Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü? Bundan daha iğrenç şeyler de göreceksin›› dedi.Y me dijo: "¿Has visto, oh hijo de hombre? Todavía volverás a ver abominaciones aun mayores que éstas.
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü? Bundan daha iğrenç şeyler de göreceksin›› dedi.Και ειπε προς εμε, Ειδες, υιε ανθρωπου; Στρεψον ετι θελεις ιδει μεγαλητερα βδελυγματα παρα ταυτα.
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü? Bundan daha iğrenç şeyler de göreceksin›› dedi.И рече ми: Видя ли, сине човешки? Ще видиш още пак и по-големи мерзости от тия.
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü? Bundan daha iğrenç şeyler de göreceksin›› dedi.и сказал мне: видишь ли, сын человеческий? обратись, и еще увидишь большие мерзости.
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü? Bundan daha iğrenç şeyler de göreceksin›› dedi.ויאמר אלי הראית בן אדם עוד תשוב תראה תועבות גדלות מאלה׃
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü? Bundan daha iğrenç şeyler de göreceksin›› dedi.فقال لي أرأيت هذا يا ابن آدم. بعد تعود تنظر رجاسات اعظم من هذه
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü? Bundan daha iğrenç şeyler de göreceksin›› dedi.他 對 我 說 、 人 子 阿 、 你 看 見 了 麼 . 你 還 要 看 見 比 這 更 可 憎 的 事
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü? Bundan daha iğrenç şeyler de göreceksin›› dedi.他 對我說 、 人子 阿 、 你 看見了麼 . 你 還要 看 見比這 更 可憎 的 事
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü?›› diye sordu. Daha sonra beni ırmağın kıyısına geri getirdi.Allora egli mi disse: «Hai visto, figlio dell'uomo?». Poi mi fece ritornare sulla sponda del fiume
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü?›› diye sordu. Daha sonra beni ırmağın kıyısına geri getirdi.A povedal mi: Či si videl, synu človeka? A pojal ma a doviedol ma zpät na breh potoka.
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü?›› diye sordu. Daha sonra beni ırmağın kıyısına geri getirdi.Bấy giờ người bảo ta rằng: Hỡi con người, có thấy không? Rồi người đem ta trở lại nơi bờ sông.
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü?›› diye sordu. Daha sonra beni ırmağın kıyısına geri getirdi.Bấy_giờ người bảo ta rằng : Hỡi con_người , có thấy không ? Rồi người đem ta trở_lại nơi bờ sông .
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü?›› diye sordu. Daha sonra beni ırmağın kıyısına geri getirdi.Da sagde han til mig: "Har du set det, Menneskesøn?" Og han førte mig tilbage langs Strømmens Bred.
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü?›› diye sordu. Daha sonra beni ırmağın kıyısına geri getirdi.El mi -a zis: ,,Ai văzut, fiul omului?`` Şi m'a luat şi m'a adus înapoi pe malul rîului.
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü?›› diye sordu. Daha sonra beni ırmağın kıyısına geri getirdi.E me perguntou: Viste, filho do homem? Então me levou, e me fez voltar � margem do rio.
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü?›› diye sordu. Daha sonra beni ırmağın kıyısına geri getirdi.És monda nékem: Láttad-é, embernek fia? És visszavezete engem a folyó partján.
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü?›› diye sordu. Daha sonra beni ırmağın kıyısına geri getirdi.Hij zei mij te onthouden wat ik had gezien en nam mij mee terug langs de oever.
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü?›› diye sordu. Daha sonra beni ırmağın kıyısına geri getirdi.Il me dit: As-tu vu, fils de l`homme? Et il me ramena au bord du torrent.
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü?›› diye sordu. Daha sonra beni ırmağın kıyısına geri getirdi.In mi reče: Sin človečji, si li to videl? In me je zopet peljal nazaj na breg reke.
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü?›› diye sordu. Daha sonra beni ırmağın kıyısına geri getirdi.그가 내게 이르시되 인자야 네가 이것을 보았느냐 하시고 나를 인도하여 강가로 돌아가게 하시기로
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü?›› diye sordu. Daha sonra beni ırmağın kıyısına geri getirdi.Niin hän kysyi minulta: "Oletko nähnyt, ihmislapsi?" ja kuljetti minua ja toi takaisin pitkin virran rantaa.
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü?›› diye sordu. Daha sonra beni ırmağın kıyısına geri getirdi.Og han sa til mig: Har du sett det, menneskesønn? Og han førte mig tilbake igjen langs bekkens bredd.
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü?›› diye sordu. Daha sonra beni ırmağın kıyısına geri getirdi.Tedy řekl mi: Viděl-lis, synu člověčí? I vedl mne, a posadil mne na břeh toho potoka.
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü?›› diye sordu. Daha sonra beni ırmağın kıyısına geri getirdi.Tedy rzekł do mnie: Widziałżeś, synu człowieczy? I wywiódł mię, i obrócił mię na brzeg onego potoku.
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü?›› diye sordu. Daha sonra beni ırmağın kıyısına geri getirdi.Y me preguntó: "¿Has visto, oh hijo de hombre?" Después me condujo y me hizo volver a la ribera del río
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü?›› diye sordu. Daha sonra beni ırmağın kıyısına geri getirdi.Και ειπε προς εμε, Ειδες, υιε ανθρωπου; Τοτε με εφερε και με επεστρεψεν εις το χειλος του ποταμου.
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü?›› diye sordu. Daha sonra beni ırmağın kıyısına geri getirdi.И рече ми: Видя ли, сине човешки? Тогава като ме заведе върна ме към брега на реката.
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü?›› diye sordu. Daha sonra beni ırmağın kıyısına geri getirdi.И сказал мне: „видел, сын человеческий?" и повел меня обратно к берегу этого потока.
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü?›› diye sordu. Daha sonra beni ırmağın kıyısına geri getirdi.ויאמר אלי הראית בן אדם ויולכני וישבני שפת הנחל׃
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü?›› diye sordu. Daha sonra beni ırmağın kıyısına geri getirdi.وقال لي أرأيت يا ابن آدم. ثم ذهب بي وارجعني الى شاطئ النهر.
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü?›› diye sordu. Daha sonra beni ırmağın kıyısına geri getirdi.他 對 我 說 、 人 子 阿 、 你 看 見 了 甚 麼 . 他 就 帶 我 回 到 河 邊
Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü?›› diye sordu. Daha sonra beni ırmağın kıyısına geri getirdi.他 對我說 、 人子 阿 、 你 看 見 了 甚麼 . 他 就帶 我 回到 河邊
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.Damas y caballeros, al mirar este fusil, nos enfrentamos al lado oscuro del género humano.
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.Dames en heren, het zien van dit wapen confronteert ons met de donkere kant van de menselijke geest.
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.Dámy a pánové, dívajíc se na tuto pušku jsme konfrontováni s ohyzdnou stránkou lidské mysli.
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.Doamnelor și domnilor, privind această armă, vedem partea urâtă a minții umane.
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.Hölgyeim és uraim, erre a fegyverre tekintve az emberi elme sötét oldalával találjuk magunkat szemben.
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.여러분, 이 총을 보면, 우리는 인간의 마음에 있는
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.Mesdames et Messieurs, en regardant ce fusil, nous sommes confrontés au côté hideux de l'esprit humain.
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.Mine damer og herrer, når vi ser på dette våben konfronteres vi med menneskelighedens mørke side.
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.Panie i panowie, patrząc na tę broń, stawiamy czoła ohydnej stronie ludzkiego umysłu.
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.Senhoras e senhores, ao olhar para esta arma, nós somos confrontados com o lado feio da mente humana.
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.Signore e signori, guardando questo fucile pensiamo al lato oscuro del genere umano.
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.Thưa quí vị, nhìn vào cây súng này, chúng ta đang đối mặt với mặt xấu của con người.
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.Κυρίες και κύριοι, αντικρίζοντας αυτό το όπλο ερχόμαστε αντιμέτωποι με την άσχημη πλευρά της ανθρώπινης φύσης.
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.Дами и господа, гледайки това оръжие, ние сме изправени срещу грозната страна на човешкия ум.
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.Пані та панове, дивлячись на цю зброю, ми бачимо огидний бік людського розуму.
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.גבירותיי ורבותיי, כאשר מסתכלים על רובה זה, אנו עומדים בפני
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.سيداتي سادتي بالنظر الى هذه البندقية نحن نواجه
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.この銃を見てください 我々は 人の心の醜い側面と 対峙しています
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.Als ich zur Schule ging, definierte man uns als Menschen, die Werkzeughersteller.
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.A scuola insegnavano che l'uomo era tale perché sapeva creare strumenti.
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.Az iskolában, magunkat mint "az eszközkészítő ember definiáltuk".
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.Cînd eram studentă, definiția era "omul, specia care face unelte".
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.Cuando estaba en la escuela, nos definíamos como 'hombre, el fabricante-de-herramientas'.
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.Da jeg var i skole, blev vi defineret som mennesket, redskabsmageren.
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.Když jsem chodila do školy, člověk byl definován jako výrobce nástrojů.
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.제가 학교에 있을 당시만해도 인간을 도구를 만드는 자로 정의했습니다.
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.Minun kouluaikoinani meidät määriteltiin "ihminen, työkalujen tekijä."
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.När jag gick i skolan definierades människan som den som tillverkar verktyg.