yeterli olacağını varsaymak istemiyorum.I don't want to pretend for a minute that what we have is going to be enough.
Çünkü ben bunun tekrarlanmasını istemiyorum.So let's say this guy, M-- I keep forgetting their names--
Ne dersen de, sana şöyle diyeceğim, "Hayır bunu da istemiyorum."Anything you say, I'm going to tell you, I don't want that one.
Bu tür görüntülerin bir daha yaşanmasını istemiyorum.I don't want to be haunted by such images any more.
Enayi durumuna düşmek istemiyorum.I don't want to be a sucker.
Eğer hiç karşılaşmamış olsaydık ne olurdu, düşünmek istemiyorum.I hate to think what might have been if we had never met
Farklı muamele görmek istemiyorum.Don't be prejudiced against me.
Varlığımın sona ermesini istemiyorum.I don't want to cease to exist. [thunder rumbling]
İstediğim mevkiye ulaşıp sonunda kendimi sahtekar gibi hissetmek istemiyorum.I don't want to get there and then still feel like a fraud. I don't want to feel like an impostor.
Diyelim ki şöyle bir vektörler kümem var-- bu çizgiyi bu kadar kalın yapmak istemiyorum.Let's say I had the set of vectors-- I don't want to do it that thick.
Onunla konuşmak istemiyorum.I don't want to talk to her.
Bunu şimdilik cevaplamak istemiyorum.I don't want to answer these now.
Ben bunu bilmek istemiyorum. Ben, onun tıbba nasıl bir faydası olduğunu öğrenmek istiyorum.I don't wanna know that, I want to know what he did to make medicine better.
Birinci Aşama'yı istemiyorum.I don't want to talk Stage One.
Üç tanesi aşağıdaki gibi bir şey koştu, ama ben alıntı gibi davranmak istemiyorum:Three of them ran something like the following, but I do not pretend to quote:--
Her halükarda, terminolojiye takılmak istemiyorum.But anyway I don't want to get caught up in terminology.
Yani, oksijenleri şu anda çizmek istemiyorum.-
O zaman şimdi olasılık ifade etme şeklidir- doğrusu çok ağır kelimeler kullanmak istemiyorum. .Now probability is just a way of expressing-- well, I don't want to use too loaded words.
"Kristal" kelimesini benim olduğum hiçbir yerde duymak istemiyorum!I don't even want the word "Crystal" anywhere near me!
Fazla abartmak istemiyorum ama çorbanız beni çoşturdu.Not to put too fine a word in it, but your soup has given me the runs.
Çok yaklaşmak istemiyorum.Man, I don't want to get too close.
Evet... onla evlenmek istemiyorumYeah, not when you marry him.
Abartmaktan nefret ediyorum ve kulağa duygusal da gelsin istemiyorum; fakat sanırım bu doğru.I hate to exaggerate that, and I don't want it to sound sensational, but I think it's true.
Burada "Yağmur Adam"dan fırlama bir şey gördüğünüzü düşünmenizi istemiyorum.I don't want you to think you're seeing something out of "Rain Man."
Yaşlanmayı romantikleştirmek istemiyorum.I don't want to romanticize aging.
Hepsini silmek istemiyorum.Well, I don't want to erase that much.
Ben, sizi rahatsız etmek istemiyorum Bu size, Bayan Laura.I don't want to bother you with this, Dona Laura.
Ben bir eşkıya ile tanışmak istemiyorum.I don't want to befriend a bandit
Aslıdan çok uzağa gitmek istemiyorum, çünkü şu aşağıdaki çözümü görmek istiyorum.Oh, I don't actually want to get too far, cause I want to be able to see the resolution down here.
Dedim ki "Onu geri istemiyorum ki, onsuz gayet mutluyum ben."And I said, "I don't want it back. I'm happy without it." Gosh.
Bu bir yetenek meselesi değil... ...sırf bayan olduğum için kollanmak istemiyorum.I don't want to miss out because I'm a girl, not because of my skills.
Seni görmek istemiyorum.I don't want to see your face.
Artık McDonald's oyuncakları istemiyorum.So I don't want McDonalds toys.
Ben kendimi yüceltmek istemiyorum, ama bunu isteyen ve yargılayan biri vardır.But I don't seek my own glory. There is one who seeks and judges.
Ey kavmim, buna karşı ben sizden bir mal istemiyorum, benim ücretim Allah'a aittir.I do not demand for it any wealth from you, O my people.
Ey kavmim, ben sizden bunun için bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, beni yaratana düşer.O my people, I ask no recompense of you for it: My reward is with Him who created me.