Ana içeriğe geç
Sözlük

ispatla ile cümle

ispatla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Sagan, Venüs'ün atmosferinin aşırı derecede sıcak ve yoğun olduğunu ispatlamıştır.Sagan todisti, että Venuksen ilmakehä on erittäin kuuma ja tiheä.
Bunu ispatlayabilir misin?Näyttäkää siitä todistus?
Bunu da herkese ispatlayacaklar."Tulen kertomaan kaikille siitä."
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.Hän yrittikin vielä vakuuttaa olevansa mieleltään sairas.
Bu işlemler hukuki olarak ispatlanmıştır.Kaikki lailliset keinot on koetettu.
Pierre de Fermat bu bu teoremi öne sürmüş, fakat ispatlamamıştır.Myös Pierre de Fermat teki saman löydön, muttei julkaissut sitä.
Önemli tarihsel varsayımlar nihayet ispatlandı.Lopultakin elementtipedot olivat lopullisesti voitettu.
Bu fikir, hatalı olduğu ispatlanmamış olmasına rağmen, o dönemde kabul görmemiştir.Tunnen eräänlaista syyllisyyttä, vaikka en ollut siellä.
Bu teorilerin deneysel olarak ispatlanamadığını göstermek çok zordu.Tällaiset teoriat on kuitenkin tieteellisesti osoitettu mahdottomiksi.
Ancak bu söylentinin daha sonra yanlış olduğu ispatlanmıştır.Huhut osoittautuivat myöhemmin perättömiksi.
1998 yılında Thomas Callister Hales, Kepler varsayımını ispatladı.Το 1998 ο Thomas Callister Hales απέδειξε την εικασία του Κέπλερ.
Önemli tarihsel varsayımlar nihayet ispatlandı.Αξιοσημείωτες ιστορικές εικασίες τελικά αποδείχθηκαν.
Bu yüzden, her zaman en az bir tane doğru olan fakat ispatlanamayan önerme vardır.Έτσι, θα υπάρχει πάντα μια αληθής αλλά μη-αποδείξιμη πρόταση.
Sagan, Venüs'ün atmosferinin aşırı derecede sıcak ve yoğun olduğunu ispatlamıştır.Ο Σέιγκαν θεώρησε πως η ατμόσφαιρα της Αφροδίτης είναι εξαιρετικά θερμή και πυκνή.
Bazı mersin balıklarının 100 yaşına varabildikleri ispatlanmıştır.Είναι γνωστό ότι κάποιες χελώνες μπορούν να μπορούν να ζήσουν και πάνω από 150 χρόνια.
Biz olgun olduğumuzu ispatladık.Biz Punk rock grubu değil New Wave grubuyuz" dedi.Vi er ikke et punkrockband, vi er et new wave-band."
Suçsuz olduklarını bir türlü ispatlayamazlar.De må derfor bevise at de er uskyldige.
Bunu ispatlayabilir misin?Men kan vi sikre det?
Teorisini ispatlamak için iş başa düşmüştür.Det bliver begrænset til at studere dets teori.
Ciddi matematik ispatlarında ortaya çıkan özel tam sayılar, Graham sayısından daha büyük olarak bilinir. .Det største brugte tal i matematiske beviser er Grahams tal.
Bazı özel durumlar daha sonraları başka insanlar tarafından ispatlandı.Enkelte eksemplarer blev benyttet af andre nationer efterfølgende.
Hatta Homer'ı dudaklarından öperek ona inandığını ispatlar.Senere begyndte Hogan også at fortælle sine fans, at de skulle tro på sig selv.
Bunu ispatlayabilir misin?Innrømmer De dette?
Heesters her zaman ispatlanmasına rağmen bu suçlamaları reddetmiştir.Heesters har gjentatte ganger benektet disse anklagene til tross for at gjentatte bevis er blitt fremlagt.
Fakat güneş rüzgarlarının çalıştıramayacağı günümüzde ispatlanmıştır.Imidlertid viste det seg at solen ikke eksploderte.
Nitekim bu enerji seviyesinin varlığı 1954 yılında ispatlandı.Avgiften på elektrisk kraft ble innført i 1951.
Sadece bunu henüz kimse ispatlamamıştı.Ingen har klart å gjette den før nå.
Bu teorilerin deneysel olarak ispatlanamadığını göstermek çok zordu.Resten av teoremene var ikke tilstrekkelig eksperimentelt prøvet.
Teorisini ispatlamak için iş başa düşmüştür.Det var her han fikk muligheten til å prøve ut sine teorier.
Örneğin Osman soyundan gelenlerin insan olduğu iki temel varsayım ile ispatlanabilir.Oddmund er et mannsnavn med to mulige opprinnelser.
Ancak modeli bile aracın çok pahalıya mal olacağını ispatladı.Nytt orgel viste seg imidlertid da å bli for dyrt.
Aspartamın kanserojen bir etkiye sahip olduğu ispatlanamamıştır.Det vil si at inntak av aspartam ikke er kreftframkallende.
İndirgemeyi yaptık şimdi bunun polinom zamanda olduğunu ispatlamaya geldi sıra.Startrekkefølgen var avgjort ved loddtrekning, og Polen startet, mens Hellas avsluttet.
Sagan, Venüs'ün atmosferinin aşırı derecede sıcak ve yoğun olduğunu ispatlamıştır.Sagan meyakini bahwa Venus memiliki atmosfer yang sangat panas dan padat.
Herakleios'un en iyi ispatlanmış kardeşi tartışmasız Theodore'dur.Saudara laki-laki terbaik yang dibuktikan dari Heraklius Muda adalah Theodoros.
İlk başlarda o, iddialı olmayan bir karakter olarak gözüküyordu, ama zaman içinde cesur olduğu ispatlanmıştır.Ia awalnya terlihat sebagai orang yang tidak ramah, walaupun sebenarnya ia sangat pemalu.
Sadece bunu henüz kimse ispatlamamıştı.Namun tak seorangpun yang mampu menunjukkannya.
Bunu ispatlayabilir misin?Dapatkah aku melihatmu?
Bunu ispatlayabilir misin?Ông có thể chứng minh điều này.
Sadece bunu henüz kimse ispatlamamıştı.Nhưng chưa có ai chứng minh được điều này.
Ve artık kalıcı bir sanatçı olduğunu herkese ispatladı.Mọi người đều coi ông là một nghệ sĩ bậc thầy.
Temel cebir teoreminin ve ikinci dereceden karşıtlık yasasının ilk tatmin edici ispatlarını sundu.Ông đã đưa ra chứng minh đầu tiên của định lý cơ bản của đại số và của luật tương hỗ bậc hai.
Zehirlendikleri iddia edilmiş, ama bu iddia hiçbir zaman ispatlanamamıştır.Các tài liệu cổ xưa nói rằng ông đã bị đầu độc, nhưng điều đó chưa bao giờ được kiểm chứng.
Bu durum çeşitli mutasyon çalışmalarıyla da ispatlanmıştır.Điều này được phát hiện bằng cách thực hiện phân tích đột biến.
Heteroseksüellere yönelik ispatlanmış ayrımcılık vakalarına çok nadir rastlanır.Phân biệt đối xử đối với người đồng tính hiếm xảy ra.
Poliçe, sigorta sözleşmesinin koşullarını içeren ve ispatlayan belgedir.Bằng chứng giao kết hợp đồng bảo hiểm là giấy chứng nhận bảo hiểm hay đơn bảo hiểm.
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.Đồng nghiệp xem ông là một kẻ điên rồ.
Asaletini ispatlamıştır.Định lý được chứng minh.
1998 yılında Thomas Callister Hales, Kepler varsayımını ispatladı.Trong năm 1990, Wu-Yi Hsiang tuyên bố đã chứng minh được giả thiết Kepler.
Sunucu istemciye kimliğini ispatlaması için 16 byte’lık rastgele bir sayı yollar.サポート番号 チェックインすることで発行される16桁の番号。
Bu sırada H2 reseptörünün varlığı da ispatlanmış oldu.ここにH2受容体の存在は確立した。
Chaitin sabitinin özelliklerini ispatlamak için de benzer fikirler kullanılır.同様のアイディアはチャイティンの定数の性質を証明する際にも使われている。
1998 yılında Thomas Callister Hales, Kepler varsayımını ispatladı.1998年 — トーマス・キャリスター・ヘイルズ(英語版)がケプラー予想を証明する。
Asaletini ispatlamıştır.定理の証明を与える。
Ancak bu söylentinin daha sonra yanlış olduğu ispatlanmıştır.この決断は後に正しかったことが証明される。
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.キレると怖いらしい。
Cinayetin işlendiği saatte başka bir yerde olduğunu da yalancı şahidiyle ispatlamış gözükmektedir.しかし、殺害されたのとほぼ同時刻、別の場所で被害者の姿が目撃されていた。
Ona hiçliğin varlığını anlattığımda ve ispatladığımda, sözümü kesip beni aptallıkla suçladı.私の言う事を聞かずにいきなり怒りだして、私が彼女に信頼を強要している、私が野心を抱いている、と非難しまくって私を閉口させる。
Temel cebir teoreminin ve ikinci dereceden karşıtlık yasasının ilk tatmin edici ispatlarını sundu.彼は代数学の基本定理と平方剰余の相互法則に、最初の満足できる証明を与えた。
Bu iddia, kahinlerin haleflerinin entrikalarına rağmen daha sonra gerçeği ispatlamıştır.臨済宗に属した大慧宗杲と、真の禅法をめぐって激しく対立した。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod