Ana içeriğe geç
Sözlük

istediler ile cümle

istediler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Benden 50. kuruluş yıldönümü şovlarını açmamı istediler.再び技術のおかげで 100メートルを超える最速の懸垂下降をし
Beni sarnıca atıp öldürmek istediler, Üzerime taş attılar.Aby zničili môj život, hodili ma do jamy a prihádzali ma kamením.
Beni sarnıca atıp öldürmek istediler, Üzerime taş attılar.Atiraram-me vivo na masmorra, e lançaram pedras sobre mim.
Beni sarnıca atıp öldürmek istediler, Üzerime taş attılar.de spærred mig inde i en Grube, de stenede mig;
Beni sarnıca atıp öldürmek istediler, Üzerime taş attılar.De vilde gjøre ende på mitt liv, de vilde kaste mig i brønnen, og de kastet sten på mig.
Beni sarnıca atıp öldürmek istediler, Üzerime taş attılar.De vilja förgöra mitt liv här i djupet, de kasta stenar på mig.
Beni sarnıca atıp öldürmek istediler, Üzerime taş attılar.He sulkivat kuoppaan minun elämäni ja heittivät päälleni kiviä.
Beni sarnıca atıp öldürmek istediler, Üzerime taş attılar.Họ muốn giết tôi nơi ngục tối , và ném đá trên tôi .
Beni sarnıca atıp öldürmek istediler, Üzerime taş attılar.Họ muốn giết tôi nơi ngục tối, và ném đá trên tôi.
Beni sarnıca atıp öldürmek istediler, Üzerime taş attılar.Ils ont voulu anéantir ma vie dans une fosse, Et ils ont jeté des pierres sur moi.
Beni sarnıca atıp öldürmek istediler, Üzerime taş attılar.Ke dalam sumur yang kering mereka membuang aku hidup-hidup lalu menimbuni aku dengan batu
Beni sarnıca atıp öldürmek istediler, Üzerime taş attılar.저희가 내 생명을 끊으려고 나를 구덩이에 넣고 그 위에 돌을 던짐이여
Beni sarnıca atıp öldürmek istediler, Üzerime taş attılar.Mi han chiuso vivo nella fossa e han gettato pietre su di me
Beni sarnıca atıp öldürmek istediler, Üzerime taş attılar.sie haben mein Leben in einer Grube fast umgebracht und Steine auf mich geworfen;
Beni sarnıca atıp öldürmek istediler, Üzerime taş attılar.Silenciaron mi vida en la cisterna y arrojaron una piedra sobre mí
Beni sarnıca atıp öldürmek istediler, Üzerime taş attılar.Uvrhli do jámy život můj, a přimetali mne kamením.
Beni sarnıca atıp öldürmek istediler, Üzerime taş attılar.Veremben fojtották meg életemet, és követ hánytak rám.
Beni sarnıca atıp öldürmek istediler, Üzerime taş attılar.V jamo so pehnili življenje moje, da me uničijo, in kamenje so lučali v me.
Beni sarnıca atıp öldürmek istediler, Üzerime taş attılar.Voiau să-mi nimicească viaţa într'o groapă, şi au aruncat cu pietre în mine.
Beni sarnıca atıp öldürmek istediler, Üzerime taş attılar.Wrzucili do dołu żywot mój, a przywalili mię kamieniem.
Beni sarnıca atıp öldürmek istediler, Üzerime taş attılar.Zij gooiden mij in een waterput en bekogelden mij daarna met stenen.
Beni sarnıca atıp öldürmek istediler, Üzerime taş attılar.Εκοψαν την ζωην μου εν τω λακκω και ερριψαν λιθον επ' εμε.
Beni sarnıca atıp öldürmek istediler, Üzerime taş attılar.Отнеха живота ми в тъмницата, и хвърлиха камък върху мене.
Beni sarnıca atıp öldürmek istediler, Üzerime taş attılar.повергли жизнь мою в яму и закидали меня камнями.
Beni sarnıca atıp öldürmek istediler, Üzerime taş attılar.צמתו בבור חיי וידו אבן בי׃
Beni sarnıca atıp öldürmek istediler, Üzerime taş attılar.قرضوا في الجب حياتي والقوا عليّ حجارة.
Beni sarnıca atıp öldürmek istediler, Üzerime taş attılar.他 們 使 我 的 命 在 牢 獄 中 斷 絕 、 並 將 一 塊 石 頭 拋 在 我 身 上
Beni sarnıca atıp öldürmek istediler, Üzerime taş attılar.他 們使 我 的 命 在 牢獄 中 斷絕 、 並將 一 塊 石 頭拋 在 我 身上
Bir ara, bir takim Hindistan'da yeni bir goz kontrolu programi uzerinde çalışırken, sunu anlamak istediler:Als ein Team in Indien an einem neuen Sehtestprogramm arbeitete, wollten sie verstehen, was die Hoffnungen und
Bir ara, bir takim Hindistan'da yeni bir goz kontrolu programi uzerinde çalışırken, sunu anlamak istediler:그래서 도우미 팀 하나가 인도에 시력 검사 프로그램에 대한 작업을 시작할 때, 그들은 학교에 다니는 어린 학생들이
Bir ara, bir takim Hindistan'da yeni bir goz kontrolu programi uzerinde çalışırken, sunu anlamak istediler:אז כשקבוצה עבדה על תוכנה חדשה לבדיקת ראייה בהודו, הם רצו להבין את השאיפות והמוטיבציה
Bir ara, bir takim Hindistan'da yeni bir goz kontrolu programi uzerinde çalışırken, sunu anlamak istediler:فمثلا عندما بدأ فريق طبي يعمل على برنامج جديد لفحص النظر في الهند, أرادوا فهم تطلعات
Bir ara, bir takim Hindistan'da yeni bir goz kontrolu programi uzerinde çalışırken, sunu anlamak istediler:彼らはまず、学校の子どもたちのあこがれや やる気はどうなっているかを理解しようとしました
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Det hendte engang at trærne vilde salve sig en konge, og de sa til oljetreet: Vær konge over oss!
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Die Bäume gingen hin, daß sie einen König über sich salbten, und sprachen zu dem Ölbaum: Sei unser König!
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Drevesa so šla, da si pomazilijo kralja, in so dejala oljki: Kraljuj nad nami!
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Engang tog Træerne sig for at salve sig en Konge. De sagde da til Olietræet: Vær du vor Konge!
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Foram uma vez as árvores a ungir para si um rei; e disseram � oliveira: Reina tu sobre nós.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.하루는 나무들이 나가서 기름을 부어 왕을 삼으려 하여 감람나무에게 이르되 너는 우리 왕이 되라 하매
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Los árboles iban a elegir un rey sobre ellos y dijeron al olivo: "¡Reina sobre nosotros!
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Puut lähtivät voitelemaan itsellensä kuningasta. Ja he sanoivat öljypuulle: `Ole sinä meidän kuninkaamme`.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Raz boly odišly stromy pomazať nad sebou kráľa a povedaly olive: Kraľuj nad nami!
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Sešlo se některého času dříví, aby pomazalo nad sebou krále. I řekli olivě: Kraluj nad námi.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Si misero in cammino gli alberi per ungere un re su di essi. Dissero all'ulivo: Regna su di noi
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Zeszły się drzewa, aby pomazały nad sobą króla, i rzekły do oliwnego drzewa: Króluj nad nami.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Υπηγον ποτε τα δενδρα να χρισωσι βασιλεα εφ' εαυτων και ειπον προς την ελαιαν, Βασιλευσον εφ' ημων.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.еднъж дърветата отишли да помажат цар, който да ги владее, и рекли на маслината: Царувай над нас.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.Пошли некогда дерева помазать над собою царя исказали маслине: царствуй над нами.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.הלוך הלכו העצים למשח עליהם מלך ויאמרו לזית מלוכה עלינו׃
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.مرّة ذهبت الاشجار لتمسح عليها ملكا. فقالت للزيتونة املكي علينا.
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.有 一 時 樹 木 要 膏 一 樹 為 王 、 管 理 他 們 、 就 去 對 橄 欖 樹 說 、 請 你 作 我 們 的 王
Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.有 一 時樹 木 要 膏一樹為王 、 管理 他 們 、 就 去 對 橄欖樹說 、 請 你 作 我 們 的 王
Bir keresinde canlı yakaladık. Henüz boğulmamıştı. Yemek için öldürmek istediler.Μια φορά πιάσαμε μια ζωντανή, δεν είχε ακόμα πνιγεί, και ήθελαν να τη σκοτώσουν για να τη φάνε.
Bizden alanı kullanmamızı istediler.Azt akarták, hogy használjuk ki a teret.
Bizden alanı kullanmamızı istediler.Chtěli, abychom využili prostor.
Bizden alanı kullanmamızı istediler.De ville have os til at bruge plads.
Bizden alanı kullanmamızı istediler.Doreau sa folosim tot spatiul.
Bizden alanı kullanmamızı istediler.Ils voulaient qu'on utilise l'espace.
Bizden alanı kullanmamızı istediler.우리는 공간을 충분히 활용해야 했습니다.
Bizden alanı kullanmamızı istediler.Lo spazio disponibile doveva essere usato per intero.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod