Ana içeriğe geç
Sözlük

istemediler ile cümle

istemediler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Ali takrat niso hoteli poslušati in so uporno nastavili pleča in si zatisnili ušesa, da ne bi slišali.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Avšak nechceli pozorovať ušami, ale dali spurné plece a obťažili svoje uši, aby nepočuli;
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Dar ei n'au vrut să ia aminte, ci au întors spatele, şi şi-au astupat urechile ca să n'audă.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.De nem akarák meghallani, sõt vállaikat vonogaták, és bedugák füleiket, hogy ne halljanak.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Eles, porém, não quiseram escutar, e me deram o ombro rebelde, e taparam os ouvidos, para que não ouvissem.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.청종하기를 싫어하며 등으로 향하며 듣지 아니하려고 귀를 막으며
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Ma essi hanno rifiutato di ascoltarmi, mi hanno voltato le spalle, hanno indurito gli orecchi per non sentire
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Men de vilde ikke høre; de var stivnakkede og gjorde deres Ører døve
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Nhưng chúng nó không chịu nghe, xây vai lại đặng sau, và bịt lỗ tai lại đặng không nghe.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Nhưng chúng_nó không chịu nghe , xây vai lại đặng sau , và bịt lỗ tai lại đặng không nghe .
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Pero no quisieron escuchar. Más bien, se encogieron de hombros rebeldemente y taparon sus oídos para no oír
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Αλλ' ηρνηθησαν να προσεξωσι και εστρεψαν νωτα απειθη και εβαρυναν τα ωτα αυτων δια να μη ακουσωσι.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Но они не хотели внимать, отворотились от Меня, и уши свои отяготили, чтобы не слышать.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Но те отказаха да слушат, оттеглиха плещите си и запушиха ушите си за да не чуват.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.וימאנו להקשיב ויתנו כתף סררת ואזניהם הכבידו משמוע׃
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.فابوا ان يصغوا واعطوا كتفا معاندة وثقّلوا آذانهم عن السمع.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.他 們 卻 不 肯 聽 從 、 扭 轉 肩 頭 、 塞 耳 不 聽
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.他 們卻 不 肯 聽從 、 扭轉肩頭 、 塞耳不聽
Bilirsin, oraya gitmek bile istemediler.Ani se radši nepokoušeli na nic ptát.
Bilirsin, oraya gitmek bile istemediler.Các bạn biết đấy, họ thậm chí không muốn đến đấy.
Bilirsin, oraya gitmek bile istemediler.Daar wilden ze zich niet al teveel mee bezighouden.
Bilirsin, oraya gitmek bile istemediler.Ellos no querían meterse en esto.
Bilirsin, oraya gitmek bile istemediler.Nechceli do toho ísť.
Bilirsin, oraya gitmek bile istemediler.Nem is igazán akartak odamenni.
Bilirsin, oraya gitmek bile istemediler.Ni vet, de ville inte ha med det att göra.
Bilirsin, oraya gitmek bile istemediler. Ona dokunmak bile istemediler.Sai, non si sono nemmeno avvicinati, non ne volevano sapere di toccare le gambe.
Bilirsin, oraya gitmek bile istemediler.Ştii, nici măcar nu le trecea prin cap să facă asta.
Bilirsin, oraya gitmek bile istemediler.Ξέρετε, δεν ήθελαν καν να συζητήσουν το γιατί.
Bilirsin, oraya gitmek bile istemediler.Они даже не хотели идти туда.
Bilirsin, oraya gitmek bile istemediler.Разбирате ли, те изобщо не искаха да се занимават.
Bu proje ile ilgili hiçbir şey yapmak istemediler, bunun temel nedeni kontrol edemeyecekleri korkusuydu.그들은 이 영화제작과정에 개입을 할 수 없고 영화자체를
Bu proje ile ilgili hiçbir şey yapmak istemediler, bunun temel nedeni kontrol edemeyecekleri korkusuydu.הן לא רצו להיות חלק מהסרט הזה, בעיקר בגלל שלא תהיה להם שום שליטה,
Bu proje ile ilgili hiçbir şey yapmak istemediler, bunun temel nedeni kontrol edemeyecekleri korkusuydu.انهم لا يريدون أي شيئ ليفعلوه لهذا الفيلم، خصوصا لأنهم لن تكون لديهم سيطرة،
Bu proje ile ilgili hiçbir şey yapmak istemediler, bunun temel nedeni kontrol edemeyecekleri korkusuydu.映画がどうなるか分からないからでした
Ekmeğini almak istemediler. "Fransız Ekmeği" gibi görünmüyordu.De ville inte köpa hans bröd, för det såg inte ut som "franskt bröd"
Ekmeğini almak istemediler. "Fransız Ekmeği" gibi görünmüyordu.사람들은 "프랑스식 빵"처럼 보이지 않는 그의 빵을 사고 싶어하지 않았습니다.
Ekmeğini almak istemediler. "Fransız Ekmeği" gibi görünmüyordu.Mereka tidak mau membeli rotinya karena tidak seperti "roti Prancis."
Ekmeğini almak istemediler. "Fransız Ekmeği" gibi görünmüyordu.Nie chcieli kupować tego chleba, bo nie był "wystarczająco francuski"
Ekmeğini almak istemediler. "Fransız Ekmeği" gibi görünmüyordu.Non volevano comprare il suo pane, non sembrava pane francese.
Ekmeğini almak istemediler. "Fransız Ekmeği" gibi görünmüyordu.הם לא רצו לקנות את הלחם הזה. הוא לא נראה כמו "לחם צרפתי".
Ekmeğini almak istemediler. "Fransız Ekmeği" gibi görünmüyordu.لم يكونوا راغبين في شراء رغيفه. لم يكن يبدو مثل " الخبز الفرنسي."
Ekmeğini almak istemediler. "Fransız Ekmeği" gibi görünmüyordu.それはみんなが期待していたものではありませんでした。
Ekmeğini almak istemediler.Họ không muốn mua bánh mì của anh ta.
Ekmeğini almak istemediler.Ils ne voulaient pas acheter son pain.
Ekmeğini almak istemediler.Não queriam comprar-lhe o pão.
Ekmeğini almak istemediler.Nechtěli si koupit jeho chléb.
Ekmeğini almak istemediler.Nem akarták megvenni a kenyerét.
Ekmeğini almak istemediler.Niso hoteli kupovati njegovega kruha.
Ekmeğini almak istemediler.Nu vroiau sa cumpere painea lui.
Ekmeğini almak istemediler.Sie wollten sein Brot nicht kaufen.
Ekmeğini almak istemediler.Ze wilden zijn brood niet kopen.
Ekmeğini almak istemediler.Δεν ήθελαν να αγοράσουν το ψωμί του.
Ekmeğini almak istemediler.Они не хотели покупать его хлеб.
Ekmeğini almak istemediler.Те не искаха да купуват неговия хляб.
Evet, ama göndermediler -- kitaplarını göndermek istemediler!Aber das taten sie nicht -- sie wollten ihre Bücher nicht schicken.
Evet, ama göndermediler -- kitaplarını göndermek istemediler!Ale tego nie zrobiły - biblioteki nie chciały wysyłać swoich książek.
Evet, ama göndermediler -- kitaplarını göndermek istemediler!As bibliotecas americanas ficaram de enviar livros mas não o fizeram — não quiseram enviar os livros.
Evet, ama göndermediler -- kitaplarını göndermek istemediler!Bueno, pues no lo hicieron; no quisieron enviar sus libros.
Evet, ama göndermediler -- kitaplarını göndermek istemediler!Dar nu au făcut asta -- nu au vrut să trimită cărți.
Evet, ama göndermediler -- kitaplarını göndermek istemediler!Dat deden ze niet -- ze wilden hun boeken niet opsturen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod