İşçilerle sorduğunuz zaman da tüm istediklerinin bu olduğunu göreceksiniz.כשמשוחחים עם הפועלות, זה מה שהן רוצות.
İşçilerle sorduğunuz zaman da tüm istediklerinin bu olduğunu göreceksiniz.عندما تتحدث إلى العمال، هذا ما يريدونه.
İşçilerle sorduğunuz zaman da tüm istediklerinin bu olduğunu göreceksiniz.シャワーのお湯がきちんと出るといいとか
İsrail'de, ülkenin güneyine güneş tarlaları oluşturmak istedik.Em Israel, pedimos para construir uma central fotovoltaica no sul do país. E responderam-nos:
İsrail'de, ülkenin güneyine güneş tarlaları oluşturmak istedik.En Israel, hemos solicitado poner una granja solar en el sur del país.
İsrail'de, ülkenin güneyine güneş tarlaları oluşturmak istedik.En Israel, nous avons demandé à installer une ferme solaire dans le sud d'Israel.
İsrail'de, ülkenin güneyine güneş tarlaları oluşturmak istedik.I Israel har vi bedt om at få opført en solfarm i det sydlige Israel.
İsrail'de, ülkenin güneyine güneş tarlaları oluşturmak istedik.În Israel, am vrut să amplasăm o fermă solară în sudul Israelului.
İsrail'de, ülkenin güneyine güneş tarlaları oluşturmak istedik.In Israele, abbiamo chiesto di costruire una centrale solare a sud di Israele.
İsrail'de, ülkenin güneyine güneş tarlaları oluşturmak istedik.In Israel haben wir beantragt, eine Solarfarm im Süden des Landes zu bauen.
İsrail'de, ülkenin güneyine güneş tarlaları oluşturmak istedik.In Israël hebben we gevraagd om een zonne-boerderij te bouwen in het zuiden van Israël.
İsrail'de, ülkenin güneyine güneş tarlaları oluşturmak istedik.Izraelben napkollektorokat akartunk felállítani Izrealtől déli részén.
İsrail'de, ülkenin güneyine güneş tarlaları oluşturmak istedik.이스라엘에서는 저희가 태양광 발전단지를 남쪽 지역에 만들어 달라고 요청했습니다.
İsrail'de, ülkenin güneyine güneş tarlaları oluşturmak istedik.Ở Israel, chúng ta được yêu cầu đặt trang trại sử dụng năng lượng mặt trời ở miền nam Israel.
İsrail'de, ülkenin güneyine güneş tarlaları oluşturmak istedik.W Izraelu poprosiliśmy o farmę baterii słonecznych na południu.
İsrail'de, ülkenin güneyine güneş tarlaları oluşturmak istedik.Στο Ισραήλ, ζητήσαμε να δημιουργήσουμε ηλιακή φάρμα στα νότια της χώρας.
İsrail'de, ülkenin güneyine güneş tarlaları oluşturmak istedik.В Израел, поискахме да построим слънчеви електроцентрали в южен Израел.
İsrail'de, ülkenin güneyine güneş tarlaları oluşturmak istedik.В Израиле мы предложили разместить солнечную электростанцию на Юге.
İsrail'de, ülkenin güneyine güneş tarlaları oluşturmak istedik.В Ізраелі ми запропонували побудувати сонячну електростанцію на півдні країни.
İsrail'de, ülkenin güneyine güneş tarlaları oluşturmak istedik.בישראל, ביקשנו לשים חווה סולרית בדרום ישראל
İsrail'de, ülkenin güneyine güneş tarlaları oluşturmak istedik.في إسرائيل ، طلبنا وضع مزرعة شمسية في جنوب من إسرائيل .
İsrail'de, ülkenin güneyine güneş tarlaları oluşturmak istedik.ソーラーファームの設置を要請しました 人々から「広大な敷地を要求しますね」と言われました
İşte biz bu filmle gerçek hikayeyi anlatmak istedik.Acum vedeţi voi, cu acest film, noi am vrut să spunem povestea reală.
İşte biz bu filmle gerçek hikayeyi anlatmak istedik.Com este filme, queríamos contar a verdadeira história.
İşte biz bu filmle gerçek hikayeyi anlatmak istedik.Como ven, en este film queríamos contar la historia real.
İşte biz bu filmle gerçek hikayeyi anlatmak istedik.Di film ini, kami ingin menceritakan cerita yang sebenarnya.
