Ana içeriğe geç
Sözlük

insanlarda ile cümle

insanlarda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
İnsanlardan daha iyi yürüyebilir.Ήταν περισσότερο ικανός να προσελκύσει κόσμο.
Ayrıca Tony'e 'Bunu kesinlikle yapacağız!' diyerek diğer yaşayan tüm insanlardan daha çok işkence ettim.Επίσης, ψηφίσθηκε ως «ο άνθρωπος που περισσότερο από οποιονδήποτε άλλον συμβολίζει την Αυστραλία».
Daha az olarak diğer memeli ve insanlarda da görülür.Λιγότερη εμφάνιση στους ανθρώπους και στον γύρω κόσμο.
Bugün bile insanlarda ölüme sebep olmaktadır.Φαινόμενο που στη σύγχρονη εποχή προκάλεσε ακόμη και θανάτους.
Çoğu diğer türler gibi, insanlarda da cinsiyet oranı yaklaşık olarak bire birdir.Όπως και τα περισσότερα πρωτεύοντα, οι άνθρωποι είναι κοινωνικοί από τη φύση τους.
İnsanlarda bu hastalığın önlenmesi, hayvanların bu hastalığa karşı aşılanmasıyla sağlanmaktadır.Η πρόληψη της νόσου στους ανθρώπους γίνεται μέσω εμβολιασμού των ζώων ενάντια στη νόσο.
Artık insanlardan farksız hale gelmişlerdi.Men menneskene drives bort.
Genellikle, insanlarda 20 adet süt dişi ve 32 adet kalıcı diş bulunur.Mennesket har 20 mælketænder og 32 blivende tænder.
İnsan varlığından çabucak etkilenirler ve yakınlarda bulunan insanlardan ürkerek yuvalarını terkedebilirler.Bogen formaner mennesket til at være gudsfrygtigt, og at det vil gå de ugudelige som fortjent.
İnsanlarda ince bağırsak üç kısma ayrılır: duodenum, jejunum, ileum.Normalt inddeler man tyndtarmen i tre stykker med de latinske navne: duodenum, jejunum og ileum.
Ancak birkaç yıl sonra heteroseksüel insanlarda da görülmeye başlandı.Men efter et par år, åbnede man også op for menighedsmedlemsskaber.
İnsanlardan daha iyi yürüyebilir.Han kunne motivere folk.
Güney Sudan'daki nüfus çoğunlukla Hıristiyan ve Nilotik insanlardan oluşur.Den sydlige sudanesiske befolkning er overvejende kristne eller har en traditionel animistiske tro.
İnsanlarda Creutzfeldt-Jakob hastalığının bir çeşidine (vCJD) neden olduğu düşünülmektedir.Sygdommen kan sammenlignes med Creutzfeldt-Jakobs sygdom.
Gösteri İnsanlarda ve hayvanlarda birlikte yaşaması olacak arasındaki etkileşimleri üzerinde duruluyor.Kanalen fokuserer på at fremhæve forholdet mellem mennesker og dyr.
İnsanlarda bir çiftleşme sırasında yaklaşık 150-200 milyon sperm salınır.Sandsynligvis lever der ca. 150-200 mennesker i landet med syndromet.
İnsanlarda çoğu enfeksiyon semptomsuzdur ve latent enfeksiyon olarak kalır.De fleste infektioner er asymptomatiske og latente.
İnsanlardan uzun yaşarlar ama ölümsüz değillerdir.De lever længere end mennesker, men har ikke elvernes evige liv.
Toplumlarında bir çeşit gizemli bulaşmadan korkan insanlardan çekinmektedirler.De var veldig i slekt med haradrim, et annet folk som var fryktet av de krigerske mûmakilene (olifanter).
İnsanlarda yapılmış kontrollü araştırma yoktur.Det har imidlertid ikke blitt utført dybdeundersøkelser på mennesker.
O, her yerde yalnızlığı arıyor, insanlardan ve Tanrılardan kaçıyordu.Hun bodde i skogen og avslo elskov fra alle menn og guder.
Maine'in nüfusunun %95'ten fazlası beyaz ırktan insanlardan oluşur.Over 98 % av befolkningen i Maine er hvite.
İnsanlarda bu hastalığın önlenmesi, hayvanların bu hastalığa karşı aşılanmasıyla sağlanmaktadır.Dette gjelder spesielt hos menn siden kvinner blir vaksinert mot denne sykdommen.
Altın hazineleri çalan tek gözlü insanlardan oluşmaktadır.Den ble Ronstadts eneste gullselgende single.
Cücelik hayvanlarda, insanlarda ve bitkilerde meydana gelebilir.Slik sykdom kan oppstå hos mennesker, dyr eller planter.
İnsanlarda gebelik sırasında artan miktarda progesteron üretilir.Hos mennesker ses økende mengder progesteron i løpet av graviditeten.
Tamamlanmamış görevinde, o büyüleri arttıran kişidir, o diğer insanlardan hızlı ve güçlüdür.Han er en lett syklist (56 kilo), noe som gir han en stor fordel i klatreetapper.
Bu enfeksiyonlar antik çağlardan beri insanlarda görülmektedir.Tuberkulose har vært funnet hos mennesker siden forhistorisk tid.
Mycobacterium lepra : İnsanlarda cüzzam hastalığına neden olur.Mycobacterium leprae som forårsaker spedalskhet.
Bu hastalık tarih boyunca insanlarda görülmüştür.De siste årene er derimot sykdommen også påvist hos mennesker.
İnsanlarda da amigdalanın pek çok ruhsal bozuklukla ilişkisi saptanmıştır.For mange spiller psykisk uro også inn.
İsrail nüfusunun %4'ü Yahudi soyundan gelen fakat Yahudi olmayan insanlardan oluşur.Den etniske andelen av byen var for det meste jødisk og andre ikke-arabere.
İnsanlarda kendi ekseni etrafında 2,5 dönüş yapar.Det tilsvarer om lag 2,5 ganger rundt Ekvator.
Artık insanlardan korkmayın, Benden korkun ve Benim ayetlerimi birkaç paraya değişmeyin!Karena itu janganlah kamu takut kepada manusia, (tetapi) takutlah kepada-Ku.
Fitosteroller insanlarda kolesterolu %15 oranında azaltabilirler.Sterols dapat mengurangi kolesterol pada manusia hingga 15%.
İnsanlardan kaynaklanan alan dönüşümünün toplamı %39-%50 arası değişiyor.Diperkirakan jumlah lahan yang diubah oleh manusia antara 39%-50%.
Kendimi diğer insanlardan farklı hissettiğime inanmıyorum.Aku tak meyakini bahwa dia merasa berbeda dari orang lain.
Kur'an'ı Kerim'e göre rasuller insanlardan,cinlerden,meleklerden seçilebilir.Para Nabi dan Rasul seluruhnya dari bangsa Manusia, bukan dari kalangan Jin dan Malaikat.
Bunun üzerine Tupã, Xandoré’yi, insanlardan nefret eden şeytanı çağırmış.Ta'awudz adalah doa yang dibaca setelah takbiratul ihram yang isinya adalah meminta perlindungan dari setan.
Bu enfeksiyonlar antik çağlardan beri insanlarda görülmektedir.Infeksi ini telah ada pada manusia sejak zaman kuno.
Bazen, sivrisinekler de insanlardan dang kapabilir.Terkadang, nyamuk juga tertular dengue dari manusia.
Diğer virüslerde aynı aileye aittir ve insanlarda hastalıklara sebep olur.Virus lainnya juga merupakan bagian dari famili yang sama dan menyebabkan penyakit pada manusia.
Anılar yalnızca insanlardan olmak zorunda değildir, Dumbledore bir ev cini olan Hokey'den de anı almıştır.Ingatan tidak terbatas hanya dengan manusia, karena Hokey si peri rumah memberi Dumbledore ingatan juga.
Migrenli insanlarda uzun süreli prognoz değişkenlik gösterir.Prognosis jangka panjang pada orang-orang dengan migrain bervariasi.
Yabanî mandalar genelde insanlardan uzak durur ve insanlardan kaçarlar.Dalam sebagian besar penglihatan, beruang biasanya menghindar dan melarikan diri dari manusia.
Preston, "Beşinci Beatle" olarak görülen insanlardan biriydi.Ia kadang disebut sebagai "the fifth Beatle".
Jim kalpleri ve ruhları kazanmak için zamanı olan insanlardan değil," şeklinde ifade etmiştir.Tetapi Aku akan mengeraskan hatinya, sehingga ia tidak membiarkan bangsa itu pergi."
Oyunda, bu akın eden insanlardan biri kontrol edilmektedir.Band ini bermain di dalam sebuah galian yang ditonton oleh orang-orang.
Bu insanlardan dinlediklerinin izlerini yazdığı kitaplarda kolayca görmek mümkündür.Dalam buku-buku yang ditulisnya itu tampak pandangan Mintaredja yang bersifat moderat tentang Islam.
Bu hipoteze göre engellenme süreçleri insanlarda saldırgan davranma eğilimi açığa çıkartır.Ia menunjukkan bahwa dorongan libidinal ini dapat bertentangan dengan perilaku yang beradab.
Hepatit C, uzun yıllar boyunca enfekte olmuş insanlarda, siroz ve karaciğer kanserinin başlıca sebebidir.Hepatitis C menyebabkan sirosis dan kanker hati pada orang yang telah terinfeksi selama bertahun-tahun.
Eşey kromozomları insanlarda bulunan 23 homolog çiftin biridir.Kromosom 2, adalah salah satu dari 23 pasangan kromosom yang terdapat pada manusia.
Bazı insanlarda aynı anda her ikisinin de semptomatik formları görülebilir.Beberapa orang tertentu dapat menunjukkan versi simtomatis keduanya.
Kendimi diğer insanlardan farklı hissettiğime inanmıyorum.Tôi không tin rằng cảm giác của tôi khác những người khác.
İnsanlarda enfeksiyona 20’den fazla Leishmania türü sebep olur.Bệnh ở người do hơn 20 loài Leishmania gây ra.
Bu yüzden, bu hastalığın bir alanda varlığını sürdürebilmesi için insanlarda her sene tekrarlanması gerekir.Vì vậy bệnh phải xảy ra hàng năm ở người thì mới có thể lưu hành trong vùng.
Güney Avustralya, yerleşimcilerinin tümüyle özgür insanlardan oluştuğu tek Avustralya eyaletidir.Nam Úc là bang duy nhất tại Úc mà người định cư hoàn toàn có thân phận tự do.
Leptospira'nın 13’e varan sayıda genetik türü insanlarda hastalığa yol açabilir.Có đến 13 loại khuẩn Leptospira khác nhau có thể gây bệnh cho người.
Ayrıca 20 ila 64 yaş arasındaki insanlarda körlüğün önde gelen nedenidir.Nó cũng là nguyên nhân chính dẫn đến mù lòa đối với những người từ 20 đến 64 tuổi.
Bu hastalık tarih boyunca insanlarda görülmüştür.Bệnh đã xảy ra ở người trong suốt chiều dài lịch sử.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod