Bundan çıkardığımız sonuç, elinde tanklar olan 9 yaşındaki bir kız çocuğuyla zıtlaşmak istemezsiniz.Nous avons donc appris qu'il ne faut jamais mettre en colère une fillette de neuf ans avec des blindés.
Bundan çıkardığımız sonuç, elinde tanklar olan 9 yaşındaki bir kız çocuğuyla zıtlaşmak istemezsiniz.Og vi lærte fra dette at du har egentlig aldrig har lyst til at modsætte dig en 9-åring med kampvogne.
Bundan çıkardığımız sonuç, elinde tanklar olan 9 yaşındaki bir kız çocuğuyla zıtlaşmak istemezsiniz.Şi am învăţat din asta că nu prea e bine să te împotrivești cu o fetiţă de 9 ani cu tancuri.
Bundan çıkardığımız sonuç, elinde tanklar olan 9 yaşındaki bir kız çocuğuyla zıtlaşmak istemezsiniz.Vi lärde oss av detta, att du inte vill söka bråk med en nioårig flicka med stridsvagnar.
Bundan çıkardığımız sonuç, elinde tanklar olan 9 yaşındaki bir kız çocuğuyla zıtlaşmak istemezsiniz.We leerden toen dat je nooit een gevecht moet aangaan met een negen jaar oud meisje in het bezit van tanks.
Bundan çıkardığımız sonuç, elinde tanklar olan 9 yaşındaki bir kız çocuğuyla zıtlaşmak istemezsiniz.Zrozumieliśmy, że nikt tak naprawdę nie zaatakowałby dziewięciolatki z czołgami.
Bundan çıkardığımız sonuç, elinde tanklar olan 9 yaşındaki bir kız çocuğuyla zıtlaşmak istemezsiniz.Μάθαμε από αυτό, ότι δεν θέλεις ποτέ να τα βάλεις με μια εννιάχρονη με τανκς.
Bundan çıkardığımız sonuç, elinde tanklar olan 9 yaşındaki bir kız çocuğuyla zıtlaşmak istemezsiniz.И мы выяснили, что никто не хочеть ставить препоны девятилетней девочке с танками.
Bundan çıkardığımız sonuç, elinde tanklar olan 9 yaşındaki bir kız çocuğuyla zıtlaşmak istemezsiniz.И така научихме, че наистина няма да искате никога да пресрещнете девет годишно момиченце с танкове.
Bundan çıkardığımız sonuç, elinde tanklar olan 9 yaşındaki bir kız çocuğuyla zıtlaşmak istemezsiniz.ולמדנו בזה, שאתה לא רוצה להתעסק עם ילדה בת תשע עם טנקים.
Bundan çıkardığımız sonuç, elinde tanklar olan 9 yaşındaki bir kız çocuğuyla zıtlaşmak istemezsiniz.و تعلمنا أنه لا أحد يريد أن يخالف رأي طفلة في سن التاسعة و تملك دبابات.
Bundan çıkardığımız sonuç, elinde tanklar olan 9 yaşındaki bir kız çocuğuyla zıtlaşmak istemezsiniz.バカにしてはいけないということです (笑い)
Bundan dolayı elektrondan kurtulmak istemez.Así que no quiere deshacerse de un electrón.
Bundan dolayı elektrondan kurtulmak istemez.Czyli fluor nie chce oddawać swoich elektronów.
Bundan dolayı elektrondan kurtulmak istemez.Então ele não quer se livrar de seu elétron.
Bundan dolayı elektrondan kurtulmak istemez.Es will also kein Elektron abgebe.
Bundan dolayı elektrondan kurtulmak istemez.그래서 그것은 전자를 잃으려고 하지 않을 것입니다.
Bundan dolayı elektrondan kurtulmak istemez.Takže se nechce zbavit elektronů.
Bundan dolayı elektrondan kurtulmak istemez.Отже, він не хоче віддавати електрон.
Bundan dolayı elektrondan kurtulmak istemez.لذا فلا يريد ان يتخلص من الكترون واحد
Bu neon gibi olmaya çok yakındır, öyle ki geriye gitmek istemez ve oksijene daha çok benzemez.Dieses Element will ein Elektron aufnehmen, weil es wie Neon eine volle Außenschale haben will.
Bu neon gibi olmaya çok yakındır, öyle ki geriye gitmek istemez ve oksijene daha çok benzemez.Je už skoro jako neon, takže se rozhodně nechce vrátit o krok nazpět a vypadat jako kyslík.
Bu neon gibi olmaya çok yakındır, öyle ki geriye gitmek istemez ve oksijene daha çok benzemez.이것은 네온과 아주 가깝습니다. 절대로 역방향으로 가려고 하지 않고 산소처럼 되려고 할 것입니다.
Bu neon gibi olmaya çok yakındır, öyle ki geriye gitmek istemez ve oksijene daha çok benzemez.هذا هنا قريبا جدا للنيون بحيث حتما لا يريد ان يرجع خطوه للوراء لكي يكون مشابه للاوكسجين
Bunu istemezdim.Ik wilde niet weg gaan, Mladen.
Bunu istemezdim.Nechcela som to urobiť, Mladen.
Bunu istemezdim.Nechtěla jsem to udělat, Mladene.
Bunu istemezdim.Non volevo andarmene.
Bunu istemezdim.Не искам да си тръгвам, Младене.
Bunu istemezsiniz.Bạn không muốn nó.
Bunu istemezsiniz.Das wollen Sie nicht.
Bunu istemezsiniz.No queremos esto.
Bunu istemezsiniz.Nu vreți asta.
Bunu istemezsiniz. Tamam mı?Dit wil je niet.
Bunu istemezsiniz. Tamam mı?E voi non volete questo..ok?
Bunu istemezsiniz. Tamam mı?이 단계를 원하는 건 아니죠, 그쵸?
Bunu istemezsiniz. Tamam mı?Nikt go nie chce.
Bunu istemezsiniz. Tamam mı?Tohle možná nechcete vidět.
Bunu istemezsiniz. Tamam mı?Vocês não querem isso.
Bunu istemezsiniz. Tamam mı?Vous ne voulez pas cela.
Bunu istemezsiniz. Tamam mı?אתם לא מעונינים בזה. אוקיי?
Bunu istemezsiniz. Tamam mı?أنتم لا تريدون هذا. حسناً؟
Bunu istemezsiniz. Tamam mı?スクリーンに映すのも はばかられる画像ですが
Bunu istemezsiniz.Δεν το θέλετε αυτό.
Bunu istemezsiniz.Вы не хотите на нем оказаться.
Bunu istemezsiniz.Това не го искате.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Ale len sa k tomu nechcem priznať.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Also sollte ich das vielleicht nicht zugeben.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Aunque quizás prefiera no confesarlo.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Donc peut-être que je ferais mieux de ne pas en parler.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Egentligen vill jag nog inte erkänna det.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Forse allora sarebbe meglio non ammetterlo.
Bunu itiraf etmek istemezdim.K čemuž se možná nechci přiznat.
Bunu itiraf etmek istemezdim.아마도 저는 그걸 인정하고 싶지는 않아요.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Lehet, hogy ezt nem kellene bevallani.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Måske vil jeg ikke erkende det.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Misschien kan ik dat maar beter niet toegeven.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Może nie powinienem się do tego przyznawać.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Poate nu vreau să recunosc asta.
Bunu itiraf etmek istemezdim.Talvez não deva admitir isto.