Ana içeriğe geç
Sözlük

istediler ile cümle

istediler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
New York da Dumansız bir Çevre Koalisyonu adlı bir grup bunlar; bu posterleri yapmamı istediler.依頼されたポスターです NYCのいたるところに出廻りました
Öğrenciler nerede olacağını, nasıl olacağını hayal etmek için bu süreyi istediler.A hallgatók időt akartak arra, hogy elképzeljék, hol fog megtörténni és hogyan.
Öğrenciler nerede olacağını, nasıl olacağını hayal etmek için bu süreyi istediler.De studenten wilden die tijd om zich voor te stellen waar het zou gebeuren, hoe het zou gebeuren.
Öğrenciler nerede olacağını, nasıl olacağını hayal etmek için bu süreyi istediler.De studerende ville have den tid til at forestille sig hvad der sker, hvordan sker det.
Öğrenciler nerede olacağını, nasıl olacağını hayal etmek için bu süreyi istediler.Die Studenten wollten sich in dieser Zeit vorstellen, wo es passieren würde, wie es passieren würde.
Öğrenciler nerede olacağını, nasıl olacağını hayal etmek için bu süreyi istediler.Gli studenti volevano quel tempo per immaginare dove sarebbe successo, come sarebbe successo.
Öğrenciler nerede olacağını, nasıl olacağını hayal etmek için bu süreyi istediler.학생들은 일어날 일들을 상상하면서 기다리는 시간을 좋아합니다. 어떤일들이 일어날까 하면서 말이죠.
Öğrenciler nerede olacağını, nasıl olacağını hayal etmek için bu süreyi istediler.Les étudiants voulaient ce temps pour imaginer où le baiser aurait lieu, comment ça allait se passer.
Öğrenciler nerede olacağını, nasıl olacağını hayal etmek için bu süreyi istediler.Los alumnos querían ese tiempo para imaginar dónde va a pasar, cómo va a pasar.
Öğrenciler nerede olacağını, nasıl olacağını hayal etmek için bu süreyi istediler.Os estudantes queriam esse tempo para imaginar onde aconteceria, como aconteceria.
Öğrenciler nerede olacağını, nasıl olacağını hayal etmek için bu süreyi istediler.Studenci chcieli mieć czas, by wyobrażać sobie, gdzie i jak to się stanie.
Öğrenciler nerede olacağını, nasıl olacağını hayal etmek için bu süreyi istediler.Studenterna ville ha den tiden till att föreställa sig vad som skulle hända, hur det skulle bli.
Öğrenciler nerede olacağını, nasıl olacağını hayal etmek için bu süreyi istediler.Študenti chceli ten čas, aby si mohli predstaviť, kde sa to stane a ako sa to stane.
Öğrenciler nerede olacağını, nasıl olacağını hayal etmek için bu süreyi istediler.Studenti chtěli mít čas a představovat si, co se stane, jak se to stane.
Öğrenciler nerede olacağını, nasıl olacağını hayal etmek için bu süreyi istediler.Studenţii îşi doreau acel timp ca să-şi imagineze unde urma să se întâmple, cum urma să se întâmple.
Öğrenciler nerede olacağını, nasıl olacağını hayal etmek için bu süreyi istediler.Οι φοιτητές ήθελαν αυτόν τον χρόνο για να φανταστούν πού θα συνέβαινε, πώς θα συνέβαινε.
Öğrenciler nerede olacağını, nasıl olacağını hayal etmek için bu süreyi istediler.Студентам нужно было время, чтобы представить, где это произойдёт и как это произойдёт.
Öğrenciler nerede olacağını, nasıl olacağını hayal etmek için bu süreyi istediler.Студентите искаха да имат на разположение време, за да си представят къде ще се случи, как ще се случи.
Öğrenciler nerede olacağını, nasıl olacağını hayal etmek için bu süreyi istediler.Студенти хотіли цей час, щоб уявити, де це станеться, і як це станеться.
Öğrenciler nerede olacağını, nasıl olacağını hayal etmek için bu süreyi istediler.הסטודנטים רצו את הזמן הזה כדי לדמיין איפה זה עומד לקרות, כיצד זה עומד לקרות,
Öğrenciler nerede olacağını, nasıl olacağını hayal etmek için bu süreyi istediler.أراد الطلاب ذلك الوقت لكي يتخيلوا أين ستحصل وكيف ستحصل.
Öğrenciler nerede olacağını, nasıl olacağını hayal etmek için bu süreyi istediler.どこでキスされるのだろう どんな感じにキスされるんだろう と 期待感で幸せになるのです
Öğrenciler yöneticiler ile konuşmak istediler ve polisler mermilerle karşılık verdiler.De studenten wilden met de regering praten, en de politie antwoordde met kogels.
Öğrenciler yöneticiler ile konuşmak istediler ve polisler mermilerle karşılık verdiler.Die Studenten wollten mit Regierungsvertretern sprechen, und die Polizei antwortete mit Kugeln.
Öğrenciler yöneticiler ile konuşmak istediler ve polisler mermilerle karşılık verdiler.Gli studenti volevano parlare col governo, e la polizia rispose con le pallottole.
Öğrenciler yöneticiler ile konuşmak istediler ve polisler mermilerle karşılık verdiler.Học sinh sinh viên muốn nói chuyện với chính quyền, và cảnh sát đáp lời bằng súng đạn.
Öğrenciler yöneticiler ile konuşmak istediler ve polisler mermilerle karşılık verdiler.학생들은 정부와 얘기하고 싶었지만 경찰들은 총알로 답했습니다.
Öğrenciler yöneticiler ile konuşmak istediler ve polisler mermilerle karşılık verdiler.Les étudiants voulaient parler avec le gouvernement, et la police a répliqué avec des balles.
Öğrenciler yöneticiler ile konuşmak istediler ve polisler mermilerle karşılık verdiler.Los estudiantes querían hablar con el gobierno pero la policía les respondió con balas.
Öğrenciler yöneticiler ile konuşmak istediler ve polisler mermilerle karşılık verdiler.Şi studenţii au vrut să vorbească cu guvernul, şi poliţia a răspuns cu gloanţe.
Öğrenciler yöneticiler ile konuşmak istediler ve polisler mermilerle karşılık verdiler.И студенты захотели поговорить с правительством, а полиция ответила пулями.
Öğrenciler yöneticiler ile konuşmak istediler ve polisler mermilerle karşılık verdiler.והסטודנטים רצו לדבר עם הממשלה, והמשטרה ענתה בכדורים.
Öğrenciler yöneticiler ile konuşmak istediler ve polisler mermilerle karşılık verdiler.والطلاب يريدون التحدث إلى الحكومة، والشرطة تجيبهم بالرصاص.
Öğrenciler yöneticiler ile konuşmak istediler ve polisler mermilerle karşılık verdiler.警察は銃弾で答えました ですから私達は毎年6月16日に
Ona mürle karışık şarap vermek istediler, ama içmedi.A dávali mu piť víno s myrrou, ale on neprijal.
Ona mürle karışık şarap vermek istediler, ama içmedi.Daar kreeg Hij wijn met bittere kruiden om de pijn te verzachten, maar Hij weigerde die.
Ona mürle karışık şarap vermek istediler, ama içmedi.Di situ mereka mau memberi kepada-Nya anggur yang bercampur mur, tetapi Yesus tidak mau minum anggur itu
Ona mürle karışık şarap vermek istediler, ama içmedi.e gli offrirono vino mescolato con mirra, ma egli non ne prese
Ona mürle karışık şarap vermek istediler, ama içmedi.E ofereciam-lhe vinho misturado com mirra; mas ele não o tomou.
Ona mürle karışık şarap vermek istediler, ama içmedi.És mirhás bort adnak vala néki inni; de õ nem fogadá el.
Ona mürle karışık şarap vermek istediler, ama içmedi.Họ cho Ngài uống rượu hòa với một dược ; song Ngài không uống .
Ona mürle karışık şarap vermek istediler, ama içmedi.Họ cho Ngài uống rượu hòa với một dược; song Ngài không uống.
Ona mürle karışık şarap vermek istediler, ama içmedi.I-au dat să bea vin amestecat cu smirnă, dar El nu l -a luat.
Ona mürle karışık şarap vermek istediler, ama içmedi.I dávali mu píti víno s mirrou, ale on nepřijal ho.
Ona mürle karışık şarap vermek istediler, ama içmedi.I dawali mu pić wino z myrrą; ale go on nie przyjął.
Ona mürle karışık şarap vermek istediler, ama içmedi.Ils lui donnèrent à boire du vin mêlé de myrrhe, mais il ne le prit pas.
Ona mürle karışık şarap vermek istediler, ama içmedi.In podajali so mu vina z miro, ali on ni vzel.
Ona mürle karışık şarap vermek istediler, ama içmedi.Ja he tarjosivat hänelle mirhalla sekoitettua viiniä, mutta hän ei sitä ottanut.
Ona mürle karışık şarap vermek istediler, ama içmedi.몰약을 탄 포도주를 주었으나 예수께서 받지 아니하시니라
Ona mürle karışık şarap vermek istediler, ama içmedi.Le dieron vino mezclado con mirra, pero él no lo tomó
Ona mürle karışık şarap vermek istediler, ama içmedi.Och de räckte honom vin, blandat med myrra, men han tog icke emot det.
Ona mürle karışık şarap vermek istediler, ama içmedi.Og de gave ham Vin at drikke med Myrra i; men han tog det ikke.
Ona mürle karışık şarap vermek istediler, ama içmedi.og de gav ham vin med myrra i; men han tok den ikke.
Ona mürle karışık şarap vermek istediler, ama içmedi.Und sie gaben ihm Myrrhe im Wein zu trinken; und er nahm's nicht zu sich.
Ona mürle karışık şarap vermek istediler, ama içmedi.Και εδιδον εις αυτον να πιη οινον μεμιγμενον με σμυρναν αλλ' εκεινος δεν ελαβε.
Ona mürle karışık şarap vermek istediler, ama içmedi.И давали Ему пить вино со смирною; но Он не принял.
Ona mürle karışık şarap vermek istediler, ama içmedi.И завеждат Исуса на мястото Голгота, което значи лобно място.
Ona mürle karışık şarap vermek istediler, ama içmedi.І дали Йому пити вина з смирною; Він же не прийняв.
Ona mürle karışık şarap vermek istediler, ama içmedi.ויתנו לו יין מזוג במר והוא לא קבל׃
Ona mürle karışık şarap vermek istediler, ama içmedi.واعطوه خمرا ممزوجة بمرّ ليشرب فلم يقبل.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
istediler ile cümle - Sayfa 21 - istediler kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App