Bunun üzerine Onu tekneye almak istediler. O anda tekne gidecekleri kıyıya ulaştı.Nu vilde de ta ham op i båten, og straks kom båten til landet som de fór til.
Bunun üzerine Onu tekneye almak istediler. O anda tekne gidecekleri kıyıya ulaştı.Nuž chceli ho vziať na loď, a hneď bola loď pri zemi, do ktorej išli.
Bunun üzerine Onu tekneye almak istediler. O anda tekne gidecekleri kıyıya ulaştı.Voiau deci să -L ia în corabie. Şi corabia a sosit îndată la locul spre care mergeau.
Bunun üzerine Onu tekneye almak istediler. O anda tekne gidecekleri kıyıya ulaştı.А който влиза през вратата, овчар е на овцете.
Bunun üzerine Onu tekneye almak istediler. O anda tekne gidecekleri kıyıya ulaştı.Они хотели принять Его в лодку; и тотчас лодка пристала к берегу, куда плыли.
Bunun üzerine Onu tekneye almak istediler. O anda tekne gidecekleri kıyıya ulaştı.Тодї радо прийняли Його в човен, і зараз човен опинивсь коло землї, куди вони прямували.
Bunun üzerine Onu tekneye almak istediler. O anda tekne gidecekleri kıyıya ulaştı.ויואילו לקחת אתו אל האניה ורגע הגיעה האניה לארץ אשר הם הלכים שמה׃
Bunun üzerine Onu tekneye almak istediler. O anda tekne gidecekleri kıyıya ulaştı.فرضوا ان يقبلوه في السفينة وللوقت صارت السفينة الى الارض التي كانوا ذاهبين اليها
Bunun üzerine Onu tekneye almak istediler. O anda tekne gidecekleri kıyıya ulaştı.門 徒 就 喜 歡 接 他 上 船 、 船 立 時 到 了 他 們 所 要 去 的 地 方
Bunun üzerine Onu tekneye almak istediler. O anda tekne gidecekleri kıyıya ulaştı.門徒 就 喜歡 接 他 上船 、 船立 時到 了 他 們 所要 去 的 地方
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.Akarják vala azért õt megfogni; de senki sem veté reá a kezét, mert nem jött még el az õ órája.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.Da suchten sie ihn zu greifen; aber niemand legte die Hand an ihn, denn seine Stunde war noch nicht gekommen.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.Då ville de gripa honom; dock kom ingen med sin hand vid honom, ty hans stund var ännu icke kommen.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.De søgte da at gribe ham; og ingen lagde Hånd på ham, thi hans Time var endnu ikke kommen.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.De søkte da å få grepet ham; men ingen la hånd på ham, for hans time var ennu ikke kommet.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.Ei căutau deci să -L prindă; şi nimeni n'a pus mîna pe El, căci încă nu -I sosise ceasul.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.Entonces procuraban prenderle, pero nadie puso su mano sobre él, porque todavía no había llegado su hora
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.Gledali so torej, da bi ga zgrabili; ali nihče ni položil nanj roke, ker ura njegov še ni bila prišla.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.I hledali ho jíti, ale žádný nevztáhl ruky na něho, nebo ještě byla nepřišla hodina jeho.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.I szukali, jakoby go pojmać; ale żaden nie ściągnął nań ręki; bo jeszcze nie przyszła godzina jego.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.저희가 예수를 잡고자 하나 손을 대는 자가 없으니 이는 그의 때가 아직 이르지 아니하였음이러라
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.Procuravam, pois, prendê-lo; mas ninguém lhe deitou as mãos, porque ainda não era chegada a sua hora.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.Vậy , họ kiếm thế bắt Ngài ; nhưng không ai tra tay_trên Ngài , vì giờ Ngài chưa đến .
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.Vậy, họ kiếm thế bắt Ngài; nhưng không ai tra tay trên Ngài, vì giờ Ngài chưa đến.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.Vtedy ho hľadali jať, ale nikto nepoložil na neho ruky, lebo ešte nebola prišla jeho hodina.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.И искали схватить Его, но никто не наложил на Него руки, потому что еще не пришел час Его.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.Тогава Исус пак рече: Истина, истина ви казвам, Аз съм вратата на овцете.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.Шукали тодї, щоб схопити Його, та ніхто не зняв на Него руки, бо ще не прийшла година Його.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.ויבקשו לתפשו ואיש לא שלח בו יד כי לא בא עתו׃
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.فطلبوا ان يمسكوه. ولم يلق احد يدا عليه لان ساعته لم تكن قد جاءت بعد.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.他 們 就 想 要 捉 拿 耶 穌 . 只 是 沒 有 人 下 手 、 因 為 他 的 時 候 還 沒 有 到
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.他 們 就 想要 捉拿 耶穌 . 只是 沒有人 下手 、 因 為 他 的 時候還沒 有 到
Bunun yeterli olmadığını düşündüler ve oranı yüzde 99'a çıkarmayı istediler.하지만 그들은 그것이 충분치 않다고 결론내리고 성공률을 99 퍼센트까지 올리고 싶어했죠.
Bunun yeterli olmadığını düşündüler ve oranı yüzde 99'a çıkarmayı istediler.99%に高めようとしています そうしようとすることで組織が壊れかかりました
Bunun yeterli olmadığını düşündüler ve oranı yüzde 99'a çıkarmayı istediler.De besluttede sig for, at dette ikke var godt nok og de ville bringe det op på 99 procent.
