Böylece ona istediklerini getirdiler.Il peignit un merveilleux Vermeer.
Böylece ona istediklerini getirdiler.Jadi mereka membawanya.
Böylece ona istediklerini getirdiler.Joten he toivat.
Böylece ona istediklerini getirdiler.그래서 그에게 가져다 주었습니다.
Böylece ona istediklerini getirdiler.Le trajeron las cosas.
Böylece ona istediklerini getirdiler. O da harikulade bir Vermeer tablosu yaptı.Glieli portarono, ed egli dipinse uno splendido Vermeer.
Böylece ona istediklerini getirdiler. O da harikulade bir Vermeer tablosu yaptı.Hij schilderde een prachtige Vermeer, en de beschuldigingen van verraad werden ingetrokken.
Böylece ona istediklerini getirdiler.Privedli so ga.
Böylece ona istediklerini getirdiler.Så de kom ind med ham.
Böylece ona istediklerini getirdiler.Så de tog in honom.
Böylece ona istediklerini getirdiler.Tak ho priviedli.
Böylece ona istediklerini getirdiler.Tak tedy vše donesli.
Böylece ona istediklerini getirdiler.Và họ mang đến cho anh ấy tất cả những thứ được yêu cầu.
Böylece ona istediklerini getirdiler.Więc przynieśli mu to wszystko.
Böylece ona istediklerini getirdiler.Τον έφεραν λοιπόν.
Böylece ona istediklerini getirdiler.Итак, с ним пошли на сделку.
Böylece ona istediklerini getirdiler.Йому принесли все, що він попросив.
Böylece ona istediklerini getirdiler.Така че те го извели.
Böylece ona istediklerini getirdiler.אז הם הביאו אותו.
Böylece ona istediklerini getirdiler.وقد احضروا له ذلك ..
Böylece ona istediklerini getirdiler.美しいフェルメールを描きました
Böylece onlara istediklerimizi yaptırmak bir mücadele halini alıyordu: havayı izleyerek, toprağı izleyerekEn ze deden niet wat wij wilden.
Böylece onlara istediklerimizi yaptırmak bir mücadele halini alıyordu: havayı izleyerek, toprağı izleyerekÍgy a feladat az volt, hogy megpróbáljuk rábírni őket, hogy azt csinálják, amit szerettünk volna tőlük látni:
Böylece onlara istediklerimizi yaptırmak bir mücadele halini alıyordu: havayı izleyerek, toprağı izleyerek그래서 도전해야 할 일은 우리가 시키는대로 양들이 따르게 만드는 거였죠. 날씨 정보를 듣고, 지형을 보고
Böylece onlara istediklerimizi yaptırmak bir mücadele halini alıyordu: havayı izleyerek, toprağı izleyerekNên vấn đề là cố gắng làm cho chúng làm những gì ta muốn, bằng cách
Böylece onlara istediklerimizi yaptırmak bir mücadele halini alıyordu: havayı izleyerek, toprağı izleyerekוהן לא רצו לעשות את מה שרצינו שיעשו. אז האתגר היה לנסות ולגרום להן לעשות מה שרצינו שהן יעשו
Böylece onlara istediklerimizi yaptırmak bir mücadele halini alıyordu: havayı izleyerek, toprağı izleyerekلذلك فإن التحدي الأكبر هو جعلها تفعل مانريد منها أن تفعل من خلال الإصغاء إلى أصوات الطبيعة,وأخاديد الأرض,
Böylece onlara istediklerimizi yaptırmak bir mücadele halini alıyordu: havayı izleyerek, toprağı izleyerek動かすかでした 天候や地勢を読み 環境を整え 私たちの意図する方向に
Boy uzunluğunu metre biçimden verdikleri için en uzunluğunu da metre biçimden istediklerini varsayıyorum.Azt feltételezem, hogy a szélességet méterben kérik, ezért adták meg a hosszúságot is méterben.
Boy uzunluğunu metre biçimden verdikleri için en uzunluğunu da metre biçimden istediklerini varsayıyorum.길이를 미터로 쟀기 때문에 폭도 미터로 바꾸길 원합니다
Boy uzunluğunu metre biçimden verdikleri için en uzunluğunu da metre biçimden istediklerini varsayıyorum.Zadali nám obvod v kilometrech a délku v metrech.
Boy uzunluğunu metre biçimden verdikleri için en uzunluğunu da metre biçimden istediklerini varsayıyorum.Приемам, че широчината се търси в метри, защото дължината ни е дадена по този начин.
Boy uzunluğunu metre biçimden verdikleri için en uzunluğunu da metre biçimden istediklerini varsayıyorum.انني افترض ان المطلوب هو العرض بوحدة المتر لأن هذه هي الوحدة التي تم اعطاء الطول بها
Bu çocuklar -- başka bir şey daha var: Bu insanların sesini duyurmalarını istedik.Anak-anak di negara -- hal lainnya: saya ingin menyuarakan orang-orang asli.
Bu çocuklar -- başka bir şey daha var: Bu insanların sesini duyurmalarını istedik.Außerdem wollte ich indigenen Menschen eine Stimme geben.
Bu çocuklar -- başka bir şey daha var: Bu insanların sesini duyurmalarını istedik.Ces enfants -- une autre chose : je voulais donner une voix aux peuples indigènes.
Bu çocuklar -- başka bir şey daha var: Bu insanların sesini duyurmalarını istedik.Copiii din -- inca un lucru: am vrut sa dau voce oamenilor indigeni.
Bu çocuklar -- başka bir şey daha var: Bu insanların sesini duyurmalarını istedik.Los niños de nuestro... eso es lo otro, quería dar voz a los pueblos indígenas.
Bu çocuklar -- başka bir şey daha var: Bu insanların sesini duyurmalarını istedik.Một điều nữa là: tôi muốn mang lại tiếng nói cho những dân tộc thiểu số.
Bu çocuklar -- başka bir şey daha var: Bu insanların sesini duyurmalarını istedik.Nog iets: ik wilde de inheemse mensen een stem geven.
Bu çocuklar -- başka bir şey daha var: Bu insanların sesini duyurmalarını istedik.Το άλλο είναι πως ήθελα να δώσω φωνή στους αυτόχθονες.
Bu çocuklar -- başka bir şey daha var: Bu insanların sesini duyurmalarını istedik.И още нещо, осках да дам възможност на местните хора да бъдат чути.
Bu çocuklar -- başka bir şey daha var: Bu insanların sesini duyurmalarını istedik.Ще одне: я хотів дати можливість корінному населенню бути почутими.
Bu da bununla aynı şey. Ve sıra bizim için önemli olmadığı için burda iki istedik. -Значит, это - то же самое, что и этот числитель.
Bu da vurgulamak istediklerimden biri:Đây là một trong các chủ đề mà tôi nói đến:
Bu da vurgulamak istediklerimden biri:Et c'est un des thèmes dont je parle, prendre sur nous de faire ce que
Bu da vurgulamak istediklerimden biri:제가 생각하는 한가지는
Bu da vurgulamak istediklerimden biri:O tem govorim:
Bu da vurgulamak istediklerimden biri:אחד מהנושאים שאני מדבר עליהם
Bu da vurgulamak istediklerimden biri:و هذه هي إحدى الأساليب التي أتحدث عنها
Bu da vurgulamak istediklerimden biri:医師が施すことができないものを
Bu, fosil yakýt çađýnýn baţlangýcýyla sona erdi. Ţimdi tüm gezegeni dolaţabilir ve istediklerini alabilirler.- Ne-am vărsat bogăția în construirea unei infrastructuri pentru o viață de zi cu zi care nu are viitor.
Bu, fosil yakýt çađýnýn baţlangýcýyla sona erdi. Ţimdi tüm gezegeni dolaţabilir ve istediklerini alabilirler.- Vi har satsat vĂĽr välfärd pĂĽ att bygga en infrastruktur fĂśr dagligt liv som inte har nĂĽgon framtid.
Bu, fosil yakýt çađýnýn baţlangýcýyla sona erdi. Ţimdi tüm gezegeni dolaţabilir ve istediklerini alabilirler.- Vložili sme naše bohatstvo do stavania infraštruktúry pre každodenný život, ktorá nemá budúcnosť.
Bu insanların istedikleri şeylerle ihtiyaç duydukları şeyler arasında... ... gerçekten de bir boşluk vardır.이쪽 사람들이 원하는 것과 주류 시장의 니즈 사이에 간극이 있다는 것이죠
Bu insanların istedikleri şeylerle ihtiyaç duydukları şeyler arasında... ... gerçekten de bir boşluk vardır.Naprawdę istnieje przepaść pomiędzy tym, czego ci ludzie chcą i tym, czego potrzebują.
Bu insanların istedikleri şeylerle ihtiyaç duydukları şeyler arasında... ... gerçekten de bir boşluk vardır.Realmente hay una brecha entre lo que estas personas desean y una brecha entre sus necesidades.
Bu insanların istedikleri şeylerle ihtiyaç duydukları şeyler arasında... ... gerçekten de bir boşluk vardır.Дійсно існує розрив між тим, що ці люди хочуть та їх потребами.
Bu insanların istedikleri şeylerle ihtiyaç duydukları şeyler arasında... ... gerçekten de bir boşluk vardır.توجد فجوة بين رغبات أولئك العملاء وفجوة بين احتياجاتهم
Bu insanların istedikleri şeylerle ihtiyaç duydukları şeyler arasında... ... gerçekten de bir boşluk vardır.気をつけなければ売上カーブがこのように始まっても