Sasuke ilk başta inanmak istemez ama başka çaresi olmadığı için inanır.Mặc dù Sasuke cố gắng phủ nhận điều đó nhưng rốt cuộc vẫn phải tin.
Bugün anneleri duyarım onlar gey toplumuyla hiçbir şekilde çalışmak istemez.Theo truyền thống, geisha không được liên quan đến các hoạt động tình dục.
Bal Tutan Balın elinden kayıp gitmesini istemez çünkü.Vì Trương Nhiệm không chịu hàng nên Lưu Bị sai mang chém.
Ama unvanını anlatıcıya söylemek istemez.Sử không cho biết hậu duệ của ông.
"Meftun" "İster İstemez" (feat.蓋勲は「いけない。
Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez.なぜ、アッラーの御赦しを請わないのか。
Kolay kolay insanlar ile karşılaşmak istemezler.そんなに容易く人を片付けて欲しくないから。
Önceleri oraya gitmek istemez.まずはそこへ行くことだ。
Ama bunu kabul etmek istemez.認めるべきではないと思う。
Önce "Jedi yolu bu değil" diyerek öldürmek istemez.同時に「これはクーデターではない」とした。
Oda Kick'in sıradışı numaralar yapmasını istemez.^ KinKi Kidsとしては出演せず。
Beni alkışlamalarını bile istemezdim.礼賛するわけにはいきません。
Oğulları dışında kimsenin onlara dokunmasını istemez ve Silmariller söz konusu olduğunda çok hırslanır.撫子以外の人間に関心がないが、撫子に対してもぶっきらぼうに接するためいさかいが絶えない。
Dawn korkar ve onunla konuşmak istemez.鄧恒はこれを恐れ、侵犯する事が出来なかった。
Eline ne geçerse muhtaçlara verir, kimseden bir şey istemezdi.元軌は態度を慎んで妄動せず、他人に与える物を惜しまなかった。
Babasını görmek istemez.父親に会いたがっている。
Tanrı İstemezse - Müslüm Gürses albümü.音楽 メモリアル (あみんのアルバム) - あみんのアルバム。
İster istemez daha çok talim subayına ihtiyaç vardı.さらに、将校は労役に就かなくてもよいとのこと。
Öyle biriyle arkadaşlık yapmak istemezdi.あんな男の妻にならなくてよかった。
O iki-üç yılı tekrar asla yaşamak istemezdim.1、2年で戻ってきて同じことを繰り返したくない。
Yerini Numara 5'e vermeyi teklif eder ancak Numara 5 kabul etmez.Çünkü arkadaşlarını bırakmak istemez.ナンバー5を自分の後継者に誘うが、断られる。
Küçük kız yüzünü kadının elbiseleri arasında saklarken oğlan gözlerinin kapatılmasını istemez.幼い娘は顔を乳母の衣装で隠し、息子は目隠しされることを拒否している。
Çünkü daha gariban, komik giyinişli velilerle konuşmayı fazla istemez.派手な服装を好み奇抜な言動をとる怪しげな男。
Jimmy ilk başta kavgaya gitmek istemez, ama Alex'in ziyareti fikrini değiştirir.Jimmy原不打算去了,但Alex的訪問改變了他的主意。
Öyle biriyle arkadaşlık yapmak istemezdi.你不會想跟另類的人交朋友吧。
Komsomol'a katılmak istemez.坚持不会加入漫研。
Babasını görmek istemez.他對做父親不感興趣。
Kuvvetli bir adamdır, Uçmaktan çok korkar bu yüzden uçağa binmek istemez.(本人廣播談) 有懼高症,也非常害怕搭乘飛機。
Önceleri oraya gitmek istemez.今不先往,峻必先至。
Ama babası Santiago'nun futbol oynamasını istemez.賈奈特的繼父並不支持他打球。
Eline ne geçerse muhtaçlara verir, kimseden bir şey istemezdi.只要獻上供品,就能實現願望,將自己不要的東西送給需要的人。
Yalnız kalmak istemez, küser.珝辭不與,安遂獨奏。
O iki-üç yılı tekrar asla yaşamak istemezdim.过后它们可以不进食2-3年。
Spartaküs, ister istemez güneye yürümek zorunda kaldı.李秀成以事不可爲,出城西去。
Orozkul zalim olduğu için Mümin'i bırakmak istemez.그는 기독교인들에게 그들의 신앙을 버리지 않으면 처형하도록 하였다.
Hiçbiri, bunları konuşmak istemez.아무도 그것에 대해서는 이야기 하지 않습니다.
Kendine iş aramaktadır fakat, cezaevinden çıktığı için hiç kimse iş vermek istemez.실업자는 노동에 종사하길 희망하지만, 이들은 노동에 종사할 생각이 없기 때문이다.
Yoda başlangıçta onu eğitmeyi istemez.처음에는 전혀 가르칠 마음이 없었던 듀이.
İster istemez daha çok talim subayına ihtiyaç vardı.군사지도자들은 손이 하나라도 더 필요했다.
Oz'u tıraş kutumun içine bile sokabilirdim ama dolunay olduğunda kurtadamla karşılaşmak istemezsin.일본판 복장 기모노를 입고 있어서 국내에서는 방영되지 않았지만 지우의 배지 회상에서 잠깐 등장했었다.
Dedesi de vermek istemez.또한 선조님은 기절하지 않는다.
Babasını görmek istemez.아빠를 떠나기도 싫어.
Angel başta yardım etmek istemez.스크랜턴은 처음부터 선교사를 목적한 것이 아니었다.
Buradan gitmek istemez.הוא לא יוצא משם.
Rudy Katya'yla evlenmek istemez.לא הייתי מתחתנת עם לארי לו הייתי יודעת.
Dedesi de vermek istemez.אביו החליט שלא להטביל אותו.
Kuvvetli bir adamdır, Uçmaktan çok korkar bu yüzden uçağa binmek istemez.בלו: הציפור הזאת מפחדת לעוף ולכן היא מנסה לעוף ללא הצלחה.
Pasif yetenekler ise, mana istemez ve sizin aktifleştirmenize gerek olmayan yeteneklerdir.יש לך יכולות רבות שאינך משתמש בהן ושלא ניצלת לתועלתך.
Kafasındaki fikirler tam olgunluğa erişmeden onları yayımlamak istemezdi.גדל לא אהב להביע את דעותיו אם לא הייתה לו הוכחה להן.
Ama Amalia onsuz yaşamak istemez ve Karl’dan kendisini öldürmesini ister.Амалиа не може да живее повече без Карл и го моли да я убие.
Dalıbor da ölen sevgilisinden ayrı olmak istemez ve kamasıyla kendisini öldürür.Дидона не понесла раздялата с любимия и се самоубила.
Hatta ana-babaları bile onları kabul etmek istemezler.Дори не уведомява родителите си.
Yalnız kalmak istemez, küser.On nije sam u svojim voajerističkim namjerama.
Shane şikayetçi olmak istemez.Cameron pokušava opovrgnuti.
Persephone de delikanlıya vurulmuştur ve onu geri vermek istemez.No, Perzefona je također bila očarana njegovom ljepotom te ga je odbila vratiti.
Ivana ve Rosendo da bu evliliğin gerçekleşmesini istemez ve bunu engellemek için her şeyi yaparlar.Moguće je da Ivan i Ivana nisu ni konzumirali brak, ali je Ivanu bilo onemogućeno poništiti ga.
Ailesini telaşlandırmak istemez.Ne želi poremetiti dobre odnose s ocem.
O iki-üç yılı tekrar asla yaşamak istemezdim.Vtedy doktori tvrdili, že nebude žiť viac ako dva-tri roky.
Yalnız kalmak istemez, küser.Neodporúča sa chovať samú zebričku.
"Uyarlama senaryo çekmek istemezdim".Ale to ešte nebola záruka, že môj scenár vyberú.