Bunun yeterli olmadığını düşündüler ve oranı yüzde 99'a çıkarmayı istediler.Decidieron que no era suficiente, que querían llegar al 99 por ciento.
Bunun yeterli olmadığını düşündüler ve oranı yüzde 99'a çıkarmayı istediler.Ei au hotărât că nu e suficient, au vrut să ridice ştacheta la 99%.
Bunun yeterli olmadığını düşündüler ve oranı yüzde 99'a çıkarmayı istediler.Hanno deciso che non era sufficiente e hanno voluto portarlo al 99.
Bunun yeterli olmadığını düşündüler ve oranı yüzde 99'a çıkarmayı istediler.Họ đã cho rằng như thế là không đủ tốt và họ muốn làm cho nó lên đến 99 phần trăm.
Bunun yeterli olmadığını düşündüler ve oranı yüzde 99'a çıkarmayı istediler.Ils ont décidé que ce n'était pas assez et ont voulu atteindre les 99 %.
Bunun yeterli olmadığını düşündüler ve oranı yüzde 99'a çıkarmayı istediler.Odločili so se, da to ni dovolj in so hoteli doseči 99 odstotkov.
Bunun yeterli olmadığını düşündüler ve oranı yüzde 99'a çıkarmayı istediler.Per loro non era abbastanza, volevano arrivare al 99 percento.
Bunun yeterli olmadığını düşündüler ve oranı yüzde 99'a çıkarmayı istediler.Rozhodli sa však, že to nebolo dosť dobré a chceli to zvýšiť na 99.
Bunun yeterli olmadığını düşündüler ve oranı yüzde 99'a çıkarmayı istediler.Rozhodli se, že to není dostatečně dobré a chtěli úspěšnost zvýšit na 99 %.
Bunun yeterli olmadığını düşündüler ve oranı yüzde 99'a çıkarmayı istediler.Sie beschlossen, dass dies nicht gut genug war und sie wollten es auf 99 steigern.
Bunun yeterli olmadığını düşündüler ve oranı yüzde 99'a çıkarmayı istediler.Zdecydowali, że to za mało i zapragnęli osiągnąć 99 procent.
Bunun yeterli olmadığını düşündüler ve oranı yüzde 99'a çıkarmayı istediler.Ze vonden dat dat niet goed genoeg was en ze wilden er 99% van maken.
Bunun yeterli olmadığını düşündüler ve oranı yüzde 99'a çıkarmayı istediler.Αποφάσισαν ότι δεν ήταν αρκετά καλό και θέλησαν να το ανεβάσουν στο 99.
Bunun yeterli olmadığını düşündüler ve oranı yüzde 99'a çıkarmayı istediler.Но они подумали, что этого недостаточно, и решили повысить процент до 99%.
Bunun yeterli olmadığını düşündüler ve oranı yüzde 99'a çıkarmayı istediler.Те решиха, че това не е достатъчно добре и искаха рейтинга да се увеличи до 99 процента.
Bunun yeterli olmadığını düşündüler ve oranı yüzde 99'a çıkarmayı istediler.הם החליטו שזה לא היה מספיק טוב ורצו לעלות את זה ל-99 אחוזים
Bunun yeterli olmadığını düşündüler ve oranı yüzde 99'a çıkarmayı istediler.لقد قرروا ان هذا ليس جيداً بالقدر الكافي وارادوا ان يرفعوه الى ٩٩ بالمائة
Buradakiler de en sonunda nüfusun %98'i oldukları için en azından 600 adet temsileri olmasını istediler.이 사람들은 이렇게 말할 수 있었습니다. "이봐. 우리가 인구의 98%를 차지한다고. 어쩌면 우리가 적어도 대표단으로 600명은 있어야겠어."
Buradakiler de en sonunda nüfusun %98'i oldukları için en azından 600 adet temsileri olmasını istediler.Ale tihle mohli říct, "Koukejte, my jsme těch 98 % populace, možná bychom měli dostat aspoň 600 zástupců."
Buradakiler de en sonunda nüfusun %98'i oldukları için en azından 600 adet temsileri olmasını istediler.Ci ludzie byli w stanie powiedzieć, hej mamy 98% populacji, może powinniśmy mieć co najmniej 600
Buradakiler de en sonunda nüfusun %98'i oldukları için en azından 600 adet temsileri olmasını istediler."Hey, nous sommes 98% de la population, peut-être que nous devrions avoir au moins 600 représentants."
Buradakiler de en sonunda nüfusun %98'i oldukları için en azından 600 adet temsileri olmasını istediler."Ôpa, nós somo 98% da população, talvez devêssemos ter pelo menos 600
Buradakiler de en sonunda nüfusun %98'i oldukları için en azından 600 adet temsileri olmasını istediler.Títo ľudia povedali: "Hej, my tvorime 98% populácie,
Buradakiler de en sonunda nüfusun %98'i oldukları için en azından 600 adet temsileri olmasını istediler.Але вони сказали:"Нас аж 98% населення, тому, може, варто надати нам 600 мандатів".
Buradakiler de en sonunda nüfusun %98'i oldukları için en azından 600 adet temsileri olmasını istediler.החבר'ה הללו יכלו לומר, "הי, אנחנו בערך 98% מהאוכלוסיה, אולי צריכים להיות לנו לפחות 600 נציגים"