Bu en güncel hipotez olsa da henüz ispatlanmamıştır (Czonka, 1998).Dieser Zusammenhang wird auch heute noch als korrekt angesehen (siehe zum Beispiel Brosch (2008)).
Ancak bu iddialar henüz ispatlanamamıştır, bazılarına göre o sadece hayalperest bir yazardı.Diese wurde zwar angeboten, es scheint aber nur ein Prototyp entstanden zu sein.
Pierre de Fermat bu bu teoremi öne sürmüş, fakat ispatlamamıştır.Zu dieser Zeit experimentierte Rambler damit, führte es jedoch nicht ein.
1998 yılında Thomas Callister Hales, Kepler varsayımını ispatladı.En 1998, Thomas Hales a annoncé avoir démontré la conjecture de Kepler.
Georg Cantor bu teoremi 1891 yılında ispatlamıştır.Georg Cantor énonce ce théorème sans démonstration en 1887.
Ve artık kalıcı bir sanatçı olduğunu herkese ispatladı.Elle a également souligné qu'elle était en constante évolution en tant qu'artiste.
Aspartamın kanserojen bir etkiye sahip olduğu ispatlanamamıştır.Cependant, il n’est pas certain que la tumeur aurait évolué en cancer.
Sunucu istemciye kimliğini ispatlaması için 16 byte’lık rastgele bir sayı yollar.Seize inscrites doivent se disputer le titre du contre-la-montre.
Hurley yakalandıkları Diğerleri'ne, onları Jacob'ın gönderdiğini ispatlamak için gitar kutusunu gösterir.Alors qu'ils s'apprêtent à les tuer, Hurley leur crie que Jacob les envoie.
Bu ağacın yapraklarında da salisilik asit bulunduğu ispatlanmıştır.Cette étude montre aussi que cet astre contient des sels de sodium.
Bunu ispatlayabilir misin?Je peux le prouver.
1998 yılında Thomas Callister Hales, Kepler varsayımını ispatladı.En 1998 Thomas Callister Hales probó la conjetura de Kepler.
Bu yüzden, her zaman en az bir tane doğru olan fakat ispatlanamayan önerme vardır.De modo que siempre habrá por lo menos una proposición verdadera pero no demostrable.
Yine de mirasının daha dayanıklı olduğu ispatlanmıştır.No obstante, su legado demostró perdurar más en el tiempo.
Zehirlendikleri iddia edilmiş, ama bu iddia hiçbir zaman ispatlanamamıştır.Se habló de envenenamiento, aunque esto nunca pudo saberse.
Pierre 14 yaşında iken, matematik için hırs ve yeteneği ispatlamıştı.Cuando tenía 14 años descubrió su fascinación por las matemáticas.
Teorem, daha sonra Leonhard Euler tarafından 1736'da ispatlanmıştır.Este resultado había sido dado, sin demostración, por Leonhard Euler en 1736.
Sadece bunu henüz kimse ispatlamamıştı.Nadie ha podido hacerlo hasta el momento.
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.Hay que estar loco para hacer eso.
Bunu ispatlayabilir misin?¿Queréis que os lo demuestre?
Bu safsata “Bir şey aksi ispatlanamadığı sürece doğrudur” varsayımına dayanır.Muy al contrario: "Una persona es inocente hasta que se demuestre lo contrario".
Hadrianus'un onu zehirlediği yönünde söylentiler olsa da, bunu ispatlayan yeterli delil yoktur.Aunque las habladurías acusaron a Cixi de haberla envenenado, no hay pruebas ni razones específicas para ello.
Teorisini ispatlamak için iş başa düşmüştür.Entra para demostrar sus aptitudes.
Çoğunlukla derleyici/yorumlayıcı yazımı ve teorem ispatlama konularında tercih edilir.Por lo general no les gustan la teoría y las explicaciones escritas.
Sonuç olarak, Cavendish’in teorisinin tersini ispatlamış oldular.Por eso defendieron tan fervientemente las teorías de Darwin.
Ölümüyle onurlandırılan hatırasından sonra, hakkındaki bilgiler tartışılabilir ve ispatlanmamıştır.Ya que se intentó borrar su memoria una vez muerto, los datos sobre su vida son bastante inciertos.
Bu da kazanma ihtimalinin 2/3 olduğunu ispatlar.In questo caso è evidente che la probabilità è 2/3.
Teorisini ispatlamak için iş başa düşmüştür.Di conseguenza tenta di nuovo di dimostrare la sua teoria.
Yine de mirasının daha dayanıklı olduğu ispatlanmıştır.Costui, però, è più interessato al suo patrimonio.
Hurley yakalandıkları Diğerleri'ne, onları Jacob'ın gönderdiğini ispatlamak için gitar kutusunu gösterir.A salvarli è Hurley, che dice di essere stato mandato da Jacob e mostra loro la custodia.
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.Suggeriva che fossero pazzi.
Burada kendini hemen ispatladı ve neticesinde yeni sezona bonservisiyle beraber buraya transfer edildi.Lì si mise subito in mostra e gli venne presto offerto un contratto.
Ölümüyle onurlandırılan hatırasından sonra, hakkındaki bilgiler tartışılabilir ve ispatlanmamıştır.Certamente la sua memoria fu abbellita dopo la morte e quindi le informazioni sono dubbie e discutibili.
Bu genellikle yeni gelenlerin kendilerini ispatlamasına tahsis edilirdi.Insegna a tutti i nuovi arrivati a essere autosufficienti.
Bunu ispatlayabilir misin?Вы подтверждаете это?
Teoremin iyi bilinen farklı ispatları bulunmaktadır.Имеется несколько хорошо известных доказательств теоремы.
Bu tür ataklara karşı güvenilirliği ispatlanmıştır.В этом случае была доказана стойкость к подобным атакам.
Asaletini ispatlamıştır.Он составил завещание.
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.Он пытался изобразить из себя сумасшедшего.
Bu işlemler hukuki olarak ispatlanmıştır.Суд уверен, что их деятельность законна.
1752 - Benjamin Franklin, uçurtma deneyi ile yıldırımın elektrik akımı olduğunu ispatladı.1752 — Бенджамин Франклин в эксперименте с воздушным змеем доказал электрическую природу молнии.
Aynı şekilde G ifadenin değilini (Bu önerme ispatlanabilir) de formül ile ifade etti.Ни в игре, ни в руководстве не указывается каким образом он сделал этот шаг.
Şehu'nun oğlu daha sonra Şehu'nun ölümünün cinayet olduğunu ispatlamak için kampanya başlattı.Мечтавший о сыне шах приказал убить ребёнка.
(Taylor, 1972; Burch, 1978) Bu en güncel hipotez olsa da henüz ispatlanmamıştır.(«Пойдём со мной», 1978), которые были уже менее хитовыми.
Ancak modeli bile aracın çok pahalıya mal olacağını ispatladı.К тому же, система оказалась весьма дорогостоящей.
Bunu ispatlayan en önemli belge ise mezar taşlarıdır.Всё, что я могу дать им, — это достойная могилка.
Son olarak, bu çalışma sonucunda kadının iki veya üç değil beş omur fazlası olduğu ispatlandı.Вторая проба выявила что результаты были превышены не в 30. а в 5 раз.
Chaitin sabitinin özelliklerini ispatlamak için de benzer fikirler kullanılır.Подобные же идеи используются для доказательства свойств константы Хайтина.
Doğaüstü olgular, ne varlıkları ne de yoklukları ispatlanabildiği için sürekli tartışma konusu olurlar.Противоположные термины: Никогда не виденное, жамевю или жаме вю (jamais vu).
Bunu da herkese ispatlayacaklar."Я буду каждому говорить об этом».
Yine de mirasının daha dayanıklı olduğu ispatlanmıştır.ومع ذلك، أثبت إرثه أنه أكثر استدامة.
F-16 nın yapımında F-15 ve F-111 gibi kendini ispatlamış uçakların teknolojilerinden yararlanılmıştır.وقد أثبتت الإف 16 كفائتها مستفيدة من الإنظمة التكنولوجية لطائرات مثل إف-15 إيغل وإف-111 آردفارك.
Bu yanlışların sanıldığından daha az olduğunu Fethi Naci ispatladı.وقد أثبت فتحي ناجي أن أخطائه أقل من المعتقد.
Bu iddia, kahinlerin haleflerinin entrikalarına rağmen daha sonra gerçeği ispatlamıştır.ثم كان يعقب – في مواطن الضرروة- ذلك باقوال المفسرين اللذين يكثر النقل عنهما.
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.ووردت للاثبات في ديوانه.
Bu istatistikler, Ürdün’ün, dünyanın en güvenli ülkelerinden biri olduğunu ispatlamaktadır.تثبت هذه الإحصائيات أن الأردن من أكثر الدول أمنًا في العالم.
Yine de mirasının daha dayanıklı olduğu ispatlanmıştır.No entanto, seu legado foi mais duradouro.
Ölümüyle onurlandırılan hatırasından sonra, hakkındaki bilgiler tartışılabilir ve ispatlanmamıştır.Desde que sua idade foi estimada após sua morte, essa informação é questionada e nunca foi provada.
Herakleios'un en iyi ispatlanmış kardeşi tartışmasız Theodore'dur.O irmão de Heráclio, o Jovem melhor atestado nas fontes é Teodoro.
Bazı özel durumlar daha sonraları başka insanlar tarafından ispatlandı.Sob determinadas circunstâncias até lhes eram oferecidas novas identidades.