Sarah konuşmak istememektedir.Fish wilde niet met haar spreken.
Fakat Federica Rodolfo'ya fena halde aşık olmuştur ve pek anlayış göstermek istememektedir.Federica is echter te zeer verliefd op Rodolfo om dit te accepteren.
Erkeklerin büyük bir bölümü, iş yerlerini kadınlarla, özellikle de eşleriyle paylaşmak istememekteydi.Veel vrouwen willen bovendien hun man niet meer delen met andere vrouwen.
Tim büyükbabasından nefret etmektedir ve onu öldürmekten başka bir şey istememektedir.Niech dadzą jej dziecko żywe, abyście tylko go nie zabijali!»
Marenka gelir ve onun kim olduğunu tanımıştır ama kendinin kim olduğunu ona hiç açıklamak istememektedir.Powiedział jej, kim jest naprawdę, ale ona nie poznała go.
Hafif formunda, yeni şeyler denemek veya rutinden kopmak istememek şeklinde ortaya çıkabilir.I dess mildare form kan det utgöra en motvilja att testa nya saker eller gå emot rutinen.
Michael bu ilişkiyi istememektedir.Wikman beklagar inte detta förhållande.
Galaksinin genç ırkları, artık bu mücadelenin bir parçası olmak istememektedirler.Idag är Hågelby inte längre en del av bolaget.
22/3 uyarınca "kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi hâlinde" mevcuttur.(Jak 1:22) ”Vad hjälper det om någon påstår sig ha tro men saknar gärningar?
Afı kralın kendi hayatını bağışlaması için istememektedir.Kungen förlät honom aldrig för vad han hade gjort.
Başka birisi olmak istememektedir.Я більше не хотів бути ніким.
Hem kasabalılar hem de köylüler bu ilişkiyi istememektedir.Проте мешканці міста та екологи з цим не погодилися.
Michael Corleone gibi bir oğlu ve bir kızı olması ve oğlunun mafya ile ilgilenmek istememesi.Вона хоче, щоб у дитини був батько, а не постійно виїжджаючий дядя Коля.
Marenka gelir ve onun kim olduğunu tanımıştır ama kendinin kim olduğunu ona hiç açıklamak istememektedir.Zjišťuje kdo jej zná a proč jej nikdo nemá rád.
Cassio yaptığından utanmış ve pişman olmuştur ve rütbesini kaybetmek istememektedir.Carrie se stydí a nechce vyhrát.
Görüşme, dönmek istememesi nedeniyle uzatılmadı.Exemplu: S-a supărat pentru că nu l-ai așteptat.
Fakat halife Irak'tan ayrılmak istememekteydi.Al-Qasim a refuzat să părăsească Israelul.
İstememe rağmen yapamam.Chiar dacă vreau, nu pot.
Sarah konuşmak istememektedir.Sarah megtagadja az együttműködést.
Michael bu ilişkiyi istememektedir.Michael ezt viszont nem akarja.
Köleliğin kaldırılmasını istememektedir.Nem a rabszolgaság adta biztonságról beszélek.
Artık filmlerde yer almak istememektedir.Úgy gondolta, hogy többé már senkinek nem kell a filmszakmában.
Fakat Siebel onu unutmamıştır ve onu tek başına bırakmak istememetedir.Gloria rajta tartotta a szemét, nem merte egyedül hagyni őt, nehogy kárt tegyen magában.
Galaksinin genç ırkları, artık bu mücadelenin bir parçası olmak istememektedirler.Az ifjúsági csapatok a rájátszásban már nem vettek részt.
Jin'in bu konuda konuşmak istememesine çok sinirlenen Sun, ona bir tokat atar.Sun on vihainen, sillä Jin ei suostu puhumaan tälle.
Luce ise, evli bir çiftin arasına girmek istememektedir.Keskitalo ei halua vihkiä samaa sukupuolta olevia pareja.
Birçok UCD üyesi genel muhafazakar görüşlere sahipti ve daha fazla değişim istememekteydi.Πολλά μέλη της Ένωσης ήταν αρκετά συντηρητικά και δεν ήθελαν περαιτέρω αλλαγές.
Galaksinin genç ırkları, artık bu mücadelenin bir parçası olmak istememektedirler.Οι άνθρωποι με τους κίτρινους αστέρας δεν έχουν πλέον θέσιν εις τον τόπον αυτόν.
Amy'nin istememesine rağmen Doktor, romanı sesli okur.På trods af hendes mors betænkeligheder tager Lea afsted.
Hem kasabalılar hem de köylüler bu ilişkiyi istememektedir.Bønder og borgere kom ikke altid lige godt ud af det med hinanden.
Sarah konuşmak istememektedir.Sarah tidak mau.
Birçok UCD üyesi genel muhafazakar görüşlere sahipti ve daha fazla değişim istememekteydi.Banyak anggota UCD yang cukup konservatif dan tidak ingin perubahan lebih lanjut.
Fakat Selim geldiği zaman bir tercih yapamaz; her iki kadını da kaybetmek istememektedir.Khulu diperbolehkan bila keduanya sama-sama khawatir tak dapat melakukan aturan Allah.
Ancak FBI çocuğun çok fazla medyaya çıkmasını istememektedir.Sia mencoba tak banyak tampil di media massa.
Wren aynı odayı paylaşmayı istememektedir.Kamila bilang bukannya mereka sudah sepakat akan tidur pisah kamar.
Fakat Siebel onu unutmamıştır ve onu tek başına bırakmak istememetedir.Wiwi sangat sedih dan tidak mau Kamila pergi dan meninggalkannya sendirian.
Başka birisi olmak istememektedir.Bạn không cần phải là một ai khác.
Bu işlem için bir şahit istememektedir.Không có nhân chứng nào cho vụ việc này.
Bu kuruluşa katılmak için "sadece içki içmeyi istememek" yeterlidir.ただし、現在は「飲用には適さないので、飲まないように」と看板が立っている。
Prensi aldatmak istememektedir.裏切り者に容赦しない。
Fakat her iki taraf ta bir muharebeye yanaşmak istememekteydi.2人は彼がストリートギャングに入らないよう育て上げた。
Fakat Selim geldiği zaman bir tercih yapamaz; her iki kadını da kaybetmek istememektedir.而Sun却不肯放弃,他竭尽所能,希望Wiw能重新爱上他。
Ancak kasabanın ileri gelenleri mültecileri istememektedir.但是遺族不依要求還人。
Görüşme, dönmek istememesi nedeniyle uzatılmadı.我們不會跟您說道別,因為您並沒有走。
Ancak FBI çocuğun çok fazla medyaya çıkmasını istememektedir.孫窮理認為,媒體不應直接涉入組織。
Afı kralın kendi hayatını bağışlaması için istememektedir.王因此不諒解其母。
Wren aynı odayı paylaşmayı istememektedir.鄭自此與周室不和。
Havayolları Jack'in babasının tabutunu uçağa almak istememektedir, çünkü gerekli evrakları bulunmamaktadır.잭은 이를 확인 하고 아버지의 시체를 가지고 비행기에 타려 하지만 공항측에서는 적절한 서류 없이 시체를 비행기에 둘 수 없다는 이유로 거절한다.
Birçok UCD üyesi genel muhafazakar görüşlere sahipti ve daha fazla değişim istememekteydi.많은 당원들은 상당히 보수적이었고 더 많은 변화를 원치 않았다.
Köleliğin kaldırılmasını istememektedir.노예상태의 안전을 주는 그런 평화가 아닙니다.
Lizzie kimseye zarar vermek istememektedir.ר' זלמן השתדל מאד לא לפגוע באף אדם.
Marenka gelir ve onun kim olduğunu tanımıştır ama kendinin kim olduğunu ona hiç açıklamak istememektedir.הוא מודה שהוא בורח, אבל מסרב להגיד ממי או ממה.
Robin hiç çocuk istememesine rağmen çocuğunun olmayacağını duyunca çok üzülmüştür.הם נפרדים לאחר שרובין אומרת לו שהיא לעולם לא תרצה ילדים.
Fiziksel bedene geri dönmeyi istememe.ללא צורך בחיפוש גופני.
Başka birisi olmak istememektedir.אף אחד אחר לא רוצה אותך...
Hafif formunda, yeni şeyler denemek veya rutinden kopmak istememek şeklinde ortaya çıkabilir.В по-леката си форма се проявява като нежелание да се опитват нови неща или да се наруши стандартната рутина.
Başka birisi olmak istememektedir.Страхува се да бъде Никой.
Marenka gelir ve onun kim olduğunu tanımıştır ama kendinin kim olduğunu ona hiç açıklamak istememektedir.Možete ga ispitivati, poštovani satniče, ali neće Vam znati reći gdje živim.
Artık filmlerde yer almak istememektedir.Režisér si na film nesmie vziať úver.
Michael bu ilişkiyi istememektedir.Michal s tým ale nesúhlasí.