Tom'un suçlu olduğunu ispatlamak çok zor olacak.It'll be very difficult to prove that Tom is guilty.
Şehu'nun oğlu daha sonra Şehu'nun ölümünün cinayet olduğunu ispatlamak için kampanya başlattı.Shehu's son later launched a campaign to prove that his father had, in fact, been murdered.
İspatlamak için, Antipa'nın 70,000 askere yetecek silah stokladığını iddia etti.As evidence, Agrippa noted that Antipas had a stockpile of weaponry sufficient for 70,000 men.
Chaitin sabitinin özelliklerini ispatlamak için de benzer fikirler kullanılır.Similar ideas are used to prove the properties of Chaitin's constant.
Teorisini ispatlamak için iş başa düşmüştür.He's willing to come along to prove his theory.
İspatlama hamurun canlı olduğunu ispatlamak demek.Proofing means to prove that the dough is alive.
Bunu ispatlamak için,küçük bir oyun icat etmeyi düşündüm.Now, to bring that home, I thought I'd invent a little game.
Bunu ispatlamak şunu ispatlamakla aynı şey.And this means-- proving this is the same thing as proving-- so you could just prove that given--.
Bunu ispatlamak için bir deney yapmadım.I haven't done the experiment to prove that.
Ve ispatlamak istiyorsanız bütün birimleri yerine koyup ispatlayabilirsiniz. .Our answer will be in moles.
Bu videoda size bu formülü ispatlamak istiyorum. -What I want to do in this video is actually prove it to you.
Aslına bakılırsa, insanlar... ...neye inandıklarını ispatlamak için yaparlar.In fact, people will do the things that prove what they believe.
"Sen delisin." diye bağırdı. ve dedim ki, "Olabilir, ama kendimi ispatlamak üzereyim.""You're crazy," he yelled. And I said, "Maybe, but I'm about to improve myself."
Ayrıca, bir şeyin var olmadığını ispatlamak imkansız.In addition to this it is impossible to prove such a negative.
Unutma, bir şeyin var olmadığını ispatlamak imkansızdır.Remember: it is impossible to prove such a negative.
A B'ye KSA ile deşifreleme yapabildiğini ispatlamak için NB 'yi onaylayarak B'ye gönderir.A confirms NB to B, to prove ability to decrypt with KSA
Birçoğu, ilk dördünden beşinci varsayımı ispatlamak için boşuna uğraştı.Many tried in vain to prove the fifth postulate from the first four.
Klein böyle bir teoremi formüle etmeyi ve bunu ispatlamak için bir strateji tanımlamayı başardı.Klein succeeded in formulating such a theorem and in describing a strategy for proving it.
Bu sonuncusu Ferdinand von Lindemann tarafından 1882'de için aynısını ispatlamak için kullanıldı.[1]This last was used by Ferdinand von Lindemann to prove during 1882 the same for π.[1]
Hurley yakalandıkları Diğerleri'ne, onları Jacob'ın gönderdiğini ispatlamak için gitar kutusunu gösterir.Alors qu'ils s'apprêtent à les tuer, Hurley leur crie que Jacob les envoie.
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.Hay que estar loco para hacer eso.
Teorisini ispatlamak için iş başa düşmüştür.Entra para demostrar sus aptitudes.
Teorisini ispatlamak için iş başa düşmüştür.Di conseguenza tenta di nuovo di dimostrare la sua teoria.
Hurley yakalandıkları Diğerleri'ne, onları Jacob'ın gönderdiğini ispatlamak için gitar kutusunu gösterir.A salvarli è Hurley, che dice di essere stato mandato da Jacob e mostra loro la custodia.
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.Suggeriva che fossero pazzi.
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.Он пытался изобразить из себя сумасшедшего.
Şehu'nun oğlu daha sonra Şehu'nun ölümünün cinayet olduğunu ispatlamak için kampanya başlattı.Мечтавший о сыне шах приказал убить ребёнка.
Chaitin sabitinin özelliklerini ispatlamak için de benzer fikirler kullanılır.Подобные же идеи используются для доказательства свойств константы Хайтина.
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.ووردت للاثبات في ديوانه.
Bu istatistikler, Ürdün’ün, dünyanın en güvenli ülkelerinden biri olduğunu ispatlamaktadır.تثبت هذه الإحصائيات أن الأردن من أكثر الدول أمنًا في العالم.
