Bu demek değil ki, bütün bu paraya sahip olsaydık bunu da yapmak istemezdik.돈이 아무리 많아도 그런 걸 하지 않을거라는 이야기는 아닙니다.
Bu demek değil ki, bütün bu paraya sahip olsaydık bunu da yapmak istemezdik.Não dizemos que, mesmo com todo o dinheiro do mundo, não o queríamos fazer.
Bu demek değil ki, bütün bu paraya sahip olsaydık bunu da yapmak istemezdik.Nem mondom, hogy ha bármennyi pénzünk lenne, ne tegyük meg.
Bu demek değil ki, bütün bu paraya sahip olsaydık bunu da yapmak istemezdik.Neznamená to, že kdybychom měli všechny peníze na světě, neudělali bychom to.
Bu demek değil ki, bütün bu paraya sahip olsaydık bunu da yapmak istemezdik.No es decir que si tuviéramos todo el dinero en el mundo, no quisiéramos hacerlo.
Bu demek değil ki, bütün bu paraya sahip olsaydık bunu da yapmak istemezdik.Non è dire che se avessimo tutti i soldi del mondo non vorremmo farlo.
Bu demek değil ki, bütün bu paraya sahip olsaydık bunu da yapmak istemezdik.Nu e pentru că spunem că dacă am avea toţi banii din lume, nu am vrea să o facem.
Bu demek değil ki, bütün bu paraya sahip olsaydık bunu da yapmak istemezdik.Song điều này không có nghĩa là nếu có rất nhiều tiền ta không muốn thực hiện nó.
Bu demek değil ki, bütün bu paraya sahip olsaydık bunu da yapmak istemezdik.To nie znaczy, że gdybyśmy mieli wszystkie pieniądze świata to nie chcielibyśmy się tym zająć.
Bu demek değil ki, bütün bu paraya sahip olsaydık bunu da yapmak istemezdik.Und damit wollen wir nicht sagen, dass, wenn wir alles Geld der Welt hätten, wir es nicht tun wollten.
Bu demek değil ki, bütün bu paraya sahip olsaydık bunu da yapmak istemezdik.Не че казваме, че и да имахме всички пари на света, не бихме искали да го направим.
Bu demek değil ki, bütün bu paraya sahip olsaydık bunu da yapmak istemezdik.Это не значит, что если бы у нас было сколько угодно денег, мы бы не хотели этого сделать.
Bu demek değil ki, bütün bu paraya sahip olsaydık bunu da yapmak istemezdik.Я не кажу, що ми не робили б цього, якби мали усі гроші світу.
Bu demek değil ki, bütün bu paraya sahip olsaydık bunu da yapmak istemezdik.איננו אומרים שאם היה לנו את כל הכסף בעולם, לא היינו עושים זאת.
Bu demek değil ki, bütün bu paraya sahip olsaydık bunu da yapmak istemezdik.وهذا لايعني اننا لن نقوم باصلاح هذه المشكلة , لو توفرت الموارد الكافية .
Bu demek değil ki, bütün bu paraya sahip olsaydık bunu da yapmak istemezdik.お金に限りがあるので 優先順位の一番にはなりません
Bu durumda, siyah noktaya sahip olmayı istemezsiniz,Aber nein, wenn dies der Fall wäre, dann würde man den schwarzen Punkt doch viel weiter auf -- man würde den
Bu durumda, siyah noktaya sahip olmayı istemezsiniz,Argumentem przeciw jest fakt, że w tym przypadku najlepiej by było mieć plamę dużo dalej na skrzydle.
Bu durumda, siyah noktaya sahip olmayı istemezsiniz,Black spot aún más atrás a lo largo de su--que usted quiere la
Bu durumda, siyah noktaya sahip olmayı istemezsiniz,저기, 아니지, 만약에 그런 경우였다면, 저 나비는 검은 점을 더욱 더 뒤로 가기를 원할 것이지--
Bu durumda, siyah noktaya sahip olmayı istemezsiniz, Siyah nokta sahibi olmamaya çalışırsınızla tache noir plus en arrière en long de son-- vous voudriez la tache beaucoup plus loin de son corps.
Bu durumda, siyah noktaya sahip olmayı istemezsiniz,بأنه
Bu durumda, siyah noktaya sahip olmayı istemezsiniz,きっと黒の斑点は、もっと体から離れたところに あるはずだって、反論。
Bu görevleri yerine getirirken, herhangi bir kimseden talimat istemez ya daalmaz.Den skall fortsätta att handlägga löpande ärenden till dess den har ersatts enligt artiklarna I-25 och I-26.
Bu görevleri yerine getirirken, herhangi bir kimseden talimat istemez ya daalmaz.Evropskému soudnímu dvoru je nápomocno osm generálních advokátů.
Bu görevleri yerine getirirken, herhangi bir kimseden talimat istemez ya daalmaz.No cumprimento dos seus deveres, não solicitará nem aceitará instruções dequalquer organismo.
Bu görevleri yerine getirirken, herhangi bir kimseden talimat istemez ya daalmaz.Priplnení týchto povinností nepožiada nijakýorgán opokyny, ani ich od nijakého orgánuneprijme.
Bu görevleri yerine getirirken, herhangi bir kimseden talimat istemez ya daalmaz.Se jatkaajuoksevien asioiden hoitamista, kunnes uusi komissio on nimitetty I-25 ja I-26 artiklanmukaisesti.
Bu görevleri yerine getirirken, herhangi bir kimseden talimat istemez ya daalmaz.Ta postopek ne posega v člen III-266.
Bu haftasonu böyle bir şey olmasını istemezsiniz.Das sollte an diesem Wochenende nicht passieren.
Bu haftasonu böyle bir şey olmasını istemezsiniz.이번 주말에도 그런 걸 보고 싶지는 않으시겠죠?
Bu haftasonu böyle bir şey olmasını istemezsiniz.Nie chcecie aby tak skończył się ten weekend!
Bu haftasonu böyle bir şey olmasını istemezsiniz.Non volete che succeda questo weekend.
Bu haftasonu böyle bir şey olmasını istemezsiniz.Vous ne voulez pas que cela arrive ce weekend.
Bu haftasonu böyle bir şey olmasını istemezsiniz.Вы определенно не хотите, что бы Такое произошла в эти выходные
Bu haftasonu böyle bir şey olmasını istemezsiniz.少なくとも、そういうことをするのは、 社会人になってからにしましょう。
Bu kesinlikle, hiçbir koşul altında bir elektron vermek istemez.Diese sElement will auf jeden Fall ein Elektron abgeben
Bu kesinlikle, hiçbir koşul altında bir elektron vermek istemez.Este cara, definitivamente, sobre nenhuma circunstância quer doar um elétron.
Bu kesinlikle, hiçbir koşul altında bir elektron vermek istemez.이것은 절대로 어떤 상황에서든 전자를 내 놓으려고 하지 않습니다.
Bu kesinlikle, hiçbir koşul altında bir elektron vermek istemez.Ten pierwiastek w żadnym wypadku nie chce oddawać swojego elektronu.
Bu kesinlikle, hiçbir koşul altında bir elektron vermek istemez.Цей елемент цілком точно ні за яких обставин не захоче віддавати електрон.
Bu kesinlikle, hiçbir koşul altında bir elektron vermek istemez.هذا هنا، حتما ، وتحت اي ظرف لا يرغب في اعطاء الكترون
Buna başvurmak istemezdik ama başka şansımız yok.Emme halunneet tätä, mutta meillä ei ole vaihtoehtoa.
Buna başvurmak istemezdik ama başka şansımız yok.Não queríamos ter de chegar a isto, mas não tivemos escolha.
Buna başvurmak istemezdik ama başka şansımız yok.Nie chcieliśmy się do tego uciekać, ale nie mieliśmy wyboru.
Buna başvurmak istemezdik ama başka şansımız yok.Non volevamo arrivare fino a questo punto, ma non abbiamo scelta.
Buna başvurmak istemezdik ama başka şansımız yok.No queríamos tener que recurrir a esto, pero no tenemos alternativa.
Buna başvurmak istemezdik ama başka şansımız yok.Vi ønskede ikke at gøre det her, men vi havde intet valg.
Buna başvurmak istemezdik ama başka şansımız yok.Vi ville inte göra så här men vi hade inget val.
Buna başvurmak istemezdik ama başka şansımız yok.Δεν θέλαμε να καταφύγουμε σε αυτό, αλλά δεν είχαμε επιλογή.
Buna başvurmak istemezdik ama başka şansımız yok.Мы не хотели прибегать к этому, но у нас нет выбора.
Bundan çıkardığımız sonuç, elinde tanklar olan 9 yaşındaki bir kız çocuğuyla zıtlaşmak istemezsiniz.이 일을 통해 배운게 하나 있는데요. 탱크를 가진 9살 소녀와는 절대 맞닥뜨리면 안 된다는 사실입니다.
Bundan çıkardığımız sonuç, elinde tanklar olan 9 yaşındaki bir kız çocuğuyla zıtlaşmak istemezsiniz.Aber wir lernten daraus, dass man niemals einer Neunjährigen mit Ölreserven verärgern sollte.
Bundan çıkardığımız sonuç, elinde tanklar olan 9 yaşındaki bir kız çocuğuyla zıtlaşmak istemezsiniz.Aprendimos que nadie se las quiere ver con los tanques de una niña de nueve años.
Bundan çıkardığımız sonuç, elinde tanklar olan 9 yaşındaki bir kız çocuğuyla zıtlaşmak istemezsiniz.E aprendemos com isto, que não é bom contrariar uma miúda de 9 anos com tanques.
Bundan çıkardığımız sonuç, elinde tanklar olan 9 yaşındaki bir kız çocuğuyla zıtlaşmak istemezsiniz.Ed abbiamo imparato che non bisogna proprio mettersi contro una bambina di nove anni coi carri armati.
Bundan çıkardığımız sonuç, elinde tanklar olan 9 yaşındaki bir kız çocuğuyla zıtlaşmak istemezsiniz.És ebből megtanultuk, hogy jobb nem feldühíteni egy kilencéves kislányt tankokkal.
Bundan çıkardığımız sonuç, elinde tanklar olan 9 yaşındaki bir kız çocuğuyla zıtlaşmak istemezsiniz.Kami belajar di sini, Anda tidak ingin pernah berurusan dengan gadis kecil berumur 9 tahun dengan tank.
Bundan çıkardığımız sonuç, elinde tanklar olan 9 yaşındaki bir kız çocuğuyla zıtlaşmak istemezsiniz.Naučili jsme se, že opravdu nikdy nechcete přijít do křížku s devítiletou holčičkou s tanky.
Bundan çıkardığımız sonuç, elinde tanklar olan 9 yaşındaki bir kız çocuğuyla zıtlaşmak istemezsiniz.Naučili sme sa z toho, že naozaj nikdy nechcete skrížiť cestu 9-ročnému dievčaťu s tankami.