Ana içeriğe geç
Sözlük

ispatla ile cümle

ispatla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Tanjant ifadesinin sinüs ün kosinüse bölümü olduğunu ispatlamıştır.Além disso o Materials Collection diz que ela é uma dançarina de samba.
Fakat Bailey bu görüşünü ispatlayacak hiçbir argüman ortaya koymamıştır.No entanto, Cox não encontrou qualquer artigo que fizesse esta afirmação.
Fakat hastalığın virüs enfeksiyonu sonucunda oluştuğu ispatlanmamıştır.No entanto, não foi possível demonstrar inequivocamente que a infeção por ébola tenha ocorrido.
Bu yüzden, her zaman en az bir tane doğru olan fakat ispatlanamayan önerme vardır.Daarom zal er altijd minstens een ware, maar onbewijsbare bewering bestaan.
Gödel bir formel sistemde "bu önerme ispatlanabilir değildir" şeklinde bir önerme kurdu.In wezen construeerde Gödel een formule die stelt dat zij in een gegeven formeel systeem onbewijsbaar is.
Bu teorilerin deneysel olarak ispatlanamadığını göstermek çok zordu.Deze theorieën zijn moeilijk met experimenten te verifiëren.
Evrenin genişlediğini teorik olarak ispatlamıştır.Hiermee werd de theorie aannemelijk gemaakt dat het heelal uitdijde.
Ancak bu söylentinin daha sonra yanlış olduğu ispatlanmıştır.Dit laatste gerucht bleek later echter onwaar.
Yapılan araştırmalarda bütün bunları ispatlayan bronz bir para bulunmuştur.Bij dit onderzoek werd een belangrijke bronsschat gevonden.
Zehirlendikleri iddia edilmiş, ama bu iddia hiçbir zaman ispatlanamamıştır.Men is ervan uitgegaan dat ze verdronken waren, maar dat is nooit bewezen.
Bu durum Seysen ve Lenstra tarafından genelleştirilmiş Riemann hipotezi (GRH) ışığında ispatlanmıştır.Als dat waar zou zijn, zou hieruit de Riemann-hypothese volgen.
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.Die verklaarden hem ronduit voor krankzinnig.
Ancak modeli bile aracın çok pahalıya mal olacağını ispatladı.Voor de tijd waarin de auto werd geproduceerd, was de auto erg duur.
Bunu ispatlayabilir misin?Czy możesz to udowodnić?
Suçsuz olduklarını bir türlü ispatlayamazlar.Podatnicy nie udowodnią niewinności.
Bu da cinayetin ispatlanmasını güçleştirir.Stwarza to większe szanse wykrycia przestępstwa.
Aspartamın kanserojen bir etkiye sahip olduğu ispatlanamamıştır.Nie ma jednak dowodów naukowych świadczących o tym, że aspartam powoduje nowotwory w ludzkim organizmie.
Bazı kaynaklarda, 1371 yılında doğduğu belirtilse de bu tarihin doğruluğu ispatlanmamıştır.Ostatnia wzmianka źródłowa o nim pochodzi z 1333, ale dokładna data śmierci nie jest znana.
Bu işlemler hukuki olarak ispatlanmıştır.Zadania te są poruczone w drodze ustawowej.
1752 - Benjamin Franklin, uçurtma deneyi ile yıldırımın elektrik akımı olduğunu ispatladı.1752 – Benjamin Franklin udowodnił, że piorun jest zjawiskiem elektrycznym.
Ancak bu iddialar henüz ispatlanamamıştır, bazılarına göre o sadece hayalperest bir yazardı.Detta är knappast troligt, då det med stor sannolikhet inte ens han som skrivit boken.
Böylece atarcaların nötron yıldızları oldukları ispatlanmış oldu.Detta stämmer överens med observationer om att stjärnhopar är vanliga.
Zehirlendikleri iddia edilmiş, ama bu iddia hiçbir zaman ispatlanamamıştır.Vid ett flertal gånger har han påståtts vara död men detta har aldrig kunnat bekräftas.
Kendisinin dostları ise Behzat'ın suçsuzluğunu ispatlar.Själv hävdar han sin oskuld.
Nihayet Nyanza Gölünün, Nil Nehrinin kaynağı olduğunu ispatladı.Burton antog att sjön är Nilens källa.
Sonuç olarak, Cavendish’in teorisinin tersini ispatlamış oldular.Hon avvisade emellertid Tegnérs kärleksförklaringar.
Bunu ispatlayan en önemli belge ise mezar taşlarıdır.De gravar som blivit mest uppmärksammade är hundgravarna.
Bunu da herkese ispatlayacaklar."Ми хочемо всім це показати.»
Oysaki Gershom Scholem bunun aksini ispatlamıştır.Olaf Scholz зробив це можливим.
Sadece bunu henüz kimse ispatlamamıştı.Ніхто з дослідників про це ще не сказав.
1752 - Benjamin Franklin, uçurtma deneyi ile yıldırımın elektrik akımı olduğunu ispatladı.1752 – Benjamin Franklin dokázal, že blesk je výboj elektřiny.
Aspartamın kanserojen bir etkiye sahip olduğu ispatlanamamıştır.Nebyl prokázán žádný kancerogenní účinek.
Bunu ispatlamak için bir topolojinin sağlaması gereken üç koşulu denetlemek yeterli olacak.Pro účely simulace takových podmínek slouží tři zařízení.
Ve o zaman türünün en iyi uçaksavar silahı olduğunu ispatladı.Proč na něj tehdy v lese jeho nejlepší přítel pozdvihl zbraň?
Unutulmaz, birçok ödül alarak başarısını ispatlamıştır.Za svůj vynikající výkon byl oceněn několika cenami.
Ancak modeli bile aracın çok pahalıya mal olacağını ispatladı.Přesto se oba motory ukázaly jako příliš nákladné na financování.
Bunu ispatlayabilir misin?Jsou schopni to dokázat.
Suçsuz olduklarını bir türlü ispatlayamazlar.Nici nu a proclamat că ar fi fost nevinovați.
Emin: Hiç kimse insanların telepati gücüne sahip olmadığını ispatlayamaz.Popescu: Nimeni nu a fost în stare să arate că unii oameni nu au puteri paranormale.
Şehu'nun oğlu daha sonra Şehu'nun ölümünün cinayet olduğunu ispatlamak için kampanya başlattı.Mai târziu, fiul lui Mehmet Shehu a pornit o campanie pentru a dovedi că tatăl său a fost de fapt omorât.
1752 - Benjamin Franklin, uçurtma deneyi ile yıldırımın elektrik akımı olduğunu ispatladı.În 1752, Benjamin Franklin recunoaște electricitatea printr-un experiment cu fulgerul.
Ancak bu iddialar henüz ispatlanamamıştır, bazılarına göre o sadece hayalperest bir yazardı.Una a minții, fără îndoială; probabil a autorului.
Holmes kısa sürede iyi bir çalışan olduğunu ispatlar.Washington s-a dovedit a fi un bun administrator.
Ve artık kalıcı bir sanatçı olduğunu herkese ispatladı.Se spunea despre el că e un artist total.
Zehirlendikleri iddia edilmiş, ama bu iddia hiçbir zaman ispatlanamamıştır.Se presupune că ar fi vorba de otrăvire, dar întâmplarea nu a fost niciodată cercetată.
Hadrianus'un onu zehirlediği yönünde söylentiler olsa da, bunu ispatlayan yeterli delil yoktur.Unele lucrări sugerează că Hadrian ar fi otrăvit-o, însă nu există nicio dovadă.
Aspartamın kanserojen bir etkiye sahip olduğu ispatlanamamıştır.Nu există dovezi cum că acenaftenul ar putea fi cancerigen.
Heteroseksüellere yönelik ispatlanmış ayrımcılık vakalarına çok nadir rastlanır.A heteroszexuálisok ellen irányuló diszkrimináció bizonyított ügyei ritkák.
Biz olgun olduğumuzu ispatladık.Biz Punk rock grubu değil New Wave grubuyuz" dedi.Mi nem punk rock együttes vagyunk, hanem new wave.”
Analizleri ve ispatları Öklid Elementlerinin beşinci kitabında geçen Eudoxian oran teorisine dayanıyordu.Az analízisei és a bizonyításai az Elemek ötödik könyvében leírt eudoxoszi elképzeléseken alapultak.
Ancak bu iddialar henüz ispatlanamamıştır, bazılarına göre o sadece hayalperest bir yazardı.Ennek mikéntjére eddig nem született magyarázat, és az is lehetséges, hogy csak író tévedés eredménye.
Teorem, daha sonra Leonhard Euler tarafından 1736'da ispatlanmıştır.A bizonyítást Leonhard Euler közölte 1736-ban.
Kendisinin dostları ise Behzat'ın suçsuzluğunu ispatlar.Közös barátjukat, Bobbyt gyanúsítja.
Bir ceza yargılamasında suçlanan kişi, suçluluğu ispatlanıncaya değin sanık olarak adlandırılır.A holtnak nyilvánított személyt az ellenkező bizonyításáig halottnak kell tekinteni.
Teorisini ispatlamak için iş başa düşmüştür.Ezért szerinte sikerült bizonyítania az elméletét.
Kanıtlanamayan ve aksi de ispatlanamayan dava 30 Haziran 1501 tarihine kadar sürer.A felvételi vagy elutasítási értesítőnek július 31-ig kell megérkeznie.
Başlangıçta büyük bir şüphecilik mevcut olsa da, haklılıkları sonradan ispatlandı.2012 elején még tagadták a felmerült pletykákat, de később kiderült az igazság.
Bu tür ataklara karşı güvenilirliği ispatlanmıştır.Az éberség megnyilvánult ezeknél a banditáknál.
Bu durum çeşitli mutasyon çalışmalarıyla da ispatlanmıştır.Ezt mutagénekkel segítik elő.
Sagan, Venüs'ün atmosferinin aşırı derecede sıcak ve yoğun olduğunu ispatlamıştır.Felfedezte, hogy a Vénusz felszíne nagyon forró és felhők takarják.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod