Ana içeriğe geç
Sözlük

istedik ile cümle

istedik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Fakat ikisi de kaybediyor çünkü istediklerini elde edemiyorlar.그들은 원하는걸 얻지 못한채 쌍방 모두 지고 맙니다.
Fakat ikisi de kaybediyor çünkü istediklerini elde edemiyorlar.Maar beiden verliezen ze, want ze krijgen niet wat ze willen.
Fakat ikisi de kaybediyor çünkü istediklerini elde edemiyorlar.Ma così entrambi perdono perché non ottengono ciò che vogliono.
Fakat ikisi de kaybediyor çünkü istediklerini elde edemiyorlar.Mais les deux perdent, bien entendu, car ils n'obtiennent pas ce qu'elles veulent.
Fakat ikisi de kaybediyor çünkü istediklerini elde edemiyorlar.Sin embargo, ambos pierden porque ninguno obtiene lo que quiere.
Fakat ikisi de kaybediyor çünkü istediklerini elde edemiyorlar.Но и двамата ще загубят, разбира се, защото няма да получат това, което искат.
Fakat ikisi de kaybediyor çünkü istediklerini elde edemiyorlar.Но проигрывают в этом случае, естественно, оба, т.к. никто не получает желаемого.
Fakat ikisi de kaybediyor çünkü istediklerini elde edemiyorlar.אבל שני הצדדים מפסידים, כמובן, בגלל שהם לא משיגים את מה שהם רוצים.
Fakat ikisi de kaybediyor çünkü istediklerini elde edemiyorlar.لكن كلا منهما سيخسر،بطبيعة الحال، لأنهما لم يحصلا على ما يريدانه.
Fakat ikisi de kaybediyor çünkü istediklerini elde edemiyorlar.彼らがもし 囚人のジレンマを 保証ゲームと呼ばれるような
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Aber sie war nicht nutzlich in dem Sinn, dass sie den Leuten half herauszufinden was sie wollten.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Ale bola užitočná tým, že pomohla ľuďom rozhodnúť sa, čo chcú.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Ale nebyla zbytečná v tom smyslu, že pomohla lidem s rozhodnutím co vlastně chtěli.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Ale ona była użyteczna w ten sposób, że pomagała ludziom wybrać to co chcieli.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Ampak ni bila neuporabna v smislu, da je pomagala ljudem ugotoviti, kaj hočejo.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Dar nu era fără folos în sensul că a ajutat oamenii să-şi dea seama ce vor de fapt.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.사람들이 무엇을 원하는지 알아내는데 있어서는 쓸모없지 않았다는 것입니다.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Maar hij was niet nutteloos in de zin dat hij mensen hielp bedenken wat ze wilden.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Mais elle n'était pas inutile dans le sens où elle aidait les gens à décider ce qu'ils voulaient.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Ma non inutile nel senso che aiutava le persone a capire quello che volevano.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Mas era útil no sentido em que ajudava as pessoas a decidirem o que queriam.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Men det hjälpte faktiskt folk att ta reda på vad de ville.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Mutta se auttoi ihmisiä päättämään, mitä he haluavat.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Namun pilihan itu tidaklah tak berguna dalam arti itu membantu orang untuk memilih apa yang mereka inginkan.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Nhưng nó không vô ích vì đã giúp mọi người chỉ ra điều họ muốn.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Αλλά δεν ήταν άχρηστη, από την άποψη ότι βοηθούσε τον κόσμο να καταλάβει τι ήθελε.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Но он был небесполезным с точки зрения направления в определённое русло процесса принятия решения.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.אבל היא לא היתה חסרת תועלת במובן שהיא עזרה לאנשים להבין מה הם רוצים.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.لكنه لم يكن بلا فائدة بالطريقة التي ساعدت الناس على معرفة ما يريدون.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.役立たずではなかったのです 事実、雑誌のみで125ドルという
Fakat şu ana kadar kullanıcılarımıza İnternet'te bakmak istedikleri şeyi her zaman sunamadık.Ale až dosud jsme jim nemohli nabídnout vše, co chtěli vidět.
Fakat şu ana kadar kullanıcılarımıza İnternet'te bakmak istedikleri şeyi her zaman sunamadık.Até agora, nem sempre conseguimos dar aos utilizadores o que procuravam
Fakat şu ana kadar kullanıcılarımıza İnternet'te bakmak istedikleri şeyi her zaman sunamadık.Až doteraz sme však používateľom nemohli vždy dať to, čo hľadali.
Fakat şu ana kadar kullanıcılarımıza İnternet'te bakmak istedikleri şeyi her zaman sunamadık.Dar, până acum, nu reușeam întotdeauna să le oferim utilizatorilor ceea ce căutau.
Fakat şu ana kadar kullanıcılarımıza İnternet'te bakmak istedikleri şeyi her zaman sunamadık.Do tej pory nie zawsze udawało się nam pokazać to, co użytkownicy chcieli widzieć.
Fakat şu ana kadar kullanıcılarımıza İnternet'te bakmak istedikleri şeyi her zaman sunamadık.Jusqu'à présent, nous n'avons pas toujours pu satisfaire toutes les demandes.
Fakat şu ana kadar kullanıcılarımıza İnternet'te bakmak istedikleri şeyi her zaman sunamadık.Ma finora non eravamo riusciti sempre a fornire agli utenti quello che cercavano.
Fakat şu ana kadar kullanıcılarımıza İnternet'te bakmak istedikleri şeyi her zaman sunamadık.Men før nu har vi ikke altid været i stand til at give brugerne det, de kigger efter.
Fakat şu ana kadar kullanıcılarımıza İnternet'te bakmak istedikleri şeyi her zaman sunamadık.Men i vissa fall kunde vi inte ge användarna det de ville ha - förrän nu.
Fakat şu ana kadar kullanıcılarımıza İnternet'te bakmak istedikleri şeyi her zaman sunamadık.Nhưng cho tới giờ, không phải lúc nào chúng tôi cũng có thể đem đến cho người dùng những gì họ đang tìm kiếm
Fakat şu ana kadar kullanıcılarımıza İnternet'te bakmak istedikleri şeyi her zaman sunamadık.Tähän asti emme kuitenkaan ole aina voineet näyttää käyttäjille etsittyjä tuloksia.
Fakat şu ana kadar kullanıcılarımıza İnternet'te bakmak istedikleri şeyi her zaman sunamadık.Toda do zdaj jim nismo mogli vedno priskrbeti, kar so iskali.
Fakat şu ana kadar kullanıcılarımıza İnternet'te bakmak istedikleri şeyi her zaman sunamadık.Ωστόσο, ως τώρα, δεν ήμασταν σε θέση να προσφέρουμε πάντα στους χρήστες αυτό που αναζητούσαν.
Fakat şu ana kadar kullanıcılarımıza İnternet'te bakmak istedikleri şeyi her zaman sunamadık.Но досега не винаги успявахме да им покажем това, което искат да видят.
Fakat şu ana kadar kullanıcılarımıza İnternet'te bakmak istedikleri şeyi her zaman sunamadık.Но до сих пор мы не могли дать им всё, что они хотели увидеть.
Fiyat teklifi birinin açıkça belirttiği, hisselerini satmak istedikleri fiyattır. -Cena sprzedaży (ASK) to cena za jaką ktoś chce sprzedać akcje.
Fiyat teklifi birinin açıkça belirttiği, hisselerini satmak istedikleri fiyattır. -Die fragen, was jemand hat ausdrücklich gesagt sie sind bereit, eine Aktie zu verkaufen für.
Fiyat teklifi birinin açıkça belirttiği, hisselerini satmak istedikleri fiyattır. -Kysymys on, mitä joku on nimenomaisesti sanoi ne valmis myymään markkinaosuuden osalta.
Fiyat teklifi birinin açıkça belirttiği, hisselerini satmak istedikleri fiyattır. -La demanda es el valor que explícitamente alguien ha dicho está dispúesto a vender 1 acción.
Fiyat teklifi birinin açıkça belirttiği, hisselerini satmak istedikleri fiyattır. -La "domanda" è quanto a cui qualcuno ha esplicitamente detto essere disposto a vendere un azione.
Fiyat teklifi birinin açıkça belirttiği, hisselerini satmak istedikleri fiyattır. -明らかにしています。 52week range とは、この期間で株式が売買された、
Fosil yakıtlar mevcut değil, ve güneş enerjisi de yemeklerini istedikleri gibi pişirmeye olanak sağlamıyor.Bahan bakar fosil tidak tersedia, dan tenaga matahari tidak bisa mematangkan masakan sesuai keinginan mereka.
Fosil yakıtlar mevcut değil, ve güneş enerjisi de yemeklerini istedikleri gibi pişirmeye olanak sağlamıyor.Fossiele brandstoffen zijn niet beschikbaar en het resultaat van koken op zonne-energie bevalt hen niet.
Fosil yakıtlar mevcut değil, ve güneş enerjisi de yemeklerini istedikleri gibi pişirmeye olanak sağlamıyor.석유나 석탄은 구할 수가 없어요. 태양 에너지로는 원하는 대로 요리할 수가 없더라구요.
Fosil yakıtlar mevcut değil, ve güneş enerjisi de yemeklerini istedikleri gibi pişirmeye olanak sağlamıyor.Los combustibles fósiles no están disponibles, y la energía solar no cocina como a ellos les gusta su comida.
Fosil yakıtlar mevcut değil, ve güneş enerjisi de yemeklerini istedikleri gibi pişirmeye olanak sağlamıyor.Nhiên liệu hóa thạch không có, còn năng lượng mặt trời không làm chín thức ăn theo cách họ muốn.
Fosil yakıtlar mevcut değil, ve güneş enerjisi de yemeklerini istedikleri gibi pişirmeye olanak sağlamıyor.Nie ma tu paliw kopalnych, a energia słoneczna nie daje możliwości takiego sposobu gotowania, jaki lubią.
Fosil yakıtlar mevcut değil, ve güneş enerjisi de yemeklerini istedikleri gibi pişirmeye olanak sağlamıyor.Ορυκτά καύσιμα δεν είναι διαθέσιμα και η ηλιακή ενέργεια δεν μαγειρεύει όπως θέλουν αυτοί το φαγητό τους.
Fosil yakıtlar mevcut değil, ve güneş enerjisi de yemeklerini istedikleri gibi pişirmeye olanak sağlamıyor.Викопне паливо відсутнє, а з сонячної енергії не приготувати методом, до якого вони звикли.
Fosil yakıtlar mevcut değil, ve güneş enerjisi de yemeklerini istedikleri gibi pişirmeye olanak sağlamıyor.Им недоступны горючие ископаемые, а на солнечной энергии нельзя приготовить еду так, как им нравится.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod