Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.Και έπειτα μπορούμε να διαποτίσουμε ξανά το ήπαρ με κύτταρα, διατηρώντας το αγγειακό δένδρο.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.Затем мы можем сделать перфузию печени клетками, сохранив дерево кровеносных сосудов.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.И тогава може отново да запълним черния дроб с клетки, запазвайки разклоненията на кръвоносните съдове.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.ואז ניתן להזליף עליו תאים תוך שימור של עץ כלי הדם.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.بعد ذلك نقوم بإعادة ملء الكبد بالخلايا، محافظين على تفرعات الأوعية الدموية.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.再び細胞で埋めます 最初 患者自身の血管細胞を
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.Bạn có thể cầm lá gan trên tay, nhưng nó không hề có tế bào, chỉ là khung xương của lá gan.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.Îl poţi ţine ca pe un ficat, dar nu are celule; e doar un schelet al ficatului.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.Je kan het vasthouden als een lever, maar het bevat geen cellen meer, het is gewoon een skelet van een lever.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.손으로 들어보면 간 같지만 세포는 없습니다. 그냥 간의 골격일 뿐이죠.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.Możesz traktować ją jako wątrobę ale nie ma ona komórek -- jest to tylko jej szkielet.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.Můžete je držet jako játra, ale tento orgán nemá žádné buňky, je to jen kostra jater.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.Podemos segurar nele como um fígado, mas não tem células, é apenas o esqueleto de um fígado.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.Se lo puede sostener como a un hígado pero no tiene células; es sólo el esqueleto de un hígado.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.Vi può sembrare un fegato ma non vi sono cellule; è solo l'impalcatura di un fegato.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.Vous pouvez le tenir comme un foie, mais il n'a aucune cellule; ce n'est que le squelette d'un foie.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.Μπορεί να θεωρηθεί ήπαρ, αλλά δεν έχει καθόλου κύτταρα, είναι απλά ένας ηπατικός σκελετός.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.Вы держите в руках как бы печень, но у неё нет клеток, это только скелет печени.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.Можете да го държите като черен дроб, но няма клетки, то е само един скелет на черния дроб.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.יש לו צורה של כבד אבל אין בו תאים. זהו שלד של כבד.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.يمكنك أن تمسكها كما تمسك الكبد، ولكنها خالية من الخلايا؛ إنها مجرد هيكل الكبد.
Elinize aldığında karaciğere benziyor, ama içinde hüç hücre yok, sadece karaciğerin iskeleti var.細胞のない 形だけの肝臓です その肝臓を 血管樹を維持したまま
Endüstri ortağımız ile birlikte bu cihazı yani bu yeni dış-iskeleti bu yıl piyasaya sürmeye hazırız.Đối tác công nghiệp của chúng tôi giới thiệu thiết bị này, bộ xương ngoài này trong năm nay.
Endüstri ortağımız ile birlikte bu cihazı yani bu yeni dış-iskeleti bu yıl piyasaya sürmeye hazırız.이 새로운 외골격 장비를 판매할 준비가 되어 있습니다.
Endüstri ortağımız ile birlikte bu cihazı yani bu yeni dış-iskeleti bu yıl piyasaya sürmeye hazırız.Nasz partner przemysłowy jest gotowy by wprowadzić egzoszkielety na rynek w tym roku.
Endüstri ortağımız ile birlikte bu cihazı yani bu yeni dış-iskeleti bu yıl piyasaya sürmeye hazırız.Vi är redo med vår industripartner att introducera den här enheten, det här nya exoskelettet detta år.
Endüstri ortağımız ile birlikte bu cihazı yani bu yeni dış-iskeleti bu yıl piyasaya sürmeye hazırız.Ми з нашим промисловим партнером готові представити цей прилад, цей новий екзоскелет у цьому році.
Endüstri ortağımız ile birlikte bu cihazı yani bu yeni dış-iskeleti bu yıl piyasaya sürmeye hazırız.להציג השנה את המכשיר הזה, השלד-המכני החדש הזה.
Endüstri ortağımız ile birlikte bu cihazı yani bu yeni dış-iskeleti bu yıl piyasaya sürmeye hazırız.لكي نقدم هذا الجهاز كهيكل انسان خارجي هذا العام
Endüstri ortağımız ile birlikte bu cihazı yani bu yeni dış-iskeleti bu yıl piyasaya sürmeye hazırız.年内に世に送り出す用意ができています 本当に本当なのです
Ezdiğim bu camın parçaları gördüğünüz gibi evin ana iskeletini oluşturuyor.Also zerbrach ich diese Glasscherben, die, wie Sie sehen können, das ist der tatsächliche Rahmen des Hauses.
Ezdiğim bu camın parçaları gördüğünüz gibi evin ana iskeletini oluşturuyor.Asa ca am strivit aceste bucati de sticla. Care, asa cum puteti sa vedeti, compun scheletul casei.
Ezdiğim bu camın parçaları gördüğünüz gibi evin ana iskeletini oluşturuyor.Dus ik verbrijzelde die stukken glas. Zoals je kunt zien, is dat het geraamte van het huis.
Ezdiğim bu camın parçaları gördüğünüz gibi evin ana iskeletini oluşturuyor.Então eu esmagava estes pedaços de vidro, que, como podem ver, formam a estrutura da casa.
Ezdiğim bu camın parçaları gördüğünüz gibi evin ana iskeletini oluşturuyor.Entonces yo rompí estos trozos de vidrio. Que, como pueden ver, es el armazón real de la casa.
Ezdiğim bu camın parçaları gördüğünüz gibi evin ana iskeletini oluşturuyor.J'écrasais donc ces morceaux de verre. Qui, comme vous pouvez le voir, sont la structure de la maison.
Ezdiğim bu camın parçaları gördüğünüz gibi evin ana iskeletini oluşturuyor.그렇게 잘게 부서진 유리 조각들이 여기 보시다시피 이 집의 실제 뼈대가 되었고요.
Ezdiğim bu camın parçaları gördüğünüz gibi evin ana iskeletini oluşturuyor.Quindi frantumai questi pezzi di vetro. E, come vedete, sono loro che danno forma alla casa.
Ezdiğim bu camın parçaları gördüğünüz gibi evin ana iskeletini oluşturuyor.Rozgniotłem więc je. Które, jak widać, tworzą właściwy szkielet domu.
Ezdiğim bu camın parçaları gördüğünüz gibi evin ana iskeletini oluşturuyor.Thế nên tôi nhấn những miếng thủy tinh, như bạn có thể nhìn thấy, đó chính là khung của ngôi nhà.
Ezdiğim bu camın parçaları gördüğünüz gibi evin ana iskeletini oluşturuyor.Tie som ešte viac rozdrvil a z nich je, ako vidíte, konštrukcia domu.
Ezdiğim bu camın parçaları gördüğünüz gibi evin ana iskeletini oluşturuyor.И така, трошах тези парчета стъкло. Които, както виждате, всъщност това е рамката на къщата.
Ezdiğim bu camın parçaları gördüğünüz gibi evin ana iskeletini oluşturuyor.Итак, я разбивал эти куски стекла. Они, как вы видите, стали самим каркасом дома.
Ezdiğim bu camın parçaları gördüğünüz gibi evin ana iskeletini oluşturuyor.וכך כתשתי את חתיכות הזכוכית האלה. וכפי שאתם יכולים לראות, הן המסגרת של הבית.
Ezdiğim bu camın parçaları gördüğünüz gibi evin ana iskeletini oluşturuyor.وقمت بسحق قطع الزجاج هذه والتي كما تلاحظون تشكل هيكل البيت
Ezdiğim bu camın parçaları gördüğünüz gibi evin ana iskeletini oluşturuyor.ここでわかるように 家のフレームにしたのさ 屋根は本物の繊維だ
Fakat Tabii ki, yumuşak dokunun hepsi çürümüş... ...ve iskeletin kendisinden... ...sınırlı bilgi edinilebilir.물론 뼈를 제외한 연조직은 분해되어 버렸죠. 뼈 자체는 제한적인 건강 정보를 담고 있습니다.
Fakat Tabii ki, yumuşak dokunun hepsi çürümüş... ...ve iskeletin kendisinden... ...sınırlı bilgi edinilebilir.Maar alle zachte weefsels zijn natuurlijk vergaan en het skelet zelf bevat beperkte gezondheidsinformatie.
Fakat Tabii ki, yumuşak dokunun hepsi çürümüş... ...ve iskeletin kendisinden... ...sınırlı bilgi edinilebilir.Ma ovviamente, i tessuti si sono decomposti, e il solo scheletro contiene limitate informazioni sulla salute.
Fakat Tabii ki, yumuşak dokunun hepsi çürümüş... ...ve iskeletin kendisinden... ...sınırlı bilgi edinilebilir.Mas, certamente, todo o tecido mole foi decomposto, e o esqueleto em si tem informação limitada sobre a saúde.
Fakat Tabii ki, yumuşak dokunun hepsi çürümüş... ...ve iskeletin kendisinden... ...sınırlı bilgi edinilebilir.Samozřejmě veškerá měkká tkáň je rozložena a kostra samotná obsahuje jen omezenou informaci o zdraví.
Fakat Tabii ki, yumuşak dokunun hepsi çürümüş... ...ve iskeletin kendisinden... ...sınırlı bilgi edinilebilir.Конечно, все мягкие ткани уже разложились, а сам скелет несёт мало информации о здоровье.
Fakat Tabii ki, yumuşak dokunun hepsi çürümüş... ...ve iskeletin kendisinden... ...sınırlı bilgi edinilebilir.Та, звісно, усі м'які тканини розклалися, а сам скелет містить обмежену інформацію про здоров'я.
Fakat Tabii ki, yumuşak dokunun hepsi çürümüş... ...ve iskeletin kendisinden... ...sınırlı bilgi edinilebilir.،ولكن وبطبيعة الحال، كل الأنسجة الرخوة قد تحللت والهيكل العظمي نفسه .يحمل معلومات صحية محدودة
Fakat Tabii ki, yumuşak dokunun hepsi çürümüş... ...ve iskeletin kendisinden... ...sınırlı bilgi edinilebilir.骨格自体から得られる 健康の情報は限られています ミイラは素晴らしい情報源ですが
G.M. Opel bunu biyonik arabasının içindeki resimde gördüğünüz iskeleti oluşturmak için kullandı.A G.M. Opel usou-as para criar este esqueleto que vemos, naquilo a que chamaram o seu carro biónico.
G.M. Opel bunu biyonik arabasının içindeki resimde gördüğünüz iskeleti oluşturmak için kullandı.De hecho G.M. Opel lo utilizó para crear ese esqueleto que ves ahí, en lo que llaman su coche biónico.
G.M. Opel bunu biyonik arabasının içindeki resimde gördüğünüz iskeleti oluşturmak için kullandı.Faktisk brugte G.M. Opel det til at lave skelettet I kan se, i det der kaldes deres bioniske bil.
G.M. Opel bunu biyonik arabasının içindeki resimde gördüğünüz iskeleti oluşturmak için kullandı.Firma Opel wykorzystała to do utworzenia tego szkieletu, w tzw. "samochodzie bionicznym".
G.M. Opel bunu biyonik arabasının içindeki resimde gördüğünüz iskeleti oluşturmak için kullandı.G.M. Opel le ha usate per creare lo scheletro che vedete, in quella che si chiama auto bionica.