İspatlamak için, Antipa'nın 70,000 askere yetecek silah stokladığını iddia etti.Als bewijs merkte Agrippa op dat Antipas een reservevoorraad wapens had, waarmee hij 70,000 man kon uitrusten.
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.Die verklaarden hem ronduit voor krankzinnig.
Bunu ispatlamak için bir topolojinin sağlaması gereken üç koşulu denetlemek yeterli olacak.Pro účely simulace takových podmínek slouží tři zařízení.
Şehu'nun oğlu daha sonra Şehu'nun ölümünün cinayet olduğunu ispatlamak için kampanya başlattı.Mai târziu, fiul lui Mehmet Shehu a pornit o campanie pentru a dovedi că tatăl său a fost de fapt omorât.
Teorisini ispatlamak için iş başa düşmüştür.Ezért szerinte sikerült bizonyítania az elméletét.
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.Hän yrittikin vielä vakuuttaa olevansa mieleltään sairas.
Teorisini ispatlamak için iş başa düşmüştür.Det bliver begrænset til at studere dets teori.
Teorisini ispatlamak için iş başa düşmüştür.Det var her han fikk muligheten til å prøve ut sine teorier.
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.Đồng nghiệp xem ông là một kẻ điên rồ.
Chaitin sabitinin özelliklerini ispatlamak için de benzer fikirler kullanılır.同様のアイディアはチャイティンの定数の性質を証明する際にも使われている。
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.キレると怖いらしい。
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.“坦白说,我们认为他们疯了。
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.Osočovali ho, že je hlúpy.
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.Očita namreč ženi, da je zanič.
AB doğru parçasının CD doğru parçasına dik olduğunu ispatlamak istiyorum. -전 선분AB가 선분CD와 수직으로 만나다는 것을 증명하고 싶습니다
AB doğru parçasının CD doğru parçasına dik olduğunu ispatlamak istiyorum. -Als voorbeeld, ik kan ze bouwen, dit heeft een straal
AB doğru parçasının CD doğru parçasına dik olduğunu ispatlamak istiyorum. -Chceme dokázať, že úsečka AB je kolmá, pretína tetivu v pravom uhle, je kolmá na úsečku CD.
AB doğru parçasının CD doğru parçasına dik olduğunu ispatlamak istiyorum. -Dokážeme to použitím věty SSS, nebo tomu říkejte SSS postulát nebo axiom.
AB doğru parçasının CD doğru parçasına dik olduğunu ispatlamak istiyorum. -Vi vil bevise, at linje AB står vinkelret på linje CD.
AB doğru parçasının CD doğru parçasına dik olduğunu ispatlamak istiyorum. -И както може да се досетите, ше го докажа като използвам третия признак, или аксиома за еднакви триъгълници.
AB doğru parçasının CD doğru parçasına dik olduğunu ispatlamak istiyorum. -اريد ان اثبت ان القطعة AB القطعة AB متعامدة تتقاطاع معها بزاوية قائمة انها تتعامد على القطعة CD
Aslına bakılırsa, insanlar... ...neye inandıklarını ispatlamak için yaparlar.Az emberek csak azt teszik meg amiben hisznek is.
Aslına bakılırsa, insanlar... ...neye inandıklarını ispatlamak için yaparlar.De facto, as pessoas fazem coisas que provam aquilo em que acreditam.
Aslına bakılırsa, insanlar... ...neye inandıklarını ispatlamak için yaparlar.De fapt, oamenii vor face lucrurile care dovedesc ceea ce cred.
Aslına bakılırsa, insanlar... ...neye inandıklarını ispatlamak için yaparlar.De hecho, la gente hará las cosas que demuestren sus creencias.
Aslına bakılırsa, insanlar... ...neye inandıklarını ispatlamak için yaparlar.Di fatto, la gente fa le cose che testimoniano ciò in cui credono.
Aslına bakılırsa, insanlar... ...neye inandıklarını ispatlamak için yaparlar.En fait, les gens vont agir pour prouver ce en quoi ils croient.
Aslına bakılırsa, insanlar... ...neye inandıklarını ispatlamak için yaparlar.Faktanya, orang-orang akan selalu melakukan hal-hal untuk membuktikan apa yang mereka yakini.
Aslına bakılırsa, insanlar... ...neye inandıklarını ispatlamak için yaparlar.Faktisk, vil mennesker gøre ting der beviser hvad de tror på.
Aslına bakılırsa, insanlar... ...neye inandıklarını ispatlamak için yaparlar.Faktum är folk kommer göra sakerna som bevisar vad de tror på.