Ana içeriğe geç
Sözlük

istememe ile cümle

istememe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Marenka gelir ve onun kim olduğunu tanımıştır ama kendinin kim olduğunu ona hiç açıklamak istememektedir.Dalej hovorí o tom ako jej bol dvoriť ale nezistil jej meno a ona tiež nevie kto je on.
Ama bu olay, insanların karalamalarını paylaşmak istememelerine katkı sağlıyor.Aber das trägt dazu bei, warum Menschen ihre Doodles nicht zeigen wollen.
Ama bu olay, insanların karalamalarını paylaşmak istememelerine katkı sağlıyor.Ale i tohle přispívá k tomu, že lidé nechtějí své kresbičky ukazovat ostatním.
Ama bu olay, insanların karalamalarını paylaşmak istememelerine katkı sağlıyor.Ale prispieva to k tomu, že sa ľudia nechcú o svoje čmáranice podeliť.
Ama bu olay, insanların karalamalarını paylaşmak istememelerine katkı sağlıyor.Dar aceasta contribuie la faptul că oamenii nu doresc să împărtăşească mâzgălelile lor.
Ama bu olay, insanların karalamalarını paylaşmak istememelerine katkı sağlıyor.De ez a dolog hozzájárul ahhoz, hogy az emberek ne akarják senkinek megmutatni rajzaikat.
Ama bu olay, insanların karalamalarını paylaşmak istememelerine katkı sağlıyor.하지만 바로 이런 일 때문에 사람들이 자기 낙서를 감추고 싶어하는 거죠
Ama bu olay, insanların karalamalarını paylaşmak istememelerine katkı sağlıyor.Maar dit draagt bij tot het feit dat mensen hun doedels niet willen delen.
Ama bu olay, insanların karalamalarını paylaşmak istememelerine katkı sağlıyor.Mais ceci contribue au fait que les gens ne veulent pas partager leurs gribouillages.
Ama bu olay, insanların karalamalarını paylaşmak istememelerine katkı sağlıyor.Ma questo contribuisce a non voler condividere i propri scarabocchi.
Ama bu olay, insanların karalamalarını paylaşmak istememelerine katkı sağlıyor.Mas isso contribui para que as pessoas não queiram partilhar os seus rabiscos.
Ama bu olay, insanların karalamalarını paylaşmak istememelerine katkı sağlıyor.Men det bidrar till att människor inte vill dela med sig av deras klotter.
Ama bu olay, insanların karalamalarını paylaşmak istememelerine katkı sağlıyor.Men det forstærker kun folks uvildighed mod at dele deres kruseduller.
Ama bu olay, insanların karalamalarını paylaşmak istememelerine katkı sağlıyor.Nhưng điều đó thực sự đã khiến mọi người không muốn chia sẻ những nét vẽ kỳ quặc của họ.
Ama bu olay, insanların karalamalarını paylaşmak istememelerine katkı sağlıyor.Pero esto, en efecto, contribuye a que la gente no quiera ni mostrar sus garabatos.
Ama bu olay, insanların karalamalarını paylaşmak istememelerine katkı sağlıyor.Tapi itu menambah orang-orang tidak ingin berbagi corat-coret mereka.
Ama bu olay, insanların karalamalarını paylaşmak istememelerine katkı sağlıyor.W każdym razie to przyczynia się do tego, że ludzie nie chcą się dzielić swoimi szkicami.
Ama bu olay, insanların karalamalarını paylaşmak istememelerine katkı sağlıyor.Αλλά αυτό συμβάλλει στο να μην θέλουν οι άνθρωποι να μοιραστούν τα σκαριφήματα τους.
Ama bu olay, insanların karalamalarını paylaşmak istememelerine katkı sağlıyor.Але це має значення для людей, що не бажають ділитися своїми каракулями.
Ama bu olay, insanların karalamalarını paylaşmak istememelerine katkı sağlıyor.Все это способствует тому, что люди не хотят, чтобы кто-то видел что они рисуют.
Ama bu olay, insanların karalamalarını paylaşmak istememelerine katkı sağlıyor.Но това не допринася хората да не искат да споделят своите драскулки.
Ama bu olay, insanların karalamalarını paylaşmak istememelerine katkı sağlıyor.אבל זה כן תורם לחוסר רצונם של אנשים לשתף את שירבוטיהם.
Ama bu olay, insanların karalamalarını paylaşmak istememelerine katkı sağlıyor.على كلٍ .. هذا يدفع الى جعل الناس عاكفين على عدم نشر خربشاتهم
Ama bu olay, insanların karalamalarını paylaşmak istememelerine katkı sağlıyor.みんな落書きを見せたくないのです 本当のことを話しましょう 私が思うに
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.Aj keď by som sa chcela so všetkým podeliť, nemám nič a preto nemôžem.
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.Anche se io voglio condividere tutto, io non ho niente, quindi non posso.
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.Auch wenn ich alles teilen will,kann ich es nicht,da ich nichts habe.
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.Även om jag vill dela allting, så har jag inget, så jag kan inte.
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.Chiar daca eu vreau sa imaprt totul, nu am mai nimic, asa ca nu pot.
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.난 나누고 싶어도 가진 게 없어서 못 하는데
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.Mặc dù, mình muốn chia sẻ mọi thứ, nhưng tớ không có gì nên không thể chia sẻ.
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.Même si je veux tout partager, je n'ai rien donc je ne peux rien faire.
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.Meskipun aku ingin membagi semuanya, Aku tidak punya apa-apa, jadi aku tidak bisa melakukannya.
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.Nawet jeśli (ja) chcę dzielić się wszystkim... to nie mogę... bo nie mam nic
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.Ook al wil ik alles delen, ik heb niets, dus kan ik dat niet
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.Παρ'όλο που θέλω να μοιραστώ τα πάντα, δεν έχω τίποτα, οπότε δε μπορώ.
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.Аз пък макар, че искам да споделям всичко, нямам почти нищо - така че, не мога.
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.Даже если я хочу поделиться всем, то не могу сделать этого, так как ничем не владею.
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.אפילו שאני רוצה לחלוק הכל, אין לי מה לחלוק, אז אני לא יכולה
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.على الرغم من أنني اريد مشاركة كل شيء ، ولكني لا املك شيئاً ، لذا لا استطيع
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.これ・・・ここに置いて行くから
Benim hastalığımı çok kötüleştirdi. Doktorum ve ailem istememesine rağmen cenazeye gitmem şarttı.Hoewel mijn dokters en familie het afraadden, moest ik terug voor de begrafenis.
Benim hastalığımı çok kötüleştirdi. Doktorum ve ailem istememesine rağmen cenazeye gitmem şarttı.În ciuda părerii medicilor și a familiei mele, trebuia să merg la înmormântare.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Cуди не хотіли, щоб купка дизайнерів володіла новаторськими формоутворюючими елементами одягу.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Eles não queriam uma série de estilistas na posse dos elementos essenciais de referência da nossa roupa.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Họ không muốn chỉ có một số ít các nhà thiệt kế sở hữu các phần cấu trúc ban đầu của quần áo chúng ta
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Ils ne veulent pas qu'une poignée de créateurs détiennent les éléments de base de notre habillement.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.그들은 소수의 디자이너들이 우리의 옷을 구성하는 독창적인 요소를 소유하는 것을 원하지 않았어요.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Nem akarták, hogy egy maroknyi tervező bírja az öltözködés alapelemeinek jogait.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Nie chciano, by garstka projektantów posiadła na własność ważne elementy stroju.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Non volevano che una manciata di stilisti fossero padroni del nostro modo di vestire.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.No querían que un puñado de diseñadores fuesen dueños de las bases fundamentales de nuestra ropa.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Nu doreau ca o mână de creatori de modă să detină celulele de bază din îmbrăcămintea noastră.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Sie wollten nicht, dass eine Handvoll Designer die grundlegenden Bausteine für unsere Kleidung besitzen.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Δεν ήθελαν μια χούφτα σχεδιαστές να έχουν στην κατοχή τους τα στοιχειώδη δομικά υλικά του ρουχισμού μας.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Не искали шепа дизайнери да притежават творческите тухли за нашето облекло.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Суд хотел избежать ситуации, когда небольшая кучка дизайнеров владеет формообразующими элементами одежды.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.הם לא רצו שלקומץ מעצבים תיהיה שליטה על אבני הבניין של הבגדים שלנו.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.إنهم لا يرغبون في أن تمتلك حفنة من المصممين البنية الأساسية المتعلقة بملابسنا.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.少数のデザイナーに所有されるのは避けたかったのです そうなると誰かが所有しているという理由で
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod