Artık filmlerde yer almak istememektedir.She did not want to be in films anymore.
Tim büyükbabasından nefret etmektedir ve onu öldürmekten başka bir şey istememektedir.His former boss will want nothing but to kill him.
Lizzie kimseye zarar vermek istememektedir.Shrike does not hurt anyone.
Ne var ki, bölge ülkeleri de Rohingyaları kabul etmek istememektedirler.But Myanmar does not recognize the Rohingya.
Prensi aldatmak istememektedir.The Prince swears that he will not betray her.
Ama Maria Anna koyu bir Katolik olup bir Protestan Hristiyanla evlilik yapmak istememekteydi.However, Maria Anna did not wish to marry a Protestant and Charles would not convert to Catholicism.
Amy'nin istememesine rağmen Doktor, romanı sesli okur.Despite Jones being presenter, there is no reporter narration.
Ancak Fikri vasiliği Filiz'e vermek istememektedir.However, he admits to have no boundaries on his love for Fitz.
Robin hiç çocuk istememesine rağmen çocuğunun olmayacağını duyunca çok üzülmüştür.But even though she is pregnant, Robin cannot let go of the fact that he never wanted children.
Nicholas'ın vaazları o kadar etkiliydi ki onu duyanlar yanından ayrılmak istememekteydiler.Fifty were such hell raisers that he couldn't ignore them.
Zynga, tüketicinin sabit maliyetlere hapis kalmak istememesi sonucu yükseldi.Zynga has risen on the consumer's desire to not want to be locked in to fixed-cost.
Dinlemek isteyip istememeniz size kalmış.People do use computers to compose music today.
Gerektiğine kendi sırtımı bile sıvazlayabiliyorum, yani kimseden bir şey istememe gerek yok.I can even pat myself on the back when necessary, all so I don't have to ask anyone for anything.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.They didn't want a handful of designers owning the seminal building blocks of our clothing.
İstememesine rağmen 13 yaşında evlendirildi.She was married against her will at age 13.
Ben herşeyimi paylaşmak istememe rağmen hiçbirşeyim yok, bu yüzden yapamam.Even though I want to share everything, I don't have anything, so I can't.
Doktorum ve ailem istememesine rağmen cenazeye gitmem şarttı.Against my doctors' and family's wishes,
İnsanların bu koşullar altında çalışmalarını istememelisiniz.You cannot ask people to work under these conditions.
Ama bu olay, insanların karalamalarını paylaşmak istememelerine katkı sağlıyor.But that does contribute to people not wanting to share their doodles.
Arınmak istememesinden sana ne?Though it is not your concern if he should not grow (in fulness).
Bu yüzden, böyle bir politikayı kınayanlar BH'nin iyiliğini istememektedirler.Therefore, all those who condemn such a policy do not wish well for BiH.
Genç girişimci, "Bu insanların kaçmak istememesi için ekonomik kalkınma şart," dedi."There should be economic development so that these people don't want to run away," she said.
Görüşme, dönmek istememesi nedeniyle uzatılmadı.His appointment was not extended when he did not commit to return.
Prensi aldatmak istememektedir.Die Kunst nicht zur Täuschung verflachen lassen.
Galaksinin genç ırkları, artık bu mücadelenin bir parçası olmak istememektedirler.Das Vahrer Fleet ist also nicht mehr Teil der Kleinen Wümme.
Luce ise, evli bir çiftin arasına girmek istememektedir.Doch Rae will nicht nur die Geliebte eines verheirateten Mannes sein.
Fakat Selim geldiği zaman bir tercih yapamaz; her iki kadını da kaybetmek istememektedir.Als diese sich weigert, will er den beiden die Fürsorge nicht gewähren.
Ne var ki, bölge ülkeleri de Rohingyaları kabul etmek istememektedirler.Ich weiss aber bestimmt, dass ihr die Kroaten dafür nicht gewinnen werdet.
Artık Angelus insanları incitmek istememektedir, çünkü vicdan azabı çekmektedir.Weil Nicholas nichts mehr zu verlieren hat, willigt er ein.
Wren aynı odayı paylaşmayı istememektedir.Das Glass House ist nicht in Zimmer unterteilt.
Bir kadın her şeyi affeder ama onu istemememizi affetmez.Une femme pardonne tout, excepté qu'on ne veuille pas d'elle.
İşte, konuşmak istememesinin nedeni buydu.Voici la raison pour laquelle il ne voulait pas parler.
Tamiri Aminta ile evlenmek istememektedir.Rafa refuse de se marier avec Amaia.
Başka birisi olmak istememektedir.Elle veut être personne.
Sarah konuşmak istememektedir.Sarah refuse.
Fakat Siebel onu unutmamıştır ve onu tek başına bırakmak istememetedir.Sylla, lui, est décidé à ne pas se laisser faire.
İkisinin de elenme nedenleri oylamaya katılmak istememeleriydi.Il aimerait également que tous deux règlent leur différend.
İstememe rağmen yapamam.No puedo aunque quiero.
Luce ise, evli bir çiftin arasına girmek istememektedir.Por su parte, Luce no desea romper un matrimonio.
Havayolları Jack'in babasının tabutunu uçağa almak istememektedir, çünkü gerekli evrakları bulunmamaktadır.La línea aérea rechaza poner el cuerpo de su padre en el avión porque no tiene la documentación apropiada.
Lakin, Aşağı Dünyalıların hepsi Konsey'in otoritesine saygı göstermemekte ve barış istememektedir.Sin embargo, hay momentos en que no todos quieren la paz ni respetan la autoridad de la Clave.
Wren aynı odayı paylaşmayı istememektedir.Amarillo: no se les obliga a compartir habitación.
Sarah konuşmak istememektedir.Morgan se niega a hacerlo.
Bunun nedeni Şener Şen'in artık uyanık kaba kötü kalpli adam rollerinde oynamak istememesi idi.Este se lamentó de que Jacen ya no fuera aquel joven muchacho despreocupado que fue.
Görüşme, dönmek istememesi nedeniyle uzatılmadı.Tuvimos una discusión, porque no nos dejaban pasar.
Bu yüzden bütün gece ayakta kalıp sarhoş olmak ve tüm parasını kaybetmek istememektedir.Se preocupa de que no se drogue o beba demasiado y eche todo a perder.
Yemek yemek istememe rağmen, yemek yiyecek yeterli zamanımın olmadığını fark ettim.Nonostante volessi mangiare realizzai che non avevo abbastanza tempo per farlo.
Marcantonio Trivisan doçe olmak için aday olmak istememekteydi.De Martino non concepiva di poter lavorare in silenzio.
Sarah konuşmak istememektedir.Но Маргарет не желает отказываться от своих слов.
Artık filmlerde yer almak istememektedir.В настоящее время в фильмах не снимается.
Marenka gelir ve onun kim olduğunu tanımıştır ama kendinin kim olduğunu ona hiç açıklamak istememektedir.Он хочет завоевать её, но не говорит, кто он на самом деле.
Başka birisi olmak istememektedir.Я бы не хотел быть новым кем-либо.
Şevket ise boşanmak istememekte fakat Funda'yı da sevmektedir.Любовь Александровна не может бросить мужа, она любит его, хотя и Бельтова тоже любит.
Hafif formunda, yeni şeyler denemek veya rutinden kopmak istememek şeklinde ortaya çıkabilir.يمكن أن يظهر في أطواره الخفيفة على أنه تحرج من تجربة الأمور الجديدة أو كسر الروتين.
Görüşme, dönmek istememesi nedeniyle uzatılmadı.رفض متين لأنه لم يخرج بعد.
Köleliğin kaldırılmasını istememektedir.ولم يأمر بتسريح الرقيق.
Bunun sebebi, yemeklerin bulunduğu rotayı kaybetmek istememeleridir.ربما بسبب هذا أنهم ليسوا من الصعب إرضاءه بالطعام ويبدو أنهم يحبون الأكل.
Tamiri Aminta ile evlenmek istememektedir.Tamiri não quer se casar com Aminta.
Komutanlar savaşma niyetinde olsa da her iki taraftaki baronlar artık savaşmak istememektedir.Nesse ponto da guerra, os barões de ambos os lados pareciam querer evitar batalhas.
Lizzie kimseye zarar vermek istememektedir.Ronnie já não pode ridicularizar mas ninguém.