‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.Părinţii noştri n'au vrut să -l asculte, ci l-au nesocotit: şi, în inimile lor, s'au întors spre Egipt,
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.Sekalipun begitu nenek moyang kita tidak mau taat kepadanya. Mereka menolak dia dan ingin kembali ke Mesir
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.которому отцы наши не хотели быть послушными, но отринули его и обратились сердцами своими к Египту,
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.Котрому не хотїли слухняними бути отцї наші, а відопхнули його, і обернулись серцем у Єгипет,
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.הוא אשר אבותינו לא אבו לשמע לו כי אם מאסו אתו ולבבם פנה מצרימה׃
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.الذي لم يشأ آباؤنا ان يكونوا طائعين له بل دفعوه ورجعوا بقلوبهم الى مصر
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.我 們 的 祖 宗 不 肯 聽 從 、 反 棄 絕 他 、 心 裡 歸 向 埃 及
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.我 們 的 祖宗 不 肯 聽從 、 反棄絕 他 、 心裡歸 向 埃及
Ona dokunmak bile istemediler.De ville inte ta i det.
Ona dokunmak bile istemediler.Ellos ni siquiera querían tocarlas.
Ona dokunmak bile istemediler.Họ thậm chí không chạm vào nó.
Ona dokunmak bile istemediler.Hozzá sem akartak nyúlni.
Ona dokunmak bile istemediler.Ils ne voulaient même pas la toucher.
Ona dokunmak bile istemediler.N-au vrut să atingă nimic.
Ona dokunmak bile istemediler.Nechceli sa toho ani dotknúť.
Ona dokunmak bile istemediler.Nem queriam falar disso.
Ona dokunmak bile istemediler. Sadece yaptılar.그들은 심지어 그걸 손대려고 싶어하지도 않았어요. 그래도 그들은 그냥 했어요
Ona dokunmak bile istemediler. Sadece yaptılar.Prostě to vůbec neřešili a jenom to uřízli.
Ona dokunmak bile istemediler. Sadece yaptılar.הם לא רצו להתעסק עם זה. הם פשוט עשו את זה.
Ona dokunmak bile istemediler. Sadece yaptılar.ولم يكن هناك من يريد ان يلمسها في الاساس
Ona dokunmak bile istemediler. Sadece yaptılar.それで、この脚は本当にすばらしいです
Ona dokunmak bile istemediler.Sie wollten den nicht einmal anfassen.
Ona dokunmak bile istemediler.Woleli nie ciągnąć tematu.
Ona dokunmak bile istemediler.Ze wilden het liever niet weten.
Ona dokunmak bile istemediler.Δεν ήθελαν καν να το αγγίξουν καν σαν θέμα.
Ona dokunmak bile istemediler.Не искаха дори да го докосват.
Ona dokunmak bile istemediler.Они даже не хотели трогать это.
Onlara, ‹‹Rahatlık budur, yorgunların rahat etmelerini sağlayın, huzur budur›› dedi, ama dinlemek istemediler.ao qual disse: Este é o descanso, dai descanso ao cansado; e este é o refrigério; mas não quiseram ouvir.
Onlara, ‹‹Rahatlık budur, yorgunların rahat etmelerini sağlayın, huzur budur›› dedi, ama dinlemek istemediler.colui che aveva detto loro: «Ecco il riposo! Fate riposare lo stanco. Ecco il sollievo!». Ma non vollero udire
Onlara, ‹‹Rahatlık budur, yorgunların rahat etmelerini sağlayın, huzur budur›› dedi, ama dinlemek istemediler.han, som dog sagde til dem: "Her er der Hvile, lad den trætte hvile, her er der Ro!" men de vilde ej høre.
Onlara, ‹‹Rahatlık budur, yorgunların rahat etmelerini sağlayın, huzur budur›› dedi, ama dinlemek istemediler.han som sa til dem: Dette er ro, unn den mødige ro, og dette er hvile. Men de vilde ikke høre.
Onlara, ‹‹Rahatlık budur, yorgunların rahat etmelerini sağlayın, huzur budur›› dedi, ama dinlemek istemediler.im, ktorým povedal: Toto je odpočinutie; dajte odpočinúť ustalému, a toto utíšenie! Avšak nechceli počuť.
