Bu yüzden, her zaman en az bir tane doğru olan fakat ispatlanamayan önerme vardır.これはつまり、一つも反例の見つかっていない定理ですら究極的真理ではありえないということである。
Bunu ispatlayabilir misin?你能證明它是正確的嗎?
1998 yılında Thomas Callister Hales, Kepler varsayımını ispatladı.在 1998年,托马斯·黑尔斯证明了开普勒猜想。
Weimar Klasiğin en değerli ispatlarından birisi ise, daha sonraki mektuplaşmalar olmuştur.而魏玛的古典主义的最重要的文献之一,就是此后两人后来的往来书信。
Doğaüstü olgular, ne varlıkları ne de yoklukları ispatlanabildiği için sürekli tartışma konusu olurlar.虛空,其特色是沒有阻礙,沒有實體,可以容納色法在其中。
Bu da kazanma ihtimalinin 2/3 olduğunu ispatlar.換門的話,贏得汽車的機率是2/3。
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.“坦白说,我们认为他们疯了。
Bu iddia, kahinlerin haleflerinin entrikalarına rağmen daha sonra gerçeği ispatlamıştır.胡斐明瞭真相後,悲痛萬分,與程靈素離去了。
Bununla birlikte, bu dönemde kale çevresinde yerleşim olduğunu ispatlayan kalıntılar bulunmaktadır.同時也有一些證據表明在一段時期內他們確實住在洞穴中。
Temel cebir teoreminin ve ikinci dereceden karşıtlık yasasının ilk tatmin edici ispatlarını sundu.它也是给出代数基本定理和二次互反律令人满意的证明的第一人。
Analizleri ve ispatları Öklid Elementlerinin beşinci kitabında geçen Eudoxian oran teorisine dayanıyordu.그 분석과 증명들은 유클리드 원소의 5번째 책 속에서 4번째 부분으로서 에우독소스의 이론에 크게 의존하였다.
Pierre de Fermat bu bu teoremi öne sürmüş, fakat ispatlamamıştır.피에르 드 페르마의 이름이 붙어 있지만, 페르마는 이 정리를 언급했을 뿐, 정확한 증명을 제시하지는 않았다.
Bu durum çeşitli mutasyon çalışmalarıyla da ispatlanmıştır.대개 이러한 차이는 돌연변이 연구를 통해서 밝혀진다.
Bunu da herkese ispatlayacaklar."이를 모두 공개하겠다."라고 주장하였다.
Bunu ispatlayabilir misin?수사할 수 있나?.
Bu iddia, kahinlerin haleflerinin entrikalarına rağmen daha sonra gerçeği ispatlamıştır.당색은 남인으로 이황의 학통을 계승하여 후대에 전하였다.
Önemli tarihsel varsayımlar nihayet ispatlandı.그리고, 마침내 결정적인 정보가 들어왔다.
Bir ceza yargılamasında suçlanan kişi, suçluluğu ispatlanıncaya değin sanık olarak adlandırılır.כל אדם שמואשם בעבירה ייחשב חף מפשע עד שתוכח אשמתו.
Bu tür ataklara karşı güvenilirliği ispatlanmıştır.נבוא חשבון עם הטרוריסטים הללו.
Bunu ispatlayabilir misin?כיצד ניתן להוכיח זאת?
Sagan, Venüs'ün atmosferinin aşırı derecede sıcak ve yoğun olduğunu ispatlamıştır.Сейгън установява, че атмосферата на Венера е изключително гореща и суха.
Zehirlendikleri iddia edilmiş, ama bu iddia hiçbir zaman ispatlanamamıştır.Вероятно е бил отровен, но това исторически не е доказано.
Asaletini ispatlamıştır.Той доказал описанието.
Bir ceza yargılamasında suçlanan kişi, suçluluğu ispatlanıncaya değin sanık olarak adlandırılır.Особено, ако някой отива в съда като обвиняем.
Sadece bunu henüz kimse ispatlamamıştı.А имането му още никой не е открил.
Bunu ispatlayabilir misin?No kako to dokazati?
Bazı kaynaklarda, 1371 yılında doğduğu belirtilse de bu tarihin doğruluğu ispatlanmamıştır.Činjenica da se spominje 1367. godine ne znači da je te godine utemeljen.
El-Karaji, Binom Açılımı ve Pascal Üçgeni'ni Matematiksel Tümevarım metodu kullanarak ispatlamıştır.Al-Karaji je također dokazao binomni poučak i "Pascalov trokut", koristeći matematičku indukciju.
Bunu ispatlayabilir misin?Mohli by ste mi to ukázať?
Suçsuz olduklarını bir türlü ispatlayamazlar.Len svoju nevinu nemal ako dokázať.
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.Osočovali ho, že je hlúpy.
Bu teorilerin deneysel olarak ispatlanamadığını göstermek çok zordu.Túto schopnosť sa nepodarilo experimentálne dokázať.
Nitekim bu enerji seviyesinin varlığı 1954 yılında ispatlandı.Električni tok je bil v vas napeljan leta 1954.
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.Očita namreč ženi, da je zanič.
2011 yılında mağarada inceleme yapan Fransız ekip uzunluğun 16 km olduğunu iddia etse de, ispatlanamamıştır.Zelo vprašljivo je ali bo jezero, ki je leta 2011 doseglo 27 kilometrov v dolžino, kdaj odteklo.
Kağıt üstünde bunu ispatlayan Nikola Tesla daha sonra yaptığı deneylerle de bunu göstermiştir.Pojav je v tem času raziskoval tudi Nikola Tesla.
Ancak bu söylentinin daha sonra yanlış olduğu ispatlanmıştır.Toda ta signal se je kasneje izkazal za napačnega.
Ona hiçliğin varlığını anlattığımda ve ispatladığımda, sözümü kesip beni aptallıkla suçladı.Ko je duhovnik začel pridigati in jo grajati, ga je utišala in izjavila, da tak pogovor razdraži njene živce.
Sonuç olarak kuramları tahminlerinin kesinliği kabul edilmemiş ya da yanlış olduğu ispatlanmamış olabilir.Sukurtą modelį reikia patikrinti, ar jame nėra klaidų, ar jis teisingas.
1752 - Benjamin Franklin, uçurtma deneyi ile yıldırımın elektrik akımı olduğunu ispatladı.Kovas Birželio 15 d. – Bendžaminas Franklinas eksperimentu įrodė, kad žaibas yra elektros išlydis.
Bunu ispatlayabilir misin?Kas sa võiksid seda selgitada?
İlk başlarda o, iddialı olmayan bir karakter olarak gözüküyordu, ama zaman içinde cesur olduğu ispatlanmıştır.Alguses ilmub ta kui kõhklev tegelaskuju, kuid aja jooksul paistab silma vaprusega.
Aspartamın kanserojen bir etkiye sahip olduğu ispatlanamamıştır.Pole väidetud, et telluur tekitaks vähki.
Heesters her zaman ispatlanmasına rağmen bu suçlamaları reddetmiştir.Heesters ise eitas raha annetamist alati, ehkki see on dokumentaalselt hästi tõendatud.
22 yıl sonra bir kadın avukat tarafından suçsuzluğu ispatlanan Veer, serbest bırakılır.Kuid 20 aastat hiljem saab Maria eeskujuliku käitumise eest vabaks.
AB doğru parçasının CD doğru parçasına dik olduğunu ispatlamak istiyorum. -전 선분AB가 선분CD와 수직으로 만나다는 것을 증명하고 싶습니다
AB doğru parçasının CD doğru parçasına dik olduğunu ispatlamak istiyorum. -Als voorbeeld, ik kan ze bouwen, dit heeft een straal
AB doğru parçasının CD doğru parçasına dik olduğunu ispatlamak istiyorum. -Chceme dokázať, že úsečka AB je kolmá, pretína tetivu v pravom uhle, je kolmá na úsečku CD.
AB doğru parçasının CD doğru parçasına dik olduğunu ispatlamak istiyorum. -Dokážeme to použitím věty SSS, nebo tomu říkejte SSS postulát nebo axiom.
AB doğru parçasının CD doğru parçasına dik olduğunu ispatlamak istiyorum. -Vi vil bevise, at linje AB står vinkelret på linje CD.
AB doğru parçasının CD doğru parçasına dik olduğunu ispatlamak istiyorum. -И както може да се досетите, ше го докажа като използвам третия признак, или аксиома за еднакви триъгълници.
AB doğru parçasının CD doğru parçasına dik olduğunu ispatlamak istiyorum. -اريد ان اثبت ان القطعة AB القطعة AB متعامدة تتقاطاع معها بزاوية قائمة انها تتعامد على القطعة CD
Ama bunlar sadece bu ispatla ilgili terimler. Diğer bütün terimler Δx 0'a yaklaşırken silindi. "Ale pro tento důkaz stačí jen prvních pár členů, protože všechny ostatní se vyruší, když delta x jde k nule.
Ama bunlar sadece bu ispatla ilgili terimler.لكن هذه هي العبارات الوحيدة التي ترتبط بهذا الاثبات
Ama, bunu başka bir videoda ispatlayacağım.Det vil vi se på i en anden video.
Ama, bunu başka bir videoda ispatlayacağım.그것은 다음 시간에 증명 해보록 하죠
Ama, bunu başka bir videoda ispatlayacağım.つまり、永遠に繰り返される値に
Ama görüntü bizim uzun zamandır şüphelendiğimiz şeyleri ispatladı.Ale dokázalo to to, čo už sme dlho tušili,
Ama görüntü bizim uzun zamandır şüphelendiğimiz şeyleri ispatladı.De egyúttal sikerült bebizonyítani, amit régóta gyanítottunk, nevezetesen, hogy az állam első minisztere
Ama görüntü bizim uzun zamandır şüphelendiğimiz şeyleri ispatladı.그건 오랜 의심을 증명했죠.