istememiş ile cümle

istememiş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
İstemiş yada istememiş olsalarda, iyi yada kötü olsada.Whether they wanted it or not, for better or for worse.
Belki de üstümden denetlenmek istememiştim.Maybe I didn't want to be a high-maintenance resident.
Bunu inanmak istememiştim... ...ama hepsi doğruydu.I didn't want to believe it, but it was all true.
Kıpırdadı diye birini vurmak istememiştim.I didn't want to shoot people just for moving!
Ve çok fazla dikkat çekti, ki bunların hiç birisini ben istememiştim.And it brought in a lot of attention, neither of which I wanted.
"Evanjelist, teleevanjelist" olarak anılmak istememiştim -- bu bana göre değildi.I didn't want to be a, quote, "evangelist, televangelist" -- that's not my thing.
Size bakmak istememiştim, bayım -- siz sadece orda oturuyorudunuz.I didn't mean to look at you, sir -- you were just sitting there. (Laughter)
O kadar ileri gitmek istememiştim.I didn't think of going so far.
Çok agresif görünmek istememişti.He just didn't want to appear overly aggressive.
Öyle demek istememiştim.I didn't mean that.
Prezervatif istememiştim.I did not ask for a condom.
Bu kadar ileriye gitmek istememiştim.I didn't intend to bring it up actually.
Onlar öyle kimselerdir ki, Allah, onların kalblerini temizlemek istememiştir.These are the people whose hearts God does not wish to purify.
"Yüz çevirirseniz, halbuki ben sizden her hangi bir ücret istememiştim.If you turn away from me (remember) I do not ask any recompense from you.
Greenfield ilk etapta işi istememişti ve Brownlee'nin lehine istifa etmeyi kabul etti.Greenfield had not wanted the job in the first place, and agreed to resign in Brownlee's favour.
Ben onu kaybetmek istememiştim.Ich wollte ihn nicht verlieren.
Kimse ona yardım edip su ve ekmek vermek istememiş.Er erhielt weder Wasser noch Brot.
Fakat Karl, şehri terk etmek istememiştir.Karl sah sich gezwungen, die Stadt zu verlassen.
Hiçbir zaman Ölüm yiyen olmak istememiştir.Hast du niemals etwas sterben sehen?
Çünkü onun kendisini yanlış anlamasını istememiştir.Allerdings hielt er sie nicht für unfehlbar.
Ancak, Uygurlar; Kırgızların boyunduruğu altına girmek istememiştir.Dennoch wollten sie, laut eigenen Aussagen, die Ska-Schiene nie verlassen.
Bu arsanın sahibi, başlarda arsasının satılmasını istememiştir.Ihren Grundbesitz hatten sie zuvor verkaufen müssen.
Çünkü savaşta güçsüz kalmak istememiştir.Wegen seiner Erkrankungen musste er nicht im Krieg kämpfen.
Marie'yi planlarımızdan uzaklaştırmak istememiştik.Nous ne voulions pas exclure Marie de nos plans.
Bir süreliğine stüdyoya dönmek istememiştim...J'ai hâte de retourner en studio.
Öyle ki diğer takım üyeleri artık onunla ilgilenmek istememiştir.Le maître ne voulut plus avoir affaire à lui.
Hiçbir zaman Ölüm yiyen olmak istememiştir.Elle ne mange presque jamais à sa faim.
Gürcüler Ahıska ve Ahılkelek'in Türkiye'ye verilmesine razı olmuş; ancak Batum'u vermek istememiştir.Prometen no dejar a los turcos entrar en Bakú pero quieren petróleo.
Hannibal bu savaşa ordusunu sokmak istememişti.Sancho no quiso atacar esta ciudad.
Bir süreliğine stüdyoya dönmek istememiştim...Estoy ansiosa por regresar al estudio.
Büyük günah işleyen kişinin durumu konusunda yorum yapmak istememişlerdir.Él no desdeñó hablar con la mujer pecadora.
İlk seferde Gabi'yi işe almayı istememiştir.No era la primera vez que Goya retrataba al ministro.
Seni korkutmak istememiştim.Non volevo spaventarti.
Kusura bakmayın, korkutmak istememiştim.Scusate, non volevo spaventarvi.
Ancak, Uygurlar; Kırgızların boyunduruğu altına girmek istememiştir.I Massageti invece non volevano essere sottomessi a nessuno.
Hiçbir zaman Ölüm yiyen olmak istememiştir.Non è venuto a mancare mai.
Öyle ki diğer takım üyeleri artık onunla ilgilenmek istememiştir.Così la sua consapevole consorte non volle più tollerare.
Hiçbir zaman Ölüm yiyen olmak istememiştir.Он никогда не опаздывает к еде.
Ancak, Uygurlar; Kırgızların boyunduruğu altına girmek istememiştir.При этом принудительно расселять жильцов не будут, только желающих.
Kont, bu evlilik için kral XV. Louis’den onay istememişti.Однако король Людовик XIV не дал согласия на этот брак.
Bir süreliğine stüdyoya dönmek istememiştim...Я беспокоюсь о том, что мне нужно вернуться в студию.
Fakat Karl, şehri terk etmek istememiştir.جون لم ترحل الأسرة بأكملها.
Öyle ki diğer takım üyeleri artık onunla ilgilenmek istememiştir.كما قال ثلثهن أنهن لا يرغبن في الحيض مطلقا بعد الآن.
Bir süreliğine stüdyoya dönmek istememiştim...Estou ansiosa para retornar ao estúdio.
Çünkü onun kendisini yanlış anlamasını istememiştir.Scott não permitiu por achar que não era necessário.
Uzun boyu yüzünden birçok tv sunucusu onu programına dahil etmek istememiştir.Door zijn lengte (2 m) weigerden sommige tv-interviewers hem in hun show, tenzij hij ging zitten.
Ulusal güvenliği ilgilendiren bir konu olduğunu söyleyerek yorum yapmak istememişler.Deze gesprekken gaven geen blijk van gevaar voor de nationale veiligheid.
Öyle ki diğer takım üyeleri artık onunla ilgilenmek istememiştir.De rest van de ploeg krijgt geen contact meer met hem.
Babası futbol oynamasını da başlangıçta hiç istememiş hatta Futbola karşı bir insandı.Zijn ouders waren er aanvankelijk nog op tegen dat hij ging voetballen en hadden liever dat hij ging werken.
Bir süreliğine stüdyoya dönmek istememiştim...Przez jakiś czas nie chciałem wracać do studia...
Castelli o yıl iki artisti de birlikte temsil etmek istememişti.Castelli nie chciał reprezentować obu artystów.
Kimse ona yardım edip su ve ekmek vermek istememiş.Nie chciał jeść nic oprócz chleba i wody.
Dağçınar senaryoyu tamamlamış, fakat vermek istememiştir.Kniaź jednak nie chciał go sprzedać.
Ve onu bir daha bu şekilde nitelendirmemi istememişti.".Mówiłem, ci abyś nigdy tu nie przychodził.”.
Babası futbol oynamasını da başlangıçta hiç istememiş hatta Futbola karşı bir insandı.Det sägs att han aldrig brydde sig om pengar - det enda han ville göra var att spela fotboll.
Kimse ona yardım edip su ve ekmek vermek istememiş.De fick ingen assistans med mat och vatten.
Ve onu bir daha bu şekilde nitelendirmemi istememişti.".Не хочу, щоб вони повторили мою помилку…».
Bir süreliğine stüdyoya dönmek istememiştim...Деякий час працював завідувачем клубу.
Bu arsanın sahibi, başlarda arsasının satılmasını istememiştir.Hospodář nechtěl zprvu kobylku prodat.
Ülke vatandaşlarının çoğu bu propagandası anlamak bile istememiş, ona uyanları ise kınamışlardır.Většina z nich se ani nepokusila o pohled z druhé strany a prostě za to Američany odsoudila.
İlgili Sayfalar