Onlara, ‹‹Rahatlık budur, yorgunların rahat etmelerini sağlayın, huzur budur›› dedi, ama dinlemek istemediler.전에 그들에게 이르시기를 이것이 너희 안식이요 이것이 너희 상쾌함이니 너희는 곤비한 자에게 안식을 주라 하셨으나 그들이 듣지 아니하였으므로
Onlara, ‹‹Rahatlık budur, yorgunların rahat etmelerini sağlayın, huzur budur›› dedi, ama dinlemek istemediler.on, ki jim je rekel: To je pravi pokoj, pokoja dajte trudnemu; in to je odpočitek! A niso hoteli poslušati.
Onlara, ‹‹Rahatlık budur, yorgunların rahat etmelerini sağlayın, huzur budur›› dedi, ama dinlemek istemediler."So hat man Ruhe, so erquickt man die Müden, so wird man still"; und sie wollen doch solche Predigt nicht.
Onlara, ‹‹Rahatlık budur, yorgunların rahat etmelerini sağlayın, huzur budur›› dedi, ama dinlemek istemediler.TUHAN menawarkan tempat istirahat kepada kamu semua, tetapi kamu tak mau mendengarkan Dia
Onlara, ‹‹Rahatlık budur, yorgunların rahat etmelerini sağlayın, huzur budur›› dedi, ama dinlemek istemediler.Им говорили: „вот – покой, дайте покой утружденному, и вот успокоение". Но они не хотели слушать.
Onlara, ‹‹Rahatlık budur, yorgunların rahat etmelerini sağlayın, huzur budur›› dedi, ama dinlemek istemediler.אשר אמר אליהם זאת המנוחה הניחו לעיף וזאת המרגעה ולא אבוא שמוע׃
Onlara, ‹‹Rahatlık budur, yorgunların rahat etmelerini sağlayın, huzur budur›› dedi, ama dinlemek istemediler.الذين قال لهم هذه هي الراحة. اريحوا الرازح وهذا هو السكون. ولكن لم يشاءوا ان يسمعوا.
Onlara, ‹‹Rahatlık budur, yorgunların rahat etmelerini sağlayın, huzur budur›› dedi, ama dinlemek istemediler.他 曾 對 他 們 說 、 你 們 要 使 疲 乏 人 得 安 息 . 這 樣 纔 得 安 息 、 纔 得 舒 暢 . 他 們 卻 不 肯 聽
Onlara, ‹‹Rahatlık budur, yorgunların rahat etmelerini sağlayın, huzur budur›› dedi, ama dinlemek istemediler.他 曾 對 他 們說 、 你 們 要 使 疲乏 人 得 安息 . 這樣纔 得 安息 、 纔 得 舒暢 . 他 們卻 不 肯 聽
Onlar bunu yapmak istemediler. Birden oluverdi.Họ không muốn làm điều này nhưng nó vẫn cứ xảy ra
Onlar bunu yapmak istemediler. Birden oluverdi.그들도 이러한 상황을 원치는 않습니다. 이것은 단지 사고일 뿐입니다.
Onlar bunu yapmak istemediler. Birden oluverdi. Kontrolü kaybettiler.Eles não queriam fazer isto, simplesmente aconteceu -- perderam o controlo.
Onlar bunu yapmak istemediler. Birden oluverdi.הם לא רצו לעשות זאת. זה פשוט קרה.
Onlar bunu yapmak istemediler. Birden oluverdi.رغم انهم لا يريدون ذلك .. ولكنه يحدث
Onlar bunu yapmak istemediler. Birden oluverdi.コントロールを失っているのです
Onlar bunu yapmak istemediler.Det var ikke det de ville.
Onlar bunu yapmak istemediler.Ils ne veulent pas le faire.
Onlar bunu yapmak istemediler.Mereka tidak bermaksud melakukannya.
Onlar bunu yapmak istemediler.Nie chcieli.
Onlar bunu yapmak istemediler.Non volevano farlo.
Onlar bunu yapmak istemediler.No querían hacer esto.
Onlar bunu yapmak istemediler.Nu au vrut să facă asta.
Onlar bunu yapmak istemediler.Oni to nechtěli udělat.
Onlar bunu yapmak istemediler.Sie wollten das nicht tun.
Onlar bunu yapmak istemediler.Ze wilden dit niet doen.
Onlar bunu yapmak istemediler.Не са искали да направят това.
Onlar bunu yapmak istemediler.Они не хотели этого делать.
Sabit parçalı sisteme geçmeyi istemediler.Họ không muốn đầu tư vào 1 hệ thống thành phần hóa.