Biz de çıktık ve birkaç şey topladık ve birkaç küçük dinozor iskeleti bulduk.Así que nosotros salimos a buscar y encontramos muchos pequeños.
Biz de çıktık ve birkaç şey topladık ve birkaç küçük dinozor iskeleti bulduk.Donc, nous sommes allés recueillir tout un tas de choses et nous avons trouvé tout un tas de petits.
Biz de çıktık ve birkaç şey topladık ve birkaç küçük dinozor iskeleti bulduk.Então, saímos e recolhemos montes de coisas e encontrámos um monte de pequeninos.
Biz de çıktık ve birkaç şey topladık ve birkaç küçük dinozor iskeleti bulduk.그래서 우리는 나가서 잔뜩 수집했습니다. 그리고 우리는 많은 작은 공룡들을 발견했습니다.
Biz de çıktık ve birkaç şey topladık ve birkaç küçük dinozor iskeleti bulduk.Mentünk és begyűjtöttünk egy csomó dolgot, és rengeteg kicsit találtunk.
Biz de çıktık ve birkaç şey topladık ve birkaç küçük dinozor iskeleti bulduk.My zaczęliśmy szukać i zebraliśmy całą masę różnych rzeczy, i znaleźliśmy całą masę młodych.
Biz de çıktık ve birkaç şey topladık ve birkaç küçük dinozor iskeleti bulduk.Quindi siamo andati a cercare un sacco di roba e abbiamo trovato tutta una serie di piccolini.
Biz de çıktık ve birkaç şey topladık ve birkaç küçük dinozor iskeleti bulduk.Så vi drog iväg och samlade in en hel massa grejor och vi fann en hel massa små.
Biz de çıktık ve birkaç şey topladık ve birkaç küçük dinozor iskeleti bulduk.Tak jsme vyrazili ven a nasbírali celou hromadu malých.
Biz de çıktık ve birkaç şey topladık ve birkaç küçük dinozor iskeleti bulduk.Tak sme vyrazili von a nazbierali celú kopu malých.
Biz de çıktık ve birkaç şey topladık ve birkaç küçük dinozor iskeleti bulduk.Thế là chúng tôi ra ngoài và thu thập một đống các thứ và chúng tôi tìm thấy một đống những con nhỏ.
Biz de çıktık ve birkaç şey topladık ve birkaç küçük dinozor iskeleti bulduk.We gingen erop uit, verzamelden een hoop dingen en vonden een heleboel kleintjes.
Biz de çıktık ve birkaç şey topladık ve birkaç küçük dinozor iskeleti bulduk.Wir sind also losgezogen und haben einiges gesammelt und wir haben reichlich kleine Tiere gefunden.
Biz de çıktık ve birkaç şey topladık ve birkaç küçük dinozor iskeleti bulduk.Отидохме в чужбина и намерихме много динозаври, намерихме и много малки динозаври.
Biz de çıktık ve birkaç şey topladık ve birkaç küçük dinozor iskeleti bulduk.Что ж, мы постарались, собрали динозавров, и мы нашли множество маленьких динозавров.
Biz de çıktık ve birkaç şey topladık ve birkaç küçük dinozor iskeleti bulduk.אז יצאנו לשטח ואספנו הרבה ומצאנו הרבה מאד עצמות קטנות.
Biz de çıktık ve birkaç şey topladık ve birkaç küçük dinozor iskeleti bulduk.فخرجنا وجمعنا كمية من الاشياء ووجدنا كمية من الصغار
Biz de çıktık ve birkaç şey topladık ve birkaç küçük dinozor iskeleti bulduk.大量の子供の化石を見つけました 子供の化石はどこにでもあったので
Bu fikirlerden birisi, kütüphanenin merkezine bir balina iskeleti yerleştirmekti.Dan salah satu idenya adalah mengadakan rangka seekor ikan paus di tengah.
Bu fikirlerden birisi, kütüphanenin merkezine bir balina iskeleti yerleştirmekti.Ed una di queste era di fare questo scheletro di balena al centro.
Bu fikirlerden birisi, kütüphanenin merkezine bir balina iskeleti yerleştirmekti.Et une de ces idées était 'davoir ce squelette de baleine au milieu.
Bu fikirlerden birisi, kütüphanenin merkezine bir balina iskeleti yerleştirmekti.ואחד הרעיונות היה לשים שלד של לוויתן במרכז.
Bu iskeletin bir Homo Erectus a ait olduğu bağlantısını kurdum... ...çünkü o öldüğünde benimle aynı yaştaydı.Ik kon mij goed inleven met dit Homo erectus skelet, omdat ik dezelfde leeftijd had als hij toen hij stierf.
Bu iskeletin bir Homo Erectus a ait olduğu bağlantısını kurdum... ...çünkü o öldüğünde benimle aynı yaştaydı.저는 호모 에렉투스 두개골과 큰 관련이 있는데 왜냐하면 이 호모 에렉투스가 숨을 거둘 당시 나이와 제 나이가 같았기 때문입니다.
Bu iskeletin bir Homo Erectus a ait olduğu bağlantısını kurdum... ...çünkü o öldüğünde benimle aynı yaştaydı.Y me sentí relacionada con este esqueleto de Homo erectus, por que tenía la misma edad que yo cuando murió.
Bu iskeletin bir Homo Erectus a ait olduğu bağlantısını kurdum... ...çünkü o öldüğünde benimle aynı yaştaydı.Związałam się z nim wtedy emocjonalnie, ponieważ byłam mniej więcej w wieku, w którym on umarł.
Bu iskeletin bir Homo Erectus a ait olduğu bağlantısını kurdum... ...çünkü o öldüğünde benimle aynı yaştaydı.Θα μπορούσα να μπω στη θέση αυτού του σκελετού πολύ καλά, γιατί είχα την ίδια ηλικία με αυτόν όταν πέθανε.
Bu iskeletin bir Homo Erectus a ait olduğu bağlantısını kurdum... ...çünkü o öldüğünde benimle aynı yaştaydı.אני יכולתי להתחבר לשלד ההומו ארקטוס הזה מצוין, כי הוא היה בגילי כאשר הוא מת.
Bu iskeletin bir Homo Erectus a ait olduğu bağlantısını kurdum... ...çünkü o öldüğünde benimle aynı yaştaydı.ربما أتصل بهذا الهيكل العظمي للإنسان المنتصب القامة بشكل جيد للغاية، لأنني كنت في نفس العمر الذي توفى هو فيه.
Bu iskeletin bir Homo Erectus a ait olduğu bağlantısını kurdum... ...çünkü o öldüğünde benimle aynı yaştaydı.死んだ時の年齢が当時の私と同じだったからです 背は高く色黒の肌をしていたことでしょう
Bu kesik çimin kokusu. Şimdi, buradaki molekülün iskeleti.이건 풀 자른 냄새가 납니다. 이것은 분자의 뼈대입니다.
Bu kesik çimin kokusu. Şimdi, buradaki molekülün iskeleti.ריחות דשא קצוץ. וזה השלד של המולקולה.
Bu kesik çimin kokusu. Şimdi, buradaki molekülün iskeleti.رائحة قطعة العشب هذه . هذا يمثل الهيكل الأساسي للجزيئة.
Bu kesik çimin kokusu. Şimdi, buradaki molekülün iskeleti.水素原子をつけてやるとコンピュータ上で
Bu nükleotidler, iskeletin etrafında eşsiz bir biçimde sıralanırlar.Esses nucleótidos são posicionados ao longo desse esqueleto numa única ordem.
Bu nükleotidler, iskeletin etrafında eşsiz bir biçimde sıralanırlar.Estos nucleótidos se disponen en la columna de forma única.
Bu nükleotidler, iskeletin etrafında eşsiz bir biçimde sıralanırlar.Questi nucleotidi sono disposti sullo scheletro in un ordine unico.
Bu nükleotidler, iskeletin etrafında eşsiz bir biçimde sıralanırlar.Эти нуклеотиды насажены на остов в уникальной последовательности.
Buradaki bir Camarasaurus iskeleti, ayrışmış ama geometrisi yerindeE un fel de schelet trunchiat de Camarazaur, dar geometria e corectă.
Buradaki bir Camarasaurus iskeleti, ayrışmış ama geometrisi yerindeHay un esqueleto de Camarasaurio partido, pero su geometría es correcta.
Buradaki bir Camarasaurus iskeleti, ayrışmış ama geometrisi yerindeHier sieht man ein Camarasaurus-Skelett -- aber die Geometrie stimmt.
Buradaki bir Camarasaurus iskeleti, ayrışmış ama geometrisi yerinde축소한 키메라사우르스의 골격이지만 실제와 비율은 일치합니다.
Buradaki bir Camarasaurus iskeleti, ayrışmış ama geometrisi yerindeLo scheletro parziale del Camarasauro, ma la geometria è corretta.
Buradaki bir Camarasaurus iskeleti, ayrışmış ama geometrisi yerindeTo uproszczony szkielet kamarazaura, ale geometria się zgadza.
Buradaki bir Camarasaurus iskeleti, ayrışmış ama geometrisi yerindeVoici un type de squelette de Camarasaure tronqué, mais c'est géométriquement correct.
Buradaki bir Camarasaurus iskeleti, ayrışmış ama geometrisi yerindeИма някакъв вид отрязан скелет на Камарасаурус, но геометрично е правилен.
Buradaki bir Camarasaurus iskeleti, ayrışmış ama geometrisi yerindeТам показан усечённый скелет камаразавра, но размеры правильны.
Buradaki bir Camarasaurus iskeleti, ayrışmış ama geometrisi yerindeיש סוג של שלד חלקי של קמרוזאורוס, אבל הגאומטריה נכונה.
Buradaki bir Camarasaurus iskeleti, ayrışmış ama geometrisi yerindeو هذا هو هيكل عظمي مبتور لديناصور ال (كاماراسوراس) و لكن هندسته صحيحة
Buradaki bir Camarasaurus iskeleti, ayrışmış ama geometrisi yerinde配置は正確です 生物学的に似せるため
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.A questo punto possiamo inserire le cellule nel fegato conservando le ramificazioni dei vasi sanguigni.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.Chúng tôi sẽ phủ đầy khung xương này với tế bào, mà vẫn bảo vệ những mạch máu.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.Depois, podemos impregnar o fígado com células, preservando a árvore de vasos sanguíneos.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.En dan kunnen we die lever weer laten volgroeien met cellen, en zo de bloedvatenboom behouden.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.그런 다음 이 간에 세포를 재주입할 수 있습니다. 전체 혈관 구조를 그대로 유지하면서 말입니다.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.Możemy wtedy zapełnić ją ponownie innymi komórkami, zachowując naturalne naczynia krwionośne.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.Pak můžeme zalít játra novými buňkami, zachovajíc cévní systém.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.Şi apoi putem re-îmbiba ficatul cu celule, păstrând arborescenţa vaselor sanguine.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.Wir perfundieren die Leber dann wieder mit Zellen, und erhalten damit den Gefäßverlauf.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.Y entonces podemos volver a inundar el hígado de células preservando el árbol de vasos sanguíneos.