İşte biz bu filmle gerçek hikayeyi anlatmak istedik.Ecco, con questo film volevamo raccontare la vera storia.
İşte biz bu filmle gerçek hikayeyi anlatmak istedik.Ezzel a filmmel az igazi történetet szerettük volna elmondani.
İşte biz bu filmle gerçek hikayeyi anlatmak istedik.Jak víte, tímto filmem jsme chtěli sdělit skutečnou verzi.
İşte biz bu filmle gerçek hikayeyi anlatmak istedik.Jak widzicie, my w tym filmie chcieliśmy opowiedzieć prawdziwą wersję.
İşte biz bu filmle gerçek hikayeyi anlatmak istedik.자, 이 영화를 통해서 우리는 진실한 이야기를 여러분께 들려주고 싶었습니다.
İşte biz bu filmle gerçek hikayeyi anlatmak istedik.Maintenant vous voyez, avec ce film, nous avons voulu raconter la véritable histoire.
İşte biz bu filmle gerçek hikayeyi anlatmak istedik.Met deze film, wilden we het echte verhaal vertellen.
İşte biz bu filmle gerçek hikayeyi anlatmak istedik.Ser I, med denne film ville vi fortælle den rigtige historie.
İşte biz bu filmle gerçek hikayeyi anlatmak istedik.Sie sehen also, mit diesem Film wollten wir die wahre Version erzählen.
İşte biz bu filmle gerçek hikayeyi anlatmak istedik.Týmto filmom sme chceli vyrozprávať skutočný príbeh.
İşte biz bu filmle gerçek hikayeyi anlatmak istedik.Βλέπετε, με αυτή την ταινία, θέλαμε να πούμε την αληθινή ιστορία.
İşte biz bu filmle gerçek hikayeyi anlatmak istedik.Как видите, в этом фильме мы хотели рассказать правдивую историю.
İşte biz bu filmle gerçek hikayeyi anlatmak istedik.Сега разбирате ли, с този филм, ние искахме да кажем истинската история.
İşte biz bu filmle gerçek hikayeyi anlatmak istedik.אתם מבינים, באמצעות סרט זה, רצינו לספר סיפור אמיתי.
İşte biz bu filmle gerçek hikayeyi anlatmak istedik.الآن كما ترون ، مع هذا الفيلم ، وأردنا أن نقول القصة حقيقية.
İşte biz bu filmle gerçek hikayeyi anlatmak istedik.でも1社だけの支援では-
İstediklerini elde etmek için lobi yapıyorlar. Ama ne istediklerini biliyoruz.Nu poti cumpara oameni.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Corzile rupte ale inimii ne sângerau și am încercam să ne golim ca să nu simțim nimic.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Così il cuore spezzato sanguinava di tristezza, e tentavamo di svuotarci per non sentire niente.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Cuerdas rotas del corazón sangraron nostalgia y tratamos de vaciarnos para no sentir nada.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Daraus wurdeTrübsal und wir versuchten, innerlich leer zu sein, um nichts mehr zu fühlen.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Dus brak de gevoelige snaar en maakten we ons leeg om niets te voelen.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Então, corações partidos choraram, e nós tentámos esvaziar-nos para não sentirmos nada.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Hati yang sakit dan merintih, dan kita coba kosongkan diri agar tidak merasakan apa pun.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.부러진 심금이 우울함을 피처럼 흘리고, 우리는 아무것도 못느끼도록 우리 자신을 비워내려고 노력했죠.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.La corde sensible brisée dégoulinait de "blues", et on a essayé de se vider pour ne plus rien sentir.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Megszakadt szívek bluest véreztek, és igyekeztünk kiüríteni magunkat, hogy semmit se érezzünk.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Nasze zranione serca biły w rytmie bluesa, ale słychać było tylko pustkę.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Så de dybe følelser blev tungsindige, og vi forsøgte at tømme os selv, så vi ikke ville mærke noget.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Sydän verta vuotaen yritimme turruttaa mielemme, ettemme tuntisi kipua.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Tak naše zklamané city krvácely a my se snažili necítit nic, vyprázdnit se.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Thế rồi những cảm xúc tan vỡ đẩy ta tới nỗi buồn miên man, và ta cố làm mình trơ đi để không cảm thấy gì
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Trasiga hjärtan blödde som blues, och vi försökte tömma oss själva så vi inte skulle känna något.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Zlomljeno srce je pelo blues in mi smo se poskusili izprazniti, da ne bi ničesar čutili.